AnadoluJet'in büyük kış uçak bileti kampanyası başladı
Ekonomi
AnadoluJet'in büyük kış uçak bileti kampanyası başladı
AnadoluJet yolcuları 17-20 Temmuz'da alacakları biletlerle yurt içinde her şey dahil 49,99 TL'den, Kıbrıs uçuşlarında ise 129,99 TL'den başlayan fiyatlarla uçabilecek.
AA
Anadolu'dan nostaljik fotoğraflar
Hayat
Anadolu'dan nostaljik fotoğraflar
Yıllar önce Türkiye'nin dört bir yanından çekilmiş olan nostaljik fotoğrafların tek ortak noktası sessiz ve sakin görünümleri...
Diğer
Ertuğrul Gazi döneminden ilginç terimler
Hayat
Ertuğrul Gazi döneminden ilginç terimler
10. yüzyıl Anadolu'sunda kullanılan bazı kavram ve ilginç terimleri sizin için derledik.
Diğer
Anadolu Nisan'da beyaza büründü
Gündem
Anadolu Nisan'da beyaza büründü
Anadolu'nun bir çok şehri gece başlayan kar yağışı ile beyaza büründü.
AA
İşte Anadolu insanının muhteşem saflığı ve güzelliği
Hayat
İşte Anadolu insanının muhteşem saflığı ve güzelliği
Kendisine getirilen yavru köpeği Ege şivesiyle karşılayan Hatice Teyze sosyal medyada paylaşım rekorları kırıyor.
Diğer
Putin'e benzeyen Karadenizlinin kemençeye aşırı duyarlılığı
Hayat
Putin'e benzeyen Karadenizlinin kemençeye aşırı duyarlılığı
Karadeniz'de horon gösterisi sırasında yoldan geçen bir vatandaş kemençenin sesine kapılıp yolun ortasında dans etmeye başlıyor.
Diğer
Bu toprakların acısına da yabancılaşmışlar
Bu toprakların acısına da yabancılaşmışlar
Birkaç yıl öncesine kadar İzmir’de milliyetçiliğin yükselişinden bahsedilir, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki olaylara karşı en sert tepkilerin bu şehirde görüldüğü vurgulanırdı.Video: Bu toprakların acısına da yabancılaşmışlarHaksız da sayılmazlardı, bazı semtlerde seçim konvoylarına saldırılar düzenlendiğini bile gördük. Ama izahı zor birçok ayrıntı ile boğuşmak gerekiyordu, eğer konuyu açıklığa kavuşturmak gibi bir niyet varsa. Teröre destek verdikleri gerekçesiyle görevden el çektirilen belediye başkanlarını Karaburun’da, İzmir Belediyesi tarafından düzenlendiği anlaşılan bir etkinlikte sloganlar eşliğinde ağırlamanın siyasî bir bedeli olabilirdi. Saldırıların belli semtlerle sınırlı kalması yaygın bir davranış değildi. Yine toplumsal mühendislik örneği yaşıyorduk. İzmir’de milliyetçiliğin yükselmesi gibi siyasî bir gelişmeden bahsedilemezdi. Öyle olsaydı yeni başkanın temkinli olması gerekirdi.Aradan bir zaman geçtikten sonra CHP’li bir vekilin İzmir’in bağımsızlığından söz etmesi, gazetelere konu olsa da Kafkasya’nın çiçeklerini İzmir dağlarında aramaya alışmış İzmirlilerin gündemine girmedi. “Devlet” kavramı her tarafından çekiştirildiği için üzerinde anlaşma sağlamak mümkün olmuyor. Diyarbakırlı anneler, oğullarının, HDP ve PKK tarafından teröre sürüklendiğini söyleyerek “eylemsellik içine giriyor” ama İstanbul ve İzmir’in çiçeği burnunda başkanları, devlet tarafından görevden uzaklaştırılan belediye başkanları ile birlikte olmayı tercih ediyor. Bu durum “devlet” kavramıyla ilgili sağlıklı bir fikre sahip olunmadığını gösterir. CHP başkanı Doğu Akdeniz’deki gelişmelerle ilgili “Amerika orada, Yunanistan orada (…) bir tek devlet yok” dediğinde de “devlet” kavramı ile olan muhaliflik ilişkisini ortaya sermişti. Klasik sol sözlüğünde devlet kavramı birçok olumsuz manayı içerir. Marjinal örgütlerin dilinin özümsendiğini, basit bir dil sürçmesinin söz konusu olmadığını söyleyebiliriz. Zihin dünyasında birileriyle kavga ediyor ama kavga ettikleri kesinlikle Amerika ve Yunanistan değil.Muhaliflik kendi başına “devlet” hakkında sorunlu bir dil üretmeyebilirdi. Fakat PKK, FETÖ ve diğer örgütlerin açık faaliyetleri söz konusu olunca “devlet”i mutlak kötü kategorisine yerleştirmek sadece sorunlu bir dile işaret etmez. Bu durumu hukuk ve psikoloji sahasının kavramlarıyla da izah edemeyiz. Muhalifliğin ötesine geçilmiştir. PKK ve FETÖ dilinin benimsenmesi Diyarbakır’daki annelerin evlat acısını görmezden gelmeyi gerektirir. Örgütlü bir yaklaşıma teslim olduklarını söyleyebiliriz. Devlet ve terör örgütleri arasında bir karşılaştırma yapıldığı ve terör örgütlerinin dilinin benimsendiği aşikâr. Muhafazakârlar da benzer bir dili benimsemektedir.Devletin kendini anlatamama gibi bir sorunu olabilir. Fakat bundan daha önce “devlet”i mutlak kötü kategorisine yerleştiren zihin dünyasının sorunlarına eğilmek gerekir. Anadolu coğrafyasının “devlet” hakkında çok güçlü fikirler ürettiği malumdur. Haçlı Seferleri ve Moğol İstilası dirlik ve düzeni bozdu fakat gelenek çok güçlü bir devlet anlayışını inşa etti. Emperyalizm de modern zamanlarda dirlik ve düzeni sarstı. Fakat bu kez münevverlerin, aydınların yeni bir dil üretemediği gerçeği ile yüzleşiyoruz. Bunun yeni bir dil üretememekle sınırlı kalmadığını, yeni bir sorun alanının oluştuğunu görmemiz gerekiyor. Devlet ve terör örgütleri arasında bir tercih yapan aydın, bununla “devlet” kavramı hakkında kendine özgü bir fikre ulaşamadığını göstermiş olur. Bu zihnin de yönlendirmelere açık olduğunu kabul etmemiz gerekir.FETÖ’nün ortaya çıkışının birtakım yanlış uygulamalarla izah edilmesi yanlıştı. Hiçbir gerekçe uluslararası istihbarat örgütleriyle irtibatlı olmayı meşrulaştıramaz. Muhalif olmanın gayr-i meşru bir tarafı yoktur. Muhalif olan haklı davasının bedelini öder. Onu kahraman yapan da haklı davası uğruna gösterdiği gayrettir. Fakat yabancı devletlerin istihbarat ağına takılan muhalifin, herhangi bir meşruiyet zemini kalmamıştır. Eğer gönüllü bir üyelik söz konusu ise konu gerçekten hukukun alanına girer. Hiçbir başarı onu kahraman yapamaz. Eğer gerekçelerle yetinseydik görevden el çektirilmiş belediye başkanlarını Karaburun’da ağırlamak meşru bir davranış olurdu. Diyarbakırlı anaların acılarına sırtını dönen bir sanatçı, bu toprakların hangi bilinmezine ışık tutabilir? Onun ürettiği sanat, bu toprakların hangi acısını dindirebilir?Sadece ülkeye, millete, devlete, kültüre, tarihe değil; bu toprakların acısına da yabancılaşmış bir aydından, siyasetçiden bahsediyoruz.
İslami hareketler bir NATO projesi değildir
İslami hareketler bir NATO projesi değildir
Kişilerden ve olaylardan bazı örnekler seçerek bir hareketi ve bir düşünceyi mahkûm etmek en ucuz yol. Bugünlerde İslami cemaatler ve İslamcılık için böyle davranılıyor. İslami hareketler, anti-komünizm kalıbına yerleştirilerek NATO projesinin bir parçası oldukları ileri sürülüyor. Bunu kanıtlamak amacıyla devletle ve istihbaratla ilişkili bazı isimlerden bahsediliyor. Dönemin siyasal şartlarını es geçiyorlar. Oysa Sovyetik rejim karşısında hem Kafkaslardaki Müslümanlar/ Türkler hem de Balkanlardaki Müslümanlar fiili bir ateizm yaşıyorlar. Türkiye’de de komünizm ideolojisi, dini tamamen ret etmeye yönelik faaliyetler içinde. Devlette ise sert laikliğin temsilcisi kadrolar hâkim. Buna karşı Nurcular, Nakşiler ve İslamcılar sağ siyasetin içinde konumlanıyorlar. Çünkü sağ siyaset, halktan yükseliyor ve demokrasi siyasetiyle de İslam’a özgürlük vaat ediyor.Sağ siyasette Komünizme Karşı Mücadele Dernekleri önemli bir yere sahip. Soğuk savaş döneminde milliyetçi ve İslamcı aydınlar için önemli platformlar. Adalet Partisi hükümeti ile beraber TBMM’de Komünizme Karşı Mücadele Sekreterliği kuruluyor ve başına da Bekir Berk getiriliyor. Birimin çıkardığı dergide dönemin bir çok milliyetçi, mukaddesatçı ve İslamcı figürlerini görmek mümkün. N. Fazıl, N. Topçu, B. Berk… Berk, dönemi temsil eden önemli bir figür. Anadolu’nun imansızlıkla karşılaştığı bir dönemde Nurculuk, iman hakikatlerinin bekçisidir. Bundan dolayı sürgünler, hapisler, iftiralar ve tevkifler peş peşe gelir. Bekir Berk de bu iman hakikatlerini mahkum etmek için çalışıp duran çevrelere karşı mahkeme mahkeme dolaşarak meydan okuyan bir şahsiyet. Cesur, bilgili, mücahit ve müstakimdir. Ne mal peşindedir, ne de mülk. Bütün varlığı cesareti, Risale-i Nur davasına inanması, iman hakikatlerini savunma davasına kalbiyle katılmasıdır. Necip Fazıl, Osman Serdengeçti ve Peyami Safa gibi şahısları da savunur. Mazlumların avukatıdır.Soğuk savaş dönemi, ana medyanın muhafazakârlara acımasızca saldırdığı bir dönemdir. “Tarikatçı”, “mürteci”, “dinci” gibi kelimelerden örülen bir dil hakimdir. Bu dil üzerinden ötekileştirme yapılıyor. Ötekileştirilen sadece dindarlar değil, bizzat dinin kendisidir. Kuran okumak, camiye gitmek, takke takmak, takunyalı abdest almak( Özal DPT’da takunyalı müsteşar diye ötekileştirilmişti) …Medyanın kelimeleri ve imgeleri dini sürekli tokatlar! CHP’nin ana politikaları da bununla bütünleşir. Nurcular, sık sık tutuklanır. İslamcılar, hapislerde yatar. N.F. Kısakürek, hapis borcuyla rahmete göçer. Her darbe döneminde, rutin bir biçimde tarikat şeyhleri ya tutuklanır ya da sürgüne gönderilir. 28 Şubatta da bu yaşanır. Nakşi Şeyhi Esad Coşan, yurtdışına çıkmak zorunda kalır.Tek parti döneminin bütün sıkıntılı şartlarından sonra İslami uyanış ortaya çıktı. Yayınlar ve dergiler doğdu. Topçu, Hareket dergisini yayınladı(1938), arkasından Necip Fazıl’ın Büyük Doğu dergisi gelir. Nurcular, risaleleri her eve sokmayı başarırlar, Nakşiler sohbet halkalarıyla yeniden canlanırlar, Milli Görüş doğar. Elbette NATO’nun, ABD’nin soğuk savaş dönemine özgü politikaları da vardır. Dini de bu çerçevede yönlendirme girişimleri olmuştur. Ama İslami camianın canlanması bunun ürünü değildir. Çünkü bu coğrafyanın sosyolojik tininde/ruhunda İslam vardır. Tin sosyolojimiz( milletin ruh dinamiği) İslam’dır. Bu coğrafyada İslam, bin yılları aşıp gelen geleneklerden ilham alır. Ancak sol ve laikçi entelijansiya, bu realiteyi görmek yerine yeşil kuşak ya da “anti-komünizm” siyaseti üzerinden bakar. Dinin yeniden canlanmasını NATO/ABD üzerinden değerlendirir. Çünkü laikçi entelijansiya dinin varlığından gelen dinamizme inanmıyor. İslam’ın Anadolu’daki tin sosyolojisine karşı kördür.Bugünden bakınca kimi dini anlayışların soğuk savaşın travmatik şartlarından etkilendikleri de bir başka gerçek. Bundan dolayı da bugüne cevap veremiyorlar. Onları kritik edeceğiz. Ama yakın mücadele tarihimize, aydınlarımıza ve aktörlerimize de saygımızı sürdüreceğiz. Onların mücadelelerine, direnişlerine, hayatlarını ortaya koyma samimiyetlerine her zaman hürmet göstereceğiz. Bunun için Sami Ramazanoğlu da, Zahit Kotku da, Said Nursi de, Necmeddin Erbakan da, Saatçi Musa da, Sait Çekmegil de, N. Fazıl da, Nuri Pakdil de bizim değerimizdir. Artık yeni bir şafak doğdu, yeni bir sayfa açıldı. Bu yeni günde (bizi bu güne getirenlere saygı duyarak) yeni bir idrak, yeni bir dil ve yeni bir düşünce ile mücadelemize devam edeceğiz. İslamlaşma düşüncesinden( İslamcılık) kaçarak Olympos dağlarında firarileşen aydınlara ve Grek Tanrılarına dönüşmeyeceğiz!

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.