T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 13 NİSAN 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Özlem ALBAYRAK

Hangi star?

İran'da, yaz saati uygulamasına geçilmediğini şaşkınlıkla karşılayan bir haber vardı önceki gün gazetelerin birinde. Ve "Bakınız ne kadar gericiler, sırf namaz saatleri değişmesin diye tüm dünyanın uyguladığı yaz saatine bile geçmemişler, bunlar böyle oluyor işte n'aparsınız" altmetniyle verilenlerden biriydi sadece. Sayfayı çevirdiğinizde, "Başörtüsü yüzünden okulundan atılan öğretmene bir darbe de BM'den" diye sevincini gizlemeye lüzum bile duymayan bıktırıcı bir diğeri takip ediyordu onu. Tek günde, tek gazetede ez-kaza rastlanmış iki haber. Diğer gazeteleri tarasanız, çıkan verileri haftayla, ayla, yılla çarpsanız, manipülasyonun, dezenformasyonun boyutları hakkında iyi kötü bir fikir sahibi olursunuz... Ama hayır, bu "kabak tadı" haberlerini yazmayacağım.

Festivalin yirmi beşinci yılı hatırına, bir güzellik yapılarak sinema biletlerinin hafta içi 2.5 liraya indirilmesi sayesinde, sırtlarında okul çantasıyla gelen ve salondan çıkarken "ay, başrol oyuncusuna bayıldım, ne süperdi di mi?" diye birbirlerini dürtükleyenlerin de aralarında bulunduğu seyirci "türü" hakkında birşeyler yazmak da gelmiyor değil içimden. Ucuz bilet ve bu gürültücü seyirci sayesinde, geçen yılların efendi "festival milleti"nin nimet olduğunu aniden anlayıverişimizi söylemek de iç rahatlatıcı olabilirdi pekala.

Ama, yine seyirciyi kışkırtan eleme görüntülerinin yayınlanmaya başlanmasıyla ekrana döndüğü anlaşılan Popstar'ın 'bir yerden hatırlıyoruz' dedirten manzaraları, daha yoruma muhtaç bir durumu işaret ediyor sanki. Sabık yarışma ünlülerinin akıbeti bir bir önümüze serilmeye başlanmışken hem de.

Dans yarışmaları, oyunculuk, genel kültür, en iyi gelin, en iyi kaynana, en iyi damat, en iyi evlilik teklif etme yarışmaları, çiftlik, şarkı-türkü yarışmaları.

Ve tabii bir kez daha Popstar.

Bebesini kayınvalidesine bırakıp şarkıcı olmak için Popstar'ın elemelerine gelmiş iki çocuklu kadın, jürinin karşısında "çocuğumu özledim" diye ağlamaya başlayınca ortaya atıldı "yırtmak" sözü.

Bu memleket insanlarındaki "yırtma" arzusu kimseye sır değil elbet. Ancak, orta halli ev hanımları, beli bükülmüş mütekaitler, lisenin bir baltaya sap olamama bölümü mezunu oğlanlar, kızlar, sesi berbat olanlar, besteciyim diye gelenlerden müteşekkil bu kalabalığın halet-i ruhiyesi de, doğrusu müthiş "yoruma müsait" duruyor.

En berbat, en acıklı, en sakil hikayelerini heybesine tepiştirerek yola koyulmuş bu neredeyse 'hiç' mesabesindeki insanlar, neden ısrarla, azimle, çılgınca "star" olmayı istiyor. Neden herkes aynı kuyruğun ucunda, sıranın kendisine gelmesini bekliyor.

Bu toplumun acilen bir popstar şöhretine daha ihtiyacı mı vardı yoksa? Öncekiler, pop semalarında ışıl ışıl parlayıp muradına erdi de, devir teslim mi gerekiyordu mesela?

Evet, yaşayıp giden vasat insanlar, ucuz tragedya kahramanları kılığına bürünerek "şöhretler dünyası"nda kendilerine yer arıyor yeniden.

Makus talihini yenmeye yazılanlar, samimiyet puanıyla, hikayesindeki acı oranıyla, kamera önünde binle çarptığı özgüven katsayısıyla sivrilmek, ortaya çıkmak, görünür-farklı-ünlü olmak için çırpınıyor.

Kameraların ışıkları söndüğünde, bu iştahtan dolayı içlerinde bir yerlerde tuhaf ve utanç verici bir durumda kalıp kalmadıklarını bilmiyoruz elbet.

Mahcup olsalar bile, iştahlı hepsi. Çok duygusallar, aynı zamanda kendine çok güvenli.

Ama görünmenin ve göstermenin gücüne hayran olmuş insanların, nasıl ve hangi koşullarda görünmeleri gerektiği reyting oranlarıyla belirlenmiş olarak, sıra beklemesinde can sıkıcı bir yan yok mudur sizce de?

Hülya, Ata, Kaynana Semra ve Sinem gibi ya ölümle ya skandallarla bir zamanlar onları merakla izleyen herkesin başına taş gibi düşen eski "celebrity"ler dışında, hatırlayanı, ne işle iştigal ettiğini bilenin olduğu, bir yarışma starımız var mı?

Asıl tehlike, kısa yoldan köşeyi dönme heyecanına kapılıp ekrana akın eden insanlar ve onları izleyenler için bu yarışmaların artık birer hücre cezasına dönüşmüş olması. Kaçıp kurtulma ihtimali bile olmayan bir ceza bu üstelik...

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi