T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 8 NİSAN 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Ahmet KEKEÇ

Bir ülkede hukuk olduğunu nasıl anlarız?

Çok kolay... Siyasiler ve sorumsuz bürokratlar ikide birde "yargı alanı"na girip ileri geri konuşmuyorlarsa, "hukuk adamı" sıfatını taşıyan yargı mensupları birbirini nakzeden "çelişkili" kararlara imza atmıyorlarsa ve kendilerini siyasete, ülkeye, toplumsal hayata çeki düzen vermekle yükümlü "aydınlanma neferleri" saymıyorlarsa...

Bir ülkede hukuk olduğunu başka parametrelere bakarak da anlayabiliriz...

Mesela?

Siyasete ve bürokrasiye karşı bağımsız olan/olması gereken iddia makamı brifing salonlarına koşmuyorsa...

Başka?

Kuvvetler ayrılığı prensibine göre asla yargı alanına girmemesi ve sadece ülkenin güvenliğinden sorumlu olması gereken eşhas, kendisinde bir tür "yargı üstü siyasi erk" işlevi vehmetmiyorsa...

Başka?

Yetkili ama bir o kadar da sorumsuz yüksek yargı mensupları, "Vicdanımızla cüzdanımız arasında kaldık" şeklinde, ne anlama geldiği belirsiz açıklamalar yapmıyorsa...

Başka?

Sadece adaletin işleyişinden ve yargı mensuplarının özlük haklarından sorumlu olan/olması gereken Adalet Bakanı, "Bakanlığın gereksinimi olan 5 bin kadroyu bizim partimiz atamıştır... Bu kadroları başka parti yandaşlarına mı bıraksaydık?" şeklinde mızrak-çuval örneğini de aratan demeçler vermiyorsa...

Başka?

Ülkenin Başbakanı, işlerin kötü gitmesinden belli yargı organlarını sorumlu tutmuyorsa...

Başka?

Efkârın sesi ve vicdanı olan/olması gereken bağımsız medya kuruluşları, bazı tartışmalı yargı kararlarını "Generallerin hukuk zaferi" diye alkışlamıyorsa...

Başka?

İstihbarat kuruluşları tarafından hazırlanan "istihbari bilgiler" idari işlemde ve mahkeme kararlarında gerekçe teşkil etmiyorsa... "Somut bilgi ve belgeye dayanmayan istihbarat bilgileri sınavda başarılı olan bir öğretmenin yurtdışına gönderilmesine engel oluşturmayacaktır" diyerek, solcu öğretmenin atanmasına onay veren ve iyi de eden yüksek yargı organları, sınavda başarı gösteren ama eşi örtülü olan sağcı öğretmen için de aynı kuralı işletiyorsa...

Başka?

Müddei, iddianamesini "kandan beslenen vampirler, habis ur" gibi, bir hukuk metninde yer almaması gereken küfür ve tahkir sözcükleriyle zenginleştirmiyorsa... Bu cürmünü açıklarken, bir de, "ifadeyi zenginleştirmek için bu örneklere başvurdum" diye şecaat arzetmiyorsa...

Başka?

Kanun dışı yollardan elde edilmiş ses ve görüntü örnekleri, parti kapatma davalarında "ek delil" kabul edilmiyorsa...

Başka?

Biricik görevi yasaların anayasaya uygunluğunu denetlemek olan en yüksek yargı organı, kendisini "yasama"nın yerine koyup kural ihdas etmiyorsa, iptali yoluna gidemediği kanun maddelerini "yok" hükmünde saymıyorsa...

Başka?

Hukukun "haklar"la olan bağlantısı unutulmuyorsa ya da yok sayılmıyorsa... "Hukuk devleti güvenceleri"nin karşısına bazı yüksek yargı organlarının ("hukuk"la ilişkisi tartışmalı) "yerleşik kuralları" konulmuyorsa...

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi