T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 11 TEMMUZ 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Mehmet OCAKTAN

Politikada Temmuz baharı…

Meclis'in 21. yasama dönemi çalışmalarını tamamlamasıyla birilikte politika da tatile girdi. Ama burası Ankara, politikanın üzerinde zamansız 'kara bulutlar' dolaşabileceği gibi, 'Temmuz baharı' da yaşanabilir…

İşte dün Ankara'da, bir bakıma 'Temmuz baharı' yaşandı. Başbakan Tayyip Erdoğan dün, CHP'nin yeni genel merkezini kutlamak üzere Deniz Baykal'ın konuğu idi. Türk siyasetinde önemli merkezleri temsil eden her iki genel başkan da, zaman zaman birbirlerine sert eleştiriler yönelttiler, politik anlamda birbirlerini hırpalayan tavırlar sergilediler.

Başbakan Erdoğan'ın dünkü ziyareti bir nezaket ve 'hayırlı olsun' ziyaretiydi. Başbakan bu ziyarete, simgesel olarak büyük önem vermiş olmalı ki, ağır toplarıyla birlikte gitti. Basına kapalı olarak gerçekleşen görüşmeye, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ve Kadın Kolları Başkanı Selma Kavaf ile CHP'den Genel Sekreter Önder Sav, Genel Başkan Yardımcıları Eşref Erdem ve Mustafa Özyürek katıldılar. Toplantının ardından, birlikte açıklama yapan Başbakan Tayyip Erdoğan ve CHP lideri Deniz Baykal, bunun bir 'nezaket ziyareti' olduğunu ve politik konuları görüşmediklerinin altını özellikle çizdiler.

Bir saat süren bu ziyaret, dışarıya yansıyan ve görünenin ötesinde, Türk siyaseti açısından simgesel bir önem arzediyor. Politik mücadele içinde zaman zaman 'keskin virajlar'ın, sert rüzgarların esmesi doğal. Önemli olan, ülkenin ve demokrasinin geleceği ile ilgili 'istikamet' konusunda partilerin makul bir paralellik içinde olmasıdır.

Dolayısıyla dünkü ziyaret, en azından görüntüsel anlamda olsa bile bu paralelliği yansıtan bir fotoğraf olması açısından, Türk siyaseti için bir kazanım olmuştur.

Ziyaretin kapalı bölümünde nelerin konuşulduğunu bilmiyoruz ama, ziyaret öncesi kapıda espri ile karışık söylenen sözler, her iki liderin istikametleri konusunda önemli ipuçları veriyor. Karşılaşmada, tokalaşma ve 'hoş geldin' faslının ardından Başbakan Erdoğan, muhabirlere Baykal'ı işaret ederek, "Aynı istikamete bakıyoruz" ifadesini kullanıyor.

Evet, bu ifadenin bir gerçekliği var… Başbakan Erdoğan da, CHP lideri Baykal da 'iki merkezli' siyaset konusunda gerçekten aynı istikamete bakıyor. Çünkü her iki lider de, Türkiye'nin tıpkı Batı demokrasilerinde olduğu gibi, temelde iki partiye dayalı bir siyasi yapılanmadan yana.

Nitekim CHP lideri Baykal, 2002 seçimleri sonrasında yaptığı bir açıklamada aynen bu paralelde cümleler kullanıyordu: "Türkiye'ye iki partili bir yapı geldi. Bunlardan biri yorgunluk, bıkkınlık sebebiyle değişme ihtiyacı ortaya çıkana kadar devam etmeli. Onun gitmesi söz konusu olunca, insanların yüzünü dönebileceği bir parti olmalı. Bu düal sistem. Biri iktidar olacak, biri muhalefet. Toplum kimin geleceğini bilip ona yatırım yapacak. O da kadrosunu hazırlayacak. O parti geleceğini bildiği için muhalefet üslubunu makul ve ciddi tutacak. Gelecek belli gidecek belli. Giden eksiğini gediğini bilecek kendisini hazırlayacak."

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi