T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 21 TEMMUZ 2006 CUMA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Son Dakika
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Fatma Karabıyık BARBAROSOĞLU

Ben sen olunca.../ Medeniyet çarpışmaları

Dostun kapısını çalar. İçerdeki seslenir: Kim o? Benim.

Sana bana yer yok burada.

Kapıdan çevrilmiş olan bir yıl çile doldurur. Bir yıl sonra yeniden çalar kapıyı.

Kim o?
Sen.
Kapı açılır.

AB'ye girmemiz için ne kadar "Sen" olunacağına karar verebilecek miyiz?

II- 21.Yüzyıl'ı Medeniyetler Çatışması olarak öngörenlerin oyununu bozmak için sağduyu sahipleri medeniyetlerin karşılaşma biçimleri üzerine kafa yoruyor. Sen bensin ben de sen yani empatik yaklaşım boyutu üzerinde düşünmemizi sağlayacak olaylar her dem yansıyor gazetelere. Mesela, Hollandalı antropolog Sigrid Van Roode bir ay boyunca başını örterek Müslüman gibi yaşamayı "deneyimliyor". Bu deneyim sonucunda Müslüman kadınların kendilerini dışlanmış hissedişlerinin birebir nefsinde tecrübe etme imkanı buluyor. Yaşlı Hollandalılar "Ah sen ne yaptın" diye acıyarak bakarken gençlerin öfke duyduğunu anlatıyor. Buna karşılık başı açıkken kendisine laf atan Müslüman erkeklerin başı örtülüyken saygılı bir dil ile yaklaştıklarını ifade eden Roode Müslüman erkeklerin bu tavrını "Batıyı kendi kültürel kodları ile değil, ucuz tv dizilerinden tanımalarına" bağlıyor. (Roterdam/Ali Çimen'in haberi- 4.Şubat 2006)

Batılıların, kendilerinden başka olana bakışı "yaradılanı severiz Yaradan'dan ötürü" anlayışını taşımaya talip olmadığı için ötekileştirme teorileri zengin. Kendi içlerinde ulusal kimliği önceleyen Avrupalılar ve Amerikalılar Batı dışı toplumlar söz konusu olduğunda "toptancı yaklaşım" paydasında eşitleniyorlar. Türkiye'de aynı tatil köyünde bir arada bulunmayacak kadar birbirinden nefret eden Almanlar ve Fransızlar "kötü Müslüman" imajında birleşmek konusunda çok gayretli.

Batı böyle de Doğu'da özellikle Uzakdoğu'da durum nasıl? Hollywood yapımı bir geyşa filmi üzerinden Çin'de ve Japonya'da yapılan gösteriler yansıdı medyaya birkaç ay önce. Geyşa kültürü bilindiği gibi Japonlara ait bir kültür. Japonlar film ile ilgili olarak tepkilerini geyşayı nasıl bir Çinli oynar üzerinden yaptılar. Çin'de ise Çinli aktris, bir Çinli nasıl olur da geyşa rolünü oynar diyerek protesto edildi. Halbuki buradan bakınca bizim gözümüzde hepsi sarı ırk.

Pazarlarımızı işgal etmiş olan, esnafı ve özellikle tekstil sektörünü zora sokmuş olan küçük kadınların ve adamların bavul ticaretine biz sempati ile bakmaya "ay bunlar ne kadar da çabuk Türkçe öğreniyor" yollu takdirlerimizi dile getirmeye devam ediyoruz. Atalarımızın "çekik gözlü kadınlardan ve adamlardan korkan tavrını bir imaj olarak devam ettirmiyoruz velhasıl. Karşılaşmaktan korkmayan bir tutum var belki.

Bizim karşılaşmaktan korkmayan tutumumuz neden Batılılarda yok? Neden Batılılar bizi imajlara hapsetmeye çalışıyor. Sadece bizi mi? Mesela Pennsylvania'da İngilizce profesörü ve Pasifik Savaşı gazisi Paul Fussell şöyle diyor: "Amerikalıların genel kanaati, Japonların insan değil, küçük sarı hayvanlar olduğuydu; popüler imgelemde Japonlar bit, sıçan, yarasa, engerek yılanı, köpek ve maymun olarak betimleniyordu"

Gerçi ben de çocukluğumda şöyle bir tekerlemeyi söylediğimizi hatırlıyorum:1,2,3 ler yaşasın Türkler, 4,5,6 Japonya battı, 7,8,9 Ruslar domuz, 10,11,12 İngiltere tilki.13,14,15 Amerika kalleş.

III- Son günlerde Türk halkının gittikçe Batı'dan uzaklaşan bir tavır sergilediğini "belgeleyen" anketler, araştırmalar yayınlanıyor.

Anketlere inanmam. Alan araştırmalarına, derinlemesine ropörtajlara da. Cevaplayanın değil "soran"ın muktedir olduğu bir dünyada yaşıyor olduğumuzdandır bu inançsızlığım. Türk halkı Batılı değerlere karşı mesafesini açmak istiyormuş. Yalan. Türk halkı eliyle Batılı hayat tarzına tutunurken, diliyle Batılı hayat tarzına buğz edilebileceğini sanıyor. Yani ağzıyla istemem derken gözüyle yan cebini işaret ederek istekleriyle dünyayı, istemedikleriyle de ahiretini kurtaracağını hesaplıyor.


Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi