Hamza Amca: Ömür dediğin bir gölgede koşmak gibi
Hayat
Hamza Amca: Ömür dediğin bir gölgede koşmak gibi
Anadolu İrfanı programının 6'ıncı bölümünde Elazığlı Hamza Çetin'in evine misafir olduk. 13 yıldır akıl hastası olan eşinin tüm bakımını üstlenen Hamza Amca, hastalık ve fakirlik gibi zorluklara rağmen asla isyan etmezken çok daha önemli şeyin 'ahlak' olduğunu vurguluyor. Depremde evini kaybeden Hamza Amca kendilerine uzanacak eli bekliyor.
Yeni Şafak
Depremler, savaşlar ve koronavirüs
Depremler, savaşlar ve koronavirüs
1989 yılında Berlin Duvarı yıkıldığında küresel bir iyimserlik yükseliyordu. Artık soğuk savaş dünyasının sert ideolojilerinden, iki kutuplu çatışmalarından kurtuluyorduk. Duvarlar kalkıyordu. İnsanlar, mekânlar, kültürler ve devletler arasındaki mesafeler azalıyordu. Thomas Friedman, Dünya Düzdür diye kitap yazmıştı. Demokrasi her yerde yükseliyordu. Fukuyama, Tarihin Sonu tezi ileri sürüyordu. Yani Hegel’in tarihin olgunlaşarak tamamlandığına işaret ediyordu. Serbest piyasa, insan hakları ve demokrasi gibi değerlerle tarih tamamlanacaktı. Herkes payına düşen adaleti, demokrasiyi ve insan haklarını alacaktı. Mutlu bir dünyaya koşuyorduk!Huntington, Medeniyetler Çatışması diyerek kafaları karıştırıyordu. Derinden derine gelen çatışmaları haber veriyordu. Herkes Fukuyamacı olmak istediği için Huntington’a karşı çıkıyordu. Türkiye’de, bu konuda onlarca makale yazıldı. Türkiye, İspanya ile beraber Medeniyetler Çatışması tezine karşı Medeniyetler İttifakı’nı kurarak cevap veriyordu. Dünyanın birbirine düşman gibi gözüken liderleri yan yana geliyor ve barıştan bahsediyordu.Küreselleşme ile gelen bu mutluluk ve barış tablosu, maalesef şu anda ters dönmüş durumda. Önce savaşlar ve isyanlar ortaya çıktı. Etnik çatışmalar, yeni ulus devlet kurma arayışlarıyla yükseldiler. Ya da CharlesTaylor’ın ifadesiyle “tanınma siyaseti” için. Arkasından Arap Baharı ile beraber bir dizi savaş doğdu. Bölgemiz bir savaş alanına döndü. Suriye ve Irak’ta süren bu savaşlarda dünyanın süper güçleri de yer aldı, bölgesel güçler de. Suriye’deki savaşta ABD ve Rusya da yer alıyor, Türkiye ve İran da. Ayrıca PKK, PYD, DEAŞ gibi onlarca terör grubu da bu savaşın içinde. Sanki bütün dünya Suriye’de savaşıyor. İdlib savaşın final mekanına dönüşmüş vaziyette.22 milyonluk Suriye halkının 11 milyonu topraklarını tamamen terk edip Türkiye, Kuzey Irak, Ürdün ve Almanya gibi ülkelere savrulmuş. Bir milyona yakını rejim tarafından katledilmiş. 4 milyona yakını bugün İdlib’de sıkışmış durumda. Onlarca terör grubu da çekile çekile İdlib içinde ayakta kalmak istiyor. Yetimhaneleri, çadır kentleri, çamurlu yolları, sefalet akan sokakları… İdlib, dünyanın gözü önünde Rusya, İran ve Esed güçleri tarafından gün gün katlediliyor. Türkiye bu katliamlara dur demek için risk alıyor. Dünyaya sesleniyor. Sanki dünya Türkiye’ye kör ve sağır.Depremlerle vuruluyor bölgemiz. Elazığ’da, Van’da, Akhisar’da depremler yaşıyoruz. İnsanlar ölüyor. Evler yıkılıyor. Toplum sarsılıyor. Yerin üstünde savaşlarla yaşadığımız büyük huzursuzluğa, sanki yerin ruhu da tepki veriyor! Tepki veren Türkiye ruhu! Zalimliğe, savaşlara ve depremlere karşı ayakta kalma mücadelesi veren bir ruh.Şimdi koronavirüs ile çalkalanıyor dünya. Uzak Asya’nın parlayan yıldızı diye gösterilen Çin’de ortaya çıkıyor. Maddi yükselişiyle göz kamaştıran, ama adaletsizlik ve zulmüyle gözleri yaşlara boğan Çin. Pazarda başlayan bir virüs bu kibirli, maddeperest ve zalim ülkeyi dize getiriyor. Ama hastalık bununla kalmıyor. Etrafına bulaşıyor. Hınzırca yaklaşıyor toplumlara. İnsanlarla taşınıyor. Mobilitenin yüksek olduğu küresel dönemde, hastalık da buna eşlik ediyor. İran’a kadar geldi. Sınırlarımıza dayandı. Türkiye sağlık seferberliği içine girmeli. Suriye’de yaşadığımız gerginlik ve savaş hali kadar önemli bir durum bu.Türkiye savaş/terör, deprem ve sağlık tehditleriyle yüz yüze. Şimdi çok daha fazla dayanışma ve yardımlaşma içinde olmaya ihtiyacımız var. Komplo teorilerine ve fısıltı gazetelerine yer vermeden güvenilir bir bilgilendirme yapılmalı. İlgili kurumlarımız toplumu aydınlatmalı. Terör, hastalık ve deprem tehditleriyle başa çıkmak için sonuçta iki genel yol var önümüzde: Mücadele ve bilgilendirme. Devlet, hükümet ve ilgili kurumlar bir yandan etkin mücadele içinde olacak öte yandan da halkın doğru bir biçimde aydınlanması için desteklerde bulunacak.Tarihin Sonu, Medeniyetler Çatışması, Avrasyacılık… Hepsi de bu ülkenin ve bu bölgenin dışında ortaya çıkan teoriler. Bu ülke için ilaç olacak halleri de pek yok. Anadolu İrfanı, Medeniyetler Saadeti, Cemiyeti Kamile’yi biz geliştireceğiz. Kendimiz, bölgemiz ve dünya için… Tehditlere karşı koyarken yeni ufuklar, yeni tezler ve yeni teorilerle buna eşlik edeceğiz.
Anadolu İrfanı ve Hanefi-Maturidiliğin icadı
Yasin Aktay
Anadolu İrfanı ve Hanefi-Maturidiliğin icadı
Aslında Türkiye’de ortaya konulan İslam yorumunun ve pratiğin başka ülkelerdekinden bir fark sergilemesi kadar normal bir şey yoktur. Tabii bu fark sadece Türkiye’ye özgü de değildir. Osmanlı İslamcıları bu kültürel farkların din yorumlarına etkilerinin yeterince farkındaydılar. Ancak bundan bir kültürel üstünlük çıkarmaya dönük heveslere karşı ortaya koydukları tavır da onların söylem sınırlarını oluşturuyordu. Daha önce Said Halim Paşa’nın bu konudaki görüşlerine değinmiştik: “Herhangi bir ...
Müttefiklerimizle savaşıyoruz!
Hayat
Müttefiklerimizle savaşıyoruz!
Anadolu irfanı, ehli sünnet kimliğimiz, Türkiye’yi kuran gazi geleneğimiz bizim ne doğu ne batı olmadığımızı yeterince açıklar; biz zaten doğu ve batı dışı bir dünyayı kurduğumuz için Türkiye’yiz!
Yeni Şafak
Mithat Amca: Ben bir gün açsam sen nasıl tok yatabilirsin!
Hayat
Mithat Amca: Ben bir gün açsam sen nasıl tok yatabilirsin!
82 yaşındaki annesinin yıllardır bakımını üstlenen ve ailesine kendini adadığı için hiç evlenmeyen kağıt toplayıcısı Mithat Ayaztaş yoksullukla geçen hayat hikayesini Anadolu İrfanı'na anlattı. Mithat Amca; ' Rabbimin kulu olan, ben bir gün açsam sen nasıl tok yatabilirsin? Bunu anlamadım. Kurân'da ne yazıyor? Camiye gidip geliyor ama hani Allah kabul etsin ama sen bunu hiç okuyor musun? Komşun aç mı? Komşun tok mu? Yalın ayak mı? Sen bunu biliyorsun yüzüne bakmıyorsun' sözleriyle yanıbaşımızda duran ancak bizim görmezden geldiğimiz sorumluluklarımızı yeniden hatırlatıyor.
Yeni Şafak
Bulgaristan muhaciri Ayşe Teyze: Atatürk’ün fotoğrafını tanımayınca herkes birinci sınıftan başladı
Hayat
Bulgaristan muhaciri Ayşe Teyze: Atatürk’ün fotoğrafını tanımayınca herkes birinci sınıftan başladı
Osmanlı döneminde Konya'dan Bulgaristan'a İslamiyeti yaymak için gönderilen, 1951'de Menderes döneminde Bulgaristan mezaliminden ve soykırım tehdidinden kaçıp Türkiye'ye gelen 78 yaşındaki Ayşe teyze, göç hikayesini ve zorluklarla dolu hayat mücadelesini yenisafak.com ile paylaştı. O dönemde Bulgaristan'da İslamiyeti daha çok yaşadıklarını anlatan Ayşe teyze, 'Dedem, Ahmediye okur, Muhammediye okur, Kur'an okur. Ananem de dinler, kızları dinler. Haremlik-selamlık yaşarlar. Ne bileyim buraya geldik, burada görmedik öyle harem-selam yok. Babalarımız, “Nasıl şey böyle biz Bulgar içerisinde yaşadık, çok serbestti İslamiyet. Burada yasak' şeklinde göçle beraber yaşadıkları farklılıkları anlattı.
Yeni Şafak
Anadolu irfanının yaşayan örneği
Yazarlar
Anadolu irfanının yaşayan örneği
Kültür ve sanat kelimelerini gençler ile aynı cümlede kurduğum yazılardan kimbilir kaç kitap olurdu şimdiye kadar! Örneğin, gençlerin okumadığından dem vuran iddialı yetişkinlere, “Siz ne okuyorsunuz?” diye sorduğum yazılar. “Okuyoruz” diyenlerin bir kısmı iki aktarım cümlesinden öte herhangi bir paylaşıma, etkileşime giremiyorlar okudukları eserlerle.
Yeni Şafak
MTO iftarları ve yazın gelen diriltici bahar havası
Yusuf Kaplan
MTO iftarları ve yazın gelen diriltici bahar havası
Bir insanın ekmeğini yediği, suyunu içtiği, havasını ve ruhunu soluduğu ülkesini karış karış dolaşması, insanlarını, iklimini, hayatı tanıması, hem ülkesini ve insanlarını daha fazla sevmesine hem de geleceğe daha umutla bakmasına yol açıyor…Tanıdıkça seviyor ülkesini de, insanlarını da.Tanıdıkça yaşıyor ülkesini de, insanlarını da.ÇİLESİZ HAKİKAT YEŞERMEZHalk, bilgeliğin adıdır. Şehit kanlarıyla sulanan bir ülkenin halkı, bilgeliği her mevsim yaşar iliklerine kadar. Orada her hazan mevsimi, dir...

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.