Düşünce Günlüğü Sanatçı / aydın hep muhalif mi olur?

Sanatçı / aydın hep muhalif mi olur?

Türkiye’de bazı çevrelerce her fırsatta tedavüle konan bir söylem var: “Sanatçı/aydın hep muhalif olur!” Bu söylem de bize, benzeri bazı söylemler (“sağcı aydın olmaz”) gibi Batı’dan geçmiştir. Türkiye’de Batı’dan gelen, Batı’dan alınan her şey çoğu zaman yerli yerinde kullanılmadığı, bağlamından koparıldığı gibi bu söz de doğru bir şekilde kullanılmıyor, mutlaklaştırılıyor. Yerinde, sırasında sadece sanatçı değil, bilinçli her vatandaş muhalif olur, itiraz eder, eleştirir. Sanatçı bu konuda belki daha önde ve daha etkin olarak fark yaratabilir.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
Sanatçı / aydın hep muhalif mi olur?
Jean Paul Sartre

İsmail Özcan / Eğitimci/Yazar

Türkiye’de bazı çevrelerce her fırsatta tedavüle konan bir söylem var: “Sanatçı/aydın hep muhalif olur!” Bu söylem de bize, benzeri bazı söylemler (“sağcı aydın olmaz”) gibi Batı’dan geçmiştir. Türkiye’de Batı’dan gelen, Batı’dan alınan her şey çoğu zaman yerli yerinde kullanılmadığı, bağlamından koparıldığı gibi bu söz de doğru bir şekilde kullanılmıyor, mutlaklaştırılıyor. Yerinde, sırasında sadece sanatçı değil, bilinçli her vatandaş muhalif olur, itiraz eder, eleştirir. Sanatçı bu konuda belki daha önde ve daha etkin olarak fark yaratabilir. Ama bir ülkede liderler, iktidar sahipleri ülke ve toplum için doğru şeyler, yapılması gereken şeyler yapıyor, vatandaşın beklentilerini karşılıyorlarsa, bir sanatçı sırf muhalif olmak için muhalefet mi edecektir?

Güzel bir şeyi, iyi bir icraatı öncelikle bir sanatçının takdir etmesi gerekmez mi? Atatürk’ün çevresinde birçok şair, yazar, sanatçı bulunmuş; sofrasında yer almış; muhalefet değil muvafakat etmişlerdir. Bunlar aslında muvafık değiller de ikiyüzlülük yaparak mı öyle görünmüşlerdir? Eğer sanatçının liderler ve iktidarlar karşısında muhalif olması bir kuralsa bunun istisnası olmaz. Her iktidara karşı geçerlidir. Aksi takdirde paradigma çöker.

ANTİDEMOKRATİK VE İRRASYONEL ZİHNİYET

Her ülkede politik, ideolojik eğilimi ve kanaati farklı, yani muhalif ve muvafık vatandaşlar olabileceği gibi muhalif ve muvafık sanatçılar da olur. Bu bütün demokratik ülkeler için geçerlidir. 60’larda ünlü sağcı Fransız düşünürü Raymon Aron, de Gaulle’cu; tanınmış solcu filozof Jean Paul Sartre da de Gaulle muhalifi bir aydındı. Hiç kimse Raymon Aron’u de Gaulle’cu diye yandaşlıkla, yalakalıkla suçlamıyordu. Bütün gelişmiş demokrasilerden bu konuda birçok örnek gösterilebilir.

Bizde aydın-sanatçı muhalefetinin çok başka, tamamen antidemokratik, halk iradesine saygısızlıktan kaynaklanan nedenleri vardır. Türkiye’de çok partili demokratik hayata geçildiğinden, özellikle Demokrat Parti ve Adnan Menderes’in iktidar olduğu 1950’den itibaren laik, Kemalist aydın, sanatçı ve bürokratlar, halk iradesinin iktidar çıkarmasından hiç hoşnut olmamışlar; sandıktan çıkmış bütün sağ/muhafazakâr iktidarlara karşı demokratik muhalefeti değil düşmanca bir karşı çıkmayı, halkın belirlediği iktidarları aşağılamayı seçmişlerdir. Türkiye’de “sanatçı/aydın muhalif olur” söylemi demokratik değil, antidemokratik, irrasyonel bir zihniyetin felsefesidir.

Bizde “sanatçı/aydın muhalif olur” dendiğinde, gerçekte sadece sağcı/dindar/muhafazakâr iktidarlara muhalif olmak kastedilmektedir. Bu ise demokratik değil, hastalıklı bir muhalefettir. Bu hastalıklı muhalefet günümüzde en ağır şekliyle Recep Tayyip Erdoğan’a ve AK Parti iktidarlarına karşı yürütülmektedir. Ağzıyla kuş tutsalar, aydın ve sanatçı diye nitelenen laik/Kemalist/solcu kesime kendini beğendiremez. Çünkü AK Parti’ye muhalefet olgular üzerinden, yaptıklarına ve yapmadıklarına bakarak rasyonel bir şekilde değil, imaj üzerinden yapılmaktadır. Bir an için belki bu da normal karşılanabilir. Ama bu muhalif aydın ve sanatçıların mevcut iktidara ve liderine oy vermiş halka hiçbir saygılarının olmaması, bilakis o halkı alabildiğine hakir görmeleri, onu “göbeğini kaşıyan adam”, “bidon kafalı” olarak nitelemeleri en büyük demokratik ayıptır.

MAARİFET MUHALİF OLMAK DEĞİL, SİVİL VE BAĞIMSIZ OLMAKTIR

Günümüzde laik/Kemalist çevrelerin aydın ve sanatçı camiası üzerinde çok derin ve çok ağır bir mahalle baskısı bulunmaktadır. Oluşturulan bu politik atmosferde hiçbir aydın ve sanatçı, en baştan beri AK Parti iktidarları hakkında açık bir güzelleme yapmaya değil, sessiz ve utangaç bir şekilde olumlu bir laf etme özgürlüğüne bile sahip değildir. Çünkü derhal dışlanır; her türlü basın yayın organlarında ve sosyal medya platformlarında anında linçe uğrar. Örnekleri de çoktur.

Doğrusu şudur: Sanatçılar, aydınlar, entelektüel insanlar için muhalif olmak değil, sivil olmak, bağımsız olmak, yani iktidar sahiplerine mesafeli olmak, onlarla alıveriş ilişkisi içinde olmamak esastır. Bir sanatkârın iktidardan, iktidar sahiplerinden ufacık bir beklenti içinde olması, sivilliğe aykırıdır. Cumhuriyet döneminde sivilliği başaran tek hareket “İkinci Yeni”dir. İkinci Yeni şairleri ve yazarları zamanlarının iktidarlarıyla ve genel olarak devletle hiçbir alıveriş içinde olmamış, devletten hiçbir himmet beklememişlerdir. Bu konuda bir imada dahi bulunmamışlardır. Bu da bizzat kendileri tarafından övünerek anlatılır. Ece Ayhan, Kemalizm’in devletin resmi ideolojisi olması dolayısıyla Atatürk’ten sonra da ona mesafeli olduklarını şöyle ifade ediyor: “Açın bir Atatürk Şiirleri Antolojisi, İkinci Yeni şairlerinden hiçbirisinin orada şiirini bulamazsınız!”

Yine aynı akımın en çok bilinen şairlerinden Cemal Süreya da gerçek aydın ve sanatçı tavrını şöyle dile getiriyor: “Bugünkü aydın, sorunları temelinden kavramaya elverişli düşünce yapısıyla, dünün Türkiye’yi Atatürkiye olarak görmekten başka eylemi olmayan ve hedefsiz bir iyi niyet içinde yaşayan devrim ocağı aydınlarından kendini ayırmaya bakmalıdır. Gerekirse Atatürk’ü de eleştirmelidir. En büyük sevgi gerçek sevgisidir.” (Papirüs, Kasım 1967).

Bugün sağda veya solda, alıntıda anılan ölçüde bağımsız, yani sivil bir tavır takınabilen; iktidara da resmi ideolojiye de sözü edilen mesafeyi koyabilen aydın ve sanatçı kaç tanedir?

Günümüz Türkiye’sinde sağcı-solcu birçok sanat amaçlı vakıf, kuruluş, sinema ve tiyatro örgütü devletin kendilerine yardım yapmasını beklerken, bazıları da yapılan yardımı yeterli bulmazken hangi sivillikten, hangi muhalefetten bahsediyoruz?

Yurtta muhalif
dünyada eseri yok
HAYAT
Yurtta muhalif dünyada eseri yok

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.