T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 11 ŞUBAT 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Kürşat BUMİN

"Bir erdem olarak mizah'

Fransızların ünlü karikatür dergisi "Charlie Hebdo", Danimarka'da yayımlanan "karikatürler"in ortalığı karıştırmasına "doyamamış" olacak ki son sayısında bu karikatürlerin yanına kendi imalatı olan diğerlerini da katarak "ifade özgürlüğü" ve "mizah"ta ısrar ediyor. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu pek çok ülkenin tahammül edemeyeceği türden desenlerin yayımlandığı bu mizah dergisinin seveni çoktur; dergi istediği zaman başta siyasetçiler olmak üzere ülkenin güçlülerini öyle hallere sokar ki, bizde olay yaratan "kedi"ler filan bu karikatürlerin yanında "anaokulu çizimleri" gibi kalır gerçekten...

Ülkenin adı Fransa olduğundan, bu sert çizgiler ve lafları "toplatmak" çok nadiren başvurulan bir yöntemdir. (Bu nadir önlemlerden birisinin derginin General de Gaulle'ün ölümünün ardından yaptığı sayıya yönelik alındığı söylenir.) Fransa Cumhurbaşkanı Chirac, bu dergide kimbilir kaç kez ne hallere sokulmuştur... Bunlardan birisini hatırlıyorum: Ekonomiden bahisle "Tünelin ucu göründü" diyen Chirac'ın nasıl tasvir edildiğini sözlerle anlatmak bile imkansızdır!

Ancak görüyoruz ki, kendisini konu edinen belki yüzlerce kapağa ses çıkartmayan Chirac, "Charlie-Hebdo"nun sözünü ettiğimiz son sayısı karşısında "Bu bir provokasyondur" diyerek -haklı olarak- isyan etmiştir. Kendi karikatürleri söz konusu olunca aklından geçirse bile telaffuz edemeyeceği bir itirazı açıkça belirtmiştir.

İyi de yapmıştır; çünkü "Charlie"nin bu "mizah anlayışı" gerçekten de fazlasıyla can sıkıcı bir hal almıştır. Derginin yaşı ilerlemiş ama sıra dünyanın artık hiç değilse "politik olarak doğru" ilkesi çerçevesinde değerlendirmeye başladığı "din-iman" meselesine gelince epeyce "ergenlik ruh hali" belirtileri gösteren çizerlerinin bu "mizahı" gerçekten can sıkıcıdır artık... Kimilerinin "medeniyetler arası savaş"ın ilk belirtileri olarak gördüğü, arkasında birçok ölü ve yaralı bırakan ve onarımı için çok zaman gerekecek bir "edepsizliği" hâlâ "mizah" diye sunmanın sırası mıdır?

Buraya kadarki satırlar "mizahsız" bir dünyanın çok daha makbul olduğunu savunuyormuşum gibi anlaşılmasın. Tam tersine, "mizah"ın şu "ciddi ve sıkıcı" hayatımıza "ilaç gibi" geldiğini ve "bir erdem olarak mizah"tan söz edilebileceğini ilan edenlere ben de katılıyorum. Mizahın bize sunduğu "neşe ve sevinç"in hayatımıza kattığı zenginliği kim inkar edebilir? Ancak unutmayalım ki, "mizah"ın "sevinç kaynağı" olabilmesi için en başta "yaralamaması", "yıkmaya ve küçümsemeye" alet olmaması gerekiyor..

Ayrıca unutmayalım ki, tadı kaçmış-yoldan çıkmış "mizah"ın örnekleri bizde de (yani Türkiye'de de) az değildir. Eğer her gün bıkıp usanmadan bir "Laz fıkrası" anlatarak "zeka yoksunluğu" karşısında zekamızın ne kadar dehşetli olduğunu ima ya da ilan ediyorsak veya "Yahudi fıkraları"na haddinden fazla düşkünsek (biliyorsunuz, bu merak İkinci Savaş yıllarında Türkiye'de de çok yaygındı) bu durumda sergilediğiniz "özgüveniniz" mizahın hiç mi hiç yakın bulmadığı bir özelliktir. İsterseniz, "inançlara saygı" faslına girebilecek şu örneği de hatırlatayım:

THY, Garanti Bankası ile birlikte üç beş ay önce uçaklarında yolculara dağıttığı ikram kutularının üzerine "yukarıdan süzülen uçağı" izleyen bir Buda yerleştirmişti. THY-Garanti işbirliğinin Buda'yı bu şekilde resmetmesi o günlerde Üniversiad Oyunları için Türkiye'de bulunan Taylandlı sporcuları ve olaydan onlar yoluyla haberdar olan Budistleri haklı olarak çok hiddetlendirmişti. "Uçağı izleyen Buda"lı ikram kutuları gerçekten de bir skandaldı. Belli ki bu kutuları hazırlayan reklam şirketi "bir hoşluk olsun" diyerek Mona Lisa ya da Özgürlük Anıtı gibi Buda'ya da uçak izletmede en ufak bir sakınca görmemişti! İşte size en âlâsından bir "mizah"tı; ülkenin büyük bir bankasının ve ulusal hava yolunun gözünde 2500 yıllık Buda'nın bir "biblo"dan farkı yoktu!

Görüyorsunuz; "mizah" -sanıldığının aksine- ne kadar ince bir iş...

"Mizah" güzel bir konu, yarın devam edelim...

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi