T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 11 ŞUBAT 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Taha KIVANÇ

Ne sihirdir, ne keramet

Her şey çok tuhaflaştı. Bazen kendimi mesleğini icra eden ünlü Amerikalı sihirbaz Henry Houdini'yi seyreder gibi hissediyorum. Houdini benim için Tony Curtis'li bir filmin kahramanı; koca koca uçakları yok edebilen David Copperfield ise İstanbul'a kadar gelip aklımızı müthiş karıştıran göz boyayıcılıkları yapmıştı. Uçak yok olur mu, David Copperfield tarafından yok olmuş gibi gösterilebilir sadece...

Geçenlerde bizim gazetelerde de haberi çıktı. El-Kaide üyesi oldukları bilinen 10 mahpus, Yemen'de tutuldukları cezaevinden kaçmış... Kaçanlar 2000 yılında Amerikan donanmasına ait USS Cole gemisini bombalamış bir grupmuş... AP haberine göre, cezaevi 'çok iyi korunan' özel bir binaymış... Olayı soruşturanlar, "Bina içindeki bir camı kırıp oradan kaçtılar" demiş bir gazeteciye... Biri, "Son zamanlarda tutukluların her sabah avluya çıkmasına izin verilmişti" bilgisini fısıldamış...

Jamal Badawi

New York Times'ta verilen ayrıntılar daha farklı: Kaçan tutuklu sayısı 10 değil, 12'ymiş... 2004 yılında mahkeme tarafından idam cezasına çarptırılan Jamal Badawi ile birlikte 2002 yılında Limburg'ta bir Fransız tankerini batıran Fawaz al-Rabeei de aralarındaymış... Pencereden değil, hücrelerinin altında kazdıkları bir tünelden firar etmişler...

Olayın kendisi akıl alır gibi değil: 17 Amerikan askerinin ölümüyle sonuçlanmış bir eylemi gerçekleştirmiş, liderleri Jamal Badawi ABD tarafından 'bir numaralı terörist' olarak ilân edilmiş bir grup öylesine iyi korunan bir cezaevinden kaçabilmişler... Tıpkı, 12 Mart döneminde Mahir Çayan ve arkadaşlarının, 12 Eylül öncesinde de Mehmet Ali Ağca'nın kaçtığı gibi...

Tuhaflık burada bitmiyor; gözünüzü faltaşı gibi açacağını sandığım bir başka tuhaflığa dikkatimi bir okurum çekti: Jamal Badawi ve 10 arkadaşının kaçtığıyla ilgili AP haberi 11 Nisan 2003 tarihini taşıyor; buna karşılık New York Times'ta (NYT) çıkan Jamal Badawi ve 12 arkadaşının kaçışı haberinin tarihi çok daha yeni: 5 Şubat 2006...

Üç yıl önce firar etmiş birini yeni kaçmış gibi göstermek de, ilk kaçıştan sonra yakalandıysa yeniden elden kaçırmak da çok tuhaf. NYT haberinde Badawi'nin daha önce kaçtığı ve yakalandığı ayrıntısı var; ancak, bir başka kaynak, 2003 yılındaki firardan sonra yakalananlar arasında Badawi'nin bulunmadığına dair 16 Mart 2004 tarihli bir AP ajansı haberine atıfta bulunuyor. AP muhabirine o günlerde bilgi veren biri, "10 kişiden sekizini yakaladık, Badawi hâlâ firarda" demiş...

Henry Houdini, ya da David Copperfield mübarek... Cezaevinden kaçıyor, yakalanıyor, yeniden kaçıyor... Ya da, cezaevinden kaçıyor, yakalanamıyor, ama cezaevinden yeniden kaçtığına dair hakkında haber çıkıyor...

Konunun kendi başına fazla bir önemi yok, bunu ben de biliyorum; okurumun dikkatimi çektiği kaynak bu çelişkilerden dehşetengiz bir sonuç çıkarmasaydı ele almam bile gerekmezdi. Ancak, o kaynak, birkaç aşamalı bir planın parçası olarak görüyor bu firarı. Ağca'yı üretmiş bir ülkede yaşayanların, "Deli saçması" gelse de kulak vereceği bir saçmalık bu... Yazanı "Çatlak" bulsanız da okuyun, amacı "Petrol kuyularını ele geçirip Arapların askerî gücünü yok etme" olarak belirlenmiş 'Houdini-vâri' planı...

Birinci aşama: Petrol fiyatlarını o kadar yükseğe çıkart ki, bütün ülkeler bu gelişmeden etkilensin... İkinci aşama: Kendi ülkeni petrole daha az bağımlı kılmaktan söz et, ürksünler. Üçüncü aşama: Savaş ilân edilmeden savaş bütçesini hazırla. Dördüncü aşama: Hedef seçtiğin ülkelerin halklarını aşağılayan bir provokasyona izin ver, öfkelendir onları...

"Deli saçması" dedim ya, artık tahammül edeceksiniz... Beşinci aşama: Yemen'de tıkıldığı cezaevinden kaçan Jamal Badawi gibi Batı'ya saldırmaya hazır birini bul... Altıncı aşama: Tek çıkar yol olarak nükleer silâha sahip olmayı göreceği biçimde davranarak İran'ı tehdit haline getir...

Böyle bir planda safların da belirginleşmesi kaçınılmaz şarttır. Yedinci aşama onunla ilgili: Dünyayı Ortadoğu ülkelerinden gelen tehdide karşı konuşlandırarak ihtiyacın olan asker gücünü başka ülkelerden sağla. Seninle birlikte hareket etmeyenleri petrolden mahrum bırakacağını belli et. Sekizinci aşama: En uygun zamanda sahneye konulmasını sağlayacağın danışıklı dövüş bir terör eylemi...

Dedim ya, bu dünya gerçekten tuhaf oldu. Aklı başında adamlara bile gördüklerinin 'el çabukluğu marifet' bir sihirbazlık olduğunu düşündürüyor etrafta cereyan eden gelişmeler... Houdini veya Copperfield türü sihirbazlar artıyor çevrede... Ya da, bu yazıya kaynaklık eden Bill Sardi gibi, her olup bitene 'komplocu' gözlüğünden bakanlar çoğalıyor...

Ya bizler ne yapalım?

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi