Paralar duman oldu: Türk tiryakilerin bir yılda içtiği sigara sayısı dudak uçuklattı
Ekonomi
Paralar duman oldu: Türk tiryakilerin bir yılda içtiği sigara sayısı dudak uçuklattı
Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2019 yılında Türkiye’de 119,7 milyar adet sigara satışı gerçekleştirilirken tiryakilerin cebinden yaklaşık 78 milyar lira çıktı. Küresel tütün salgını, önlenebilir hastalık ve ölüm sebepleri arasında ilk sırada yer alırken dünyada her yıl 8 milyondan fazla kişinin ölümüne sebep oluyor. 7/24 esasına göre hizmet veren “ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı” günlük ortalama 4 bin çağrıya yanıt veriyor.
Yeni Şafak
Darbecilerde de  o akıl olsa…
Darbecilerde de o akıl olsa…

Cumhuriyet Tarihinin ilk askeri darbesi 27 Mayıs’ın üzerinden tam 60 yıl geçmiş. Bu süre bu olayın kendisini belki tarih kılmaya yetiyor olabilir, ama bu olayın bugünümüze olan etkileri ve yansımaları açısından güncelliğini koruyor olduğu bir gerçek. Esasen tarih dediğimiz şey de geçmişin değil günümüzün, hatta yarınımızın bir meselesidir. O yüzden güncelin etkisiyle, geleceğe dönük niyet ve istikametlerimiz ve bu uğurda verdiğimiz kavgalarımız eşliğinde her dem yeniden yazılır.

Geçmişin gün gibi veya yaşandığı gibi tekrar ortaya çıktığı veya çıkacağı yönündeki iyimserlik sadece romantik bir iyimserlik olarak kalır, çünkü böyle bir şey olay yaşandığı esnada bile gerçekleşmez. İhtilaf konusu bütün mevzular, yaşandığı esnada da farklı bakış açılarının veya tutumların konusudur. Yaşandığı esnada bu ihtilafa konu olanların yıllar sonra tarihlerinin nesnel bir biçimde, yani herkes için en tartışılmaz bir biçimde ortaya çıkmasını kimse beklememeli.

O yüzden aslında hep dediğimiz bir şey vardır: Haklılık davanız varsa bu işin kararını günün birinde tarihin vermesini beklemeyin, yani işinizi tarihe bırakmayın. Kendi haklılığınızı bugün kanıtlayın ve hakkınızı almanın yoluna bakın. Yoksa tarihe kaldığında tarihin size daha adil davranacağının hiçbir garantisi yoktur.

27 Mayıs’ın bugün değerlendirmesini adilce yapan bir siyasi iktidarın olması, toplumca yapılan yanlışa yanlış denilebilmesine imkan veriyor. Bu bakış açısını benimseyen bir iktidar esasen 1991 yılında da vardı ve bu sayede idam edildiklerinden 30 yıl sonra naaşları kendileri adına İstanbul’un orta yerinde inşa edilen bir anıt mezara nakledilerek kendilerine iade-i itibar yapıldı.

Bunlar “Allah’ın insanlar arasında deveran ettiği günlerin” muhteşem göstergeleridir. “Gün olur devran döner” deyimi de bu ayetin muhtevasına olan inancın bir tercümesidir. Devran dönende her şey bize başka bir ışık altında bambaşka veçhesiyle görünür. Bugün en nesnel veya ebedi zannedilen bilgiler bile o ışık altında tersyüz olur, bize başka türlü görünmeye başlar.

27 Mayıs darbesi Cumhuriyet tarihinin ilk askeri darbesi sayılıyor. Oysa bu itibarla onu 37 yıl sonra gerçekleşen bir darbe olarak nitelemek çok doğru olmaz. Çünkü tek parti idaresi zaten millet iradesine yapılan bir müdahale ve vesayet mantığıyla sürdürülmüştür. Bu vesayete Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte verilen 10 yıllık arada bile onun gölgesi tamamen eksik olmamıştır. O yüzden 27 Mayıs darbesi bu vesayet düzeninin restorasyonunu ifade etmiştir. 27 Mayıs’ta asker, kısa sürede düzeni restore etikten sonra siyasal sahnedeki rolleri tekrar dağıttıktan sonra çekilse de sistem üzerindeki kurucu, koruyucu ve emredici vesayetini, her an yeniden dönme ihtimalini hissettirerek sürdürmüştür.

Buna rağmen bu vesayet işleyen sosyolojiden, dünyanın yeni güç dengelerinden tamamen muaf olamamıştır. Darbeciler kurdukları düzenin ilelebet devam edeceği vehmine kapılmış olsalar da, bu onların trajikomik evhamları olarak kalmaya mahkumdur. Zira her bir beşer yapısının doğal bir ömrü vardır. Bu fanilikten peygamberlerin kurduğu düzenler bile muaf olamamıştır. Ama darbecilerin azgın kibirleri ve mücrim iktidarlarına tutkuyla bağlılıkları onlara kendi düzenlerinin ilelebet devam edeceği vehmini mutat bir durum olarak vermiştir.

27 Mayıs dolayısıyla tekrar darbelere ve darbeciliğe karşı toplumun bir çok kesimince yüksek bir hassasiyet sergilendi. Bir daha asla tekrarlamaması için konuşmalarda, törenlerde ortak bir bilincin ve duygusallığın oluşturulması yönünde yüksek bir hassasiyet sergilendi.

Şu “bir daha asla” sözü ise darbeler konusunda aslında son 30 yıldır her zaman tekrar eden ve tekrarladıkça “artık tamam, bir daha da olmaz” hissi uyandıran bir söylem. Oysa Adnan Menderes ve arkadaşlarına iade-i itibar yapıldığı günden bugüne bile defalarca darbe teşebbüsü yaşadık. 28 Şubat, 27 Nisan, 15 Temmuz… En azından ilk ikisi arasında da askeri vesayetin sürekliliği..

Darbelere karşı oluşan toplumsal bilinç iyi güzel de bunu bir de darbeciler bilse ve anlasaymış. Hani akıl hastası kendini darı olarak gördüğü için bütün tavuklardan korkarmış ya. Tam tedavi olup hastaneden çıktıktan sonra kısa zamanda koşa koşa bir tavuktan kaçar halde geri döner hastaneye. Der ki, “beni tedavi ettiniz ama tavuklar benim darı olmadığımı biliyor mu?”

Dünyanın değişen halleri, sosyolojisi, ekonomisi, küreselleşmesi bir daha darbelere geçit vermez diye güvenerek yazılar yazan ve darbe tehlikesinden bahseden insanlarla dalga geçen niceleri oldu. Ama onların darbe ile ilgili analizleri tamamen kendi münhasır dünyalarından aldıkları ilhamlarla sınırlıydı tabi. Her değerlendirmede, akıl dışı, vicdan dışı, izan dışı, gerçeklere aykırı görülen darbeyi, darbeciler gayet makul, gayet haklı ve mümkün görüyorlardı işte.

27 Nisan’dan sadece bir gün önce darbeden bahsedenleri akıl hastası olarak nitelemeye hazır niceleri vardı. Aynı insanların o gece, henüz hükümet tarihi tavrını ortaya koymamışken, gece boyunca televizyonlara bağlanarak darbeyi nasıl kutladıkların ve ne kadar haklı ve hatta gecikmiş olduğunu ilan ederken görmedik mi?

Darbe düşüncesi, haksız bir iktidar talebi olarak hiçbir zaman yok olmaz. Gerçekleşebilmesi için siyasette ve güçte boşluklar, fırsatlar bulması gerekiyordur sadece. Her zaman askeri bir darbe olarak gelmez de. Konvansiyonel “askeri” darbelerin dışında 7 Şubat, Gezi kalkışması, 17-25 Aralık ve hatta 7 Haziran, siyasetteki boşluklardan veya fırsatlardan sızarak yaklaşan darbeci hevesten başkası değildi.

Çok şükür bugün o boşluklar ve fırsatlar yoktur, ama olmaması darbe, yani hırsızlık, yani çakallık hevesinin darbecilerde de tamamen bitmiş olduğu anlamına gelmiyor. Allah fırsat vermesin, biz de uyanık olalım.

Yunanistan koronaya rağmen turistlere kapılarını açıyor: 25 ülke vatandaşını kabul edecek
Koronavirüs
Yunanistan koronaya rağmen turistlere kapılarını açıyor: 25 ülke vatandaşını kabul edecek
Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgının ardından normalleşme adımları bir bir atılıyor. Yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte Yunanistan, aralarında İsrail ve Almanya’nın da bulunduğu 20 ila 25 ülkeden turist kabul edeceğini açıkladı.
DHA
17 Ağustos depreminin denizdeki izi yıkıldı
Gündem
17 Ağustos depreminin denizdeki izi yıkıldı
Kocaeli'nin İzmit ilçesinde, 17 Ağustos 1999 depreminde kara bağlantısı yıkılan ve o günden bu yana atıl durumda olan iskele, dev yüzer vinç ve iş makineleriyle yıkıldı.
DHA
Vatiyye Askeri Hava Üssü’nde imha edilen Pantsir Trablus’ta sergilendi
Dünya
Vatiyye Askeri Hava Üssü’nde imha edilen Pantsir Trablus’ta sergilendi
Libya hükümeti, orduya bağlı hava unsuru, Türk yapımı SİHA'lar tarafından imha edilen ülkenin doğusundaki darbeci lider Halife Hafter milislerine ait Rus yapımı Pantsir hava savunma sistemlerinden birisini başkent Trablus'ta sergiledi. Libya 17 Şubat devriminin simgelerinden Şehitler Meydanı'nda getirilen Pantsiri görmek için binlerce Libyalı meydana akın etti.
AA
125 yaşındaki 400 torunlu yörük kadını koronavirüsü yendi
Koronavirüs
125 yaşındaki 400 torunlu yörük kadını koronavirüsü yendi
Kahramanmaraş'ta, yaşayan 13 çocuk, torunları, torunlarının torunları ve torunlarının çocukları ile 400 torun sahibi olan 125 yaşındaki Eşe Gelebek, yakalandığı koronavirüsü de yenmeyi başardı. Kimlikteki yaşı ile dünyanın şu ana kadar koronavirüsü yenen en yaşlı insanı olma özelliğini taşıyan Eşe Gelebek'in uzun yaşamın sırrını ise yörük olmasından dolayı organik beslenmesine borçlu olduğu belirtildi. Eşi 50 yıl önce vefat eden ve en küçük çocuğunun yanında yaşamını sürdüren Eşe Gelebek, resmi kayıtlara göre 40 gün sonra 126 yaşına girecek.
DHA
Bakan Selçuk koronavirüs sürecinde gelen çağrı sayısını açıkladı
Koronavirüs
Bakan Selçuk koronavirüs sürecinde gelen çağrı sayısını açıkladı
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Basın Halkla İlişkiler Müşavirliği koordinesinde çalışan ‘ALO’ hatları, yeni tip koronavirüs ile mücadele sürecinde yoğun talep görüyor. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Selçuk, iletişim merkezlerinin kesintisiz hizmet sunmaya devam ettiğini belirterek, “Koronavirüsün ülkemizde ilk görüldüğü 11 Mart’tan 15 Mayıs’a kadarki süreçte ALO 170’e 6.4 milyon, ALO 183’e 582 bin 750, ALO 144’e 637 bin 255 çağrı geldi” dedi.
AA
Meksika'da sahte içkiden 17 kişi öldü
Dünya
Meksika'da sahte içkiden 17 kişi öldü
Latin Amerika ülkesi Meksika'da hafta sonundan bu yana sahte içki nedeniyle 17 kişi hayatını kaybetti. Konuyla ilgili soruşturma açıldı.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.