T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 11 TEMMUZ 2006 SALI | ||
|
|
Meclis'in 21. yasama dönemi çalışmalarını tamamlamasıyla birilikte politika da tatile girdi. Ama burası Ankara, politikanın üzerinde zamansız 'kara bulutlar' dolaşabileceği gibi, 'Temmuz baharı' da yaşanabilir… İşte dün Ankara'da, bir bakıma 'Temmuz baharı' yaşandı. Başbakan Tayyip Erdoğan dün, CHP'nin yeni genel merkezini kutlamak üzere Deniz Baykal'ın konuğu idi. Türk siyasetinde önemli merkezleri temsil eden her iki genel başkan da, zaman zaman birbirlerine sert eleştiriler yönelttiler, politik anlamda birbirlerini hırpalayan tavırlar sergilediler. Başbakan Erdoğan'ın dünkü ziyareti bir nezaket ve 'hayırlı olsun' ziyaretiydi. Başbakan bu ziyarete, simgesel olarak büyük önem vermiş olmalı ki, ağır toplarıyla birlikte gitti. Basına kapalı olarak gerçekleşen görüşmeye, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ve Kadın Kolları Başkanı Selma Kavaf ile CHP'den Genel Sekreter Önder Sav, Genel Başkan Yardımcıları Eşref Erdem ve Mustafa Özyürek katıldılar. Toplantının ardından, birlikte açıklama yapan Başbakan Tayyip Erdoğan ve CHP lideri Deniz Baykal, bunun bir 'nezaket ziyareti' olduğunu ve politik konuları görüşmediklerinin altını özellikle çizdiler. Bir saat süren bu ziyaret, dışarıya yansıyan ve görünenin ötesinde, Türk siyaseti açısından simgesel bir önem arzediyor. Politik mücadele içinde zaman zaman 'keskin virajlar'ın, sert rüzgarların esmesi doğal. Önemli olan, ülkenin ve demokrasinin geleceği ile ilgili 'istikamet' konusunda partilerin makul bir paralellik içinde olmasıdır. Dolayısıyla dünkü ziyaret, en azından görüntüsel anlamda olsa bile bu paralelliği yansıtan bir fotoğraf olması açısından, Türk siyaseti için bir kazanım olmuştur. Ziyaretin kapalı bölümünde nelerin konuşulduğunu bilmiyoruz ama, ziyaret öncesi kapıda espri ile karışık söylenen sözler, her iki liderin istikametleri konusunda önemli ipuçları veriyor. Karşılaşmada, tokalaşma ve 'hoş geldin' faslının ardından Başbakan Erdoğan, muhabirlere Baykal'ı işaret ederek, "Aynı istikamete bakıyoruz" ifadesini kullanıyor. Evet, bu ifadenin bir gerçekliği var… Başbakan Erdoğan da, CHP lideri Baykal da 'iki merkezli' siyaset konusunda gerçekten aynı istikamete bakıyor. Çünkü her iki lider de, Türkiye'nin tıpkı Batı demokrasilerinde olduğu gibi, temelde iki partiye dayalı bir siyasi yapılanmadan yana. Nitekim CHP lideri Baykal, 2002 seçimleri sonrasında yaptığı bir açıklamada aynen bu paralelde cümleler kullanıyordu: "Türkiye'ye iki partili bir yapı geldi. Bunlardan biri yorgunluk, bıkkınlık sebebiyle değişme ihtiyacı ortaya çıkana kadar devam etmeli. Onun gitmesi söz konusu olunca, insanların yüzünü dönebileceği bir parti olmalı. Bu düal sistem. Biri iktidar olacak, biri muhalefet. Toplum kimin geleceğini bilip ona yatırım yapacak. O da kadrosunu hazırlayacak. O parti geleceğini bildiği için muhalefet üslubunu makul ve ciddi tutacak. Gelecek belli gidecek belli. Giden eksiğini gediğini bilecek kendisini hazırlayacak."
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |