T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 21 OCAK 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Resul TOSUN

Katil, hırsız, kaypak

Televizyonun ve özellikle de tv dizilerinin toplumumuzun bir parçası haline gelmesi ve topluma yön vermesi zaman zaman tartışılan konular arasına giriyor.

Özellikle gelişme çağındaki çocukların dizi kahramanlarından etkilendiği yazılıyor, konuşuluyor, tartışılıyor.

Ben de televizyonun okuldan daha etkili bir eğitim aracı olduğunu düşünüyorum. Özellikle tv dizilerinin toplum tarafından lüzumundan fazla ciddiye alındığını görmek insanı şaşırtıyor.

Hatta öyleleri var ki onları dizilerin bir senaryo olduğuna inandırmanız mümkün değildir. Kötü roldeki adamı normal hayatta hırpalayacak kadar bu kültürden uzak kesimlerimiz var. Kurtlar Vadisi dizisinin kahramanlarından Çakır'ı rol gereği öldürenlerin gerçek hayatta tartaklandığını duymuştum.

Televizyonların ve özellikle de dizilerin etkili olduğu muhakkak. Toplumun eğitiminde en önemli rolü, televizyonların oynadığının altını bir kez daha kalın çizgilerle çizme ihtiyacı hissediyorum.

Bu müthiş etkileyici güce sahip kutunun topluma iyi örnekler sunduğunu görmeyi ve söylemeyi çok isterdim. Toplum üzerinde derin iz bırakan televizyonlar özellikle tv dizilerinin kullandığı dil konusunda çok ama çok kötü bir örnek olduğunu üzülerek görüyoruz. Berbat bir Türkçe. Çoğu aile çocuklarının sokakta bile duymadığı türden argo konuşmalar. Hatta esprilerinin çoğu belden aşağı vuran komedi programları.

Dizilerdeki kahramanlar.. Ya katil, ya hırsız ya da ahlaksız kaypak tipler. Tavuk itlaf eder gibi onlarca insanı bir çırpıda öldüren katil öyle bir şekilde takdim ediliyor ki ölenlere acımıyorsunuz katili alkışlamak geliyor içinizden. Adam en yakını hakkında infaz emri çıkarıyor ve bu cinayet öyle sevimli bir şekilde sahneleniyor ki ölene acımıyorsunuz. Dahası devlet adına çalışan adam bir sırrı iki kişiden fazlası bilmemeli diyerek kendi has adamının kafasına kurşun sıkıyor. Devlet adına.. Yani hukuk adalet yerine ihkak-ı hak özendiriliyor.

Bir başka dizide en iyi rol kesen adam ayaküstü kırk tane yalan söylüyor. Karısını, çocuğunu, anasını, babasını, arkadaşlarını patronunu herkesi aldatıyor adam tam bir sahtekar.. Ama öyle sevimli bir şekilde sunuluyor ki adama kızamıyorsunuz gülüyorsunuz.

Bunlar bizim genç kuşaklarımızın örnek alacağı kahramanlar oluyor. Hele aşk meşk temalı dizilerde öyle ilişkiler yaşanıyor ki Türk halkının doğrularıyla uzaktan yakından ilişkisi yok.

Yayınlanan eğlence programlarını ve dizileri şöyle ele alıp bir irdelediğinizde ortada bir felsefe bulamıyorsunuz. Ne eğlence programlarında ne de yerli dizilerde toplumu olumlu yönde etkileyecek bir felsefe göremiyorsunuz.

Batıdaki (ABD dahil) dizilere bakıyorsunuz ortada bir felsefe var. Adamlar bir sağlık dizisi yapıyorlar, siz de doktor olmayı ve insanlara sağlık hizmeti vermenin ne kadar güzel bir şey olduğunu görüyorsunuz. Bir mahkeme dizisi yapıyorlar, siz de başarılı bir avukat ya da adalet dağıtan bir hakim olmak istiyorsunuz. Adamlar bir polisiye dizi yapıyor, seyredince siz de öylesine örnek bir polis olmayı ve suçluları adalete teslim etmeyi arzuluyorsunuz.. Bir itfaiye dizisi yapıyorlar itfaiyeci olasınız geliyor.

Yani adamlar dizinin her bölümünde olumlu mesajlar vererek toplumu iyi insan olmaya özendiriyorlar. Bizde ise hepsi değilse de büyük çoğunluğu suça ve toplum değerlerine isyana özendirmektedir.

Bazı kanallarda yayınlanan sır(!)lı diziler ise iyi niyetli ama çok amatörce olduğu için topluma etki edecek reytinge sahip değiller. Zaten onlar da kendi seyircisine hitap eden diziler.

Toplumun bütününe hitap eden ve bütünü tarafından seyredilen profesyonelce hazırlanmış dizilerin büyük çoğunluğu maalesef toplumu olumsuz yönde etkilemekte.

Bir konuda da müteşekkir olduğumuzu itiraf etmemiz gerekir. Dizilerdeki ufuksuzluğun ve hedefsizliğin tam tersine belgesellerdeki hissedilir kalitenin de altını çizmemiz gerekir.

Gerçek bu ama belgesellerin izlenme oranı çok düşük. Yayınlandığı saatler de ona göre ayarlanıyor. Mesela bu Çarşamba geç saatlerde yayınlanan Murat Bardakçı'nın hazırladığı Osmanlı hanedanıyla ilgili belgesel ezber bozan etkileyici bir içeriğe sahipti. Tarih bilinci vermesi açısından çok önemli mesajlar içeriyordu.

Ama maalesef biz belgeselden çok dizi seyrediyoruz. Dizilerimizin de en az belgesellerimiz kadar kaliteli ve olumlu mesaj yüklü olması toplum seviyesini yükseltmekte bence okullardan daha etkili olacaktır.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi