T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 27 NİSAN 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Mustafa KARAALİOĞLU

Gül: ABD'yle ilişkiler bazılarını çatlatacak kadar iyi!

Ankara'daki hareketli saatlerin ardından dün sabah ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, "sürpriz" bir şekilde Irak'a uçarken; sağlık nedenleriyle bir süre uçağa binmeyecek olan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de makam arabasıyla Bulgaristan yoluna koyuldu. Gül gibi Bulgaristan'a gitmesi beklenen Rice'ın Irak ziyareti gerçekten sürprizdi çünkü programda görünmüyordu. Ama, Ankara'yı meraklandıran bu rota değişikliği ani değildi; daha önceden planlanmıştı ve tahmin edileceği gibi güvenlik gerekçesiyle son ana kadar gizlenmişti.

Bulgaristan yolunda telefonla ulaştığım Dışişleri Bakanı Gül'e Rice ziyaretini sordum. Temaslar nasıl geçti, hükümet açısından ziyaret nasıl tanımlanıyordu?

Gül, "Çok iyi, çok içerikli" dedikten sonra ekledi: "Şu kadarını söyleyeyim. Bazılarını çatlatacak kadar başarılı görüşmeler oldu!"

Bu cümle elbette, Türk-ABD daha doğrusu, Hükümet-Washington ilişkilerinde son dönemde bir gerilim ve problem olduğu iddialarına göndermeydi.

Ziyaret, Gül'ün planlanan ABD turunu rahatsızlığı nedeniyle gerçekleştirememesi üzerine Rice'a el yazısıyla gönderdiği mektup sonucunda gerçekleşti. Gül o mektupta özetle, "Oraya gelemiyorum çünkü doktorlar müsaade etmiyor. Siz gelin. Konuşacak birçok konumuz var" demişti.

Öyle de oldu, birçok konu konuşuldu.

Rice ziyareti, iki ülke ilişkilerinde kavramların doğru yerine oturması açısından önem taşıyor.

Gül, "Türkiye ile ABD arasında Ecevit-Clinton görüşmesinden ortaya çıkan bir stratejik ortaklık kavramı var ama bunun içi doldurulamadı. Artık soğuk savaş dönemi gibi düşman kesin, politikalar da sabit olamaz: Dünyada her geçen gün yeni şeyler yaşanıyor. Dolayısıyla da birçok belirsizlik var. Bunların sürekli olarak değerlendirilmesi ve istişare edilmesi gerekiyor" diyor.

Yeni belge yakında açıklanacak

Ziyaretin "yeni" ve "önemli" tarafı da budur. "Stratejik ortaklıkta yeni vizyon"un temelinde de bu yatıyor. Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri'nin dış politika ajandalarının önceden istişareyle uyumlu hale getirilmesi ve şaşırtıcı durumların, diyalog eksikliklerinin ortadan kaldırılması. Problem çıkmadan önce problem alanlarının tesbit edilmesi. Tabiî ki, buna rağmen yine de iki ülkenin her konuda aynı şeyi düşünmesi, aynı kararı vermesi beklenemez. Ama, iki tarafın birbirinin ne düşündüğünü bilmesi sağlanabilir...

Bu da iki ülke arasında, bürokratik ve siyasi karakterde bir istişare heyetiyle mümkün olacak.

Gül, "Bu vizyon belgesinin içinde gündemimizdeki bütün konular yer alacak. İran, Irak, bütün Ortadoğu, bölge güvenliği, terör, Balkanlar, hatta ekonomik konularda neler düşündüğümüzü açıkça ortaya koyacağız. Bununla birlikte demokrasi, ifade özgürlüğü, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi kavramların İslam coğrafyasında etkin hale gelmesi de bizim için önemlidir. Bunlara kuşkuyla bakan olabilir ama bölge için bu yönde gelişmeleri önemsiyoruz" diyor.

Bakan, belgeyle ilgili çalışmanın kamuoyuyla da paylaşılacağını söylüyor:

"1,5 sayfa kadar olacak bu belge için arkadaşlar çalışmalara başladı. En kısa sürede kamuoyuna da açıklanacak"

Böylelikle, Türkiye-ABD ilişkilerindeki "esrar perdesi" de bir ölçüde aralanmış olacak. "Tavizler verildi, elimiz kolumuz bağlandı" türünden endişelerin giderilmesi açısından da bu açıklık gereklidir. Bununla birlikte, ABD'nin de karşılıklı yükümlülükleri teyid eden bir belgeyi kabul etmesi önemli bir gelişmedir. Ortaya, "karşılıklı güven temelinde stratejik işbirliğini ileriye götürmek" şeklinde tanımlanacak bir tablo çıkmaktadır.

ABD İran'ı vurmayacak

Gül'e İran konusunda neler konuşulduğunu ve kendisinin ne gibi intibalar edindiğini sordum. Mesela, ABD'nin Türkiye'den bir talebi var mı?

"Bizden net bir şey istemediler. Benim şahsi kanaatim de ABD'nin İran'a saldırmayacağı yönündedir. Böyle bir şey yok... Ama, Birleşmiş Milletler nezdinde baskıları arttıracaklar. İran'ın uluslararası kurumlarla işbirliği konusunda ikna edilmesine katkı vermemizi istiyorlar."

Rice görüşmede, "Bizim asıl hedefimiz İran'a askeri müdahalede bulunmak değil ama Başkan bunu bir opsiyon olarak değerlendiriyor. Şu anda ciddi bir cephe oluşturarak İran'ı nükleer silahtan vazgeçirmek ve işbirliğine yöneltmek istiyoruz" dedi. ABD, İran'ın kendisine uyarıda bulunan cephede bir zaafiyet hissetmemesini ve yekvücut olarak baskı yapılmasını bekliyor.

PKK'ya karşı çifte çaba

Türkiye'nin PKK ile mücadele için ABD'nin sözün ötesine geçerek aktif bir çaba göstermesi isteği Rice'la yapılan bütün görüşmelerde dile getirildi. Gül de bu konuyu meslektaşına, "Bu konuda sıkıntı yaşıyoruz ve devamına müsaade edemeyeceğiz" diye aktardı.

Rice da "Artık daha çok şey yapılacağını, çabalarının 'double' (çifte) hale getirileceğini söyledi. Bunun için Irak'ta yeni hükümetin kurulması ve ardından üçlü işbirliği zemininin oluşması beklenecek"dedi.

Rice'a göre, şu anda zaten pamuk ipliğine bağlı bölgede bir de PKK'ya yönelik operasyon başlatılması kaos yaratmaktan başka sonuç doğurmayacağı için yeni hükümetin beklenmesi şart. Ama, ABD'li bakan, "Biz de artık sözden öteye geçmemiz gerektiğini biliyoruz" mesajını da açıkça verdi.

Gül'e basında çıkan "Türkiye, bazı üst düzey PKK'lıların teslim edilmesini istedi" iddiasını da sordum. Cevabı: "Kesinlikle hayır!"

Hamas konusunu Türk tarafı açtı

Görüşmeler boyunca Türk tarafı açmadıkca Hamas'ın Türkiye ziyareti konusu hiç gündeme gelmedi. Türkiye, Hamas yöneticilerini davet ederek ne yapmak istediği anlattı. Bu sürecin en başta, ABD'nin de onayıyla Hamas'ın Filistin'deki seçimlere girmesiyle başladığı hatırlatıldı ve bu örgütün meşru zemine çekilmesinin bölgenin istikrarı açısından önemi vurgulandı.

Rice, "Bizim Türkiye'nin olumlu yaklaşımından şüphemiz yok. Ancak, Hamas bazı şeyleri anlamamakta ısrar ediyor. Nitekim son saldırıyı kınamadıkları gibi meşru olarak tanımladılar. Bu şartlar altında bizim kanunlarımız, Filistin'e yardımı imkansız kılıyor" dedi.


Türkiye'nin gündemi, bir süper güçten farksız

Gül anlatıyor:
Rice'la görüşmede konu iki ülkenin dış politika gündemlerinin benzerliğine geldi. Kendisine bir AB'li bakanla diyalogumu anlattım. O bakan bana, "Sizin gündeminizde ne var" diye sorunca sıralamaya başlamıştım: Irak, İran, Ortadoğu, Kafkaslar, Avrupa Birliği, terör, enerji... Daha lafımı bitirmeden bakan, "Aman Tanrım, bir süper güç kadar çok konuyla ilgileniyorsunuz. ABD de bunlarla uğraşıyor" dedi. Rice da bu anekdot üzerine "Haklısınız Türkiye önemli bir ülke. Bütün bu konuları gündemine almak zorunda" yorumunu yaptı...


Tuğcu'nun sözleri

Ankara Temsilcimiz Mehmet Ocaktan dün, Ankara'nın sıcak gündeminden önemli bir ayrıntıyı yazdı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu, Meclis Başkanı Bülent Arınç'a "Konuşmamda sizin sözlerinize cevap vermem istendi ama bunu yapmadım" demişti. Aynı bilgi, Radikal Ankara Temsilcisi Murat Yetkin'in köşesinde de yer aldı. Bu bilgi birden fazla kaynaktan teyid edilmişti. Ama, açıkçası, aramızda yaptığımız değerlendirmede, "Bazı gazeteler Tuğcu'ya bu sözü yalanlatmak için yarışırlar ve o da yanlış anlaşılmak kaygısıyla bunu yapabilir" endişesi dile getirildi. Yazarımız Ali Bayramoğlu da yazıyı görünce hemen, "Bu sözleri mutlaka yalanlar" tepkisini verdi. Nitekim öyle oldu. Hem bazı gazeteler daha sabahın ilk saatlerinden itibaren Tuğcu'ya yalanlatma gayretine girdiler, hem de Tuğcu biraz yarım ağız da olsa o diyalogu yalanladı.

Meslekte ne yazık ki sık karşılaşılan bir durum, Mehmet Ocaktan gibi kılı kırk yaran, sağlamlığına ikna olmadığı bilgiyi değil yazmak, konuşmaktan bile çekinen bir gazeteciyi buldu. Şimdi, "Haberin arkasındayız" sözünden başka söyleyecek birşey yok.

Yeni tahminim şu: Başkan Tuğcu, ilk fırsatta o yalanlamayı daha güçlü teyid için laiklik ve rejim tehlikesine işaret eden "sert" bir konuşma da yapacaktır.

Not: Tartışma maalesef, Sn. Tuğcu'nun kayınpederinin vefat ettiği güne denk geldi. Merhuma ve ailesine başsağlığı diliyoruz.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi