T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 27 NİSAN 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Yasin DOĞAN

"Aydın tutulması"

Türkiye'de aydın ya da entelektüel sınıfından sayılan köşe yazarlarının bir kısmını okuyunca insanın düşünce damarları tıkanıyor.

Günlük yazılar doğal olarak gelip geçicidir, kolonya gibi uçucudur, bir meselenin bir boyutuna yüzeysel bir bakış sergiler. Doğru da bunlar hiç mi bir derde deva olmaz?

Resmi ideolojinin rahminde büyüyen statükocu aydınlar laiklikten, din-siyaset ilişkisine kadar çağdaş normlara uymayan tanımlamaları, şablonları piyasaya sürdüler, onlarca yıldır halk ne bunları anlayabildi, ne de bunlar çağdaş standartlara kavuşabildi. Pekiyi aydınlarımız ister soyut, ister somut düşünce olsun, temel gerilim alanları olan devlet-toplum-birey ilişkisi, laiklik, din-siyaset ilişkisi, sivillik, kamusal alan gibi konularda ne dedi, hangi görüşler toplumun önünü açtı, hangi teklifler kurumsal bir karşılık buldu?

ABD stratejistleri ülkelerini Irak bataklığına batırdılar, şimdi tüm Ortadoğu'yu bataklığa çevirecek senaryolar üretiyorlar. Hadi onların mazereti var, bu kültürü, bölgeyi iyi tanımıyorlar, süper güç olmanın sarhoşluğuna kapıldılar. Pekiyi bizim aydınlarımız Irak'la, İran'la, Filistin'le ilgili ne diyor? Birilerinin politikalarını meşrulaştırmaya çalışmak ya da kökünden tepki göstermek dışında makul bir önerisi olan var mı?

İster Güneydoğu sorunu, ister Kürt sorunu, ister terör sorunu deyin. Onlarca yıldır süren bu sorunla ilgili hangi aydınımız soyut veya somut bir öneri getiriyor, kim taşın altına elini koyuyor merak ediyorum. "Bugün demokratikleşme alanında daha ne yapılmalı, sivil inisiyatif nasıl geliştirilmeli, PKK'nın kanlı blokajı nasıl kırılmalı, eğer bu sorun aşılmazsa iş nereye gider" diye sistemli ve kapsamlı bir düşünce üreten var mı merak ediyorum.

Julien Benda aydını "felsefenin hakikat düzleminde dolaşan ve adaleti arayan kişi" olarak tanımlar. Aydın, bir dert sahibi olmalıdır. Sadece düşünmek, kendi için düşünmek aydın olmak değildir. Aydının "sosyal sorumluğu" da olmalıdır.

Aydın hakikatin peşinde koşan insandır.Ama bizim aydınlarımız kendi yarım yamalak hakikatlerinin pazarlamacılığını yapan kişiler olmanın ötesine bir türlü geçemiyor. Bulunduğu pozisyona göre düşünce üretmek, kendi kampının düşüncesinin mücadelesini vermek ne derece hakikatin keşfine hizmet eder acaba?

Entelektüel, kendi tarihsel ve toplumsal konumunun bilincinde olan, içinde yaşadığı topluma "öncülük etme" rolünü üstlenen kişidir. Aydın iç aleminin yalnızlığında kaybolan kişi olamaz, "kanaat önderi" misyonunu gözardı edemez.

Hakikat ne sezgicilerin hissedilebilir gerçekliğine, ne pragmatistlerin faydacı gerçekliğine indirgenebilir. "Soyut hakikat" ile "reel politik" arasındaki dengeyi kurmakta aydın da bir rol üstlenmelidir.

Her şeyden şüphelenen, gördüğü ya da gözlemlendiğinden başkasına inanmayan aydının paradoksu, eleştirel aklı ve gözlem kabiliyetini yitiren aydının handikapıyla eş değerdedir.

"Popülizm" siyasetçiden önce aydının hastalığı oldu. Toplumun hoşuna gitmeyecek, reyting değeri taşımayacak, alkış ve yuhalama skalasının dışında anlam ifade etmeyecek düşünce kıymetsiz oldu.

Halkın yüzeysel gerçekliğini aşamayan aydının popülizmi, onun halka karışması anlamına ise hiç gelmiyor. Halktan kopuk, halkı küçümseyen ama halk için olan...

Türkiye'de on yılda bir yapılan darbeler, aydının öngörüsüzlüğünün, basiretsizliğinin ve güce düşkünlüğünün bir göstergesi değil mi? 28 Şubat sürecinde yaşananlar bir akıl tutulması, bir hakikat perdeleme, bir paranoya hakimiyeti değil miydi? Bugünlerde sergilenen oyunlar yine bildik kayıkçı kavgasının dışında ne anlam ifade ediyor. Toplumu bir duvardan öbür duvara vuran bu saçmalık dalgasına karşı aydınların hiç mi oyunu bozan bir basiretli tavrı olmayacak?

Aydın uyarıcıdır, ufuk açıcıdır, olayları tek boyutlu değil çok boyutlu okuyabilen ve okuduklarını halkın diline tercüme edebilendir.İçinden geçtiğimiz süreçte aydınlar her zamankinden daha fazla ispat-ı vücut etmelidir.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi