T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| Y A Z A R L A R | 19 TEMMUZ 2006 ÇARŞAMBA | ||
|
|
İsrail'in tek başına bu savaşı yürütmesi mümkün değil. Bunu herkes biliyor. Elinde ne kadar etkili silah gücü olursa olsun. İsrail'in ABD ile birlikte hareket ettiğini ondan güç aldığını söylemek bile artık abes. ABD İsrail ile birlikte hareket etmese bile İsrail'e destek vermek zorunda. Politikaları onu gerektiriyor. Konumu onu gerektiriyor. Afganistan'ı ve Irak'ı uydurma olduğu anlşılan gerekçelerle işgal eden ABD, İsrail'in Lübnan'ı işgal etmesine neden karşı çıksın ki? Kaçırılan askerler işin sadece bahanesi. Kurt kuzu hikayesi. Gelişmelere yüzeysel olarak bakıp da HAMAS ve Hizbullah'ı suçlamaya kalkışanlar da bence uzun yıllardan beri uygulanan senaryoyu görmezden gelmektedirler. HAMAS işgalin meyvesidir. İşgalin ortaya çıkardığı bir mukavemettir. İsrail dahil dünyanın meşru saydığı bir seçim ile demokratik mücadeleye girmiş ve Filistin halkının tercihiyle iktidar olmuştur. İsrailin son günlerde attığı her adım HAMAS'ın konumunu meşrulaştırmakta ve Filistin halkını HAMAS'ın yanına biraz daha fazla itmektedir. Aynı şey Hizbullah için de geçerli. Lübnan'daki Hizbullah ile Türkiye'de ortaya çıkarılan illegal Hizbullah birbirine karıştırılıyor. Lübnan'daki Hizbullah resmi bir parti konumunda. Lübnan meclisinde milletvekilleri, hükümette bakanları var. İsrail işgali ve iç savaşın ortaya çıkardığı ve büyüttüğü bir silahlı gücü var. İsrail dolayısıyla ABD ve şürekası bu iki örgütü bölgedeki emellerine engel olarak görüyorlar. Bu görüşlerinde yerden göğe kadar haklılar. Çünkü Ortadoğu'da İsrail ABD ve şürekasına fiilen kafa tutacak başka bir Arap gücü yok. Bu iki örgüt bölgedeki Arap devletlerinden daha güçlü. Onun için de bölgedeki senaryonun tutması için bu ikisinin bertaraf edilmesi lazım. Bush'un gazetelere yansıyan gafı da bu gerçeğe işaret etmektedir. Hizbullah İsrail'e füze fırlatarak cevap verirken Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa'nın yaptığı tek iş birliği olağanüstü toplantıya çağırmak oldu. Filistin'in yanı sıra Lübnan ateşe verildi. 200 civarında insan hayatını kaybetti. Yollar köprüler, santraller havaya uçuruldu. Evvelki gün bir Arap televizyonuna konuşan İsrailli bir bakan, Hizbullah'ın havaalanı yoluyla destek aldığını ve Beyrut'taki köprülerden geçtiğini, dolayısıyla Hizbullah'ın destek yollarını kapatmak için Beyrut'taki köprüleri ve havaalanını bombaladıklarını söylüyordu. Dünya zenginleri G-8 zirvesinde İsrail'in savunma hakkının bulunduğu düşüncesinde birleşiyor, Rusya'nın orantısız güç kullanımı itirazı politik bir söylemden öteye geçmiyordu. BM'nin bölgeye askeri güç konuşlandırılması fikrini ise İsrail tabiatıyla reddetti. Türk hükümetinin yüksek sesi ise içerdeki terör olaylarıyla boğulmuş oldu! Türkiye ve bölge entelektüellerinin yaptığı Abant toplantısı ise Ortadoğu'daki ateşin dışarıdan gelen bir güçle söndürülmesinin mümkün olmadığını, olamayacağını, Müslüman ülke askerlerinden oluşacak bir gücün bölgede görev yapmasının daha mantıklı olacağını tespit ediyordu. Yıllar önce seslendirilen İslam Natosu ütopik bulunurken, bugün ona benzer bir teklifin gündeme gelmesi ne kadar ilginç değil mi? Not: Geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Merzifon Belediye Başkanı'na rahmet, aynı kazada yaralanan ve yoğun bakıma alınan aziz dostum kardeşim Akif Gülle'ye acil şifalar diliyorum.
|
![]()
| ||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |