T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 6 TEMMUZ 2006 PERŞEMBE | ||
Dünya Kupası'yla ilgili notlarımı sonraya saklıyorum. Finalde ne olacağıyla ilgili bilgiç tahminlerde bulanacak da değilim. Nasıl olsa tutmuyor. Ben Almanya 2006'nın futbol galibi Fransız Milli Takımı ile ilgili enteresan bir duruma dikkatinizi çekmek istiyorum: Fransız toplumunu temsil eden milli takım futbolcularının çok büyük bir kısmı siyahi oyunculardan oluşuyor. İlk onbirde Barthez, Sagnol ve Ribery dışında soy sop Fransız tek bir kimse yok. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıl yarım sezon Galatasaray'da top koşturan Frank Ribery, bir Arap kızıyla evli ve Müslüman olmuş durumda. Renk olarak beyaz olsa da Zidane da köken olarak Arap... Hatta tam adı da Zinedine Yezit Zidane... Barthez adı üstünde melez... Geriye kim kalıyor? Sadece Sagnol... Takımın geri kalanı aileleri geçmişin Fransız sömürgelerinden gelen siyah çocuklar... İlgilenenler hatırlayacaktır, bu durum geçmişte de hem Fransız, hem Hollanda polemiklere sebep olmuştu. Her iki ülkede de ırkçı kalabalıklar milli takımlarında bu kadar çok siyah çocuk olmasından ve kendilerini temsil etmelerinden hoşnutsuzluklarını sıkça dile getiriyorlar ve bunu zarafetle de yapmıyorlar. Bu tepkilerle bir ilgisi var mı bilemiyorum ama Hollanda Milli Takımı Almanya 2006'da sadece gençleştirilmiş değil, epeyce de beyazlatılmış bir kadroyla mücadele etti. Gururlu Fransızlar henüz hadiseye bir çözüm bulabilmiş değiller. Aynı renk problemi kulüp seviyesinde İngiltere'de ve İspanya'da da hayli sevimsiz kimi hadiselere yol açıyor. Durum gerçekten ilginç... Fransa Milli Takımı'na dönelim ve şöyle bir düşünelim: başta futbol olmak üzere çeşitli spor dallarını bir yana bırakırsak Fransız deyince aklımıza siyahların geldiği bir başka alan var mı? Ben pek bulamıyorum. Bir siyah Fransız devlet adamı hatırlamıyorum, diplomatı, generali ve iş adamı... Sinemadaki Fransız yıldızlar arasından bir siyah portreye de rastlamıyorum hafızamda mesela... Peki maçlardan önce Fransa milli marşını söyleyen bu siyah çocuklar, yani Henry, Thuram, Gallas, Abidal , Vieira, Makelele, Govou, Malouda Wiltord, Saha, Trezeguet, turnuvadan önce sakatlanan Cisse, kadroya çağrılmayan Anelka (o da Müslüman) ve diğerleri nasıl oluyor da futbol sahasının Fransızları oluyorlar. Çünkü futbol diğer pek çok şeyden daha adaletli... Gücünü, kalitesini, mücadele azmini, yeteneğini gösteren çim sahada yerini alıp yıldızlaşabiliyor. Siyasette, ticarette, diplomaside, askeriyede, kültür ve sanatta işler o kadar da adil yürümüyor. Muhtemel ki sömürgelerden aparılarak Fransa'ya getirilen ailelerin siyah çocukları bütün bu alanlarda en az futbol sahalarında olduğu kadar yetenekliler... Ancak diğer alanlarda futbolda yasaklanan kusurlu hareketlerin tamamı serbest... Ortada bir hakem de yok. Birkaç zaman önce Paris'i ateşe veren çocuklar Fransız Milli Takımı'nın altyapısını oluşturuyor. Teknik numaraların tamamı banliyö cangılından... Hayatın zor olduğu yerde oyun oynamak da zordur. İşte bu yüzden Rio sokaklarında yaşanan hüzün, bir anlamda Paris banliyölerinin de hüznüdür. Doğrusu ben de hüzünleniyorum. Üçüncü dünyanın kavruk çocukları kupanın erken finalini kendi aralarında oynuyor ve aslında iki taraf da mağlup oluyor. Henry golü kendi kalene attığının farkında mısın?
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Dizi | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |