T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 1 TEMMUZ 2006 CUMARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Kürşat BUMİN

Geç de olsa bunu da gördük

Haftanın son yazısını ÖDP'nin geçen pazar Kadıköy İskele Meydanı'nda düzenlediği "Bir Arada Yaşamak" mitinginden söz ederek açmış, ancak araya "AKP'nin yaz kampı"na ilişkin haber ve fotoğrafların -acilen!- gözden geçirilmesi işi girdiği için, açık hava toplantısına ilişkin izlenimlerimi aktarmayı bugüne ertelemiştim.

Bir açık hava toplantısının yeri ancak bu kadar uygun olabilirdi; Beşiktaş'tan bindiğiniz vapur sizi doğrudan miting alanına ulaştırıyordu... Hava da ne kadar güzel, hem güneş hem hoş bir serinlik...

Doğrusunu söylemek gerekirse, vapurdan indiğimizde karşılaştığımız katılımcı sayısı bizi epeyce hayal kırıklığına uğrattı. ÖDP Genel Başkanı Hayri Kozanoğlu'nun sayıyı makul bulmasına rağmen biz daha fazlasını bekliyorduk doğrusu...

Niçin daha fazlasını? Çünkü toplantının ana teması o kadar "tabii" bir isteğe-dileğe işaret ediyordu ki, hiç değilse İstanbul'da yaşayan milyonlarca genci temsilen 5-10 bin katılımcının daha olması gerekiyordu. Miting meydanlarından yükselen o bildik nutukları ve sloganları atmak için filan değil; "Bir Arada Yaşamak" gibi başta gençler olmak üzere sağduyusunu kaybetmemiş hemen herkesin gönülden desteklemesi gereken bir dileği neşe içinde dile getirmek için... Son derece tabii, basit bir istek-dilek: Bir arada, birbirimizi yemeden, birbirimizin hakkına hukukuna saygı göstererek yaşamak... Bu kadar basit...

ÖDP mitingi hakkında önceden bilgi sahibi olduğumdan, toplantıya katılan "başörtülü gençler"in sayılarının (çok) azlığını da moral bozucu buldum. Demek ki bu mitingin Türkiye'deki "sosyal demokrasi" dışındaki sol tarafından düzenlenen ama "başörtülü öğrenciler"in derdinin (de) açıkça dile getirilip paylaşılacağı ilk miting olacağı yeterince duyurulamamıştı. Bu "kaynaşmaya" belki de sonraki mitinglerde şahit olacağız.

Meydanda yoktular ama kürsüde vardılar... Biz miting alanına girdiğimizde Yıldız Ramazanoğlu konuşuyordu. Temiz, özlü, açık hava toplantısının varlık nedenine uygun bir konuşma... Kendimiz için istediğimiz özgürlük, hak, hukuk ve adaleti niçin birarada yaşadığımız herkes için de istemek zorunda olduğumuzu açıklıyordu. Düşünün: Bir sol partinin mitinginde başörtülü bir hatip... Şükür bunu da gördük...

ÖDP Başkanı Hayri Kozanoğlu, bu son derece önemli "tarihi uzlaşma" (mitingin sahibi solcu olduğu için kavramı bir zamanların İtalyan Komünist Partisi'nin sloganları arasından seçiyorum!) dolayısıyla yaptığı çağrıda şöyle diyordu: "Eğer siz kendi yurttaşlarına 'Suudi Arabistan'a, Kuzey Irak'a' postalanma tehditi savuranlara 'Hadi be! Daha dün bize Komünistler Moskova'ya! diye bağıranlar değil misiniz?' karşılığını verenlerdenseniz..."

Evet, "geç oldu" ama sonunda bu da oldu... Türkiye solu (nihayet) özgürlük meselesinde "ayrımcılık" yapmanın sakat iş olduğunu yüksek sesle ve topluca ilan etmeye karar verdi.

Bana göre de bu açık hava toplantısını önemli kılan başta gelen özellik budur. Bugün'den Gülay Göktürk de aynı fikirde. Bu "tarihi uzlaşma" dolayısıyla bakın ne diyor:

"Bu ülkede tarihi olarak demokrasi mücadelesinde genellikle başı çeken sol kanat, inanç ve ibadet özgürlüğü söz konusu olduğunda topyekun sınıfta kaldı. Kendine ilerici, liberal, solcu, komünist, sosyalist, sosyal demokrat gibi çeşitli adlar veren düzinelerce parti, dernek, sivil toplum örgütü Türkiye'deki bu en yaygın ve en uzun süreli insan hakkı ihlali karşısında yan çizdi. Kimi konuyu susarak geçiştirdi, kimisi sadece mızmızlandı, kimisiyse azgın laikçilerle birlikte saldırıya geçti. Ama neredeyse hiçbir sol örgüt dindar insanlara yapılan haksızlıklara cepheden, açık seçik karşı çıkmadı."

Yerinde bir tespit doğrusu... Dileriz "sol"un bu "çocukluk hastalığı" artık geride kalıyordur. Bunu söylerken "dindarlar"ın "solcular"a bakışlarının ezelden beri son derece "özgürlükçü" olduğunu düşünmediğimi söylememe gerek yok herhalde... Ama bugün bu konuya girmiyorum, çünkü ÖDP mitinginde karşılaştığımız bir "ilk"in tadını kaçırmak istemiyorum...

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi