Düşünce Günlüğü Ulusal güvenlikte yapay zeka politikalarının geleceği

Ulusal güvenlikte yapay zekâ politikalarının geleceği

Sanal evrenlerin alınıp satıldığı, yapay zekâ ürünlerinin başta savunma sektörü olmak üzere birçok üretim alanına girdiği bir çağdayız. Devletler ve uluslararası şirketler yapay zekâ teknolojilerine ciddi yatırımlar yaparken bir yandan da kurumsal yapılar oluşturarak devasa üretim programları planlıyorlar. Dolayısıyla yapay zekâ ile ilgili çalışmalar giderek büyük bir sektöre dönüşüyor.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
Ulusal güvenlikte yapay zekâ politikalarının geleceği
Arşiv

Muhammed Işık

SASAM Genel Sekreteri

Sanal evrenlerin alınıp satıldığı, yapay zekâ ürünlerinin başta savunma sektörü olmak üzere birçok üretim alanına girdiği bir çağdayız. Devletler ve uluslararası şirketler yapay zekâ teknolojilerine ciddi yatırımlar yaparken bir yandan da kurumsal yapılar oluşturarak devasa üretim programları planlıyorlar. Dolayısıyla yapay zekâ ile ilgili çalışmalar giderek büyük bir sektöre dönüşüyor.

Yapay zekâ, edebi eserler ve bilim kurgu filmleriyle zihnimizde yerini alırken, ekonomik gelişmeleri, sosyal hayatı ve küresel politikaları birçok yönden etkilediği için devletlerin gündemini de belirleyebilmektedir. Yapay zekâ çalışmalarında başarılı olmanın ülkeler arasındaki güç dengelerini değiştireceği düşüncesi birçok ülkenin bu alandaki çalışmalarını hızlandırmasına neden oldu.

SİBER SALDIRILARA YENİ FIRSATLAR SAĞLIYOR

Devletlerin ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkileri bağlamında yapay zekâ konusundaki gelişmeleri ve çalışmaları, küresel sistemin gerçek varlığını da etkilemektedir. Yapay zekâ çalışmalarını teknik bir konu olarak görsek de sonuçları itibarıyla devletlerin ulusal güvenliği üzerinde tehdit edici etkilere sahiptir. Bu bağlamda teknolojik gelişmeler dikkate alındığında devletlerin ulusal güvenliğini etkilediği ölçüde ortaya çıkacak siyasi ve sosyal sonuçların etkileri devletlerarası çıkar ilişkileri ve rekabet açısından önem kazanmaktadır. Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte devletlerin ve özel sektörün istihbarat toplama ve analiz kapasitesi artarken, daha etkin askeri araç ve gereçler üretmede, askeri lojistik olanaklarını kolaylaştırmada ve karmaşık siber saldırıları gerçekleştirmede yeni fırsat ve yetenekler sağladığı söylenebilir.

Realist görüş ve düşüncelerde, insanlar gibi devletlerin de aslında bencil ve birbirleriyle rekabet halinde olduklarını ileri sürülmekte ve bunun bir güç mücadelesine dönüştüğü ifade edilmektedir. Devletlerin güçlenmek için emek ve sermaye harcadıkları, rakip gördükleri devletleri zayıflatmak için mücadele ettikleri savunulmaktadır. Güç dengesi kavramı realistler tarafından barışı sağlamanın en önemli mekanizması olarak görülmektedir.

Küreselleşme, ülkeler arasında artan siyasi, ekonomik ve teknolojik rekabet, sınır ve güvenlik anlayışını tamamen değiştirdi. Bu nedenle geleneksel sınır güvenliği anlayışları geride kalırken fiziki sınırların da önemi giderek azalmaktadır. Sınırların somut veya fiziksel önemini kaybetmesi birçok sorunu beraberinde getirmekte ve aynı zamanda sınır güvenliğinin somut önemini artırmaktadır. Özellikle Ortadoğu ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz bölgesindeki yüksek enerji rekabeti, sınır güvenliğini ve genişliğini daha anlamlı hale getirdi. Ayrıca ülkelerin güvenliğini ve egemenlik haklarını tehdit eden olumsuz durumlar da artmaktadır. Ülkeler, birdenbire yön değiştiren, olgunlaşan ve tehdide dönüşen çok boyutlu kapsamdaki sınırlardaki çeşitli sorunlar nedeniyle hızlı analiz ve önlem almayı gerektiren çözümler sunan mekanizmalar oluşturmak zorunda kalabilmektedir. Bu nedenle ileri teknolojilerin geliştirilmesi ve yapay zekânın etkin kullanımı, güvenlik önlemlerinin çözüme ulaşması için bir zorunluluk haline geliyor.

Öte yandan tarihin ilk dönemlerinde insan gücü ve bu gücün başarılı bir şekilde örgütlenmesi oranında askeri bir zafer elde edilirken, günümüzde teknolojik ilerlemelere ve ekonomik ve teknolojik kapasitenin derinliğine bağlı olarak askeri zaferler kazanmak mümkündür. Bu açıdan bakıldığında geleceğin savaş ve çatışma alanlarına yapay zekâ çalışmalarının, modellerinin ve araçlarının hâkim olacağını tahmin etmek hiç de zor değildir. Ancak yapay zekâ teknolojilerinin kısa sürede savaş ve çatışma alanlarında etkin bir şekilde kullanılacağını düşünmek ve öngörmek için henüz çok erkendir. Bununla birlikte günümüzde yapay zekâ teknolojileri temelli görüntü tanıma sistemleri ve sahadaki askeri birlikler arasındaki koordinasyonu artıran yapay zekâ telekomünikasyon ürünleri devletlerin silahlı kuvvetleri tarafından aktif olarak çatışma alanlarında kullanılmaya başlanmıştır.

Karmaşık ve dağınık verileri derleyen, hızlı ve titiz bir şekilde değerlendirip analiz eden ve bu süreçler için yapay zekâ teknolojilerinden yararlanan karar verme sistemleri sayesinde, özel sektör ve devletler artık talep ettikleri bilgilere çok daha kısa sürede kolaylıkla ulaşabilmektedir. Sınır güvenliği söz konusu olduğunda, istenilen bilgiye kolay erişim önemli olduğu gibi, doğru ve sağlıklı verilerin analiz edilerek karar vericilere zamanında ulaşmasının sağlanması da stratejik öneme sahip olabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, komuta kontrol sistemlerinin işlerliği ve başarısı için insan faktörü kadar teknoloji de değer kazanmaktadır.

İHA VE SİHA’LAR TERÖRİSTLERİN KORKULU RÜYASI OLDU

Türkiye’nin sınır ve sınır ötesi operasyonlardaki başarısında, teknolojik gelişmeleri takip ederek yerli İHA ve SİHA üretmesinin katkıları yadsınamaz. Terör örgütlerinin korkulu rüyası haline gelen İHA ve SİHA teknolojileri, caydırıcı bir güç olarak devletlerin sınır güvenliğine de katkı sağlıyor. Ayrıca bu teknolojiler ile insan ticareti, kaçakçılık veya her türlü yasa dışı faaliyetler zamanında tespit edilebilmekte ve bu sayede devletler sınır güvenliğini sağlayacak bilgilere zamanında ve kolaylıkla ulaşabilmektedir.

24 Haziran 2018 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile Türkiye fiilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçmiştir. Bu geçişin süratli ve rasyonel bir yansıması olarak politika yapım ve uygulama sürecinde bakanlıkların yanı sıra ofisler ve politika kurulları da oluşturulmuştur. 10 Temmuz 2018 tarihinde yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı’na ilişkin 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile öngörülen bu yeni aktörler arasında yer alan ofislerin, kamu politikalarına yönelik ön araştırma ve geliştirme faaliyetleri hazırlama görevi vardır. Yapay zekâ ile düzenleyici devlet arasındaki ilişkide yeni bir yol açması öngörülen Dijital Dönüşüm Ofisi, 48 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle kuruldu ve yapay zekâ alanında bazı hedefler belirledi. Ofisin tüm kamu kurum ve kuruluşlarından veri talep edebilmesi hem bu ofisin ne kadar güçlü olduğunu hem de koordinasyon sağlamadaki işlevselliğini göstermektedir.

Ulusal güvenliğin teknoloji ile etkileşimi ivme kazanırken Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki atılımlarının ulusal güvenlik açısından uluslararası etkiler yaratacağını öngörmek mümkündür çünkü Türkiye gerekli kamu dönüşümlerini zamanında yaparken, savunma sanayisine ciddi yatırımlar yapmayı ihmal etmiyor ve nitelikli insan kaynağı sağlamak için Ar-Ge teknolojilerine önem veriyor.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.