Enflasyon verisi sevindirdi
Ekonomi
Enflasyon verisi sevindirdi
Temmuz ayı enflasyon verileri yüksek artış bekleyenleri yanılttı. TÜFE’de haziran ayına göre yüzde 0,58 artış gerçekleşti. Yıllık enflasyon da yüzde 12,62 seviyesinden yüzde 11,76 seviyesine geriledi. Beklenti aylık bazda artışın yüzde 0,82 olacağı yönündeydi. Zam şampiyonu yurt içi turlar; fiyatı en çok düşen taze fasulye oldu.
Yeni Şafak
20'nci yüzyılın başlarında yapıldı: Tam 150 odalı
Hayat
20'nci yüzyılın başlarında yapıldı: Tam 150 odalı
İtalya'ya bir kale. 20'nci yüzyılın başlarında yapıldı ve tam 150 odası bulunuyor. Zengin bir sanayici tarafından neo-gotik bir İtalyan tarzında inşa edilen kale, çeşitli iflaslardan dolayı ardından elden ele geçmiş. Fotoğrafçı Francis Meslet tarafından çekilen 40 kare ile kalenin ihtişamı günümüzde bile nefes kesiyor.
Yeni Şafak
Tatilciler dönüyor: 15 Temmuz Otogarı'nda yoğunluk
Hayat
Tatilciler dönüyor: 15 Temmuz Otogarı'nda yoğunluk
Kurban Bayramı tatilini fırsat bilerek İstanbul dışına çıkan vatandaşlar dönmeye başladı. Esenler 15 Temmuz Demokrasi Otogarı'nda dört günlük bayram tatilinin son gününde vatandaşların eve dönüşüyle hareketlilik başladı. Yolcular, yoğunluk nedeniyle servis ve taksi bulmakta güçlük çekti.
IHA
Batı’da Türkiye’yi bilen bürokratların yükselişi
Batı’da Türkiye’yi bilen bürokratların yükselişi

Osmanlı’nın son asrına Rusya, Almanya, Fransa ve İngiltere arasındaki rekabet damgasını vurmuştur. Tarihimizin bu çok önemli döneminin, sıraladığımız dört ülke arasındaki rekabete göre şekillendiğini söylemek doğru olmayabilir fakat bu ülkelerin topraklarımızı ve maddî varlıklarımızı ele geçirme yönündeki faaliyetleri birçok alanı etkiledi. Büyük güçler arasındaki rekabet sürecine 1870’lerden sonra dâhil olduğu için Alman nüfuzunun Osmanlı topraklarının derinliklerine işlemesinde bir gecikmeden bahsedebiliriz. Rusya, İngiltere ve Fransa arasındaki rekabetin düşünce dünyamız üzerindeki etkilerini de dikkate almak gerekir. Bu üç ülkenin temsilcilerinin yenileşme çabalarıyla ilgili olarak tepki oluşturabilmek için dinî hassasiyetleri tahrik etmeye çalıştıkları kaynaklarda zikredilmiştir.

Büyük güçlerin ülkemizdeki faaliyetlerine ya da telkinlerine göre doğruları ve yanlışları belirlemek elbette sağlıklı bir yaklaşım değildir. Zira sadece karmaşayı amaçlayarak müdahale ettikleri de olmuştu. Yenileşme tarihimizle ilgili olarak dışlayıcı veya kabullenici bir yaklaşımın tarihimizi doğru değerlendirmeye elverişli olmadığını görmek gerekir. Bu alanda da Avrupamerkezci yaklaşımlar geçerlidir. Hâlbuki Almanların rekabete katılmasıyla esas gerilim, Avrupa güçleri arasında yaşanmıştı. Fakat büyük güçler arasındaki rekabet, entelektüellerin zihin dünyasında da kalıcı izler bıraktı ve tarihimizin meselelerini onların bakış açısından görmek gibi bir geleneğe sahip olduk. Çeviri kitapların eleştiriye tabi tutulamaması, Avrupa’nın mutlak bir veri olarak kabul edilmesine yol açtı.

Nüfuz kapasitelerini göz önünde bulundurduğumuzda Müslüman toplumları çok iyi tanıdıklarını söyleyebiliriz. Bugün İngiltere, Fransa ve Amerika’da özellikle istihbarat birimlerinin Türkiye’de görev yapan bürokratlara teslim edilmesini önemsemek gerekir. 19. yüzyılda Hıristiyan unsurlarla ilişki kurmak suretiyle farklı alanlara nüfuz etmişlerdi. Osmanlı coğrafyasında yaşayan Yahudiler de Avrupalılarla kurdukları ilişkilerin bir neticesi olarak nüfuz sahibi oldular. Sadece kıyı şehirlerinde güçlü ağlara sahip olduklarını düşünmemeliyiz. Coğrafyamızın en önemli bölgelerinde güç inşa ettiler. Ne yazık ki zamanla Müslüman unsurlar arasından devşirilenler de diğerlerine katıldı. Osmanlı döneminde başlayan bu süreç 20. yüzyılda devam etti. Kendimizi yenilemeye ve varlığımızı geleceğe taşımaya çalışırken ele geçirdikleriyle de mücadele etmemiz gerekti. İngiltere, Fransa ve Amerika’da Türkiye’yi iyi tanıyan bürokratların istihbarat birimlerinin başına geçmesi; bizi ilgilendiren gelişmelerin yoğunluğu ve önemi ile alakalıdır. Müslüman toplumları iyi biliyorlardı ve bu bilgi çok daha değerli hâle geldi.

Müslüman toplumlara nüfuz etme açısından iktisadî ilişkilerin etkili olduğunu gördük. Bu ilişkilerin Hıristiyan ve Yahudilerden sonra Müslüman unsurları da içermeye başlamasıyla birlikte çok daha etkili olmaya başladılar. Din ve laiklik adına birbirine düşman kesilmenin sonucu Gezi Parkı ve 15 Temmuz saldırılarıdır. Bu saldırılar, Müslüman unsurların farklı gerekçelerle ele geçirildiğini gösterir. Her iki müdahale ile Türkiye’yi durdurmaya çalıştılar. Başkaları adına müdahalede bulunmuş olmalarına rağmen duydukları öfke ve nefretin yaygınlaşması, din ve laiklik adına düşmanlığın derinliğine işaret eder. Bir zamanlar din ve laiklik adına birbirine en fazla düşmanlık gösteren gruplar, Gezi Parkı ve 15 Temmuz’da Türkiye’yi içeriden ele geçirme gayesinde birleştiler. Bu da karşılaştığımız sorunun büyüklüğünü gösterir. Bizi iyi tanıyorlar ve bu, onlara hareket imkânı sağlıyor.

Türkiye’yi eksen alan bir bakışın muazzam bir kazanım olduğunu düşünmeliyiz. Gelişen hadiselere Ankara ve İstanbul’dan bakmak gerekir. Ankara’nın soğukkanlılığı ile İstanbul’un merkezîliğini birlikte düşünmeliyiz. Bu da kendi açımızdan bir imkândır. Devlet aklının oluşmasıyla birlikte bunun bir imkân olabileceğini fark etmemiz önemli bir gelişmedir. Benzer yaklaşımlar başka alanlarda da yeni imkânların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Günümüzde tekrar şiddetlenen yapay gerilimler din ve laiklik adına düşmanlığın kullanışlı bir araç olduğunu gösteriyor.

İngiltere, Fransa ve Amerika’nın bizi iyi tanıyan bürokratları istihbarat birimlerinin başına geçirmesi Türkiye açısından önemli bir gelişmedir.

1915 Çanakkale Köprüsü’nde itme-sürme metodu uygulandı
Ekonomi
1915 Çanakkale Köprüsü’nde itme-sürme metodu uygulandı
Türkiye'nin vizyon projelerinden 1915 Çanakkale Köprüsü'nde aralıksız devam eden çalışmalarda itme-sürme tekniği kullanıldı. Dünya çapında birçok uygulamaları bulunan itme sürme yöntemi (Incremental Launch MethodILM) ülkemizde de kullanılmaya başlanmış bir köprü yapım yöntemi. Bu yöntem ile köprü tabliyesi tek kalıp kullanılarak, vadinin bir kenarında dökülmekte ve itilmektedir. Önce ayakların inşa edilmesi ile başlayan üretim, sabit kalıp sahasının kurulması ile devam eder. Ardından, tabliye birbiri ardına dökülerek, kalıptan itilir. Köprü ayaklarında, kayıcı mesnetler kullanılarak itme sırasındaki sürtünme kuvvetleri azaltılır. Tabliye açıklıkları genelde 40 m - 60 m arasında değişmekte, uzunlukları 700 m - 800 m'ye varan sürekli tabliyeler oluşmaktadır. İnşaat süresinin kısalması, hiperstatik sürekli tabliye ile malzeme miktarlarındaki azalma, mesnet sayısının ve genleşme derz sayısının azalması, bu metodun sağladığı en büyük ekonomik faydalardır.
IHA
1915 Çanakkale Köprüsü’nde itme-sürme metodu uygulandı
Ekonomi
1915 Çanakkale Köprüsü’nde itme-sürme metodu uygulandı
1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında itme-sürme tekniği kullanıldı. Avrupa'da 1960'lı yılların başında kullanılmaya başlanan itme-sürme yöntemi Türkiye'de de genellikle köprü yapımlarında tercih edilen bir yöntem. İtme-sürme yöntemiyle hem zaman kaybının önüne geçilirken, hem de yerinde üretim yapılmış oluyor.
IHA
15 Temmuz Demokrasi Otogarı önceki bayramlara göre boş kaldı
Gündem
15 Temmuz Demokrasi Otogarı önceki bayramlara göre boş kaldı
Kurban Bayramı'na birkaç gün kala geçen senelerde 15 Temmuz Demokrasi Otogarı'nda oluşan yoğunluk bu sene pandeminin etkisiyle yaşanmadı.
IHA
Beklenen haber geldi: Kurban Bayramı'nda köprü ve otoyollar ile toplu taşıma ücretsiz olacak
Ekonomi
Beklenen haber geldi: Kurban Bayramı'nda köprü ve otoyollar ile toplu taşıma ücretsiz olacak
Kurban Bayramı'na sayılı günler kala köprü ve otoyollara ilişkin beklenen haber de geldi. Karayolları Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile otoyollardan Kurban Bayramı tatili boyunca ücret alınmayacak. Aynı şekilde toplu taşıma hizmetleri, Başkentray ve Marmaray seferleri de bayram tatili süresince ücretsiz olacak.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.