T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 11 TEMMUZ 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Melikşah UTKU

Petrol fiyatları ve sermaye hareketleri

Birçok açıdan farklılıklar taşıyor olsa da, bugünlerde yaşanan tablo, 1970'lerde yaşanan sürecin minyatürü gibi neredeyse: Petrol fiyatlarındaki artış, artan sermaye hareketleri ve küresel kriz.

Dünya ekonomi tarihinin önemli kırılma noktalarından biridir 1973 yılı. OPEC ülkelerinin, ham petrolün fiyatını üç katına varan oranlarda yükselttiği bu sene, finans ve uluslararası sermaye cephesinde önemli değişikliklere yol açmıştı. Ülkelerin petrol dışında yekdiğerine bağımlılığının bugüne nispetle hayli düşük olması o yılları daha bir ilginç kılıyor. İthal ikameci kalkınma tezi, o yılların modasıydı. Buna göre, sanayileşme yolunda ilerlemek isteyen ülkeler ithal ürünleri tüketmek yerine, aynı ürünleri ülke içinde üretme yoluna gitmeliydiler. Yerli sanayi dış rekabetten korunuyor, aynı zamanda ülke içindeki kaynaklar, merkeziyetçi bir planla stratejik olarak değerlendirilen sahalara akıtılıyordu. Dahası bu yeni sektörlerin arzını emebilecek talebi oluşturacak politikaların uygulanıyordu.

Ancak ithal ikameci sürecin, içeride desteklenen sanayilerin ithal girdilerini karşılayacak oranlarda döviz üretemiyor olması, bu politikaların devam ettirilebilmesini her geçen gün daha da zorlaştırıyordu. Bunun yanı sıra, iç talebi canlı tutmak için devlet hazinesinin üzerine binen yük, ülke içinde ciddi dengesizlikler oluşturuyor ve en basit haliyle kendisini enflasyon olarak gösteriyordu. İşte 1970'lerin başında patlak veren petrol şoku, ithalat faturasını kabartarak döviz darboğazına giden süreci hızlandırmış ve gelişmekte olan ülkelerin benimsemiş olduğu ithal ikameci politikaları daha başında tehlikeye sokmuştu.

İthal ikameci süreç, bütün bunlara rağmen 1970'lerde yaşamaya devam etti. Bunun en önemli nedeni, uluslararası finans piyasalarının petrol şoku sonrası ciddi bir değişime uğraması ve bu değişimin gelişmekte olan ülkelerde yaşanan şoku hafifletmesiydi. Petrol şokunun sanayileşmiş olan ülkeleri de vurmuş olması yüzünden söz konusu ülkelerde o yıllarda ciddi bir daralma baş göstermiş, yatırımlar iyice daralmıştı. Dahası OPEC ülkeleri artan petrol gelirlerinin önemli bir kısmını uluslararası bankalara yatırmışlardı. Bu, bankaların kasalarında ne yapacaklarını bilmedikleri ciddi bir kredi bolluğu demekti. Bu kredilerin en istekli alıcısı, haliyle döviz darboğazı çeken gelişmekte olan ülkeler oldu.

Uluslararası finans piyasaları, bu dönemde hiçbir ciddi risk-getiri analizine gitmeksizin, hızlı büyüme kaydeden orta ve üst gelir grubuna mensup gelişmekte olan ülkelere büyük oranlarda borç vermişti. Borçların ülkelere göre dağılımı, bu ülkelerdeki kaynak verimliliği dikkate alınmaksızın ve buna mukabil, hiçbir eşitlik gayesi güdülmeksizin yapılmıştı. Mesela birçok A.B.D. merkezli özel bankanın, kalkınmakta olan herhangi bir ülkeye verebileceği krediler, bu dönemde kanuni sınırına ulaşmıştı. 1977 senesi itibariyle A.B.D. bankalarının OPEC harici gelişmekte olan ülkelere verdikleri krediler, sermayelerinin % 130'una varmıştı.

Bu saadet zinciri, 1979 yılında ikinci petrol şokunun patlak vermesiyle en ince yerinden koptu. Vadesi gelen borçlarını ödemekte zorlanan gelişmekte olan ülkeler, 70'li yıllar boyunca kapısını aşındırdıkları özel bankaları, bu sefer kendi kapılarında öfkeli alacaklı olarak buldular. Yanlarında IMF, arkalarında Dünya Bankası ve ABD vardı. En solcu hükümetlerin bile 1980'lerde neden liberal politikalar takip ettikleri sorusunun cevabı da işte burada yatmaktadır.

O gün bugün pek çok şey değişti. Ama uluslararası sermayenin hesapsız geliş ve gidişleri hâlâ devam ediyor. Sermaye girişi her zaman sağlık alameti olmuyor, sermayenin çekilmesinin de çoğu zaman anlamlı bir gerekçesi.

Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi