T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 11 TEMMUZ 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Kürşat BUMİN

O 'Almanlar' bizim Almanlar olmasın!

Geçen haftanın en "bomba" haberlerinden birisinin altında Hürriyet'ten Ertuğrul Özkök'ün imzası vardı. Hakkını teslim etmek gerekir; yazıları hakkında herkes gibi benim de arada bir atış yaptığım Hürriyet yayın yönetmeni bu kez "yorum" olmasa da "haber" faslında gerçekten yararlı bir iş çıkardı. Özkök'ün Hürriyet'in Ankara temsilciliğinde karşılaştığı Rahşan Ecevit'in "dünyasına" ilişkin verdiği bilgiler şöyle böyle değildi... İyi oldu; "AKP'ye karşı ittifak" ideali uğruna yollara düşüp şu yaz temmuz sıcağında zaten bunalmış olan milletin koruyabildiği son sabrı da tükenme noktasına taşıyan Rahşan Ecevit'in "dünyasını" daha bir yakından öğrenmiş olduk. ("İttifak arayışlarına" ilişkin olarak Tarhan Erdem'in geçenlerde benim de konuşmacılardan birisi olduğum bir televizyon programında verdiği şu bilgi -benim haberim yoktu- söz konusu sürecin yakaladığı mizah çizgisini pek güzel açıklıyordu: "Rahşan Hanım, ittifak arayışları çerçevesinde AKP'nin kapısını çalmayı düşündüğünü de açıkladı")

Hatırlıyorsunuzdur muhakkak: Özkök, Rahşan Hanım'ın ağzından "Türkiye'nin işgal altında olduğuna" ilişkin şöyle tespitler aktarıyordu: "Düşünebiliyor musunuz, bütün Trakya'yı Yunanlılar aldı." / "GAP'ı Yahudiler alıyor."/ "Ani Harabeleri'nin etrafını İngilizler satın alıyor..."

Özkök'ün "ittifak arayışında"ki Ecevit'ten bu bilgileri dinledikten sonra çıkardığı sonuç da yerindeydi doğrusu: "Rahşan Hanım içime gerçekten bir 'kurt düşürmeyi' başardı. Ya bunlara inanan insan sayısı sandığımızdan da fazlaysa..."

Görüyorsunuz; mizah söz konusu olduğunda Türkiye gerçekten çok bereketli bir ülke.

Can Dündar, Milliyet'in dünkü (10 Temmuz) sayısında "İmdat! Türkiye'yi yabancılar işgal etti!" mevzuuna ilişkin yeni bilgiler verdi. Önümüzdeki yazıdan bir Bakan'ın odasında üzerinde söz konusu "işgal" hakkında bilgilerin yer aldığı bir harita asılıymış. Yazar haritayı "Türkiye'de en fazla taşınmaz edinen yabancı ülkeler haritası" olarak takdim ediyor. Haritada 2005 başı itibariyle Türkiye'de yabancılara ait taşınmaz malların il il dökümü veriliyormuş. Ve tabii hangi "yabancı ülke"nin ne kadar taşınmaz satın aldığına ilişkin rakamlar: Yunanlılar 12 bin 535, Almanlar 12 bin 53, İngilizler 6 bin 983, Suriyeliler 4 bin 607, Hollandalılar 1833..... Dündar, "İsrail ilk 5'te yok"(!) diyor.

Kimin hangi bölgede taşınmaz aldığına dair bilgiler de var.

Mevzuyu toparlayacak olursak: Bir kere herşeyden önce söz konusu "harita"nın adı niçin "Türkiye'de en fazla taşınmaz edinen yabancılar haritası" değil de "Türkiye'de en fazla taşınmaz edinen yabancı ülkeler haritası"dır, anlamak mümkün değil. Sanırsınız ki, Türkiye'den taşınmaz edinen "yabancılar" bu satın alma işini "ülkeleri adına" yapmaktadırlar! Almanya, İngiltere ya da Suriye bazı vatandaşlarının eline para sıkıştırıp "Hadi doğru Türkiye'de taşınmaz satın almaya!" diyerek onları seferber etmektedir... (Bu çerçevede Dündar'ın "İsrail ilk 5'te yok" demesi de herhalde bir "lapsüs" sonucudur!)

İkinci olarak: Gitmeyen de görmeyen de biliyor ki, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiyeli göçmenler "ikinci vatan" bildikleri bu ülkelerde ilk fırsatta bir taşınmaz elde etmektedirler. Bu ülkelerde eğer düzgün bir işin ve paran varsa, vergilerle filan başedebilecek durumdaysan, son derece uzun vadeli konut kredilerinden yararlanarak taşınmaz edinebilirsin. Sadece konut-iş yeri değil, biraraya gelerek cami ve okul gibi kapıları "kamuya açık" taşınmazlar da edinebilirsin. Sürekli olarak Avrupa'da yaşamadıkları halde bu diyarda taşınmaz edinen varlıklı kesimi hatırlatmıyorum bile...

"Harita"yı yakından inceleyince şunu da düşündüm: Türkiye'de taşınmaz edinenlerin başında gelen "Almanlar" sakın bizim Almanlar olmasın! Bu taşınmazları Alman vatandaşlığına geçmek için T.C. vatandaşlığından çıkmak zorunda kalıp bir daha dönemeyenler, yani "Türk asıllı Almanlar" ediniyor olmasın? (Çünkü biliyorsunuz, yanılıp sonradan tekrar T.C. vatandaşlığını da alan 50 bine yakın göçmen perişan olmuş durumda) Bana göre bu "Almanlar" sanki o Almanlar. "Yoksa" diyorum kendi kendime, "Anadolu'nun hızla göç veren bir takım illerinde sahici Almanlar'ın ne işi var?"

Son olarak da şu anafikir: Farkında değil misiniz ki dünya artık -herşeye rağmen- "yabancı" sözcüğünü lügatinden çizmeye yönelmiştir....

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi