T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 6 TEMMUZ 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Akif EMRE

İsrail tipi kolonyalizm

İsrail'in, dostlarının bile savunmakta zorlandığı, Filistinlilere yönelik giriştiği saldırıların amacı hakkında askeri ve siyasi anlamda farklı analizler yapılabilir. Askeri amaçları çıplak gözle görülecek derecede basit, rakipsiz bir askeri gücün verdiği sınırsız, dengesiz ve gayrı insani bir güç gösterisi. Olmert hükümetinin Sharon'un gerçekleştirdiği türden strateji izleyerek Filistinlilerin siyasi, sosyal, ekonomik tüm kazanımlarını yerle bir etmeyi amaçladığını bilmeyen yok.

Ancak İsrail, işgalin bilinen askeri ve siyasi boyutunun dışında fazla dile getirilmeyen bir modeli takip ediyor: İsrail tarzı kolonyalizm.

Bilinen anlamda sömürgeciliği çok katı ve ilkel düzeyde İsrail zaten başından beri uygulamakta. Hatta İsrail, klasik kolonyalizmin meşrulaştırıcı argüman olarak kullandığı "medeniyet götürme" gibi bir misyonunu bile dillendirme ihtiyacı duymadı. İşgal ve bunu sürdürmek için başvurduğu her türlü baskı yöntemini meşrulaştırmak için geliştirdiği tek argüman ise (Filistinlilerle alakası olmayan) kendi "ezilmişliği" söylemi...

Kolonyalizm uygulamalarının en önemli boyutu sömürgeleştirdiği milletler üzerinden yaptığı bilinç ve kültür düzeyindeki etki olduğu açıktır. Modern kolonyalizm bağımsızlık sonrası oluşturduğu 'bağımlı zihniyetler'le daha incelikli yöntemlerle benzer ilişkileri sürdürmeyi başardı. Bunun tipik örneği 'üçüncü dünya tipi aydınlar'da ortaya çıkan sömürgeci zihniyettir. Bu zihniyetin oluşumunu sağlayan görünürde birtakım somut uygulamalar, temel sorunların üstünü örterek "medeniyet, aydınlanma, demokrasi" gibi söylemlere dayanarak sömürgecilerle zihniyet düzeyinde bağımlılık ilişkisinin devamını sağlanmıştır.

'İsrail tarzı kolonyalizm'in bu tür söyleme bile ihtiyaç duymamamsı Yahudilerin yaşadıkları travma ile yatkından ilgili. Ancak her sömürgeci güç gibi İsrail de ilkel, gayri insani gücü belli bir rasyonalite içinde kullanarak Filistinlilerin bilincine hükmetmek gibi bir model geliştiriyor. Bir toplumun bilincini esir almak istiyor. Bu bilinci esir almak, kültürel sömürgecilikten çok daha farklı ve bir toplumun 'varoluş şartı'nı sıfırlamayı amaçlamaktadır.

Bu gayri insani tutumunu temelinde, Yahudilerin, Filistinliler karşısında duydukları 'göçmenlik psikolojisi' onların bilinç altında farklı bir travma olarak ortaya çıkarıyor.. Ve nihayetinde acımasız güç kullanımı bu travmanın bilinç altında batırılmasıyla yakından alakalı...Hiçbir savunma ve güvenlik duygusuyla açıklanması mümkün olmayan, adeta binlerce yılın öfkesini Filistinlilerden çıkarmak isteyen İsrail, güç kullanımında böylesi bir intikam stratejisi izlediğini gözlemleyebiliyoruz.

Zaten işgali altında bulunan bölgelere her askeri operasyon yaptığında Filistin alt yapısını azami ölçüde tahrip etmesi, siyasi oluşumu işlemez hale getirmekle, daha önceki yazıda belirttiğimiz gibi, inanmadığı barış konusunda zamana oynayarak masaya oturması muhtemel muhataplarını devre dışı bırakmayı hedefliyor. Hukuk dışı varlığını reddedilemez realite getirmek için ihtiyaç duyduğu zamana oynuyor.

Filistin iç dengeleriyle oynayarak her anlamda kendini rakipsiz ve muhatapsız hale getirerek sahte bir meşruiyet söylemini sürdürmeye çalışıyor. Bu anlamda Filistin içi grupların birbirine karşı provoke edilmesinden acımasız suikast eylemlerine uzanan mantık aynı...

Ancak daha vahim olarak İsrail'in acımasızca uyguladığı bir strateji var. Filistinlilerin kendilerine olan güvenlerini, kendilerine olan saygılarını ayaklar altına alıp kendi kendilerini yönetmeye olan inançlarını yok etmek.

Olanca uzlaşmacılığına karşın bir simge olarak Yaser Arafat'a uygulanan baskı onun şahsında Filistinlilerin kişiliklerini yok etmeye yönelikti...Aynı muamele bugün Hamas hükümetine karşı sürdürülmektedir.

Filistinlilerin kendine bağımlı olarak bile var olmasını değil bilinç ve zihniyet olarak yok olmasını amaçlayan insanlık dışı bir strateji izliyor İsrail.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi