İstanbul'da yaşayanlar varlığından bile habersiz: D-100'ün yanında harabeye dönmüş anıt mezar
Hayat
İstanbul'da yaşayanlar varlığından bile habersiz: D-100'ün yanında harabeye dönmüş anıt mezar
İstanbul'da yaşayan çoğu kişinin varlığından bile habersiz olduğu Hasköy'de D-100 kara yolunun hemen yanındaki Abraham Salomon Kamondo'nun anıt mezarı harabeye dönmüş durumda. Kırım Savaşı'nı finanse ettiği gibi Osmanlı hazinesine borç veren ünlü Osmanlı bankeri Salomon Kamondo, aynı zamanda Osmanlı finans sisteminin de kurucusu. 1873 yılında Paris'te hayatını kaybeden Kamondo'nun cenazesi vasiyeti üzerine İstanbul'a getirilerek Hasköy Mezarlığı'nda önceden inşa ettirdiği anıt mezarda toprağa verildi. Kamondo'nun anıt mezarı şu an bakımsızlıktan çöplüğe dönmüş durumda. Tasarımıyla dikkat çeken anıt mezarı, evsizler ve uçucu madde bağımlıları da barınak olarak kullanıyor.
DHA
Jose Mourinho'dan rekor transfer
Spor
Jose Mourinho'dan rekor transfer
Portekizli teknik adam Jose Mourinho'nun çalıştırdığı İtalya Serie A ekiplerinden Roma, Chelsea'nin İngiliz forveti Tammy Abraham'ı kadrosuna kattı. 23 yaşındaki oyuncu için Roma, rekor seviyede bir bonservis ücreti ödedi.
Yeni Şafak
Uluslararası Göç Filmleri Festivali’nin ‘Oscarlı’ Onursal Başkanı F. Murray Abraham: Ben de Osmanlı Suriyesi’nden
göç eden bir adamın oğluyum
Hayat
Uluslararası Göç Filmleri Festivali’nin ‘Oscarlı’ Onursal Başkanı F. Murray Abraham: Ben de Osmanlı Suriyesi’nden göç eden bir adamın oğluyum
Uluslararası Göç Filmleri Festivali’nin ‘Oscarlı’ Onursal Başkanı, usta sinema ve tiyatro oyuncusu F. Murray Abraham’ın babası da annesi de göçmen. Babası Suriye asıllı bir Süryani olan, annesi ise 14 çocuklu İtalyan göçmeni bir aileden gelen F. Murray Abraham, "Ben de Osmanlı Suriyesi’nden göç eden bir adamın oğlu olarak göçle ilgili konuları hem anlıyorum hem kendimle özdeşleştiriyorum. Bu festival benim için çok çok önemli" dedi.
Yeni Şafak
Batuhan Akduman'dan dövüş yalanına tepki: 2. raundu göremeyecek
Spor
Batuhan Akduman'dan dövüş yalanına tepki: 2. raundu göremeyecek
Ermeni kafes dövüşçüsü Rafael Abrahamyan'ın Türk sporcu Batuhan Akduman'ı boğmaya çalıştığı video-haber yalan çıktı.
Diğer
‘İhtiyaçlar beş basamaklı’ diyor Maslow
‘İhtiyaçlar beş basamaklı’ diyor Maslow

Harran Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden 2015 yılında mezun olan genç mühendis Aksu Yaşa, 9 aylık iş deneyiminden sonra hem maaşın az olması hem de ailevi nedenlerden dolayı Diyarbakır’a döndü. İnşaat sektörünün durgun olması ve evlendikten sonra birikimini yatıracak iş arayışında olan Yaşa, çözümü ‘Diplomalı Dönerci’ dükkanını açmakta buldu.

Video: ‘İhtiyaçlar beş basamaklı’ diyor Maslow


Hikayesini şöyle anlatıyor;

İnşaat mühendisi olarak mezun olduktan 4 ay sonra Balıkesir Burhaniye’de bir yapı denetim şirketinde aylık bin 750 lira maaşla çalışmaya başladım.

9 aylık çalışmanın ardından Diyarbakır’a döndüm.

Ailevi sebeplerden dolayı oradan gelmek zorunda kaldım.

Oradan geldikten sonra da iş aramaya başladım.

Baktım piyasalar durgun, herkesin bir amca çocuğu, bir yeğeni, bir oğlu inşaat mühendisi.

Piyasada 20 bin inşaat mühendisi var ve mezun olan inşaat mühendisi sayısı 40 bin.

Yani iki katı kadar inşaat mühendisi mezun oluyor.

Dönerciliği öğrencilerin uğrak yeri olduğu bir yerde, helal para kazanma yöntemi olarak gördüm.

Yapabilir miyim diye düşündüm.

Yıllarca bu işi yapan çevrem vardı onlara da güvendim.

Helal paramı helal bir yoldan kazanabileceğim bir sektöre girebilmek için en uygun yol olan döner sektörünü seçtim.

İsmini diplomalı dönerci olarak kararlaştırdık.

Çok şükür mesela 2 ay, 2 buçuk ay doldurmamıza rağmen beklentiler gayet iyi.

İlk açtığımız 10 günün iki katı satışlar gerçekleştiriyoruz.

Bu bize yeterli mi, bu bize yetmez.

Çünkü 6-7 kişi buradan karnını doyuruyor.

Hiç alışık olmadığım bir sektörde çalışıyorum.

İleride de soracak olursanız inşaat mühendisliğini yapar mısınız, yüzde yüz yaparım.

Asıl mesleğime dönene kadar başka bir şube açmayı da düşünüyoruz Allah izin verirse.

**

İnsanı harekete geçiren ihtiyacın ağırlığıdır.

Bu ihtiyacı sırtında hisseden diplomalı dönerci sorununa bir çözüm yolu bulmuş, ‘ben bu kadar yıl dirsek çürüttüm, emek verdim, okudum, illa inşaat mühendisliğinden rızkımı kazanacağım’ dememiş.

Sorununa kısa vadeli çözüm aramış ve rızkını dönercilikten kazanmaya başlamış.

Uygun bir ortam bulursa yeniden eğitimini aldığı mesleğine dönecek ama o zaman zarfına kadar beklemeyecek, başkasının eline bakmayacak, ekmeğini kazanacak.

Belki de mesleğini hiçbir zaman yapamayacak, belki bu işte çok başarılı olacak ve memlekete iş aş üreten önemli bir iş insanı olacak.

Demek çare arayınca çözüm karşına çıkıyor.

Aramak ve hareket etmek gerekiyor.

Sorun üretmek istersen sorun, çözüm üretmek istersen çözüm bulursun.

**

Amerikalı araştırmacı Abraham H. Maslow, 1954 yılında yaptığı klinik gözlemlerine dayanarak insan ihtiyaçlarının piramit şeklinde bir hiyerarşiye tabi olduklarını düşünüyor.

Maslow’un bu sınıflandırmada temel aldığı iki varsayım şöyle;

1- İnsan davranışlarının temelinde ihtiyaçlar vardır.

2- Ve bazı ihtiyaçlar diğerlerinden daha önemlidir.

Maslow’a göre insan davranışların temeli olan ihtiyaçlar beş basamaktan oluşuyor.

En altta açlık susuzluk gibi bedenin temel fizyolojik ihtiyaçları var.

Bu ihtiyaçları karşılamadan diğer ihtiyaçların hiçbir önemi yoktur.

Örneğin açlık durumu olan bir insan için sanat, çevre, adalet mefhumu önemsizdir.

Bu ihtiyacın doyurulmasından sonra sıra güvenlik ihtiyacına gelir.

Kendini ve varsa ailesini ekonomik, sosyal her alanda güvende hissetmek temel bir ihtiyaçtır.

Üçüncü sıradaki ihtiyaç ait olma ve sevgi ihtiyacıdır.

İnsanın sosyal bir varlıktır. Sevmek ve sevilmek ister.

Dördüncü basamaktaki ihtiyaç, takdir ve saygı ihtiyacıdır.

Eskiler bunu marifet iltifata tabidir şeklinde dile getirmişler.

En üstteki son basamakta ihtiyacın adı; Kendini gerçekleştirmedir.

Bu en üst basamağa herkes ulaşmayabilir.

Maslow’a göre bu en üst basamağa ancak liderler ve toplumda saygın olarak kabul edilen kişiler ulaşabilir.

**

Maslow’un ihtiyaçlar piramidi tartışılabilir veya sıralama değiştirilebilir.

Ancak değiştirilemeyen bir gerçek vardır ki o da şudur; İnsanoğlunu harekete geçiren, toplumu geliştiren, canlandıran ilerleten şey ihtiyaç duygusudur.

Temel ya da alışkanlık sonucu oluşan ihtiyaçlar da olsa fark etmiyor.

Önemli olan ihtiyacın ne kadar hissedildiği.

İnsanoğlu ihtiyaç hissetmediğinde kılını bile kıpırdatmıyor.

Ne demiş Eflatun; İhtiyaç icatların anasıdır.

Kalpten kalbe giden yol
Kalpten kalbe giden yol

“Dost elinden gel olmazsa varılmaz/

Rızasız bahçenin gülü derilmez/

Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez” dedi büyük ozanımız merhum Neşet Ertaş “Gönül Dağı”nda… İnsanlık tarihi boyunca kalb, merhamet ve şefkatin yanı sıra aşk ile sevgiyle birlikte anıldı. Kalbi aklı, kalb gözünü, derini ve batını, marifeti önemseyen hal ehli, kendisini “aşk” ile tanımladı, “âşık” dedi. “Akıl, Aşk ve Ötesi” yazarı Ahmet kardeşim, haklı olarak kitabına “kalb”in ardından hemen “aşk” bölümünü ekledi.

Video: Kalpten kalbe giden yol

Modern bilimin ve psikolojinin anlayabilmek için onca emek verdiği sevgi ve aşk mevzularında yığınla bilgi birikmesine rağmen işin içine sanat ve edebiyatı dahil etmeden, kalpten söz etmeksizin denilenlerin pek bir anlamı olmuyor. Böylesine derin anlamı haiz aşk ve güzellik ile de kopmaz bir bağlantısı var kalbin. Ama bizim konumuz kendileri apayrı başlıklar gerektiren bu büyük bahisler değil. Hala kalbi anlamaya çalışıyoruz ve kalb, bizi birbirimize bağlayan bağla, birbirimize sadakat ve güvenimiz ile çok alakalı.

Kalb genellikle bireysel alanla sınırlı olarak ele alınıyor ama onun toplumsal alana da güçlü uzantıları var. İnsan hem benzersiz, biricik bir tekillik hem de topluluk halinde yaşayan bir varlık. Bir topluluk yaşantısı olabilmesi için de insanların asgari düzeyde kendilerine ve bir o kadar da birbirlerine güvenmeleri gerekiyor. Abraham Maslow’un meşhur ihtiyaçlar hiyerarşisinde güvenin fiziksel ihtiyaçlardan sonra ikinci sırada gelmesi boşuna değil. Sevgi, saygı ondan sonra geliyor ve aslında onlar da doğrudan doğruya güven ile alakalı. Kadim anlayışta kalbin aşkın ve sevginin olduğu kadar bağlılık ve sadakatın, güvenin de yuvası olarak görülmesi, çok anlamlı. Kadim anlayışta kalbin aşkın ve sevginin olduğu kadar bağlılık ve sadakatın, güvenin de yuvası olarak görülmesi, çok anlamlı. Kalbin esas vazifelerinden birisi, birbirimize güveni sağlamak ve üzerine sevgi ve saygının inşa edileceği bir zemin hazırlamak. Zira kalbi hastalanmış bir insan, kişilik bakımından da maraziliği ölçüsünde hasis, nankör, yani bencil toplum düşmanı haline gelir. Paylaşma ve dayanışma için değil bozgunculuk ve nifak için yaşar.

Modern psikoloji güveni ve psikolojik sağlamlığı, genetik yapımızla, anne-bebek ilişkisiyle ve yetiştirilme tarzıyla açıklamaya çalışıyor. Doğru ama güven, esasen sağlıklı bir kalbin işlevi. Sadece bir aşka düştüğümüzde değil her türlü sadakat gerektiren ilişkide kalplerimiz arasındaki görünmez bağları hissediyor, bağlılığımızın sahiciliğine yani kalpten olup olmadığına bakmaya çalışıyoruz.

Basitçe “güven” deyiverdiğimizde, pek önemini idrak edemiyebiliriz ama bakın, “iman”ın manası, güvenmek, korkunun gitmesi, emin olmak olan “e-mi-ne” kökünden geliyor. “Eman” da insanın güvende olması, bir insana veya bir şeye güvenmesi manasında. İman etmek, bir şeye güvenmek, onun korumasına girmek, güveni altında olmak demek… Yine aynı şekilde “se-li-me” filinin kök manası sıhhat ve afiyette olmak, ayıp, kusur, eziyet ve sıkıntıdan uzak kalmak, barış yapmak, teslim olmak ve güven içinde bulunmaktır ki, “silm”, “İslam”, “müslim” kelimeleri bu fille bağlantılı. Fesadın zıddı olan sulh de doğrudan doğruya karşılıklı güvene dayalı. Salih ve muslih kimseler, insanların arasını uzlaştıran, sorunları sulh ve selamete kavuşturan, güzel ve iyi işler yapanlar. Bu nedenle Kur’an-ı Kerim’de “Kötülüğün karşılığı kötülüktür. Fakat her kim kötülüğü bağışlar, sulh ve selametten yana olursa onun mükafatı Allah’a aittir” (Şura/40) diye buyrulur…

Daha önce de Fukuyama’nın 2005 tarihli “Güven” kitabından bahsetmiştim. Fukuyama, bir araştırmaya dayanarak refah toplumlarında, Japonya hariç, insanların birbirlerine daha çok güvendiklerini söylüyordu. Biz de ona başta Zygmunt Bauman olmak üzere birçok önde gelen sosyologun batı toplumu hakkındaki menfi tespitlerinden yola çıkarak karşı çıkıyorduk. Ama dünya değerler araştırmasında birbirine güven açısından hayli gerilerde olan ülkemiz insanını temize çıkarmak için yapmıyorduk bütün bunları. Elini vicdanına koyan herkes gibi elbette ben de birbirimize güven açısından ülkemizde ve Müslüman dünyada durumun pek parlak olmadığını görüyorum. Farklı analizlerde farklı boyutlarda birini diğerine, batıyı doğuya, kuzeyi güneye üstün bulabiliriz. Bu uğurda tezimizi haklı çıkarmak için bitmeyen tartışmalara gark olabiliriz. Ama şurası açık ki, güvensiz, tekinsiz bir dünyada yaşıyoruz Kalb üzerine epeyce düşündükten ve yazdıktan sonra şimdi daha iyi anlıyorum; güvensizliğimiz doğrudan doğruya kalbimizdeki marazla ilgili. Biz Müslümanlar, kalbimizdeki marazın nasıl tedavi edileceğini hiç değilse kitabi olarak biliyoruz, belki tek üstün yanımız o. Sevinelim. O Müslümanlar ki, güvenilir bir toplum (Bedetü’l-Emin) kurmak üzere son mesaj İslam’ı getiren, Emin Elçi (Muhammedü’l-Emin) tarafından “insanların elinden ve dilinden güvende olduğu kimse” diye tanımlanmışlardır. Halimize bakıp üzülelim.

Beykoz Billur ve Cam Müzesi kuruluyor
Hayat
Beykoz Billur ve Cam Müzesi kuruluyor

Osmanlı’dan günümüze cam üretimiyle anılan Beykoz’da cam tarihinin sergileneceği, gelecek kuşaklara aktarılacağı, ilçenin turizmi ve tanıtımına katkı sunacak “Beykoz Billur ve Cam Müzesi” kuruluyor.

IHA
Tehlikeli tatbikat
Dünya
Tehlikeli tatbikat
ABD, İran’ı hedef alan petrol ticaretine yönelik yaptırımları sertleştirme kararının ardından Doğu Akdeniz’deki filosunu güçlendirdi. Abraham Lincoln uçak gemisi filosuna, uçak gemisi saldırı grubu da dahil edildi. Tatbikattaki gemilerin gerekmesi halinde Basra Körfezi’ne geçeceği belirtiliyor.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.