Devlet aklı ve millet iradesi
Devlet aklı ve millet iradesi
Bekâ meselesi veya başka bir ifadeyle var oluş mücadelesi vesayet rejiminin sona erdirilmesi ve bağımlılık ilişkilerinin bitirilmesi çerçevesinde düşünüldüğünde daha bir anlamlı hâle gelir. Bugün özellikle muhafazakâr muhalefet cephesinden yükselen “yok öyle bir şey” sözlerini basit bir fikir ayrılığı şeklinde tanımlayamayız. Zira Türkiye’nin 28 Şubat sonrası yerlilik ve millîlik bağlamında verdiği mücadelenin ana eksenini vesayet rejiminin sona erdirilmesi ve bağımlılık ilişkilerinin bitirilmesi oluşturur. Mahallî idareler seçim süreci macerası da bundan ibarettir. Bu mücadelenin belirli bir çizgi doğrultusunda ilerlediğini söyleyemeyiz. Türkiye’de vesayet odaklarına karşı amansız bir mücadele verildi ama küresel güç merkezlerinin müdahale araçları konusunda yeterli bilgiye sahip olunamayışı tavır geliştirilmesini geciktirdi. Karmaşık ilişki ağları kılı kırk yarma gibi bir görev bilincini zorunlu hâle getiriyor.Video: Devlet aklı ve millet iradesi17-25 Aralık fiilî olarak yeni bir dönemin başlangıcına işaret eder. O zamana kadar FETÖ gibi sütre gerisinde durmayı bir strateji olarak benimseyen yapılar ortaya çıkmak zorunda kaldı. Türkiye büyük bir gerçekle yüzleşti. Din adına hareket ettiği izlenimi veren bir yapı açıkça Amerika, İsrail, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin istihbarat örgütlerinin kontrolünde kendi ülkesine savaş açtığı belli olmuştu. Bu terör örgütünün anılan ülkelerin etkisinde olduğu biliniyordu fakat bu durum geniş kitlelerin bilgisi dâhilinde değildi. Aynı ülkeler PKK gibi ayrılıkçı terör örgütlerini koruyup kolluyordu. Çokça hatırlanmasa da aynı ülkeler ASALA gibi örgütleri de besleyip büyütmüştü. 17-25 Aralık’tan sonra FETÖ’nün bağlı bulunduğu merkezler ve birlikte olduğu terör grupları hakkında epeyce bilgi paylaşıldı. Fakat terör örgütünün özellikle Türkiye içindeki bağlantıları aydınlatılamadı. Çünkü karmaşık bir ilişkiler ağının kendi başına çözülmeyeceği aşikârdır.17-25 Aralık tarihinin hukuk açısından bir sınır olarak kabul edilmesi din adına hareket ettiği izlenimi veren terör örgütünün yabancı ülkelerle çok kapsamlı ve derin ilişkilere sahip olmasıyla izah edebiliriz. Türkiye kamuoyunda verilen tarihin bir sınır olarak kabul edilmesi farklı şekillerde yorumlandı. Fakat bu tarihin geleceği ilgilendiren yönü aydınlatılmadı. Hâlbuki bekâ sorunu da geçmişe yönelik iç hesaplaşmadan doğmuyor, bilakis küresel güç hesaplaşmalarına karşı kuvvetli bir Türk duruşunun muhtemel sorunlarına atıfta bulunuyor. Siyasî irade böyle bir tarih sınırını koymakla geçmişe yönelik bir tehdit içinde olmadığını gösterdi. Küresel güçlerin emperyalist faaliyetleri devam ettiği müddetçe bağımlı unsurları zorlayacak bir ortam oluşacaktı. Nitekim karmaşık ilişki ağlarının aktif bir şekilde varlığını sürdürdüğü dönemleri yaşıyoruz. Buna rağmen Türk milletinin kısa bir zaman içinde örgüte karşı tavır geliştirdiğini 15 Temmuz’da gördük. Çünkü bu dönemde örgüt hakkında yeterli bilgi oluşmuştu. Geçmişe yönelik bir ilgisizlikten bahsetmiyoruz. Bilakis bugünün aydınlatılmasında geçmişe ait bilgilerin çok büyük bir rolü olacaktır.17-25 Aralık’tan önce bilgi eksikliğinden kaynaklanan bir muğlaklaşma vardı. Bekâ sorunu ve vesayete karşı mücadele Türkiye coğrafyasının dışına taştığı bir ortamda muğlaklaşma ve görünmez kılmanın çok da anlamlı bir tarafı kalmadı. Yeni Zelandalı katil bile Türkiye’ye mesaj göndermeye çalışıyor. Amerika ve İsrail’in kendini sürekli bir şekilde hatırlatıyor olması da muğlaklaşmaya izin vermeyecektir. Yaklaşık altı yıldır deşifre olanlar yurt dışına kaçıyor. Bunu bir taşıma olarak da değerlendirebiliriz. Coğrafyanın dışına taşma ile kast ettiğimiz de örgütlü terör unsurlarının yurt dışında yeniden örgütlenmesi ve farklı ülkelerde Türkiye karşıtı faaliyetler içinde olmalarıdır. Bu da yeni dönemde karşılaşacağımız sorunlar ve aktörler hakkında karanlıkta kalan hususlardan bir kısmını aydınlatabilir. Eski bir hariciye mensubunun başka ülkeler adına kendi ülkesini tehdit etmesini önemsemek gerekir.Türkiye’de de bir üst akıldan bahsedebiliriz. Hem Osmanlı hem de cumhuriyet dönemi tecrübesi bu üst aklın oluşumunda önemli bir yere sahiptir. Bu tecrübelerin önemi daha da artacaktır. Bugün Türkiye’nin bir çekim merkezi olmasını bu tecrübe ile izah etmek gerekir. Tarihin acı veren olayları yaşayanlar açısından büyük zorluklar oluştursa da gelecek kuşaklar için yol göstericidir.Türkiye önümüzdeki Pazar günü bir seçim daha yapacak. Türkiye Erdoğan liderliğinde çok önemli bir mesafe kat etti. Özellikle vesayetin kaldırılması ve bağımlı yapıların dağıtılması yönündeki mücadele her türlü takdirin ötesindedir. Bu sürecin bir müddet daha devam edeceği anlaşılıyor. Türk milleti bu sürece çok ciddî destek verdi, bu desteğin devam edeceği yönünde de güçlü emareler var. Devlet aklı ve millet iradesinin Türkiye’yi daha bir güçlü hâle getirdiğini gördük.
Cuma hutbesi: Bir ömür sorumluluk bilinciyle yaşamak
Hayat
Cuma hutbesi: Bir ömür sorumluluk bilinciyle yaşamak
Cuma namazı bu hafta da büyük bir katılımla kılınacak. Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğünün hazırladığı 28 Aralık Cuma Hutbesinin konusu "Bir ömür sorumluluk bilinciyle yaşamak " olarak belirlendi.
Yeni Şafak
Provokatörler
Provokatörler
Türkiye bölgesel ve küresel güç olmaya aday bir ülke olarak eski Türkiye’den nerelere geldi. ‘Bağımsız Türkiye Konsepti’nde stratejik öneme sahip, yerli savunma sistemlerinin dışa bağımlılıktan kurtarılması ve millileştirilmesi adına, Türk Savunma Sanayii’nin son yıllarda yaptığı büyük atılım ve hamleler Türkiye’nin caydırıcı gücünü kat be kat artırarak dost ülkelere güven verirken düşman ülkelere de korku saldı.Video: ProvokatörlerAK Parti’nin iktidar olduğu 2002 yılından başlayarak günümüze değin vesayet mekanizmalarının bitirilmesi ve millet iradesinin tecelli etmesi yönünde siyasi iradenin açıkça ortaya koyduğu tavır demokrasinin sürekli geliştiği dinamik bir süreci gözler önüne seriyor. Bu süreç bölgesinde ve dünyada yeni ve güçlü bir Türkiye perspektifini, demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerini öne çıkaran reformlar ile taçlandırılmış bir döneme işaret ediyor.Vesayet mekanizmaları ve arkasındaki azmettirici devletler, 12 yıl önce 27 Nisan’da darbeler tarihimizde bir ilk olarak Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki siyasi iktidarın milli irade ve demokrasiyi koruyup kollayan darbe karşıtı dik bir duruş sergilemesi karşısında ‘dumura ‘uğradılar. 2007’deki Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunun ardından 27 Nisan gecesi Genelkurmay Başkanlığı tarafından yayımlanan e muhtıraya karşı dönemin Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek çok sert bir açıklamayla yanıt vermişti: “ Genelkurmay internet sitesinde yapılan açıklama hükümete karşı bir tutum olarak algılanmıştır. Kuşkusuz, demokratik bir düzende bunun düşünülmesi dahi yadırgatıcıdır. Öncelikle söylemek isteriz ki; Başbakana bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığı’nın herhangi bir konuda hükümete karşı bir ifade kullanması, demokratik bir hukuk devletinde düşünülemez. Genelkurmay Başkanlığı, hükümetin emrinde, görevleri Anayasa ve ilgili yasalarla tayin edilmiş bir kurumdur. Anayasamıza göre, Genelkurmay Başkanı görev ve yetkilerinden dolayı Başbakana karşı sorumludur. Bu metnin basın yayın organlarına verilmesi ve Genelkurmay’ın internet sitesinde yayınlanmasındaki zamanlama manidardır...’’27 Nisan e muhtırası öncesinde askeri ve sivil cuntacılarla millet iradesi ve demokrasiyi savunan Erdoğan liderliğindeki siyasi iktidar arasında yaşanan gerilim ve demokrasi mücadelesinde Erdoğan cuntacılara taviz vermedi. Seçim dönemine, irtica, laiklik ve türban tartışmalarıyla gelinmişti. Ülkenin çeşitli yerlerinde Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) ‘Cumhuriyet’e sahip çık’ çağrısıyla düzenlenen “Cumhuriyet Mitingleri” laiklik bahanesiyle Meclis’in, yani milletin iradesinin yansımasını engellemek adına gerçekleştirdiği gövde gösterileri olmuştu. ADD Başkanı Şener Eruygur ve gazeteci Tuncay Özkan’ın başını çektiği Cumhuriyet mitinglerinin ilki 14 Nisan’da Ankara Tandoğan’da tertip edilmişti. Bu mitingler daha sonra İzmir, İstanbul, Çanakkale, Antalya ve Diyarbakır gibi illerde de yapılmıştır. Tandoğan mitingi e-muhtıra öncesi gerçekleşen tek miting olması sebebiyle üzerinde durulması gereken bir organizasyondur. Mitinglerin ortak özelliği “Mustafa Kemal’in askerleri” olduklarını söyleyen kimselerin sivilliklerini unutup “Türkiye laiktir, laik kalacak” sloganına geri dönmeleri ve askere davetiye çıkarmalarıydı.Cumhuriyet Mitingleri ile birlikte PKK terörü yeniden hortlatıldı. Şehit cenazelerinde hükümete karşı atılan sloganlar bir merkezden organize edilerek provokatörler devreye sokuldu. Gösteriler hükümet karşıtı ,siyasi iktidarı ve meşruiyetini hedef alan bir konuma dönüştürülmeye çalışılıyordu. Amaç iktidar partisinin kendi siyasal çizgisinden bir ismi cumhurbaşkanlığına seçmesi engellenmek istenmesiydi. Askeri ve sivil cuntacılar “Cumhurbaşkanı eşi başörtülü olamaz” düsturu ile anayasal organları dahi hukuk dışı bir şekilde kullanmaktan çekinmiyorlardı. Nisan 2007’de Başbakan Tayyip Erdoğan, partisinin 11’inci Cumhurbaşkanlığı adayını “Abdullah Gül” sözleriyle duyurmasının ardından TBMM’de seçim süreci başladı. Ancak bu noktada da “Gül’ün seçilebilmesi için Meclis’te en az 367 milletvekilinin bulunması gerekiyor” tezi (Toplantı yeter sayısı) ortaya atıldı. Gül’ün yeterli oyu alamadığı ilk turda CHP, Meclis’i boykot etti, MHP ise geldi ama ret oyu kullandı. Asıl sürpriz 27 Nisan 2007’nin gece yarısı yaşandı ve TSK, ‘e-muhtıra’ olarak adlandırılan bir bildiri yayınladı. Anayasa Mahkemesi 1 Mayıs’ta verdiği kararla, 367 iddiasını kabul ederek yapılan birinci tur oylamayı iptal etti. Bunun üzerine 6 Mayıs’ta yapılan iki yoklamada da toplantı yeter sayısının (367) bulunamayışı yüzünden 11. Cumhurbaşkanı seçilemedi. Hükümet bu gelişmelerin ardından erken seçim kararı aldı. Ancak Meclis kapanmadan önce Anayasa’daki Cumhurbaşkanı’nın seçilmesiyle ilgili maddeleri değiştiren bir düzenleme yaptı. Düzenleme ANAVATAN Partisi’nin de desteğiyle Meclis’ten geçti. Ancak dönemin Cumhurbaşkanı Sezer, bu düzenlemeyi referanduma götürdü.Seçimlerden yüzde 47 gibi ezici bir çoğunlukla çıkan AK Parti, bir kez daha 367 sorunuyla karşı karşıyaydı. CHP, yine Meclis’i boykot ederse seçim için yeterli katılım oranı yani 367 yeter sayısı nasıl sağlanacaktı. İşte tam bu notada AK Parti’ye sürpriz destek geldi. MHP “AKP kimi isterse aday gösterebilir. Biz Meclis’e gireriz, 367 sorunu yaşanmaz” açıklamasıyla krizin çözülmesini sağladı. 3’üncü tura 448 milletvekili katıldı ve Gül, 339 oyla 11’inci Cumhurbaşkanı seçildi.28 Şubat’tan 10 yıl sonra, ekonominin düzlüğe çıkarıldığı, yasakların bir bir kalktığı, huzur ve refah ikliminin tüm ülkeye yayıldığı dönemde 28 Şubat’ı andıran bir kalkışmaya meyleden cuntacılar, 27 Nisan’da yine boy göstermişlerdi. Peygamber Efendimiz’in anıldığı kutlu doğum etkinliklerini ve Kur’an okuma yarışmalarını ‘tehdit’ olarak algılayan Kemalist cuntacılar bu kez de laikçi bir darbe kalkışmasının işaret fişeğini veriyorlardı. Cumhurbaşkanlığı seçimine ve ‘’ sözde değil özde rejime bağlılık” ilkesine bağlanmasıyla bildiri; hükümetin içişlerine tamamıyla karışarak muhtıra hüviyetine bürünmekteydi.Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 27 Nisan e muhtırasına karşı dik duruş 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimlerinde de millet devlet işbirliğinin en üst seviyede gerçekleştirilmesi ile devam ediyor. Bu konuda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta asker veya sivil cuntacıların günümüzde ne kadar güvenilir olduklarıdır. Zira FETÖ ile mücadele kapsamında hükümetin yanında tavır almış gibi gözüken sivil cuntacıların samimiyeti daima test edilmelidir. Bilhassa geçmişte ‘sızma ‘ konusunda uzmanlaşmış olanlar başta olmak üzere!
