|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| S O N D A K İ K A | 4 NİSAN 2006 SALI | ||
|
|
Konut edindirme yardımları hak sahiplerine ödenecek
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 1987 ile 1995 yılları arasında çalışanlardan kesilen Konut Edindirme Yardımı'nın (KEY) hak sahiplerine ödeneceğini açıkladı.
Bu rakamın büyüklüğüne işaret eden Erdoğan, bunun yılların sorunu olduğunu, ana muhalefet ve muhalefetin bu sorunda taksiratları bulunduğunu vurguladı. "Yeni bir şey daha var. Çalışanların mağdur edildiği başka bir sorun...." diyen Erdoğan, gündemde olmamasına rağmen kendilerinin bunu gündeme getirdiklerini, çalışanlardan zorla kesilen ve nereye gittiği bile belli olmayan Konut Edindirme Yardımı (KEY) kesintilerini de Hükümet olarak hak sahiplerine ödemeyi kararlaştırdıklarını bildirdi. 19 yıllık bir sorunu ortadan kaldıracaklarını kaydeden Erdoğan, KEY kesintilerinin, ev sahibi olmayan çalışanları adına işverenleri tarafından ücretlerine ek olarak 1987 yılından 1995'e kadar Emlak Bankası'na yatırılan paranın bir kısmının da belli olmadığını söyledi. BAŞVURU İÇİN 6 AYLIK SÜRE Ortaya çıkan ciddi aksaklıklar nedeniyle çok az çalışanın bundan yararlandığını ve o tarihten beri vatandaşların hakkı olan bu yardımın hak sahiplerine ödenmediğini hatırlatan Erdoğan, bu konuda bir kanun taslağı hazırladıklarını ifade etti. Taslakla, hak sahiplerinin tasfiye halinde olan Emlak Bankası Anonim Şirketi'ne bildirimi için 6 aylık süre verdiklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu: "6 aylık süre veriyoruz. Çünkü bunun kaydı kuydu yok. Bu süre Bakanlar Kurulu'nca sadece bir defaya mahsus olmak kaydıyla 3 ay uzatılabilecek. Tasfiye halinde Emlak Bankası, hak sahiplerinin nemasıyla birlikte toplam alacaklarını, bildirimi izleyen 2 ay içinde sonuçlandıracak ve ödemelere başlayacak. Hak sahiplerinin nema tutarları, daha önce kanun ve kararnamelerde düzenlendiği gibi, mevduat faizleri ve Emlak Gayrı Menkul Yatırım Ortaklığı hisselerindeki değer artışı dikkate alınarak hesaplanacak. Hak sahiplerine yapılacak ödemeler, nakit veya talep edilmesi halinde aynı tutarda Emlak Gayrı Menkul Yatırım Ortaklığı A.Ş hissesi verilerek yapılacak. Alternatiflerimiz bunlar..." Erdoğan, hazırlanan yasa taslağının en kısa sürede Bakanlar Kurulu'nca onaylanarak TBMM'ye sevk edileceğini söyledi. Yapılan çalışmanın, 1987-1995 arasında adlarına KEY yatırılmış yaklaşık 6 milyon çalışanı kapsadığına işaret eden Erdoğan, "Taaa, 1987'den itibaren iktidarda olanlar, bunun hesabını verecekler. Bundan sonra gelenler, bunun hesabını bu millete vermelidirler" dedi. "TÜRKİYE EKONOMİSİ, İSTİKRARLI BÜYÜYOR" AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ekonomisinin, tarihinde ilk kez 16 çeyrek üst üste büyüdüğünü belirterek, "Ekonomik başarılara kulp takmak için kırk dereden su getirenler var. Onlar su getirmeye devam etsin" dedi. Türkiye ekonomisinin AK Parti hükümetiyle girmiş olduğu büyüme sürecini hız kesmeden, ivme kaybetmeden, heyecanını yitirmeden sürdürdüğünü belirten Erdoğan, geçen hafta 2005 yılı son çeyrek büyüme oranlarının açıklandığını; böylece 2005 yılının tamamına ilişkin büyüme rakamlarının öğrenilmiş olduğunu bildirdi. Türkiye ekonomisinin, 2005 yılında da tıpkı 2003 ve 2004 yıllarında olduğu gibi hedefleri aşarak, GSMH'de yüzde 7.6 oranında büyüme kaydettiğine işaret eden Erdoğan, "Ekonomimiz, tarihinde ilk defa, 16 çeyrek üst üste büyüdü. Yine bu büyüme oranları, bir ilkin daha gerçekleşmesine neden oldu" dedi. İktidara geldiklerinde, "5 yılın sonunda, kişi başına milli geliri 5 bin dolara ulaştıracağız" diye söz verdiklerine dikkati çeken Erdoğan, şu anda 2005 yılı sonu itibariyle vaat ettiklerini, 5 bin 8 dolarla gerçekleştirmiş olduklarını vurguladı. Başbakan Erdoğan, AB'nin yeni hesaplama yöntemlerini buna katmadıklarını, bu konu üzerindeki çalışmalar bittiği zaman bu oranının çok daha farklı şekilde olumlu gerçekleştiğinin görüleceğini ifade etti. Erdoğan, 2004 yılında yüzde 9.9 büyüme oranıyla, "en hızlı büyüyen ekonomiler" arasında yerini alan Türkiye'nin, 2005 yılında da en hızlı ve en sağlıklı büyüyen ekonomiler arasında yerini aldığını söyledi. Tıpkı 2003 ve 2004 yılarında olduğu gibi, 2005 yılında da büyümenin lokomotifinin özel sektör olduğuna işaret eden Erdoğan, 2005'te reel olarak yüzde 23.6 oranında artan özel sektör yatırımlarının büyümeye katkısının 4.6 puan olduğunu bildirdi. "ÖZEL SEKTÖR, BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİ OLMUŞTUR" Makine-teçhizat yatırımlarının, 2005 yılı son çeyreğinde yüzde 43.5 oranında ve yıl genelinde 21.4 oranında artarak, özel sektör yatırımlarını sürüklediğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti: "Özel sektör yatırımları, 2002 sonuna göre, reel olarak yüzde 115 oranında önemli bir artış göstermiştir. Bunun, rakamsal olarak ulaştığı nokta, 74.5 milyar YTL'dir. Bu, şu ana kadar görülmemiş bir rakamdır. Türkiye ekonomisi, özel sektör, yatırım, üretim odaklı olarak sağlıklı ve istikrarlı bir şekilde büyümektedir. Bizim, ekonomik büyüme modelimiz tam budur. Biz, özel sektörün önünü açacağız, önündeki engelleri kaldıracağız, engelleri tek tek temizleyeceğiz. Yeter ki özel sektör, bu açılan kulvarda hızla yürüsün. Özel sektörümüzü küresel rekabet konusunda teşvik ediyoruz, edeceğiz, destekliyoruz ve destekleyeceğiz. Nitekim, 3.5 yıl boyunca bunun mücadelesini verdik. Enflasyonda, faizlerde, bütçede, ihracatta, özelleştirme ve turizmde, Türkiye'yi tarihinde daha önce hiç görülmemiş kulvara çektik. Bununla yetinmedik; vergi indirimleri yaptık, bölgesel ve sektörel teşvikler sağladık, yapısal reformlarla ekonominin kırılganlığını azalttık; para politikası ve bütçe disiplininde tam bir kararlılık ve samimiyet sergiledik." Erdoğan, özel sektörün kendinden bekleneni gerçekleştirdiğini ve büyümenin lokomotifi olduğunu belirterek, "Büyüme, sağlıklı, istikrarlı ve sürdürülebilir bir yapı arz etmektedir. Bütçe açıklarına, parasal genişlemeye değil, yatırım harcamalarına; hem de özel sektörün yatırım harcamalarına dayalı bir büyüme söz konusudur. Bu, önümüzdeki yıllarda da Türkiye ekonomisinin sağlıklı şekilde büyümeye devam edeceğinin en önemli göstergesidir" diye konuştu. "İNSAF..." Erdoğan, 2005 yılında toplam 438 bin 597 otomobil satıldığını belirterek, "Bazıları zaman zaman, 'Hayret, Türkiye büyüyor mu?' diyor. Bu insanlara, ancak bu rakamları açıklayarak cevap verebilirim. Hep derler ya, 'Halep ordaysa arşın burada.' Ben şu anda arşınlıyorum. Arşınlarken de söylüyorum" dedi. Geçen yıl, 2 milyon 107 bin 852 buzdolabı, 1 milyon 830 bin çamaşır makin ası, 629 bin bulaşık makinesi, 622 bin fırın satışı gerçekleştiğini söyleyen Erdoğan, "Herhalde bu, bir şey ifade ediyor değil mi? 'Büyüme hormonlu' diyenlere soruyorum; otomobil, çamaşır makinesi, fırın hormonsa bir şey diyemem. Ama bildiğim kadarıyla bunlar doğal hormon" diye konuştu. Konutta patlama yaşandığını, sektördeki gelişmelerin ortada olduğunu belirten Erdoğan, tüm iyi göstergelere karşı eleştirilerde bulunanlara şöyle seslendi: "Hala tüm bunlara rağmen, 'büyüme sokağa yansımıyor' diyenler var. İnsaf... Ekonomik başarılara kulp takmak için kırk dereden su getirenler var. Onlar su getirmeye devam etsin. Bunu söyleyenler sadece, gelsinler samimi yaklaşımlarını ortaya koysunlar. 'Ülkemizde yoksulluk bitmiştir', böyle bir iddiamız hiçbir zaman olmadı. Tabii ki var. İşsizlik, gelir dağılımı, bunlar var. Kusura bakmayın, bunlar 3 yılın sorunu değil. Biz, bu sorunların hepsini kucağımızda bulduk. Bu sorunları biz yavaş yavaş zayıflatıyoruz. Bu sorunları, halkımızın tahammül edebileceği noktaların üstüne doğru çıkarıyoruz. Bakın, en alt gelir grubu ile en üst gelir grubu arasındaki makas, eskiden açılıyordu, şimdi yavaş yavaş daralmaya başlıyor. Bir hükümetin zaten hedefi bu, bunu başarabilmek. Biz şu anda bunu başarıyoruz. İnşallah zamanla bu sorunlar daha da büyük ölçüde çözülmüş olacak." "İŞSİZLİKTE KISMI BAŞARI..." Göçün en önemli nedenlerinden birinin işsizlik olduğunu belirten Erdoğan, bunun bilincinde olarak işsizliği, yoksulluğu, gelir dağılımındaki bozukluğu gidermeye dönük bazı uygulamalar yaptıklarını; bunun çalışmalarının devam ettiğini bildirdi. Bir yandan enflasyonla mücadele ederken, diğer yandan da işsizliğin artmaması için azami gayret gösterdiklerini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti: "Çok şükür bunda da kısmi de olsa, bir başarı sağlamış durumdayız. Nedir o başarı; 3.5 yılda işgücüne yeni katılan vatandaşlara iş sağladık. En büyük başarımız budur. Yani mevcut olarak, aldığımız işsizlik oranı artmış değil. O yerinde korunuyor ama yeni işgücüne katılanlara, hiç olmazsa iş imkanı sağlamış olduk. Bu büyüme oranıyla, bu yatırım ve üretimle önümüzdeki yıllarda işsizlik oranının daha azalacağına, inşallah hep birlikte şahit olacağız." "KANDAN VE ÖLÜMDEN BESLENİYOR BUNLAR" AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, karanlık niyetlerin, Türkiye'nin geleceğine ipotek koymasına asla izin vermeyeceklerini ifade ederek, "O hain odaklar, bugün ayaklarının altındaki zeminin kaymaya başladığını, fesat planlarının yeniden kurgulanamayacak şekilde tarihe gömüldüğünü anladıkları için yeniden ortaya çıktılar" dedi. Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, son günlerde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde artan terör olaylarına değindi. Türkiye'nin, geleceği adına çok önemli bir kavşaktan geçtiğini ifade eden Erdoğan, "Eğer istikrarımızı koruyup, Cumhuriyetimizin başından bugüne elde ettiğimiz kazanımları kalıcı hale getirebilirsek ülke olarak yıllardır hayalini kurduğumuz kalkınma hedeflerine ulaşmak da mümkün olacaktır" dedi. Toplumsal huzur ve güvenin korunmasının herkes için hayati önem taşıdığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu: "Çok açık ifade ediyorum ki karanlık niyetlerin, bu ülkenin geleceğine ipotek koymasına asla izin vermeyeceğiz. Bu böyle biline... Yangın çıkararak güven ortamını ve istikrarı baltalamak isteyenlerin tezgahlarına asla gelmeyeceğiz, milletimiz de gelmeyecek. Ülkemizi huzursuz etmeye çalışanları yeniden harekete geçerin şey, bu ülkenin toplumsal barış ve kalkınma yolunda aldığı mesafedir. Çok ciddi mesafeler alındı. Ülkemizin dört bir yanında alınan bu mesafe, gerek ekonomide, gerek demokratikleşme süreci içinde kendini çok rahat gösteriyor. Demokrasi ve hukuk yolunda aldığımız büyük mesafeden geri gitmemizi umanların beklentileri ise beyhudedir ha, bunu da bilsinler. Böyle bir şey söz konusu olamaz. O hain odaklar bugün ayaklarının altındaki zeminin kaymaya başladığını, fesat planlarının yeniden kurgulanamayacak şekilde tarihe gömüldüğünü anladıkları için yeniden ortaya çıktılar. Bunu da böyle bilin... Bu onların aslında son çırpınışları... Barışa, huzura, kardeşliğe milletimizin tam manasıyla ilerleme azmine ve değişim iradesine sadakati karşısında bunlar eriyip gidecekler. Buradan ülkeme ve dünyaya sesleniyorum: Kendileriyle aynı şehirde yaşayan, kardeş olan, arkadaş olan, akraba olan, hemşehri olan insanları taşlayabilen, bu nefret odaklarına, bu ülkenin ortak vicdanı hayat hakkı vermeyecektir. Çocuk masumiyetinin ardına saklanan maskeli şiddet ve terör çeteleri aradıkları zemini de bulamayacaklardır. Bunu sadece güvenlik güçlerimize, asayiş tedbirlerimize güvenerek değil, bu milletin yediden yetmişe bütün insanlarına, bu ülkenin batıdan doğuya her bir karış toprağına hakim olan beraberlik ruhuna, kardeşlik hukukuna inanarak ve güvenerek söylüyorum." "AYIPLI VE GÖLGELİ DEMOKRASİDEN UZAKLAŞTIRABİLMEK" Başbakan Erdoğan, herkesin, bu ülkenin değerini çok iyi bilmesi gerektiğine işaret ederek, Türkiye'nin bugün bölgesi için barış ve istikrar adası olduğunu vurguladı. Sahip olduğu değerlerle bölgedeki her problem yumağına çözüm ilhamı verebilecek bir birikime sahip olunduğunu söyleyen Erdoğan, Türkiye'nin bugün ekonomik sıkıntılarını önemli ölçüde aştığını, çok daha ileri hedefleri kovalayabilecek sağlam bir zemin üzerinde yükseldiğini ifade etti. Demokrasi ve hukuk devleti yolunda atılan somut adımların, bu ülkede insan onuruna yakışır bir hayatın tesisi için alınan mesafenin ortada olduğunu belirten Erdoğan, "Hedefimiz, haklar ve özgürlükler bayrağını daima yükseklerde tutarak bu ülkeyi konjonktürel demokrasiden, ayıplı demokrasiden, gölgeli demokrasiden tamamen uzaklaştırabilmektir. Bunu başarmaya çalışıyoruz" dedi. "73 milyon insanın, yuva kuracak, iş kuracak, anne ve baba olacak evlatlarımızın, gençlerimizin sorumluluğunu yüreğinde hissederek konuşuyorum" diyen Erdoğan, Türkiye'de yürekleri sızlatan yoksulluk manzaraları yaşandığını ve yaşanmakta olduğunu kaydetti. Halkın, uzun yıllar ertelenmiş adalet talepleri olduğuna vurgu yapan Erdoğan, "Bunlar, 10 yıllar boyunca bu ülkenin vaktini, enerjisini, kaynaklarını heba ve zayi eden yönetimlerin, ülkemin sırtına yüklediği ağırlıklardır" dedi. Erdoğan, Türkiye'nin problemleri dağ gibi birikirken o yönetimlerin bu gerçeği görmeye, bu günahı itiraf etmeye asla yanaşmadıklarını, her zaman bahanelerin arkasına saklandıklarını kaydetti. Kendi siyasetlerinin, mazeret siyaseti olmadığını belirten Erdoğan, sorumlusu olmadıkları halde dev problemlerin varlığını kabul ettiklerini, çözüm yolunda önemli gayret gösterdiklerini ve kararlı adımlar attıklarını söyledi. Erdoğan, engelleri aşmak için, zaman ve toplumun bütünüyle bir ve beraber olması gibi iki temel ihtiyaçlarının olduğunu belirterek, "Siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, yazarı-çizeri, medyası, sermaye çevreleri... Aklınıza ne gelirse... Bunun karşısında el ele vermeye mecburuz, dayanışma içerisinde olmaya mecburuz. Bu birlikteliğimiz, bu dayanışmamız inanıyorum ki terörün süratle ülkemizde yok olmasını hazırlayacaktır" diye konuştu. "BU MAKASI DARALTMAMIZ LAZIM" Kişi başına düşen milli gelirin 5 bin 8 dolara ulaştığını ifade eden Erdoğan, hedeflerinin bunu ikiye katlayarak 2012 yılı sonunda 10 bin doları yakalamak olduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan, "Bu ortalama rakamı toplumun geneline, ülkenin her köşesine yaymadan, her vatandaşımızın vicdanına bir serinlik yansıtmadan problemleri çözdüğümüzü iddia edemeyiz. Bölgeler arası gelir uçurumunu kapatmamız, yılların açtığı bu makası daraltmamız lazım. Bunun bilincindeyiz" dedi. Bunun yolunun, milli gelirden aldığı pay düşük olan bölgelere yeni yatırımlar yapılmasından geçtiğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Terör çetelerinin baltalamak istediği gelişme budur. Bunu engellemek istiyorlar. Çünkü nemalandıkları budur. Biliyor ki Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi ayağa kalkarsa, işsizlik azalırsa 'o zaman biz nereden nemalanacağız' diyorlar. Onların ekmek kapısı kapanıyor, ekmek kapısı bu. Kandan ve ölümden besleniyor bunlar, bunu böyle bilmemiz lazım. İşte son zamanda yaşadıklarımız... Halkımızın üzerine, arabalara, esnafımıza molotof kokteylleriyle saldırmaları, marketleri, dükkanları yağmalamaları... Bunun hangi insani anlayışla bağdaşır bir yanı vardır? Duraklarda bekleyen günahsız kızlarımızın ölümüne vesile olmalarının hangi insani anlayışta tanımı var?"
|
![]()
![]()
|
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |