T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 15 NİSAN 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Ali BAYRAMOĞLU

Sezer'in laiklik anlayışı...

Felsefeci Tulin Bumin geçenlerde bir televizyon programında etkileyeci bir şekilde bir "çelişki"nin altını çiziyordu.

Diyordu ki: "Türkiye'nin laiklik anlayışı Türkiye'de sekülerleşmenin önünde bir engeldir..."

Bu çarpıcı vurguyu açıklamak için biraz basitleştirmek pahasına, laikliği 'din ve devlet işlerini birbirinden ayıran, ama her birini kendi içinde özerk, kendi dinamiklerine tabi tanımlayan bir kurallar silsilesi" olarak tanımlamak gerekir...

Sekülerleşmeyi ise "gündelik hayatta, din-birey ilişkilerinde dünyevileşme, dinin mutlak çerçevesinin göreceli hale gelmesi, ekonomik, sosyal, kültürel, dini çıkar ve yaşam alanlarının kendiliğinden birbirinden ayrışması olarak..."

Bumin diyor ki Türkiye'de sekülerleşmeyi, kendiliğinden bir iç değişimi engelleyen Türkiye'nin laiklik anlayışıdır.

Sıkı bir gözlem...

Bu gözlem "çarpık ve biteviye otoriterleşme" üreten bir "zihniyet"in izinin sürülmesi için de son derece elverişli...

Şimdi Sezer'in Harp Akademileri'nde yaptığı konuşmaya dönelim...

Bakın nasıl haklı çıkarıyor Sezer, Bumin'i...

Şunları söylüyordu Sezer:

"Son günlerde artarak sürdürülen söylemlerde, laiklik, 'din ve vicdan özgürlüğü' olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımla laiklik, din ve vicdan özgürlüğüne indirgenmekte ve anlamsız kılınmaya çalışılmaktadır. Bu tanımlama aynı zamanda iki önemli sonuç doğurmaktadır. Bunlardan birincisine göre, tanımlamayla tesettür amacıyla kullanılan türban bireysel özgürlük kapsamına alınarak, kamusal alanda da bu uygulamanın kaçınılmaz olduğu vurgulanmak istenmektedir. İkincisine göre ise, bu yaklaşım toplumu, 'madem ki laiklik din ve inanç özgürlüğüdür, laik düzende herkesin kendi istenciyle seçeceği hukuk düzeninde yaşama hakkı vardır' sonucuna kadar götürecektir..."

Şu açık değil mi:

Sezer'in altını çizdiği laiklik anlayışı başörtüsünün bir hak olarak tanımlanmasına karşı çıkarken, onu dini alana öyle bir hapsediyor ki, bu konuda dindarları bile geride bırakıyor.

Dahası dindarların başörtülerine farklı anlamlar verme, bir hakla ya da inanç kaynaklı olarak insanın kendisi gibi olma haliyle bağlantı içinde ele almasını yasaklıyor. Böyle bir ele alışın tabiileşmesinin önüne set çekiyor...

Dini olan hiçbir öğe dini alanın dışına çıkamaz, dini anlam dışında anlam taşıyamaz, bir iradeyi, tercihi, hakkı ifade edemez, velhasıl, dindar birey olamaz Sezer'in temsil ettiği laiklik anlayışına göre...

Bu nedenle bu laiklik anlayışında, laikliğin inanç ve vicdan özgürlüğüyle, bu özgürlüğün sağlanmasıyla hiçbir ilgisi yoktur. İlgisi olduğu andan itibaren ise derin bir tehlike başlar...

Zira bu laiklik anlayışının tehlikeli bulduğu, sıkça takkıyye olarak gördüğü husus dindarların değişmesidir, özetle "dindar alanın sekülerleşmesi"dir...

Hak ve özgürlük kavramları da bunu sağlar...

Gerçekten de tesettür-hak, özgürlük-tesettür bağlantısı ayrı adaları bir köprüyle birbirine bağlar...

Oysa Türk resmi anlayışında laiklik düzenleyici, yasak koyucu, insanları sembolleriyle, düşünceleriyle birbirinden ayıran, iç değişimleri imkansız kılan bir hukuk kuralından ibarettir...

Ne var ki Sezer bir konuda haklı...

Doğrudur, aslında adaların bir köprüyle birbirine bağlanması, demokratik bir düzene, karşılıklı etkileşime ve değişmeye kapı açarak, bu laiklik anlayışını anlamsız hale getirir.

Anlamı ise sadece otoriter anlayış korur...

Nitekim şöyle diyor Sezer:

"Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin laik Cumhuriyet'in gereklerine uygun olarak sınırlanabileceği; 14. maddesinde de, bu hak ve özgürlüklerin laik Cumhuriyet'i ortadan kaldırmayı amaçlayan etkinlikler biçiminde kullanılamayacağı belirtilmiştir..."

Sonuç:

Sekülerleşmeden bile korkan yasaklar üzerine kurulu bir yönetim...

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi