T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 13 TEMMUZ 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Davut DURSUN

Barcelona'dan öğreneceğimiz çok şey var...

Geçen hafta Akdeniz Ülkeleri Düzenleyici Kurullar Ağı'nın sekizinci toplantısı nedeniyle Barcelona'da idim. Barcelona'yı bizler daha çok futbol alanındaki başarısından hatırlarız. İspanya'nın güneydoğusunda Akdeniz kıyısında önemli bir kent. Katalonya özerk bölgesinin başkenti. Nüfusu 1 milyon 300 bin civarında ise de yaz aylarında Avrupa'nın muhtelif yerlerinden akın eden turistler nedeniyle adeta iğne atsan yere düşmez anlamında kalabalık bir yer.

Her kentin ve yerin kendisine özgü bir kimliği, farklı özelliği ve önemi var. Mesela İstanbul denince Boğaz, Ayasofya, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı, Boğaz köprüleri akla gelir. Bu mekanlar kentin bir bakıma kimliğini, alamet-i farikasını oluşturur.

Bu anlamda Barcelona'nın öne çıkan kimliği veya alamet-i farikasının ne olduğu sorusuna verilecek pek çok cevap var. Mesela şehrin meşhur olimpik stadyumu, Colombus heykeli, televizyon kulesi, muhtelif meydanlar, saraylar ve tarihi binalar rahatlıkla Barcelona'nın kent kimliğini oluşturan mekanlardır.

Sadece Barcelona'da değil pek çok Avrupa ve Asya kentinde tarihle modern dönemin nasıl uyumlu bir şekilde bütünleştirildiğini görmek mümkün. Tiflis'te, Bakü'de, Sen Petersburg'da olduğu gibi Batı kentlerinde de bu durumu görmek mümkün.

Gördüğüm kadarıyla eski ile yeniyi en iyi bütünleştiren kent Barcelona olmalı. Gerçekten de özellikle 18 ve 19.yüzyılda inşa edilen gotik tarzındaki sivil ve dini mimari yapıları bütün yönleriyle korunuyor ve hâlâ hayatın içerisinde yer alıyor.

İstanbul'da Pera'da 19.yüzyıldan kalma gotik tarzındaki binaları nasıl yok ettiğimiz, Tarlabaşı yolu açacağız diye nasıl ortadan kaldırdığımız, kalanların nasıl bir çöküş içerisinde yer aldığını görmememiz mümkün mü?

Barcelona'nın bir kent planlaması ve fonksiyonel bir kent inşa edilmesi için en güzel örneklerinden birini oluşturduğundan eminim. Sanıyorum başka yerlerde görmediğimizi bir farklı bulvar düzenleme şekli başlı başına Barcelona örneğini önemli kılmaktadır. Kentin ana bulvarlarından bazısında bulvarın sağında ve solundaki tek şeritli trafiğe açık mekanların yanında caddenin ortasında geniş bir alan sivil alanlar olarak düzenlenmiş ve yayaların yaşama alanları olarak tanzim edilmiş. Ortadaki bu geniş alanlar çınar ağaçlarıyla yeşillendirilerek kafeler, yeme içme mekanları, gazete ve yayınların satıldığı kiosklar, çeşitli gösterilerin sunulduğu mekanlar, resim çizerlerin atölyeleri gibi sivil hayatın en canlı olarak yaşandığı yerler olarak düzenlenmiş. Bu kente ayrı ve farklı bir boyut katmakta, kenti daha yaşanabilir hale getirmekte ve her an caddelerin, bulvarların insanlar tarafından kullanıldığı bir kent hayatına dönüştürmektedir. Buralarda kafeleri işletenlerin mekanları güzelleştirmek için etrafı çiçeklendirmeleri, çeşitli kent mimari eserlerini koymaları ayrı bir güzellik katıyor.

Barcelona İspanya'yı meydana getiren on yedi özerk bölgeden biri olan Katalonya Özerk Bölgesi'nin başkenti durumunda. İspanya bir federasyon, yani federal devlet değil, ancak bildiğimiz anlamda bir üniter devlet de değil. Ülke on yedi ayrı özerklikleri birbirinden farklı özerk bölgeye bölünmüş durumda. Katalonya Özerk Bölgesi ülkenin en gelişmiş, zengin ve hareketli yerlerinden biri. Nüfusu altı milyona yakın. Kişi başına düşen milli gelir 26 bin euro civarında.

Katalonlar kendilerini İspanyol değil Katalon olarak görüyor ve tanıtıyorlar. Okullarda Katalonca ve İspanyolca eğitim veriliyor. Halk Katalon olmakla öğünüyor ve kendilerini İspanyollardan farklı görüyor. Özerkliklerine sıkı sıkıya sahip çıkıyorlar. Geçtiğimiz ayalarda özerkliğin daha da genişletilmesi anlamında bir referandum yapıldı ve halkın çoğunluğu tarafından kabul edildi. Yeni durum Katalonya'ya yeni haklar ve imkanlar veriyor. Vergi gelirlerinden daha çok yararlanma, yatırımlarda inisiyatif alma gibi...

Barcelona örneği ulusallıkla yerelliğin dengeli bir şekilde bütünleştirilmesi, tarihle güncelin birlikte yaşanması, geçmişle modernin aynı anda fonksiyonel kılınması, kentin farklı şekilde tanzim edilmesi, yerellik bilincinin bir kentin ve bölgenin kalkındırılmasında etkin kılınması gibi olumlu örneklerin yakalandığı bir yer olarak değerlendirilebilir. Bizlerin tarihe, geçmişe, eskiye gösterdiğimiz düşmanlığın ve ilgisizliğin nasıl bir yıkım olduğunu Barcelona örneğinde görmek mümkün. Modern, gelenekle bütünleştirildiğinde anlam kazanıyor.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi