T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 11 TEMMUZ 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Özlem ALBAYRAK

Kur'an'la incelmek mümkün mü?

Şişmanlık zafiyet, zayıflıksa tıpkı giyim kuşam gibi bir medeniyet göstergesi olarak algılanmaya başladığından bu yana, son derece insani bir arzu olarak sunumu yapılan rejim/diyet meseleleri, yaz mevsiminin en çok sevdiği konuların başında geliyor.

Kalori hesaplarından meyve kürlerine, doymamış yağ oranlarından lifli yiyeceklere kadar alıcısının eline liste üstüne liste tutuşturan piyasanın bir hizmet ve ürün paketi halinde üstelik.

Her endüstrinin olduğu gibi rejimin de, moda olan 'yogayla incelin' şeklindeki modelleri olduğu gibi, kibrit kutusu ölçeğindeki demode varyasyonları da mevcut...

Olayı, "İnsanın kendine ettiği eziyeti, dünya toplansa ona yapamaz" diye gülüp geçilecek, gelmiş ama geçmesi biraz uzun sürmüş bir "trend" olarak değerlendirme eğilimindeyken, bir tartışma programındaki "İslami diyet nasıl yapılır?" başlığı bu eğilimi tepetaklak etti doğrusu.

Çünkü bu başlık meselenin, Kur'an'ın öngördüğü hayat stereotipi ile modern zamanların basen inceltme derdi arasında bir bağ kurma noktasına kadar gelip dayandığını gösteriyordu.

Çünkü, İsmail Nacar ve karşısındaki diyetisyen ordusunun atışmaları, İslam'ın hayat önerilerinin, bu çağın anlamlar coğrafyasında nasıl bir yere tekabül ettiğini göstermesi açısından kaydadeğerdi.

Sözkonusu İslam-popüler meseleler kontrastı olduğunda adının başına getirilen İslamcı sıfatıyla "Laikçi, solcu yazar neden yok da, İslamcı yazar var?" ve ille de bir 'İslamcı' temsiliyeti şartsa, bu neden bıyık altı gülünen bilgisiz, retoriksiz birine tevdi edilir sorularını es geçiyor, meseleye geliyoruz. Olayın bir yüzü, Türkiye'de insanların yüzde 20'sinin rejim nedeniyle açlık sınırında yaşadığı bilgisinin de etkisiyle, "bir deri bir kemik" şeklindeki hastalıklı bir zayıflıkla Kur'an'ın sağlık öğütleri arasında kurulan bağın sağlıksızlığını gösteriyorsa, diğer yüzü de modern hayatın bir dönem dışladığı İslami hayat tarzının, modernlik yolunda amaca ulaşmak için bir araca dönüştürüldüğünün sinyallerini işaret ediyordu. Kur'an diyeti ve açlıktan ölen Afrikalılar konusuna ise, hiç girmemek daha elzem.

İslami tatil anlayışı, tesettür defileleri, İslamcıların çağdaş mesleklerdeki başarıları gibi örneklerle önümüze getirilen, İslam'ın çağ yönelimleriyle buluşma-çatışma noktalarının karikatürize edilerek sunulması tarzının bir başka yansıması olan bu tartışmanın, koca bir inanç pratiğini lightlaştırma, 1200 kalorilik bir slimfast ürününe dönüştürme gayretinden öte bir amaç taşıdığını düşünmek hakikaten zor.

Bir dönem moda olan "haremlik-selamlık", "kadın dövme" gibi modern dünyaya tercümesi zor konulardaki sorgulama niyetinin, övgü ve ironi karışımlı "anlama" maskesi takmış hali çünkü bu...

Elbette, "kaba, çirkin, şişman ve medeniyetsiz Müslüman" ya da bu tasarımla oluşturulan imajın devamı mahiyetinde bir arzudan kaynaklanmıyor İslami diyete karşı çıkışın nedeni.

Zamansız öğretileri, insanlığa dair sözleri ve daha önemlisi özü olan bir İslam'ın anlaşılmasına karşı geliştirilen psikolojiye ve bu psikolojiden mütevellit mukamevet yollarına karşı, bu yazı. Elbette sofradan doymadan kalkma gereği, doyduktan sonra ise tek bir lokma yemenin haramlığı üzerine kurulu bu dinin yeme adabı.. Suyu oturarak, üç yudumda içmenin sağlıktaki yeri ortada. Kur'an-ı Kerim'de adı anılan sebze ya da meyvelerle yapılacak rejim, faydalı sonuçlar da verebilir.

Ama nasıl ki defile haberleriyle tesettür, haşemayla İslami tatil anlayışı magazine ediliyorsa, dini önermelerle tutarlı, hayatın tamamına hitap eden bütüncül bir pratiğin kitabı olan Kur'an da, konu konu, madde madde, başlık başlık ayrıştırılarak seküler dünyanın istediği küçük lokmalar haline getirilerek, ihtiyaca binaen başvurulacak bir kitap mesabesine indirgeniyor, magazine ediliyor.

Kur'an kronolojisini anlayabilirseniz bilimi sollarsınız... Diyetine uyarsanız incecik kalırsınız.

Kendisi dışındaki herşeyin itibarına göz diken bir seküler hayat nizamı bu.

Cilalı bir, "Fayda neredeyse, o hiç hazzetmediğiniz Kur'ani hayat tarzı içinde bile olsa, vahşi taraflarından ayıklayarak alınız" uyanıklığı.

Kur'an'ı Kerim'in akılcı ve bilimsel yönünün modern tercümesini anladık. Ama, akılla açıklanamayan aşkınlığa nasıl bir çözümünüz var? Şöyle de sorulabilir: İslam'ın haklılık ve meşruiyeti diyete mi kaldı?

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi