T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 27 NİSAN 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Gazetenin biri, belli ki muhaliflik raconu gerektirdiği için, "AKP Rice'a teslim" manşetini atmış. Bu keskin hükme varmasının sebebi ise üst manşette yazılı: "ABD ile hazırlanacak 'stratejik ortak vizyon belgesi' Türkiye'nin elini kolunu bağlayacak..." Bu manşeti ve varılan hükmü okuyunca hükümete ne kadar kızsak az... Acaba gerçek bu mu? Türkiye ile ABD arasındaki ilişki, bir çok ağızda 'stratejik ortaklık' olarak ifadesini buluyor. ABD Başkanı George W. Bush bir konuşmasında bu kavramı kullandı; eski dışişleri bakanı Colin Powell'ın da sevdiği bir kavramdı 'stratejik ortaklık'... Şimdiki bakan Condoleezza Rice da onlardan geri kalacak değil ya, o da bir çok kez ikili ilişkiyi tasvir etmek için aynı ifadeye başvurdu. Hiçbir zaman kendimizi aldatmayalım; ABD'nin dünyada yalnızca iki 'stratejik ortağı' bulunuyor: İngiltere ve İsrail... "İyi günde de kötü günde de" birbirinin yardımına koşmayı gerektiren sıcak ve samimi bir 'stratejik ortaklık' onlarınki; evlilik gibi bir şey... ABD'nin İngiltere ve İsrail dışında da önem verdiği, ittifak ilişkisi içerisinde bulunduğu ülkeler var tabii; ancak hiçbiri için 'stratejik ortaklık' deyimini kullanmak doğru olmaz. Bu gözle bakıldığında, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiye de 'stratejik ortaklık' denilemez. Evet, çeşitli noktalarda kesişen ortak çıkarlar söz konusu iki ülke arasında; NATO başta olmak üzere çok sayıda örgütte ittifak ilişkisi de var. Ancak, yine de Türkiye ABD'nin 'stratejik ortağı' sayılamaz... O halde sözü edilen 'stratejik ortak vizyon belgesi' de ne oluyor? Aslına bakılırsa, böyle bir belgenin hazırlanması Türkiye açısından ilişkilerin boyutunun dosta-düşmana ilân edilmesi anlamına geliyor. İki ülke arasında varolduğu hemen herkes tarafından ileri sürülen 'ortak çıkarlar' neler? Bu çıkarlar hangi temel değerler ve ilkeler üzerine oturuyor? Çıkarların birbirinden ayrıldığı noktalarda iki ülke uluslararası ihtilâfların çözümünde nasıl bir tavır belirleyecek? Hazırlığı son aşamasına gelmiş olan belge, büyük ihtimalle, bu ve benzeri sorulara cevap verebilmeyi sağlayacak... Böyle bir belgenin varlığı, gazetenin manşetinden ilân ettiği gibi 'teslimiyeti' getirmiyor; böyle bir belge, Türkiye açısından, tam tersine, kendi çizgisine uygun bir dış politika izlemeyi mümkün kılabilir. Geçmişte ikili ilişkilerde gerilimli ortamlara girildiğinde, başı sıkışan devlet adamları, patenti İsmet İnönü'ye ait olan "Büyük devletlerle iş tutmak ayıyla yatağa girmek gibidir" benzetmesini kullanırlardı; bu belge, ikili ilişkilerde her zaman güçlü olandan yana çalışan belirsizlik ve bilinmezliği ortadan kaldıracağı için Türkiye'nin lehinedir. Bu tür stratejik belgelerin 'gizlilik' kaydı taşıması bizde âdettendir; özellikle de dış politika alanındaki 'gizli' belgelerin... Mümkünse bu defa böyle olmasın; Türkiye ile ABD arasındaki ilişkinin sınırlarını çizecek olan belge kamuoyumuzun da bilgisine sunulsun. 1 Mart tezkeresi gibi veya Türk subaylarının başına çuval geçirmek gibi sürprizlerle karşılaşılmak istenmiyorsa iki tarafın birbirlerinin sınırlarını önceden bilmesinde yarar var. O tür manşetlerin ardında yatan endişe ve korkuları da bütünüyle yabana atamayız. Ancak bugün biraz daha rahat olmamızı mümkün kılan durumu da görelim: Coğrafi konumu sayesinde doğal olarak varolan değerine son yıllarda kazandığı itibar da eklenecek olursa, Türkiye'nin, kendi çıkarına uygun bağımsız politikalar izlemesi bugün biraz daha kolay. Bu bilinçle hazırlanacak bir ortak belgeyle hükümet bunu sağlayabilir. Belge ülkemizin çıkarlarını ön planda tutmuyorsa, o zaman başka... Ortak belgede ne yazdığını bilmeden kesin hüküm vermemek gerekiyor.
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |