T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 13 TEMMUZ 2006 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Hüseyin HATEMİ

Çifte standardın dayanılmaz gülünçlüğü

Alman eğitim bakanı, Bayan Schawan; Stuttgart İdare Mahkemesi'nin okullarda müslüman hanım öğretmenlerin başörtüsü örtme yasağını iptal etmesine çok şaşırmış. Bu yasağı, Baden-Württemberg Eğitim Bakanı iken kendisi koymuş. Stuttgart İdare Mahkemesi'nin kararı, çifte standarda karşı çıkan bir karar! Rahibeler başları örtülü ve özel kıyafetleri ile ders verirken, müslüman hanım öğretmenlerin baş-örtülerinin yasaklanması doğru bulunmamış. Gerçekten de doğru değil! Hoca'nın, başkalarının eşlerinin süslenmemelerini öğütlerken, kendi eşinin durumu örnek gösterilerek itiraz edilince: - yakışır Haspaya! demesini hatırlatıyor!

Fakat Alman Vezîre, bu çifte standard vizrinden (yükünden) kurtulmaya yanaşmıyor ve yanlışta direniyor: Biz, kanun metninde başörtüsünün siyasî çok-anlamlılığı ile, Hristiyan kültür geleneğinin bir görünümü olan rahibe giysisini ayırıyoruz. Kanunkoyucunun başörtüsünü dinî bir giysi parçası olarak değil, siyasî bir simge olarak yasakladığı apaçık idi!

Başörtüsü'nün siyasî simge olduğu nakaratını her an tekrarlayan "bizimkiler", sonunda Almanlar'ı da kendilerine benzetme başarıları ile övünebilirler. Vezîre hanım diyor ki: -Almanya'da da, uluslararası alanda da, başörtüsü (kadın için) kültürel bir kısıtlama ve siyasî İslâm simgesi olarak görülüyor! Rahibe kıyafeti niçin evleviyyetle böyle görülmüyor? Bayan Schawan bunu belirtmeksizin başörtüsü hakkındaki önyargısını tekrarlıyor: Başörtüsünün ardında gizlenen "mesaj", Anayasamızla bağdaşmaz, çünkü kadının ezilmesinin bir simgesidir! (Der Spiegel, 2006/28) -Aferin! Ezberin güzel, fakat sözün yanlış! Kadın, başörtüsünü kendi isteği ve seçimi ile örtüyorsa, bu sözler havada kalmaz mı? Rahibelere okullarda ders verme imkânı verilirken, meselâ müslüman bir Alman hanıma bu imkânın tanınmaması, vicdan sızısı duymaksızın nasıl savunulabilir? Ayrıca, kadının aşağılanmasını önlemek isteyen bir kadın veya erkeğin, şecaatini asıl "Fuhuş sektörü"nde göstermesi gerekmez mi?

Ammar İbn Yâsir, o büyük er kişi, Allah'ın arslanı'nın saflarında şehid olduğunda, hasım tarafın başı, "Onu biz öldürmedik, buraya getirip de öldürülmesine sebep olan Ali öldürdü!" demiş ve nice şapşal derhal bu sözü tasdîk etmiş idi. Şimdi de Neşe Düzel'in "(türbanlı kızları) üniversiteye sokmayarak türban takmalarını engellemiş mi oluyorsunuz peki?" sorusuna, görelim CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen ne cevap verir? (İnsan bir an için: -İktidara gelince Edebali, Hacı Bektaş yolu güdecek, bacılarımızın örtüsüne karışmayacağız! gibi bir söz ümit ederken, Frau Schawan'a rahmet okutacak bir Herr Öymen cevabı ile karşılaşıyor.)

Öymen der ki: -Onbinlerce genç kızımızın üniversite tahsili yapamamasından, onları türbansız üniversiteye girmemeleri için teşvik eden iktidar sorumludur!- Fesübhanallah! Kudretinden sual olunmaz ya Rabbi! Mantık var ki bir mantıka benzemez! Frau Schawan'ın ülkesinde hiç değilse üniversite öğrencilerine karışılmıyor! Herhalde başörtüsü üniversite kapısından öğrenci başında girince Anayasa'ya aykırı simge, gamalı haç gibi bir şey olmaktan çıkıyor da, öğretici başında girince siyasî simgeye dönüşüyor! Bize gelince neûzübillah! Başörtüsü sorunu en gözde millî sporumuz oldu. Karşılıklı, bir ucundan tutarak, halat çekme oyunu gibi, çekiştiriyoruz. Bu arada "materyalizm" döneminde gemisini karaya oturtan Rusya, Ortodoks halkıyla barışan yönetimi ile, güçlenme ve ilerleme yoluna giriyor. Biz de birbirimize giriyoruz.

Çifte standardın dayanılmaz gülünçlüğünü kavramamızın zamanı gelmedi mi? Geldi ise, her alanda çifte standarddan kurtulmamız gerek! Başörtüsü alanında da, müslüman olmayan vatandaşlarımızın temel haklarının sağlanması ve korunması alanında da! AB'nin de kendi ahlâkî ayar ve ölçütlerini bu açıdan da gözden geçirmesi ve düzeltmesi gerekiyor. Aksi takdirde, yakında AB'ne katılma düşünden uyanmaya hazır olalım.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi