Yılmaz Erdoğan yine üzdü
Yılmaz Erdoğan yine üzdü
Sinemanın en büyük sorunlarından birinin ‘uyarlama’ olduğu kanaatindeyim. Edebiyat eserlerinin sinemaya aktarılmasında yaşanan sorun zaman zaman tiyatro eserlerinin uyarlanmasında da kendini gösteriyor. Tiyatro uyarlaması hepsinden zor. Zira sinemaya en yakın sanat dalı. Haliyle de tiyatro metninin ve yönteminin zaten sinema olduğu fikri mevcut. Uyarlama yapılırken tiyatrodan uzaklaşamama ve sinemaya dahil olamama manzarası da buradan doğuyor. Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü, Yılmaz Erdoğan’ın 2...
ABD’den medet uman Çağdaş Mandacılar
ABD’den medet uman Çağdaş Mandacılar
“AKP’nin toplum temelinde oy desteği zayıflıyor, geriliyor; ülkede Amerikan düşmanlığı yükseliyor, yoğunlaşıyor. ABD’nin Ortadoğu tasarımında revizyona, Türkiye’de ise yeni bir iktidara gerek var!”*İlhan Selçuk, Cumhuriyet’te yazdığı Açık Mektup’ta (18 Kasım 2006) dönemin Amerikan Başkanı Dabılyu Bush’a işte böyle sesleniyordu!-Bush’tan Türkiye’ye müdahale istiyordu.-Türkiye’de iktidar değişikliği için ABD’den medet umuyordu.ON BEŞ YIL SONRACumhuriyet gazetesinin twitter hesabında “ABD Boğaziçi ...
CHP Sözcüsü Öztrak'a Çeviköz'ün ABD, S-400 ve Libya çıkışları soruldu: Biz mandacı değiliz
Gündem
CHP Sözcüsü Öztrak'a Çeviköz'ün ABD, S-400 ve Libya çıkışları soruldu: Biz mandacı değiliz
CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, geçtiğimiz günlerde ABD'nin seçilmiş Başkanı Biden'dan beklentisini "Demokrasi" olduğunu vurgulamış, kendi iktidarlarında S-400'lerin aktif hale getirilmemesi seçeneğinin gündeme geleceğini söylemişti. Büyük tepki toplayan açıklamaların ardından gelen 'mandacılık' eleştirileri CHP Sözcüsü Faik Öztrak'a soruldu. Öztrak, "Tavrımız bu konuda belli. Mandacı vs. suçlamalarda bulunuyorlar, bizim geçmişimizde ne manda ve vesayet var. Bunların hepsini elinin tersiyle iten şanlı bir antiemperyalist duruş var." ifadelerini kullandı.

Yeni Şafak
Balıkesirspor Almanya 4. Liginden transfer yaptı
Spor
Balıkesirspor Almanya 4. Liginden transfer yaptı
TFF 1. Lig ekiplerinden Balıkesirspor, Almanya 4. Lig takımlarından Berliner AK 07 forması giyen 26 yaşındaki sağ kanat oyuncusu Andaç Güleryüz ile bir yıllık sözleşme imzaladı.
IHA
Konyalı terzi 9 milimetre kot pantolon 11 santimetre boyutunda kot mont dikti
Gündem
Konyalı terzi 9 milimetre kot pantolon 11 santimetre boyutunda kot mont dikti
Daha önce 9 milimetre boyutunda kot pantolon diken Konyalı terzi Kasım Andaç, şimdi de gerçek boyutundakinin tüm özelliklerine sahip 11 santimetre boyutunda kot mont üretti.
AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bunlar mandacı
Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bunlar mandacı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan ''
Tvnet
Hala tehdit peşinde
Gündem
Hala tehdit peşinde
Darbe girişimi sırasında 4. Kara Havacılık Alay Komutanlığı’nda görevli eski askerler Teğmen Fatih Mandacı'nın duruşmada mahkeme heyetini tehdit ettiği ortaya çıktı. Mandacı, “Ne ceza verirseniz verin, tamamını cezaevinde geçirmeyeceğimizi ve en yakın zamanda görevimizin başında olacağımızı biliyorum” diyerek darbe imasında bulundu.
Yeni Şafak
Gerçeğin aynasında ‘Misafir’ filmi…
Gerçeğin aynasında ‘Misafir’ filmi…

Türkiye’deki mültecilerin hayatını anlatan ‘Misafir’ filmini daha önce izleme imkanım olmamıştı. Bu hafta hem filmi izledim hem de yönetmeniyle tanışma imkanım oldu. Hazar Derneği’nin Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde düzenlediği bir programa katılan Andaç Haznedaroğu film sonrası yapılan söyleşiyle tüm salonun kalbini fethetti.

Video: Gerçeğin aynasında ‘Misafir’ filmi…


Haznedaroğlu, 1995’ten beri de bu sektörün içinde. Şimdiye kadar yönetmenliğini yaptığı işlerle haklı bir üne sahip! Onu böylesine bir film yapmaya iten sebeplerin başlangıcındaki tesadüf bir ‘tevafuk’ örneği olarak görülebilir.

Bir gece vakti, trafikte arabasının önüne fırlayan bir Suriyeli mülteci hem mültecilere hem de hayata bakışını değiştirmiş…

İkinci kattan düşen çocuğunu hastaneye götürmek isteyen kadını arabaya alıp almamak noktasında başlayan tereddüdü bu filmin hikâyesinde bir başlangıç teşkil etmiş. Suriyeli mülteci ve ve çocuğu hastaneye götürmek üzere arabasına almasıyla başlayan gece, çocuğun tedavisi için dört hastane dolaşmak zorunda kalmalarıyla devam etmiş. Sabaha karşı onları geri götürdüğünde kalacak evleri olmadığını görmüş. ‘Depo gibi bir yerde kalıyorlardı. Kaldıkları yerde boğazına bir şarapnel parçası saplanmış bir adam salonun ortasında yatıyordu. Şarapnel parçası yüzünden kıpırdayamıyordu. Betonun üzerinde yatan hamile kadınlar vardı. Bunları gördükçe benim için mesele daha da derinleşti, gittikçe distopik bir hâl almaya başladı. Savaşın içindeyiz ama farkında değiliz gibi bir durum vardı. Bir tarafta sınırdan geçmeye çalışanlar, yaralılar diğer tarafta da İstanbul’da hızlı hayat…’’

Bu sarsıcı tanıklığın ardından hikâyelerini dinlemiş. Daha sonra da sınıra gidip onların arasında aylarca yaşamış. Reyhanlı başta olmak üzere birçok şehirde yaşamlarına yakından tanık olmuş. Dört yılı bulan bir şahitliğin ardından ise ortaya ‘Misafir’ filmi çıkmış.

Andaç Haznedaroğlu filmden sonra da onlarla irtibatını kesmemiş. Hâlâ sık sık yaşadıkları bölgelere gidiyor. Pek çok sivil toplum kuruluşunda konuşmalar yaparak ‘mülteci’ meselesinin kapsadığı genellemelerin ötesinde insani boyutlarını anlatıyor. Toplumu bu sorunların çözümüne katkı sunmaya davet ediyor. Usta bir anlatımla sade bir dille kurguladığı filminde anlattığı her şey gerçek ve aslında çok daha ötesi var!

Filmi seyrettikten sonra salonda bulunan Suriyeli izleyicilerin yaşadıklarımızı bire bir yansıtıyor yorumları da da filmde hissettiğimiz sahiciliği doğruluyordu

‘’… Parası olan ile olmayan arasında fark var. Parası olanların durumu daha kötü. Onların paralarına ve mallarına el koyuyorlar ve çevrelerindeki insanları tehdit ediyorlar. Sınırdan geçerken onları tehdit ederek her şeylerini alıyorlar. Suriyeliler savaşın içerisinde yirminin üzerinde etnik grup var ama bunların hiçbiri Arapça konuşmuyor, diyor. Aksanları da Suriyeli aksanı değil. Savaşı kimin çıkardığını bilmiyorlar. Suriye’de kim, ne için savaşıyor kendileri de bilmiyor.’’

Andaç Haznedoroğlu olayları olduğu gibi yansıtmaya çaba sarf ettiğini söylüyor. “Filmde anlatılan hikâyeler hafifletilmiş şekilleri. Sultana diye yaşlı bir karakter vardı. O savaştan kaçarak buraya geliyor ama oğlu orada hapishaneye atılıyor. Hapishanede işkence görüyor. Oğlunu bulmak için tek başına savaşa geri dönüyor. Oradaki albaylara yalvararak oğlunu istiyor. Bu sahne günlerce tekrarlanıyor. En sonunda oğlunu bırakıyorlar. Sınırdan geçerken otobüse biniyorlar. Otobüsü Esad’ın askerleri durdurup erkekleri indiriyor. Kadın orada oğlunun elini tutuyor ve kalp krizi geçiriyor. O halde sonrasında İstanbul’a kadar otobüsle gelmiş. Bu, Sultana’nın gerçek hikâyesi... Çok daha acı hikâyeler var. Çoğu kişi çocuklarının başına ne geldi, onu bile bilmiyor.’’

Haznedaroğlu’nun tanık olduğu hayatların hikâyeleri çok sarsıcı. 12 yaşında erkeklere satılan kızlar… Haftada 60 liraya işçi olarak kiralanan çocuklar… Savaşta evine düşen bombayla bedeninin alt yarısını ve altı çocuğunu bırakıp, ambulansa girmeyi başaran 7 yaşındaki tek çocuğuyla hayata tutunan kadınlar...

Anlattığı her tanıklık dert ettiğimiz her şeyin ne kadar boş olduğunu gösteriyor. Bu hikâyelerle bire bir karşılaşmanın üzerindeki etkisini ise şöyle tanımlıyor: “İlk başta hikâyeler seni sarsıyor, kolların uyuşuyor, ne yapacağını bilemiyorsun. Sonra çok fazla hikâye duymaya başlayınca acıya garip bir şekilde alışmaya başlıyorsun. Dört sene sonunda insanları yönlendirerek nasıl yardım edileceğini öğreniyorsun. Bunları görmek açıkçası hayatımı değiştirdi. Benim için mutluluk kavramı bile o kadar saçma bir hâle geldi ki! Bizim bu hikâyelerden öğrenmemiz gereken çok şey var…’’

Hem Misafir filmi hem de yönetmeninin anlattıkları üzerinde düşünmeye ve hissetmeye ihtiyacımız var. ‘Bize ne’ diyemeyiz!

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.