T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 11 TEMMUZ 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Fatma Karabıyık BARBAROSOĞLU

Bakış açısı/"Tunceli kadını türban takmaz"

I-

Bu hafta gündeme "Tunceli kadını türban takmaz" anlayışının yerleşeceğini söylemeliyim. "Olayı" biliyorsunuz. Kız folklor ekibinin başına bir "işgüzar" türban taktırmış. Vay efendimciler, "bunun arkasını bırakmayız" diye açtılar ağızlarını. Ve henüz yummadılar. Tunceli geleneğinde kadınlar "türban" takmadığı (herhalde şapka takıyorlar) için bu itirazı yapanlar haklıdır herhalde. Ben Tunceli'ye gitmedim. Tunceli Belediye Başkanı (ki o bir kadın) Tuncelili kadının türban takmadığını söylüyorsa doğrudur elbet.

"Türban takmak" sahibini cüzamlılar kategorisine hapsettiğine göre, folklar ekibinin şahsında gösterilmiş bu "duyarlılığı" anlamalıyız. Ülkede şu kadar kişi cüzam, pardon "türban" derdiyle uğraşırken; CHP milletvekillerinden ana muhalefet partisi mensubu olarak nerede bir türban görüldüyse üzerine gitmelidir "hassasiyetini" beklemeliyiz. Nitekim onlar bu beklentimizi hiç boşa çıkarmıyorlar. Keşke diğer parti mensupları da "beklentilerimizi" boşa çıkarmamak konusunda CHP'liler kadar "tetikte" olsalar.

Ama aşağıdaki satırları okuyunca göreceksiniz ki Tuncelili kadın "türban" takmazken Uruguaylı Hacer Hanım "türban" takıyor. Uruguaylı Hacer Hanım'ı ve Uruguaylıları kim uyaracak?!

II-

Okul aile birliği karar almıştı. Yaz boyunca İstanbul'da olan aileler ile her ayın ikinci Pazar'ı piknik yapılacaktı. Maksat çocuklara motivasyon aşılama.

Sınıfın iki başörtülü velisinden biriydi kadın. Üstü başı yarış dışıydı. Öteki bakımlı annelerin yanında öyle lalettayin bir figür ancak. Bakımlı annelerin her biri kendi çapında piknik kreasyonu oluşturmuştu adeta. Bu kadın; bir pantolon üzerine bir tunik çekmiş, üstelik başörtüsünü önden düğümlemiş, "ay tam bir köylü" idi. Üstelik konuşması da köylü köylü.

Dudak büküp burun kıvırdılar bu "köylü kadına" bakarken. Bakışları karşılaştığında bir iki göz diyalogu attılar birbirlerine. Arkasından kıkırdaştılar.

"Köylü kadın"ın dünya umurunda değil. Eh köylülerin hayat algısı böyledir, kimseyi takmazlar.

Kadının bir tanesi panik oldu "eyvah beni kene ısırdı!" "köylü kadın" müdahale etti. Isırılan yere baktı. "Hayır sanmıyorum dedi. Bu pire ısırığına benziyor."

Hep beraber güldüler. Demek ki kadın pirelere bitlere pek aşina idi.

Köylü n'olcak.

Sofralar kurulmaya başlandığında "köylü kadın " sepetinden börek ve köfte çıkardı. E bunun yaptığı börek yenir tabii. Köylüler iyi açma, börek yaparlar.

Hadi gönlünü alalım niyetiyle "sen mi açtın dediler" Köylü "ben açtım" dedi, "beğendiniz mi?"

E yani, açma böreği iyi yapmak senin boynunun borcu. "Ah tabii" dediler yalan ve yavan bir eda ile.

Birisi köftesi çamur gibiydi diyebilmek için "köylünün" çıkarttığı köfteden aldı. Aman Yarabbi bu ne ya. Bu buuuu…

"Sen mi yaptın?"

"Evet ben yaptım. Güzel olmuş mu?"

Ay ne güzelliği yani ne desem.

Resim öğretmeni imdada yetişti.

Hacer Hanım Uruguaylı. Uruguay usulü mü yaptınız Hacer Hanım?

Artık o köylü kadın değildi. Bir adı vardı. Hacer. Uruguaylı mı?

"Hayır" dedi Uruguaylı Hacer Hanım "bu Osmanlı usulu yapılmış köfte. Osmanlı yemek kurslarına gidiyorum."

Ay çok acıdılar zavallı kadına. Üstelik kocasının Karadenizli olduğunu öğrenince iki kat fazla acıdılar. Uruguay'da kadın nüfus fazla olmalıydı. Baksana Karadenizli birinin peşine takılıp gelmiş. Türkçe'yi bile şiveli şiveli konuşuyor.

Derken adam geldi. Uruguaylı Hacer'in kocası olan adam. Karadenizli.

Kadınlar iyice şaşırdılar. Adam medeni mi medeni "ağzında temiz bir İstanbul Türkçesi'yle." Ah adama acıdılar bu defa. Kör gözüne tokmak. Be adam mis gibi ülkemizde hiç mi kız kalmadı! Pireler, keneler ile aşina bu kadını takıp koluna getirdin! Kadın kurnaz bak Osmanlı mutfağı filan diye.

Adamı kıskıvrak bağlamış kendine. Bizim Türk kızları ahmak. Ruhumun ikizini arıyorum, bu ya o değilse diye otuzdan kırka doğru aka dursunlar. Bak Uruguaylıya adını Hacer yapmak kesmemiş, bir de kocasının kültürünü alıyor. Kocasının bile bihaber olduğu kültürünü.

"Hacer" dedi adam "haberler herkesi etkilemiş şurada bir arkadaş beni kene ısırdı diye kıvranıyor. Bir baksan."

Aaa pes doğrusu. Kadın börtü böcek düşkünü anlaşılan.

Piknik temalı defileye seçilmiş manken edalarında oturan kadınların, yüzündeki garip ifadeyi çabuk çözdü, ağzında temiz bir İstanbul Türkçesi'yle Uruguaylı'nın kocası.

"Eşim" dedi "botanik ve zooloji ihtisası yaptı."

Görüyor musun sen köylü kadını! Bakış açısını yeniden ayarladı piknik temalı defilenin ev kadını mankenleri.

"Aa başını niye örtüyor o zaman?!"

Önemli not: Hacer Hanım kurmaca bir kimlik değil. Yukarıdaki yazı bir "tanıklık" yazısıdır. Çünkü biliyorum ki bazı okuyucular niye ille de Osmanlı mutfağının altını çiziyorsun türünden mesajlar gönderecek. Bu yazı olay böyle geçtiği için böyle yazıldı.


Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi