T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 13 TEMMUZ 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Bu ülkenin hamurunda bir gariplik mi var nedir, siyasetçilerimizi, başbakanlarımızı yargılamaya, hatta idam etmeye pek meraklıyız. Sanki içimizde bir 'hınç' var, elimize fırsat geçtiği anda siyasi muarızlarımızı yargılamaktan, idam etmekten özel bir 'haz' alıyoruz. Doğrusu gerek insani duyarlığın, gerekse hukukun penceresinden baktığımızda, bu durumun hiç de 'normal' bir insani davranışın tezahürü olmadığı ortada. Evet, dünyanın her yerinde, hukukun hakim olduğu bütün toplumlarda suç işleyenler yargılanır. Ama başbakanlarını, siyasetçilerini bir 'darbe' sonucunda idam sehpasına göndermek, siyasetçilerini, aydınlarını sırf düşüncelerinden dolayı cezaevine tıkmak herhalde Türkiye'ye has bir özellik olsa gerek. İşte bu 'hal' ve genlerimizdeki 'hınç' endişe verici... Henüz daha, başbakanını 'idam etmiş' bir ülke utancından kurtulamamışken, özellikle de siyasetçilerimizin, 'yargılama' üzerinden politika üreterek Türk halkından oy beklemelerini anlamak gerçekten mümkün değil. Bu olsa olsa bir 'aymazlık' olabilir. Politikacılarımız acaba şöyle mi demek istiyorlar: "Bu Türk halkı politikacılarının idam edilmesinden, yargılanmasından zevk alır, dolayısıyla yeni dönemde seçilecek Cumhurbaşkanı için Yüce Divan imasında bulunursak, oy patlaması yaparız." Bir kere böyle bir yaklaşım, Türk halkının insani hasletlerine saygısızlıktır. Şimdi bütün bunları neden söylüyorum? Çünkü, son günlerde MHP lideri Devlet Bahçeli ve CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan Tayyip Erdoğan bağlamında, Türkiye'yi çok 'tatsız' ve 'ayıplı' bir tartışmanın içine çekmek istiyorlar. Mesela, Türk siyasetinin saygın isimlerinden birisi olan Baykal, önceki gün içinde benim de yer aldığım gazetelerin Ankara temsilcileriyle yaptığı kahvaltılı sohbet toplantısında, Anayasa'nın 105. maddesini tamamen 'ideolojik' ve bir parti gözlüğü ile yorumlayarak, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olması durumunda Yüce Divan'a gönderilebileceği 'iması'nda bulundu. Geçtiğimiz günlerde MHP lideri Bahçeli de, 'hamaset' ve 'öfke' duygularıyla dolu benzer bir yaklaşımda bulunmuştu. İktidara karşı muhalefet yapmak, her siyasi partinin en doğal ve demokratik hakkı. İyi de, bu muhalefet değil ki... Bu nasıl bir ruh halidir ki, daha henüz ortada Cumhurbaşkanlığı seçimi yok, ayrıca Başbakan Erdoğan da adaylığını açıklamış değil. Ama siyasetçilerimiz, işi gücü bırakmış, son derece açık ve net Anayasa maddesine rağmen, birilerini yakalayıp yargılama sevdasına kapılmış durumdalar... Nedir bu telaş Allahaşkına, bir aceleniz mi var? Her şeyin bir adabı, kuralı olduğu gibi Cumhurbaşkanı seçmenin de bir kuralı yok mu? Bahçeli'yi anlamak mümkün, parlamento dışında ve sıkıntısı var. Peki sayın Baykal'ın tavrını nasıl değerlendireceğiz? Bildiğimiz kadarıyla sayın Baykal'ın yanında çok değerli hukukçular ve uzmanlar var. Birisi de çıkıp, Anayasa'nın 105. maddesinin izahını yapmıyor mu acaba? Kaldı ki, hiç 'hukuk nosyonu' olmayan bir insan bile, 105. maddeyi salim bir kafayla okusa, buradan cumhurbaşkanlarının yargılanamayacağını anlar. Ne yazık ki, yıllardır Türk siyasetinin yakasını bırakmayan 'kıyıcı' ve 'ayıplı' anlayış, hem toplumu yoruyor, hem de siyaseti içten içe çürütüyor.
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |