Adnan Menderes'in adı binlerce nüfus cüzdanında
Gündem
Adnan Menderes'in adı binlerce nüfus cüzdanında
Darbecilerin 17 Eylül 1961’de idam ettiği Başbakan Adnan Menderes’in ölümünün üzerinden 59 yıl geçti. Adı birçok kurum ve kuruluşta yaşatılan merhumun ismi binlerce nüfus cüzdanında da bulunuyor. Türkiye’de 635 kişi ‘Adnan Menderes’ ismini taşıyor. ‘Menderes’ ismini kullanan ise 9 bin 543 kişi.
Yeni Şafak
İhracatçıya iş kredisi: 500 milyon dolarlık finansman imzası
Ekonomi
İhracatçıya iş kredisi: 500 milyon dolarlık finansman imzası
İhracatçının finansmana erişimini kolaylaştırmak için TİM ve İş Bankası protokol imzaladı. Bu kapsamda; ihracatçıya TL ve yabancı para olmak üzere toplam 500 milyon dolarlık nakdi kredi paketi sunulacak. Kadın girişimcilere özel faiz oranlı kredi verilecek.
Yeni Şafak
Yassıada’yı havaya uçuracaklardı
Yassıada’yı havaya uçuracaklardı

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) görev yapan çeşitli rütbelerdeki 37 genç asker , 27 Mayıs 1960’da Demokrat Parti Hükümeti’ne darbe yaparak iktidarı ele geçirdi. Ancak MBK adı verilen cuntacı askerler arasında bundan sonra takip edilecek yol ile ilgili ciddi anlaşmazlıklar farklı görüşlerde olan iki grup vardı. Türkeş önderliğinde 14’ler adı verilen bulunan grubun üyeleri arasında bulunan Yüzbaşı Ahmet Er de bu grubun üyesiydi. 27 Mayıs’ta İstanbul Radyosu’nu ele geçirme görevi kendisine verilen Er, darbeden birkaç ay sonra 14 arkadaşı ile birlikte yurtdışına sürgüne gönderilmişti. Bugün hayatta olan MBK’nin tek üyesi 87 yaşındaki Ahmet Er, yaklaşık 4 yıl önce 27 Mayıs’ın 54’üncü yıldönümünde 27 Mayıs darbesinin hiç bilinmeyen bir olayını basınla paylaşmıştı. Alparslan Türkeş’in başını çektiği MBK’nın 14 üyesi Adnan Menderes ve arkadaşlarının idamına karşıydılar. Darbeden önce bir arkadaşlarını Adnan Menderes’e göndererek durumu izah etmişlerdi. Hatta Türkeş de Isparta milletvekili ile görüşmüştü. Ancak Menderes kendisine gelen bu bilgileri darbeciler ile birlik olan MSB Ethem Menderes ile görüşmüş inandırıcı bulmamıştı. Ayrıca iktidarın bu darbecileri durdurabileceği de şüpheliydi. Alparslan Türkeş’in ekibinde bulunan Yüzbaşı Ahmet Er MBK içindeki 14 üyenin asıl niyetlerinin Adnan Menderes ve arkadaşlarını 23’ler grubunu tasfiye edebilseler İsviçre’ye gönderme niyetinde olduklarını açıklamıştı. Ahmet Er, MBK içindeki 23’ler grubunun Yassıada’yı tutuklular ile birlikte havaya uçuracaklarını bu gruptan bir tehdit olarak öğrenmişti. Cuntacı MBK üyelerinin istihbarat kaynaklarının çok güçlü olduğu anlaşılıyordu. Darbeden 2 gün sonra 29 Mayıs 1960’ta İngiliz Dışişleri Bakanlığı Türkiye’deki askeri yönetimin tanınması istenmişti. 30 Mayıs’ta İngiltere ve Amerika Türkiye’deki askeri yönetimi acilen tanımışlardı. Üstelik İngiltere Kraliçesi Elizabeth Tahran’a giderken 6 Mart 1961 tarihinde uçağın rotasını Ankara’ya çevirmişti. Esenboğa’da Cemal Gürsel ile görüştü. Kraliçe askeri darbeden sonra Türkiye’yi ziyaret eden ilk yabancı devlet başkanıydı.

GENÇ SUBAYLAR SENDROMU 27 MAYIS ÖNCESİ ATATÜRK’ÜN DÖNEMİNDE SİYASİ LİTERATÜRÜMÜZE GİRDİ

Oysa Türkiye’nin, cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk’ün Cumhurbaşkanı, Fevzi Çakmak’ın Genel Kurmay Başkanı olduğu dönemde ‘Genç Subaylar Rahatsız ‘ Sendromu ile karşı karşıya kaldığı şair ve yazar Dagobert von Mikusch tarafından kaleme alınan ‘Gazi Mustafa Kemal’ adlı eserinde iddia edilmektedir. Yazar’a göre ‘’Kazım Karabekir ve arkadaşları Mustafa Kemal’i öldürmek için suikast düzenledikleri gerekçesi ile yargılanırlar. Yargılama sırasında Mustafa Kemal, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ı Çeşme’ye çağırır ve Fevzi Çakmak’a mahkemede Kazım Karabekir ve arkadaşlarının idamı yönünde bir karar çıkarsa ordunun tavrının ne olacağını sorar. Fevzi Çakmak’ın vermiş olduğu cevap manidardır. “Genç subaylar rahatsız olacaktır.” Oysa Genç Subaylar’ın rahatsız olduğu tabiri veya Sendromu’nun 27 Mayıs Askeri darbesi ile siyasi literatürümüze girdiği sanılmaktaydı.

27 MAYIS’TA GENÇ SUBAYLAR NATO GLADYOSU TARAFINDAN KULLANILDILAR

GİZLİ İNGİLİZ -AMERİKAN BELGELERİNE göre “27 Mayıs Askeri darbesinin hazırlanışında NATO GLADYOSU vardı. Adnan Menderes’in, NATO’nun patronu olan ABD-İngiltere’den ‘olur’ almaksızın, 26 Haziran’da Moskova’ya gitmeyi planlaması dikkatle takip edilmişti. Ayrıca Türkiye’nin ikinci Kral Faysal ile Ortadoğu’da bir ortak güvenlik anlaşması yapması ABD ve İngiltere’yi aşırı rahatsız etmiştir. Kral Faysal ülkesinde çıkarılan bir isyan sonrasında katledilmişti.

İran’da Musaddık’ı deviren ABD-CIA-MI6 ve Irak, Mısır darbelerinden sonra Adnan Menderes’in Rusya’ya yaklaşmasına tahammül edemedi. İslam dünyasının kılcal damarlarına kadar girmiş İngiliz İstihbaratı 1960 darbesini planladı. 1959 Şubatı’nda Başbakan Adnan Menderes’in uçağının Londra’da düşmesi-düşürülmesinde İngiliz istihbaratının rolü hala esrarını korumaktadır. 27 Mayıs’ın gerçekleştirilmesinde, NATO gladyosu olarak yetiştirilen cuntanın kontgerilla subayları kullanıldı. Bu subaylar 1954’lerde ‘Soğuk Savaş’ strateji ve taktikleri açısından Amerika’da özel eğitimden geçirilmişti. Ortadoğu’nun ve Osmanlı’nın kodlarını çok iyi bilen Derin İngiltere’ye (ABD’nin beyni de İngilizler’dir...) darbenin hazırlanışı ve gelişi Ankara’daki İngiliz Büyükelçisi Burrows tarafından gün gün iletildiğini gizli belgeler göstermektedir.

MENDERES’İ ASAN ZİHNİYET 60 YIL SONRA HALA FIRSAT KOLLUYOR

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Alev Coşkun, “60. YIL: 27 Mayıs ve 1961 Anayasası” adlı köşe yazısında 1960 darbesinin diğer darbelerle bir olmadığını belirterek bunun bir demokrasi çabası olduğunu iddia etti. “27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ile aynı torbaya konulamaz” diyen Coşkun, yazısında “27 Mayıs, rayından çıkan demokratik sistemi yeniden doğru yola getirmek için hukukun üstünlüğü, insan hak ve özgürlüklerine bağlı çağdaş ve demokratik bir anayasa yapmayı hedef olarak belirledi“ şeklinde skandal ifadeler kullandı.

Kara leke temizleniyor: Adnan Menderes ve arkadaşlarını idam sehpasına götüren yargılama hakkında flaş gelişme
Gündem
Kara leke temizleniyor: Adnan Menderes ve arkadaşlarını idam sehpasına götüren yargılama hakkında flaş gelişme
Hukuk tarihine kara bir leke olarak geçen Adnan Menderes ve arkadaşlarını idama götüren yargılama geçerliliğini yitirecek. Meclis, bu hafta hukuksuz kararı alan Yüksek Adalet Divanı kararlarını yürürlükten kaldıracak.
Yeni Şafak
Prof. Dr. Zakir Avşar: Millet, Arapça ezan yasağını asla kabul etmemiştir
Gündem
Prof. Dr. Zakir Avşar: Millet, Arapça ezan yasağını asla kabul etmemiştir
Türkiye'de Arapça ezanın serbest bırakılmasının yıl dönümü dolayısıyla Aydın Adnan Menderes Üniversitesinin video paylaşım sitesi Youtube ile ADÜTV'de, 'Ezanın özgürlüğüne kavuştuğu gün' programı düzenlendi. Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zakir Avşar, milletin Arapça ezan yasağını asla kabul etmediğini ifade ederek, 'Menderes hareketi, Demokrat Parti hareketi bir özgürlük ve demokrasi hareketiydi toplum ve millet için. Türkiye, bugünlere böyle büyük mücadelelerle gelmiştir'
AA
Hastanın sorusuna kızıp hakaret yağdıran doktora soruşturma
Gündem
Hastanın sorusuna kızıp hakaret yağdıran doktora soruşturma
Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi'nde ameliyat olan hastasının soru sormasına sinirlenen doktor, hasta ve yakınıyla tartışmaya başladı. Doktorun hastane odasında bağırarak hakaret yağdırdığı anlar, odada bulunan bir kişi tarafından cep telefonuyla kaydedildi.
DHA
Rektör tebdili kıyafetle yolsuzluğu ortaya çıkardı
Gündem
Rektör tebdili kıyafetle yolsuzluğu ortaya çıkardı
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir, üniversite hastanesinde tebdili kıyafetle yaptığı denetim ile 500 bin liralık yolsuzluğu ortaya çıkardı.
Yeni Şafak
27 Mayıs’ın uğursuz ruhu hâlâ aramızda geziniyor
27 Mayıs’ın uğursuz ruhu hâlâ aramızda geziniyor

Vapura binip de Küçükyalı’ya doğru yola çıktığımızda, arkamızda bıraktığımız “Yassıada” artık “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” olmuştu.

O anlarda telefonumun ekranına sevgili dostum Tarkan Zengin’in sosyal medya hesabından paylaştığı şu mesajlar düştü:

“27 Mayıs’ı savunan Cumhuriyet Gazetesi yazarı Alev Coşkun’a şaşırmayalım. O 1958’de ve darbe sonrasında İstanbul CHP İl Gençlik Kolları Başkanı’dır. 28 Nisan- 27 Mayıs 1960 arası darbeye zemin hazırlayan öğrenci olaylarındaki becerileri(!) nedeniyle Akis Dergisi övmüştür.”

Tarkan Zengin aynı paylaşımda iki de görsel kullanmış. Bunların ilkinde aynı gazeteye ait iki kupür var. Birincisi, 27 Mayıs 1960 darbesinin ertesinde çıkan CUMHURİYET gazetesinin birinci sayfası.

Manşet: “Kahraman Türk Ordusu Bütün Memlekette Dün Gece Sabaha Karşı İdareyi Ele Aldı”

İkincisi de, 27 Mayıs Darbesi’nin 60’ıncı yılında yani 27 Mayıs 2020’de çıkan CUMHURİYET’in birinci sayfası.

Sol sütunda bir başlık: “Amaç demokratik anayasa yapmaktı” İmza: Alev Coşkun.

İkinci görsel 12 Eylül 1960 tarihli AKİS dergisinden.

Dergide CHP ile ilgili bir makalenin bir bölümünde aynen şöyle yazıyor:

“(CHP) Gençlik Kolu’nun becerikli başkanı Alev Çoşkun -başkan ve arkadaşları becerikliliklerini en ziyade 28 Nisan ile 27 Mayıs arasındaki dramatik günlerde göstermişlerdir- (…)”

60 YIL ÖNCE NEYSE BUGÜN DE ÖYLE!

Halen Cumhuriyet Vakfı Başkanı. Ama daha önemlisi 27 Mayıs 1960 darbesine giden yola taş döşeyenlerden biri.

Bakın özgeçmişinde neler yazıyor?

“Alev Coşkun (…) 1958 yılında, fakültede okurken CHP İstanbul İl Başkanlığı Basın Bürosu’nda çalışmaya başladı. Aynı yılın sonunda CHP İstanbul İl Gençlik Kolu Başkanlığı’na seçildi. 1960 öncesi öğrenci hareketleri içinde özellikle, 28 Nisan olaylarında aktif olarak yer aldı.”

***

Akis dergisinde 27 Mayıs 1960 darbesine zemin hazırladığı için övgüyle söz edilen Alev Coşkun, 60 yıl sonra bugün bile hâlâ darbeyi “Demokratik anayasa yapacaklardı” diye savunuyor.

Peki, söz konusu Akis dergisinin 27 Mayıs darbesinden 3 gün sonra 100 bin adet basılan 30 Mayıs 1960 sayısının kapağında ne vardı biliyor musunuz?

Üzerine çarpı işareti konmuş Menderes’in bir fotoğrafı.

Peki, Metin Toker kim? İnönü’nün damadı. Dergide Menderes’in üzeri çizilmiş. Ama daha ne yargılama var ne başka bir şey. Ne ki Akis yani İnönü’nün damadı çoktan hükmünü vermiş!

YASSIADA, DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI

27 Mayıs darbesinin yıldönümünde darbenin simgesi niteliğindeki “Yassıada”, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli’nin katıldığı bir törenle “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” haline getirildi.

Darbecilerin, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve birçok insanı göstermelik bir şekilde yargıladıkları spor salonu aslına uygun olarak yenilendi. Adnan Menderes Müzesi, Fatin Rüştü Zorlu Camii, Hasan Polatkan Meydanı gibi mekânlar oluşturuldu.

Mezbelelik bir haldeki Yassıada, yakın tarihinin utancını gelecek nesillere aktaracak bir müze adaya çevrildi.

Geçtiğimiz yıl yine aynı tarihlerde Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın adadaki incelemelerini takip etmiştik. Ve bir yıl sonra bu kez Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılışı için oradaydık.

Yargılama tiyatrosunun yaşandığı spor salonunu da kongre merkezini de camiyi de müzeyi de gezdik. Adayı adım adım dolaştık. Gönderilmiş ama hiçbir zaman okunmamış mektupların simgeleştirildiği anıtı da “Türk demokrasisinin hiç sönmeyecek ışığı”nı simgeleyen Deniz Feneri’ni de gördük.

İnanın insan 60 yıl sonra da olsa o mekânlarda gezinirken zulmü iliklerine kadar hissediyor.

Ama beni çok fazla etkileyen ve ürperten mekân Adnan Menderes Müzesi’nin bazı bölümleri oldu. İlk mekân Menderes’in hapishane odasının birebir kopyası. Solda açıkta bir tuvalet. Nemli, küflü duvarlar… Ve camı tahtalarla kapatılmış alaca karanlık bir oda. Küflenmiş bir somya. Burası milletin oylarıyla seçilmiş bir başbakanın cuntacılar tarafından devrilmesinden sonra zorunlu olarak konulduğu oda. İkincisi ise sorgu odası. Odada bir Adnan Menderes mumyası var. Elinde savunmasının yazılı olduğu bir kağıt ile oturuyor. Odada sıklıkla irrite edici bir ses duyuluyor: “Bunu sen mi yaptın? Anlat bakalım.” Ürpertici.

Nezaketi dillere destan olmuş bir Aydın Efesi, köhne bir odada tutulup, köhne bir odada sözüm ona sorgulanmış ve spor salonundan çevirilmiş tiyatro salonunda sözüm ona yargılanmış ve yağlı urgan ile asılmış!

27 Mayıs darbesi bu memleketin tarihinde kara bir lekedir. Ne var ki o kara leke ile hala övünen “darbeci zihniyet” aramızda mevcudiyetini koruyor.

Darbecilere, cuntalara ve onların sivil ortaklarına karşı teyakkuzdayız. Ve mücadelemiz her daim devam edecek.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.