T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
S O N   D A K İ K A 28 NİSAN 2006 CUMA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv
  Favorilere Ekle
  Giriş sayfası yap

  Yeni Şafak'ta Ara
 

İstanbul Barosu: 6. madde kapsamdışı bırakılmalı

İstanbul Barosu Başkanlığı, Terörle Mücadele Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 6. maddesinin gerekçesinde etkin pişmanlık müessesesinin terör örgütü liderleri için de geçerli olduğunun kabul edildiğini belirterek, örgüt üst düzey yöneticilerinin bu maddenin kapsamı dışında bırakılmasının uygun olacağını bildirdi.

İstanbul Barosu Başkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda değişiklik öngören tasarının, TCK ile CMK tasarılarında olduğu gibi ilgili kurumların görüşü alınmadan hızlı bir biçimde hazırlandığı savunuldu.

Taslağın 3. maddesinde getirilen düzenlemeyle, terörün tanımında olmazsa olmaz şartı olan "baskı ve cebir uygulama" ölçütünden vazgeçildiği belirtilen açıklamada, şöyle denildi:

"Buna göre cebir ve baskı olmasa dahi terör örgütünün 'faaliyeti çerçevesinde' işlenen birçok suç, tasarı aynen yasalaşırsa terör suçu sayılacaktır. Baskı ve cebir olmadığı halde terör suçu sayılan eğitimin engellenmesi suçu üzerinden örneklemeye gidersek, üniversitelerde öğrenciler tarafından yapılacak gösteri ve demokratik eylemler, terör suçlamasıyla karşı karşıya kalacaktır."

"Tasarının 6. maddesi gerekçesinde etkin pişmanlık müessesesinin terör örgütü liderleri için de geçerli olduğu kabul edilmiştir. Örgüt üst düzey yöneticilerinin bu maddenin kapsamı dışında bırakması uygun olacaktır" denilen açıklamada, tasarının 7. maddesi (b) bendinin terör örgütüne ait bildiri ve afiş taşıyanların da terör suçu kapsamında cezalandırılacağını öngördüğü anlatıldı.

Bu maddenin terör örgütüne kasıtlı olarak yardımı gözardı ettiği savunulan açıklamada, özellikle büyük kentlerde terör örgütlerinin kalabalık caddelerde bildiri dağıtabildiği, söz konusu maddenin, bu bildiriyi bilmeden alıp çantasına atan ya da okuma yazma bilmediği için bildiriyi alan kişilerin "terör suçu işlemiş sayılması" gibi bir durum yaratabileceğine dikkat çekildi.

Terörle Mücadele Kanunu'nda ceza üst sınırı 36 yıl olarak öngörülmüşken, yeni tasarıyla bu sınırın kaldırıldığı ve artırılan cezalarla birilikte üst sınırın aşılabileceğinin belirtildiği anlatılan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

"Bu düzenleme, cezanın ıslah etme amacına uygun düşmemektedir. Sırf bir duvara yazı yazdığı için bir gencin yıllarca hapis yatmasının önü bu maddeyle açılmış bulunmaktadır. Suçların basın yoluyla işlenmesi halinde cezaların iki kat oranda artırılacağını düzenleyen bir madde tasarıda yer almaktadır.

Objektif sorumluluk ilkesi gereğince sorumlu yazı işleri müdürlerine binlerce YTL adli para cezaları öngörülmesi, 'atılan bunca demokratikleşme adımları sonrasında tekrar başa mı dönülüyor' sorusunu gündeme getirmiştir.

Bilindiği gibi geçmişte de düşünce suçlusu olarak anılan gazeteci ve yazarlar buna benzer bir maddeyle yıllarca hapis yatmışlar, bu da ülkemizi dünya kamuoyu önünde güç durumda bırakmış, çıkarılan af yasalarıyla durum giderilmeye çalışılmıştır."

ŞÜPHELİ VE SANIK HAKLARI

Tasarının 9. maddesinin şüpheli ve sanık haklarına doğrudan saldırı niteliğini taşıdığı savunulan açıklamada, bu maddenin tümüyle geri çekilmesi gerektiği belirtildi.

Açıklamada, "Bir ülkede terör yaratmak, teröre sebep olmak ve terörü övmek eylemlerinin suç olarak değerlendirilip, cezalandırılmasından daha doğal bir şey olamaz. Ülkede yaşayan masum insanların canına kast eden, korku ve endişe yaratan örgütlerin faaliyetlerini durdurmak için önlem almak her ülke devletinin en vazgeçilmez hakkıdır. Ancak bu hakkın kullanılmasında temel hak ve özgürlüklerin kullanımının kısıtlanmaması, hukuk devletine yakışan bir tutum olacaktır. Alınacak önlemlerde hukukun genel ilkeleri, kanun koyucu için tek geçerli ölçüt olmalıdır" denildi.

Kamuoyunda yer alan tartışmalardan birinin de bu yasanın belirli yerlerde yaşayan vatandaşlar için çıkarıldığı yönündeki beyanlar olduğu belirtilen açıklamada, bu yöndeki tartışmaların, anayasal sisteme zarar vereceği gibi mevcut demokratik yapıya da yarar sağlamayacağı ifade edildi.

  • İSTANBUL (A.A)

    Geri dön   Yazdır   Yukarı


  • ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
    Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
    Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi