T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 15 NİSAN 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Erhan KÖKNAR

Büyük kulüplerin küçük yöneticileri

Bir yönetici düşünün temsil ettiği camiada bütçeden, üye alımına, gelir getirecek projelerden, sportif başarılar elde etmeye kadar birçok konuda sınıfta kalmış. Herkesçe bilinen ve tescillenen başarısızlığını örtmek için de elindeki fitili ateşlenmiş bombayı her gün başka birinin kucağına atmaya çalışıyor.

Yok yok sakın bunları sadece bir kulüp yöneticisi için yazdığımı sanmayın... Gazetelerin spor sayfalarını şöyle bir gözden geçirin, bu tanımlara uyacak ne kadar çok kulüp yöneticisinden haberler ve demeçler göreceksiniz.

YİNE DÜĞMEYE BASILDI

Kimi zaman kendi dirayetsizliğini kapatmak için rakiplerinden hayali, suni düşmanlar bulup, onları topa tutmak en kolay yoldur. Temsil ettiği camiadan da "Vay be ne yöneticimiz var. Helal olsun yumruğunu masaya vurdu. Bak bizim hakkımızı kimselere yedirmez" övgüleri alınca egosu daha da şişer. Üstelik bu sözlerle gazete sayfalarında kapladığı alanla bedava reklamını yapar. Bazen hedef federasyon olur, bazen rakip kulübün başkanı, yöneticisi, bazen hakemler, bazen bir sonraki hafta maç yapılacak rakip.

Acımasızca, fütursuzca kendilerinin bile inanmadıkları sözleri sarf ederler. Sonra bu sözler medyada büyük puntolarla yer bulduğunda, flaş haberlerle verildiğinde gerine gerine bununla övünürler. Bütün bunlar üç beş şak şak için, koltuklarını korumak için her sezon sonu yaklaştıkça düğmeye basılmış gibi hız kazanır, bir sonraki sezonun yatırımı yapılır. Bir de bunlara destek veren, hayali senaryolar üretmekte pek marifetli spor yazarları vardır. Kendilerinin bile inanmadıkları, hayal ürünü düşüncelerini gerçekmiş gibi yazıp kendilerine prim yapma telaşı içine girerler. Şak şakladıkları yöneticilerden aldıkları "Aferin, eline sağlık ne güzel yazmışsın" övgüleriyle beslenirler, mutlu olurlar...

KİMİN UMURUNDA

Edirne'den öteye gidememişiz, Avrupa'da ki geleceğimiz sıradan bir İngiliz takımının başarısına kalmış, FİFA kapılarında aylardır sürünmüşüz kimin umurunda.

Taraftarların sinirleri gerilmiş, futbolcular dokunsan patlayacak. Hemen hemen her maçta seyircilerin çıkardığı olay ve çirkin tezahürattan kulüplere ceza yağıyor.

Sonra da bu yöneticiler kendilerinin hiçbir sorumluğu yokmuş gibi bas bas bağırıyorlar... "Polis önlem alsın, devletimiz gerekeni yapsın..."

İyi de verdiğiniz sorumsuz demeçlerle taraftarları karşı karşıya getiren siz değil misiz.. Bir grup taraftara bedava bilet verip sonra da bunları kurup kurup tribünlere gönderen siz değil misiniz.

BAHANELERİ DE HAZIR

En kolayı ne biliyor musunuz "Sporda şiddet yasası'nın tam olarak uygulanamadığı" savunması. Yöneticilere sorsanız en kolay cevap budur. Ama kendilerine gelince taşın altına elini koyanı mumla ararsınız.

Yasa çok açık "Spor kulübü başkan ve yöneticileri..., yazılı veya görsel medyaya; kendi taraftarlarını kışkırtıcı, hakemleri, rakiplerini veya taraftarlarını tahrik edici veya aşağılayıcı şekilde beyan veya demeç veremezler" peki bunu yaparlarsa ne olur ki; ... "Müsabaka seyirden men cezası..." Böyle bir ceza utanç verici. Ama bazı yöneticiler için övünç vesilesi...

İYİ KÖTÜYÜ KOVAR

Peki ne yapacağız. Sporseverlerini birbirine karşı kışkırtan, kin ve nefret duymasına yol açan bu yöneticileri Taksim meydanında asacak mıyız? Hayır... Hayır... Onlara itibar etmeyeceğiz. Ciddiye almayacağız. Bunları her fırsatta teşhir edeceğiz. İyi eğitim almış, başarılı iş adamı olan bu yöneticilerin kendi çıkarları için ne kadar küçüldüklerini gözler önüne sereceğiz. Bilinçli sporsever sayısı bunlardan çok fazla.

Sporu da futbolu da bu yöneticilerden, yazarlardan çok iyi bilen, yorumlayan ve analiz edenlerin sayısı, gaza gelenlerin sayısının kat kat üstünde... Bütün mesele bu kitleyi spor sahalarına çekebilmekte... Değişim sancılı olsa da iyi her zaman kötüyü kovar..


Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi