T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 27 NİSAN 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Akif EMRE

'Korsan devlet refleksi' ve suç ortaklığı

Amerika'nın gittikçe korsan devlet refleksi ile hareket ettiğinin altını çizdiğim Salı günkü yazının ardından açıklanan Avrupa Parlamentosu'nun (AP) ilgili komisyonunun raporu sadece potansiyel hedef ülkeler açısından değil, ABD müttefiki ülkeler hatta AB için bile kaygı verici olduğunu gösteriyor. AP raporuna geçmeden önce 'korsan devlet refleksi' tanımına neden olan son kararı bir kez daha hatırlatalım: Savunma Bakanlığı'nın terörle mücadele adına geliştirdiği yeni stratejiye göre ABD, doğrudan "savaş halinde olmadığı ülkelerde" büyükelçiliklerin bünyesinde oluşturulacak özel operasyon timleri ile adam kaçırmaktan istihbarat toplamaya kadar pekçok eyleme girişebilecek. Terörle mücadele çerçevesinde soğuk savaş döneminin "kontrgerilla" yapılanmasını hatırlatır biçimde hedef örgüt ve şahıslara yönelik askeri harekat yapacak bu timler CIA'in dışında örgütlenecek. Geçtiğimiz Şubat ayında yayınlanan "Terorle Mücadele İçin Ulusal Askeri Strateji" (National Military Strategic Plan for the War on Terrorism) belgesine göre bu plan hedef örgüt liderlerinin kaçırılmasından, karşı ideolojik propagandaya kadar geniş bir çerçeveye sahip.

Diplomatik temsilciliklerin birer 'askeri operasyon merkezi' haline getirilmesi anlamına gelen bu yeni plan daha tartışılmadan Avrupa Parlamentosu'nun açıkladığı rapor, daha önce gündeme gelen iddialara resmiyet kazandırıyor. Meğer ABD resmen açıkladığı yeni terörle mücadele stratejisini çoktan uygulamaya koyarak zaten korsan devlet gibi hareket etmeyi temel strateji olarak benimsemiş bulunuyor. AP raporu hiçbir kuşkuya mahal bırakmayacak biçimde ABD yönetimini açık ve doğrudan suçluyor. Uluslararası anlaşmaları ihlal ederek "AB hava güvenliği kuruluşu Eurocontrol'den sağlanan verilerin, 2001 yılından itibaren Avrupa toprakları üzerinde bildirimsiz 1000'den fazla CIA uçak seferi yapıldığını gösterdiği'' belirtiyor. Suçlamalar bununla bitmiyor tabii; Avrupalılardan 'gizlenen' 1000 kadar uçuşun muhtevası sorgulanıyor. AP raporunda belirtilen suçlamalar daha önce değişik yayın organlarında ve Avrupa ülkelerinde tartışılmış haberlerin/istihbaratın resmileşmesi anlamına geliyor. Amerikan yönetimi açıkça suçlanarak "terör zanlılarını kaçırdığı, AB topraklarında yasadışı olarak alıkoyduğu ve zanlıları işkence uygulanan ülkelere naklettiği" iddiası gibi aslında AB'yi sarsacak tespitlere yer veriliyor. Dahası Amerika, Avrupa'da gizli cezaevleri kurmak ve burada işkence yapmakla suçlanıyor. Avrupa Konseyi adına iddiaları araştıran İsviçreli parlamenter Dick Marty raporunda da, "ABD'nin, ülke dışında işkence sisteminin mevcut olduğuna işaret eden delillerin" var olduğunu belirtmişti. Raporda, CIA'in gizli cezaevlerinin bulunduğu Avrupa ülkelerindeki yönetimlerin ve istihbarat servislerinin durumdan haberdar olma ihtimalinin yüksek görüldüğü belirtilmişti. Amerika'nın kirli dosyalarından biri gibi geçiştirilen bu iddialar aslında suç ortaklarına da işaret etmesi bakımından önemli.

Şimdi yayınlanan ara raporu hazırlayan Sosyalist gruptan İtalyan Claudio Fava'nın sunduğu ilk ara raporda, "kimi olaylarda AB ülkeleri topraklarında terörist oldukları iddia edilenlerin yasadışı olarak alıkonmasından açıkça sorumludur'' denilerek daha önceki iddialar doğrulanmış oldu.

Amerikan istihbaratının, özellikle uluslararası operasyonlarının Soğuk Savaş döneminden beri ne kadar kirli işlere bulaştığını bilmeyen yok. Burada söz konusu olan yeni durum, buna artık resmi boyut kazandırılarak, Amerika'nın kendi koyduğu hükümlerin adeta "terörle mücadele"adına standart hale getirilme tehlikesini taşıyor olmasıdır.

ABD'nin Ortadoğu'yu işgaline en azından siyaseten karşı durduğu izlenimi veren AB ülkelerinin bu tür kirli operasyonlara (şimdilik) gizli destek vermeleri işgale karşı muhalefetin anlamı üzerinde düşünmeyi gerektirmektedir. Amerikan politikalarına en sert biçimde karşı çıkan Fransa'nın NATO içinde terörle mücadele adına bu ülkeye en fazla maddi destek veren ülke olmasının anlamı işgal sonrası paylaşımdan kimin ne pay aldığına bakarak belki daha iyi anlaşılabilir.

Rice'ın Türkiye ziyaretinin ardından açıklanan AP raporuna imza atan 46 parlamenterin temsil ettikleri ülkelerin büyük kısmı NATO gayrı resmi toplantısı için Bulgaristan'da bir araya geldiklerinde bu rapor gündeme gelecek mi dersiniz?

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi