T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 27 NİSAN 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Biz istediğimiz kadar Çankaya Köşkü'nün 'sembolik' bir makam olduğunu iddia edelim. Cumhurbaşkanı'nın sorumluluğu bulunmadığını, esas yönetim mevkiinin başbakanlık olduğunu söyleyelim... Mesele o kadar basit değil. Orası ülkenin bir numaralı koltuğudur. Bugüne kadar cumhurbaşkanı seçimlerinin hep sancılı olması da Çankaya'ya verilen önemin göstergesi.
Seçimin çok öncesinde tartışmalar alevlenir. İsimler ortaya atılır. Kimi eskitilir, yıpratılır, kiminin daha ilk günden önü kesilir. Arşivler taranır, tutulan dosyalar ortaya sürülür, kasetler çıkarılır, belgeler konuşturulur. Hangi ismin cumhurbaşkanı olacağını kimse kestiremez bu yüzden. Tahminde bulunmak zordur, tahmini tutturmak ise imkânsız. Her aday adayının pek çok istemeyeni bulunur çünkü.
Kimin başbakan olacağını az çok kestirebilirsiniz de cumhurbaşkanını bilemezsiniz. Ne kamuoyu anketleri bir sonuca ulaştırabilir, ne halkın arasında dolaşarak taksiciyle, manavla, bakkalla konuşmak. Bir bakarız hiç ummadığımız (hatta kimi zaman pek bilmediğimiz) bir isim çıkmış, seçilmiş. Bize de "hayırlı olsun" demek düşer. Deriz, ne var; dilimiz aşınacak değil ya.
Kitapta yazdığına bakılırsa, cumhurbaşkanını seçmek Meclis'in görevi... Ne var ki başta Sayın Baykal olmak üzere bazı derin düşünceli arkadaşlar, "bu Meclis'in cumhurbaşkanını seçemeyeceğini" iddia ediyorlar. Hadi canım diyerek geçelim mi, ciddiye alıp bu iddia üzerinde duralım mı? Bence üzerinde durulması gereken bir husustur bu. Göz ardı edilecek türden değil.
12 Eylül'den sonra Alparslan Türkeş'e atfedilen bir sözü hatırlayalım. "Kendimiz hapisteyiz, fikrimiz iktidarda." Şayet seçim vakti geldiğinde, TBMM kendi içinden istediği, uygun bulduğu bir ismi Çankaya'ya gönderemez ve sürpriz birini usulen oylamak zorunda kalırsa... Diğer kritik konularda yaşananların üstüne cumhurbaşkanı seçimi de eklenirse... O takdirde, ileride Erdoğan'a atfedilmesi muhtemel bir cümle şu şekilde olacaktır: "Kendimiz iktidardayız, fikrimiz hapiste."
İşte o zaman, Baykal'ın boş konuşmadığı ortaya çıkmış demektir. Bir bildiği varmış adamın deriz. Peki, Baykal ne söylemeli o durumda? Onu da şimdiden bildirelim de kimse şaşırmasın: "Kendimiz muhalefetteyiz, fikrimiz iktidarda."
Bugünlerde Köşk için adı geçenleri bir tarafa bırakalım da ben size birkaç isim sunayım: E. Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu
Bir asra yaklaşan Cumhuriyet tarihimizde, Çankaya'ya asker kökenli olmayan iki-üç kişi ancak çıkabildiyse, zikrettiğim bu isimler hiç de sürpriz sayılmamalı. İlle sürpriz isterseniz, bir isim daha sayarım ama o zaman sürpriz olma özelliği kalmaz.
Çankaya'nın hâlâ sembolik bir makam olduğunu düşünüyor musunuz?
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |