Ahirette kurtuluş (necat)
Hayrettin Karaman
Ahirette kurtuluş (necat)
Bugünkü sorum benim ve çevremde manevi olarak bana güvenen bir yakınım için çok çok mühim. Konu: Necat.Sizin konu ile alakalı Yeni Şafak gazetesinde çıkan 5 köşe yazınızı daha önce okumuştum, bugün tekrar okudum, sorum daraldı ama neticelendiremedim; lütfen beni aydınlatın da bu konuda bir feraha ermek nasip olsun ve size de tekrar tekrar hayır duası etmiş olayım.Bu konuda benim bildiklerim de sizin yazdıklarınızdan öğrendiklerim de Yahudi ve Hristiyanlar ile alakalı. Sorumu tek bir cümlede ifade etmeye çalışacak olursam, Ehl-i Kitap’tan olmayan birisinin (mesela bir Budist veya tamamen -haşa- Allah’ı reddeden bir kişi) hayatı boyunca bilerek hiçbir kötülük yapmaması ve bunu inancı için değil de sırf iyi bir insan olmak için yapması ne anlama geliyor demeliyiz? Bu soruya benim için daha anlaşılabilir olması için bir ekleme yapayım. İslâmî olarak benim sözlerimi dikkate alan ve bana bu konuda daha çok sorumluluk yükleyen o yakınım bana aşağıdaki soruyu sordu ve ben ne ona ikna edebilecek bir cevap verebildim ne de ben kendi kendimi ikna edebildim. Takdir edersiniz ki Necat konusu Ehl-i Kitap üzerine ve onların son hükümlerinin ne olabileceği üzerine yoğunlaşmış; fakat arkadaşımın“Eğer Allah’ın adaletinden şüphe etmiyorsak, hayatı boyunca iyilikten iyiliğe koşmuş ve hiç kimseye bilerek bir zararı dokunmamış bir inançsızın direkt cehenneme gitmesi; hayatında genellikle kötü bir insan olmuş, zaman zaman kul hakkı yemiş ve iyilikleri az sayıda olan bir Müslümanın cehennemde gerekli cezasını çekip en sonunda inancının mükafatı olarak cennete gidecek olması adil mi?”sorusunun cevabını önce ben öğreneyim ki, sonra da onu bilgilendirebileyim. Allah (c.c.) razı olsun!Cevabınızı merakla bekliyor ve şimdiden çok teşekkür ediyorum!CEVAPBütün evrensel (milli olmayan, bütün insanları kazanmayı hedef alan) dinler, diğer dinlere mensup olan insanların dünya ve ahiretteki durumları ve dünyada onlarla kurulacak ilişki kuralları üzerinde durmuşlardır.İslâm’a göre başka dinlere mensup insanlar İslâm dinine davet edilirler, ama bunu kabul etmezlerse onlara düşmanlık edilmez, Müslümanların dinlerine ve vatanlarına karşı savaş açmadıkça, aleyhlerinde çalışmadıkça kendileriyle iyi (iyilik ve adalet temelinde/çerçevesinde) ilişkiler kurulur, bağımsız bir ülkede barış içinde yaşamalarına imkân verilir, İslâm ülkesi içinde teb’a (zimmîler, ehlü’z-zimme) olarak yaşamalarına imkân tanınır, İslâm ülkesi teb’ası olan gayr-i Müslimler bütün temel insan haklarından istifade ederler... Bu cümleden olarak dinlerini ve kültürlerini korurlar, mabetlerine dokunulmaz, ibadetlerini ve din eğitimlerini serbestçe yaparlar.Ahirette durumları ne olur? Cennete mi, cehenneme mi giderler?Bu sorunun cevabı, Hz. Peygamber’den önce veya sonra yaşamış olmaları göz önüne alınarak İslâm âlimleri tarafından farklı şekillerde cevaplandırılmıştır.İsrâ Suresi’nin 15. âyetinde Allah Teâlâ, “Peygamber gönderip dini tebliğ ettirmedikçe kimseye azap etmeyeceğini” bildiriyor. Peygamberin tebliğ ettiği din yaşarken var olmamış (ehl-i fetret) insanlar hakkında: İmam Mâtürîdî, Allah vergisi aklın Allah’ın varlık ve birliğini idrak için yeterli olduğundan hareketle Peygamber tebliği ulaşmamış kimselerin de bununla yükümlü olduklarını, İmam Eş’arî ise onların yükümlü olmadıklarını söylemişlerdir. Peygamber dönemine ulaştıkları halde bulundukları coğrafya ve şartlar yüzünden ona ulaşmaları imkansız gibi olanlar da (ehl-i fetret) yukarıdaki maddeye dâhil sayılmışlardır.İmam Gazzalî’ye göre Peygamber’in tebliğ ettiği din hakkında, dikkat çekmek ve araştırmaya sevk etmek için yeterli olmayan, yalan yanlış haberler almış bulunanlar da onu bulmak ve inanmakla yükümlü değildirler. Yükümlü olmayanlar ise cehenneme girmezler.M. Abduh, Reşîd Riza ve Süleyman Ateş gibi çağımıza yakın veya çağdaş bazı âlimelere göre ellerinde, aslı kısmen bozulmuş da olsa bir ilâhî kitap bulunan Hristiyanlar ve Yahudîler gibi Ehl-i Kitab da, şirk koşamadan Allah’ın birliğine ve şeksiz şüphesiz ahirete iman eder, sâlih amel işlerlerse, Son Peygamber’i de -bildikleri takdirde- inkâr etmemek şartıyla ahirette kurtuluşa ererler.Bu son görüşü kabul etmeyebiliriz, ama “filan kişi Yahudi ve Hristiyanlar cennete girerler diyor” şeklinde nakledersek o kişiye iftira etmiş oluruz; çünkü o görüşün sahipleri mevcut/bilinen inanç ve amelleriyle Yahudi ve Hristiyanların cennete girebileceklerini söylemiyorlar, ilgili iki âyete dayanarak bir Allah’a ve ahirete imanı, bildikleri takdirde Peygamber’e imanı ve sâlih ameli şart koşuyorlar.Bana göre bu imanı taşıyan kişiler zaten Müslüman olurlar, mevcut Yahudilik ve Hristiyanlık’la alakaları kalmaz, onlar için bu sıfatları kullanarak kafa karışıklığına sebep olmamak gerekir.Soru sahibi “daha önceki cevabımızın Ehl-i Kitab ile ilgili olduğunu” söylemişti, yukarıda o cevabı bir daha özetledik ve güncelledik.Sorunun ikinci bölümüne gelince:Allah’a iman etmeden hayatı boyunca kötülük yapmadan, hep iyilik yaparak yaşayan bir kimsenin ahirette cehenneme, Allah’a iman ettiği halde kötülük yapan ve günah işleyen kimselerin ahirette cezalarını çektikten veya bağışlandıktan sonra cennete girmelerinin ilâhî adâlete nasıl uygun düştüğü soruluyor.Allah Teâlâ yarattığı insanlar için şöyle bir kanun koyuyor:“İslâm geldikten sonra ehl-i fetret sayılmayacak şartlarda yaşadığınız halde Müslüman olmadan ölürseniz Ehl-i Kitab olun başka din ve inanç içinde olun, inançsız olun… cennetime giremezsiniz. İslâm’a girdiğiniz halde günah işlerseniz bunun cezasını cehennemde çeker, sonra cennetime girersiniz.”Soruda bahsi geçen hayali kişi bu kanuna aykırı davranıyor, günahların en büyüğü olanı işliyor (dine inanmıyor), ama iyilikler yaparak yaşıyor. Allah’a ve ahirete iman etmemiş olan kişi zaten cennete de iman etmez ve oraya girmeyi de istemez. Böyle bir kimseyi Allah niçin cennetine koysun; hem iman etmiyor, böylece en büyük günahı işlemiş oluyor, hem de bazı kimseler onun cennete girmeyişinin adaletle ilgisini sorguluyorlar!Hak dine iman ettiği halde günahkâr olarak ölmüş kimselere gelince bunlar, ilâhî kanuna uyuyorlar; iman etmiş ve eninde sonunda cenneti hak etmiş oluyorlar, işledikleri günahın ve kötülüklerin ise cezasını çekiyorlar.Bundan daha mükemmel bir adalet olur mu?
Arılar peteğe "Allah" yazdı, görenler fotoğraf çekmek için sıraya girdi
Gündem
Arılar peteğe "Allah" yazdı, görenler fotoğraf çekmek için sıraya girdi
Bursa'nın İnegöl ilçesinde arıların Allah lafzını yazdığı petek görenleri hayrete düşürdü.
IHA
Balkonlara dökülen halk gözyaşları içinde hep bir ağızdan 'tekbir ve tehlil' getirdi
Dünya
Balkonlara dökülen halk gözyaşları içinde hep bir ağızdan 'tekbir ve tehlil' getirdi
Tüm dünyada koronavirüs hızla yayılmaya devam ederken, Fas'ın Tanca kentinde halk Korona salgınından kurtulmak için Allah'a sığındı. Tanca halkı, balkonlara çıkıp sesli bir şekilde 'tekbir ve tehlil' getirerek korona salgınından kurtulmak için Allah'a dua etti.
IHA
İsrailli keskin nişancı taşla böyle vuruldu!
Dünya
İsrailli keskin nişancı taşla böyle vuruldu!
İsrailli askeri tüm dünyaya rezil eden görüntüler sosyal medyada paylaşım rekorları kırıyor. Ramallah'taki Filistinli göstericilere ateş etmek için hazırlanan İsrailli keskin nişancı atılan bir taşla vuruldu. Taşın isabet etmesinden sonra İsrailli askerin yaşadığı büyük korku ve hemen ayağa fırlaması dikkat çekti.
Diğer
İsrail askerleri Filistinli genci böyle vurdu
Dünya
İsrail askerleri Filistinli genci böyle vurdu
Ramallah'ta İsrail güçlerinin Filistinli bir genci vurduğu görüntüler kameraya böyle yansıdı.
Diğer
İsrail'in Filistinlilere yönelik hak ihlalleri devam ediyor
Dünya
İsrail'in Filistinlilere yönelik hak ihlalleri devam ediyor
İsrail güçlerinin, işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kentin batısında yer alan Bedres beldesinde bir evi ruhsatsız olduğu gerekçesiyle baskın düzenleyerek yıkım kararını uygulamaya çalıştı. Evde toplanan bölge halkı, tıkım kararını engelledi. İsrail güçleri, evin çevresinde toplanan Filistinlileri dağıtmak için plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanarak müdahale etti. Gerçekleşen müdahaleye Filistinliler taş atarak karşılık verdi.
AA
Ölüler dirileri duyar mı, rabıta, tevessül ve telkin
Hayrettin Karaman
Ölüler dirileri duyar mı, rabıta, tevessül ve telkin
SoruSayın Hocam, selamünaleyküm. Nasılsınız? Gazali’nin Ölüm ve Ötesi kitabını okurken, kabirdekilerin dünyadakilerle iletişime geçip geçemeyeceğini araştırmak geldi aklıma. Siz değerli büyüğümün kalemine önem verdiğim için merakla okudum. Hocam siz şehitler ve bazı kimseler dışında kabirdekilerin dünyadakilerle iletişim kurmadığını düşündüğünüzü beyan etmişsiniz. Ben safi Anadolu kızıyım, değerlerime bağlı, bu ülkenin yetiştirdiği bir öğretmenim. Yaşadıklarımı veya öğrendiklerimi değerlerimden ...
Önümüzü açacak Öncü Kuşak: Sıradışı ama sınırdışı değil!
Yusuf Kaplan
Önümüzü açacak Öncü Kuşak: Sıradışı ama sınırdışı değil!
Dünya ölçeğinde bir yok oluş süreci yaşanıyor: İnsanlık komada, her bakımdan yoğun bakımda. SINIRLAR KALKTI AMA UFUK DARALDI!Bütün dünyada sınırlar ortadan kalktı ama insanın dünyası, ufku daraldı!Sınırların ekonomik olarak, kültürel olarak, entelektüel olarak ortadan kalkması, insanın ufkunu genişletmedi, daralttı.Şaşırtıcı değil mi, bu?İlk bakışta, “evet”; ama birazcık yakından, daha derinden bakınca, “hayır”!Sınırların ortadan kalkması, niteliksel olarak değil niceliksel olarak gerçekleştiği ...

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.