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun son toplantısı 28 Aralık'ta
Ekonomi
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun son toplantısı 28 Aralık'ta
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Selçuk, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun son toplantısının 28 Aralık Pazartesi günü yapılacağını bildirdi.
AA
28 Aralık Konya'da okullar tatil mi? Konya Valiliği bekleniyor
28 Aralık Konya'da okullar tatil mi? Konya Valiliği bekleniyor
28 Aralık Konya'da okullar tatil mi? Konya'da etkili olan kar yağışları nedeniyle öğrenciler bu sorunun cevabını merak ediyordu. Konya Valiliğinden gelecek olan açıklamaya odaklananlar, resmi siteyi ziyaret ediyorlar. Peki 28 Aralık Konya'da okullar tatil mi? Konya Valiliği son dakika açıklaması yaptı mı?
DHA
Cuma hutbesi: Bir ömür sorumluluk bilinciyle yaşamak
Hayat
Cuma hutbesi: Bir ömür sorumluluk bilinciyle yaşamak
Cuma namazı bu hafta da büyük bir katılımla kılınacak. Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğünün hazırladığı 28 Aralık Cuma Hutbesinin konusu "Bir ömür sorumluluk bilinciyle yaşamak " olarak belirlendi.
Yeni Şafak
* Türkiye’de her darbe bir dış müdahaleydi.. * Bundan sonra, her darbe teşebbüsü işgal girişimidir. * Kapımızın önünde cepheler kuruyorlar, çevreleniyoruz * İşte tam bu sırada içeride hareketlilik başlıyor, dikkat!
* Türkiye’de her darbe bir dış müdahaleydi.. * Bundan sonra, her darbe teşebbüsü işgal girişimidir. * Kapımızın önünde cepheler kuruyorlar, çevreleniyoruz * İşte tam bu sırada içeride hareketlilik başlıyor, dikkat!
Önceki gün, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Yassıada’daydık. Menderes ve arkadaşlarının 11 ay yargılanıp daha sonra İmralı’da idama götürüldüğü, o utanç tarihinin yazıldığı yerde.Video: * Türkiye’de her darbe bir dış müdahaleydi.. * Bundan sonra, her darbe teşebbüsü işgal girişimidir. * Kapımızın önünde cepheler kuruyorlar, çevreleniyoruz * İşte tam bu sırada içeride hareketlilik başlıyor, dikkat!Soruları cevaplarken Erdoğan’ın bir sözü vardı: “Bir daha bu ülkede darbe olmayacak…” “Biz güçlü olursak olamayacak” anlamında bir sözdü. Sanki Yassıada’ya gidişimizin özetiydi bu söz.HER DARBE MİLLETİMİZE SALDIRIDIR HER DARBE BİR DIŞ MÜDAHALEDİR.27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz..Her biri belli bir iktidar gücünün yerini sağlamlaştırmak için milletimize karşı müdahaledir. Bu darbeler devlete değil millete yapılmıştır. Bu darbelerin tamamı millete saldırıdır.Ekonomi, dış politika, güvenlik aklınıza ne gelirse, yıllar içinde karşımıza büyük tehditler olarak çıkan her konu, darbeler döneminde verilen tavizlerin ürünüdür.Bütün darbeler, milletin iradesini rehin almak, ezmek için, onların üstünde yeniden o çokuluslu iradeyi hâkim kılmak için yapılmıştır. Bütün darbeler devleti korumak olarak pazarlanmış ancak milletin üzerinde dış vesayet tesis etmek için yapılmıştır.VESAYET DÜZENİNİ O DARBELERLE KORUDULARNe zaman milletimiz güçlenip vatanına, geçmişine, bugün ve yarınına sahip çıkmaya çalışsa o çokuluslu irade harekete geçmiş ve darbe yapmış, Osmanlı sonrası kurulan vesayet düzeni, bu darbelerle sağlama alınmıştır.Bu da, her darbenin aslında Türkiye’ye bir dış müdahale olduğu gerçeğini görmemiz anlamına gelmektedir.O vesayet, o müdahale, o dolaylı işgal, siyasi ve askeri bürokraside, ekonomi finansta, entelektüel alanda yetiştirdiği kadrolar üzerinden yürütülmüştür. Bu yüzden darbelerin tamamını Türkiye’ye müdahale, saldırı olarak görmek acı gerçeğimizdir.ÖNCE İSTANBUL’U ELE GEÇİRECEKLERDİ. 15 TEMMUZ BU YÜZDEN İŞGAL GİRİŞİMİ.Türkiye, kurulduğundan bu yana ilk kez o vesayetten o kontrolden kurtulmak için çok güçlü bir dalga yakaladı. Biz buna tarihin dönüşü diyoruz. Yüz yıl sonra, Selçuklu’dan bu yana devam eden siyasi gelenek harekete geçti, mucizevi bir hareket gelişti.Millet kendi yolunda yürüyecek, devlet ona göre biçim alacak, tarih kendi havzasına dönecek, coğrafya bize göre biçimlenecek.. Yol bu, mücadele bu, hedefimiz bu. Ama 17/25 Aralık’ta ilk saldırıyı yaptılar. 15 Temmuz’da Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en ağır saldırıyı yaptılar. Doğrudan dış müdahaleye giriştiler. İstanbul’u Anadolu’dan koparmanın planını yaptılar ve uyguladılar. 15 Temmuz bir darbe değil, saldırıydı, işgal girişimiydi. Klasik darbe dönemi geçmiş, yeni müdahale yöntemleri masaya sürülmüştü.DIŞARIDAN MÜDAHALE VAR, İÇERİDE HAREKETLİLİK VAR…15 Temmuz’da FETÖ’yü tetikçi olarak kullandılar. Ama ellerinde sadece FETÖ yok, biliyoruz. Bundan sonra kimleri nasıl kullanacaklarını az çok görüyoruz.Bunları sadece 27 Mayıs’ı hatırlatmak için yazmıyorum. Bunları geçmişe bakarak değil, geleceğe bakarak yazıyorum. Tehlike devam ediyor. Türkiye’ye dışarıdan ve içeriden müdahale devam ediyor. Suriye’nin kuzeyinde Türkiye karşıtı cephe kuranlar Doğu Akdeniz’e iki yüz savaş gemisi yığdı.Ege adalarını füze üssüne dönüştürdü. Romanya ve Bulgaristan’a asker, tank, füze yığınağı yapıyor. KAPIMIZIN ÖNÜNDE CEPHELER KURUYORLAR, ÇEVRELENİYORUZ.Sınırımızın altmış kilometre dışına Dedeağaç’a bize karşı asker, zırhlı araçlar yerleştiriyorlar. Güneydoğu’dan kuşattılar, Akdeniz boyunca Güney’den kuşattılar. Şimdi Ege ve Batı Trakya’dan, Bulgaristan ve Romanya’dan çevreliyorlar.ABD ve İsrail, bütün bunları Rusya için mi yapıyor sanıyorsunuz. İran için mi yapıyor? Çin için mi?Türkiye için Türkiye! Çevrelenen ülke biziz. Açın gözlerinizi! Bunlar bizim sınırlarımız, bizim çevremiz, bizim evimizin önü. Savaş gemilerini, uçak gemilerini, füzelerini, askerlerini eşiğimize, kapımızın dibine kadar yerleştirdiler, her geçen gün daha da çok yığınak yapıyorlar.İŞTE TAM DA BU SIRADA DARBE TARTIŞMASI YENİDEN BAŞLIYOR..Bunları kim Türkiye kamuoyunun dikkatinden uzak tutuyor? Kim böyle bir şey yokmuş gibi kamuoyu oluşturuyor? Kim böyle bir şey yok diyorsa, bunları hafife alıyorsa ondan uzak durun. Mutlaka ama mutlaka başka bir ajandası vardır.Tam bu sırada içeride yeniden hareketlenmeler dikkat çekiyor, konuşuluyor da. FETÖ yapıları yeniden organize oldu. 15 Temmuz öncesi gibi harekete geçti. Ekrem İmamoğlu ile beraber, onun adaylığını kullanıp, onunla kamufle olup daha büyük bir ajanda uyguluyor.Darbe senaryoları yeniden sesli konuşulur hale geldi. Dışarıdan yönetilen yeni bir müdahale olacağı yönünde kuşkuların ötesine geçen bir söylenti var.MÜDAHALE İÇİN FIRSAT KOLLUYORLARÜlkemiz bugün, Birinci Dünya Savaşı’na benzer tehditleri göğüslüyor.Çanakkale’de karşımızda ne kadar millet ve devlet varsa bugün hepsi yeniden karşımızda ittifak kurdu. Aynı ittifakı içeride de oluşturdular. İçişgalcileri de sahaya sürdüler.15 Temmuz’da İstanbul’u Anadolu’dan koparmaya çalışanlar bugün yeniden İstanbul projesi uyguluyor. 15 Temmuz’da Anadolu’yu Suriyeleştirmeye çalışanlar bugün aynı planı yeniden sahaya sürüyor.Dışarıdaki ittifak çok geniş. İçerideki ittifak çok geniş. Bir müdahale için hem bölgesel şartların hem de içerideki ortamın uygun olduğunu düşünüyorlar.HER DARBE TEŞEBBÜSÜ, İŞGAL GİRİŞİMİ KABUL EDİLECEKTİR..Ama artık bu ülkede darbe olmayacak. Bundan sonrası darbe değil saldırı olacak. Her darbe girişimi dış müdahale olacak. İşgal girişimi olacak. Onlar bu ülkenin hainleri olacak, tarihin yanlış sayfalarında yer alacak. Her darbe girişimine karşı bir istiklal mücadelesi verilecek. Çanakkale’de verildiği gibi destansı bir mücadele verilecek.Milletimizi yüz yıl daha vesayet altına almaya dönük bu tür müdahaleye girişenler Amerika kabul edilecek, İsrail kabul edilecek, İngiliz kabul edilecek, Suudi-BAE kabul edilecek. Yüz yıl önce verdiğimiz mücadele bir kez daha verilecek.Büyük bir fırtına bu. Ama bu millet bin yıldır bu coğrafyada bundan çok daya büyük fırtınaları susturmayı bilmiştir. Yine bilecek, göreceksiniz. Tarih döndü, ne yapsanız bunu engelleyemezsiniz.“Türkiye’yi durdurmak” artık mümkün olmayacaktır.
(28 Kasım-5 Aralık) Haftanın filmleri: Amerikan ve Japon askerlerin gözünden Midway Muharebesi
Hayat
(28 Kasım-5 Aralık) Haftanın filmleri: Amerikan ve Japon askerlerin gözünden Midway Muharebesi
Türkiye'deki sinema salonlarında bu hafta 3'ü yerli 8 film vizyona girecek. Elizabeth Banks'in yönettiği Charlie'nin Melekleri; uluslararası güvenlik birimi için çalışan ajanların, önemli bir kısmı İstanbul'da geçen yeni hikayesini anlatıyor. İngiliz oyuncu Emilia Clarke'ın başrolünde yer aldığı "Bir Şans Daha" genç bir kadının başından geçen olayları konu edinirken Haydar Işık'ın yönetmen koltuğunda oturduğu "Hemen Döneriz" de yerli komedi meraklılarının ilgisini çekmeye aday. Murat Pay'ın yönettiği "Dilsiz" ise duvar ressamlığıyla hayatını idame ettiren bir adamın, hat sanatıyla haşır neşir olan bir kadın ve bu sanatın eski kuşak ustalarından Eşref Efendi ile tanışması sonrası değişen hayatını konu ediniyor.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.