NATO jetleri 10 Rus denizaltısavar uçağına eşlik etti
Dünya
NATO jetleri 10 Rus denizaltısavar uçağına eşlik etti
Rusya Donanması’nın komutanı Nikolai Evmenov, 10 adet TU-142 tipi denizaltısavar uçağına NATO savaş uçaklarının eşlik ettiğini açıkladı.
DHA
135 km hızla ABD'ye ulaştı: Acil durum ilan edildi
Dünya
135 km hızla ABD'ye ulaştı: Acil durum ilan edildi
Atlas Okyanusu'nda oluşan ve hızı saatte 135 kilometreyi bulan Isaias Kasırgası, ABD'nin Kuzey Carolina eyaleti kıyılarına ulaştı. Şiddetli yağış ve rüzgarları da beraberinde getiren kasırga nedeniyle "acil durum" ilan edildi.
AA
Antalya'da hobi amaçlı görüntüleme yaparken dünyanın en zehirli balığını kaydetti
Gündem
Antalya'da hobi amaçlı görüntüleme yaparken dünyanın en zehirli balığını kaydetti
Antalya'da, hobi olarak su altı görüntülemesi yapan Kılıç Coşkun, dünyada Hint Okyanusu'nda yaşayan ve en zehirli balık türlerinden biri olan aslan balığını, kentin simgesi olan falezlerde görüntüledi. Kentte makine mühendisliği yapan Kılıç Coşkun, hobi olarak su altı fotoğrafçılığı yaptığını belirterek, 'Hobi amaçlı su altı görüntülemesi yapıyorum. Falezlerde aslan balığını görüntüledim. Tropikal bölgelerde yaşayan aslan balığı, son dönemde Antalya'da sık görülmeye başladı' dedi.
DHA
Pasifik Okyanusu'nda görülen dev mavi balina balıkçıları korkuttu
Dünya
Pasifik Okyanusu'nda görülen dev mavi balina balıkçıları korkuttu
ABD'nin California eyaletinin Pasifik Okyanusu kıyılarında, nadir rastlanan dev bir 'Mavi Balina' görüntülendi.
DHA
İran, Hint Okyanusu'nun kuzeyinde füze denemesi yaptı
Dünya
İran, Hint Okyanusu'nun kuzeyinde füze denemesi yaptı
İran ordusunun Hint Okyanusu'nun kuzeyinde düzenlediği tatbikatta kısa ve uzun menzilli seyir (cruise) füzeleri test edildi. İran'ın yarı resmi haber ajansı Tesnim'in haberine göre, İran ordusu, Hint Okyanusu'nun kuzeyi ve Umman Denizi'ni kapsayan bir alanda deniz tatbikatı gerçekleştirdi.
AA
Dawood Auleear ile Celal Ferdi’nin buluşma hikâyesi
Dawood Auleear ile Celal Ferdi’nin buluşma hikâyesi

Mauritius adası hakkında ne biliyoruz? Peki ya Celal Ferdi’yi hiç duyduk mu? Hint Okyanusu’nun güneybatısında yer alan küçük bir ada ile Osmanlının son dönemleri ve cumhuriyetin ilk yıllarında yaşayan bir Türk eğitimcisini bir araya getiren nedir?

İttihatçıların elinde kurulan Teşkilat-ı Mahsusa’nın bir kolu olan Cemiyet-i Hayriye-i İslamiye’yi hatırladınız mı? Daha önceki bir yazımda, 1914 yılında çıkarmaya başladıkları ve İslam dünyasında müşterek bir şuur oluşturmayı hedefleyen İslam Mecmuası’nı anlatmıştım. İşte Mauritius adası ile Celal Ferdi (Gökçay), bu dergide bir araya gelmişlerdir. Celal Ferdi, İslam Mecmuası’na yazdığı makaleleri ile söz konusu adayı bize tanıtmaktadır. Belki bilgi erişiminin çok kolay olduğu bugün, bunun bir anlamı yoktur. Ama o tarihlerde, bu paylaşımın ve ayrıca bilgi transferinin ötesinde daha üst bir amacının olmasının anlamı büyüktür.

İslam Mecmuası, Müslümanlar arasında dayanışmayı ve bir İslam jeopolitiğini oluşturmayı hedefliyordu. Bu yüzden öncelikle dünyanın her yerindeki Müslümanların bilgisini Osmanlı toplumuyla paylaşmayı hedeflemişti. Cemiyet-i Hayriye-i İslamiye, Türkçe İslam Mecmuası dışında, Türkçe, Arapça, Farsça ve Urduca çıkan Cihan-i İslam dergisini de yayımlıyorlardı.

Celal Ferdi Bey, o tarihlerde 40 bin kadar Müslümanın yaşadığı Mauritius adasını tanıtmak için üç makale yazmıştır. Makalelerinde, ada hakkındaki genel bilgiler dışında, çeşitli gruplardan meydana gelen Müslüman toplulukların sosyal, dini ve iktisadı hayatları hakkında önemli bilgiler sunmuştur. Kaynağı, Revue du Monde Musulman olan bu bilgilerin yeterliliği tartışılsa da amacı tartışılmayacak kadar kutsaldır. Celal Ferdi ada Müslümanlarının sosyal statüleri, sahip oldukları cemiyetler ve hatta çıkardıkları gazeteler hakkında bilgi verirken; bugünkü elektronik ansiklopedilerin yaptıklarını amaçlamıyordu kuşkusuz. Söz konusu yazıların amacı, -bugün dahi şiddetle muhtaç olduğumuz-, Müslümanlar arasında bilgiye dayalı bir dayanışmayı tesis etmekti. Mecmuayı çıkaran grubun hedefi, Müslümanları birbiriyle tanıştırıp, o felaket yıllarında işbirliği imkânlarını oluşturmaktı. İşte Celal Ferdi’nin yazıları da bu amaca hizmet ediyordu. İslam Mecmuası ve yazarları aradan yüz küsur yıl geçmesine rağmen, hala İslam dünyasının muhtaç olduğu bir strateji peşindeydi. O yüzden, Osmanlı idaresine girmemiş, bütün Batılı sömürgecilerin bir dönem idaresinde kalmış olan Afrika kıtasındaki Mauritius’ten ve oradaki Müslümanlardan haber veriyorlardı.

Gazetemizin İngilizce sahifesindeki yazılarımı takip eden Dawood (Davut) Auleear, Osmanlı Kudüs’ü üzerine yazdığım yazıdan sonra hem telefonla ve hem de elektronik posta ile bana ulaşarak memnuniyetini bildirdi. Dahası, İslam dünyasında dayanışma araçları oluşturma, yumuşak güç kullanma konusundaki kıymetli fikirlerini benimle paylaştı.

Celal Ferdi’nin Birinci Dünya Savaşı yıllarında gördüğü rüyanın canlı timsali, kolonyal dönem tarihçisi Mariutiuslu Dawood Auleear, uzun mektubunun bir kısmında şöyle diyor:

“Yeni Şafak’taki, Türk ve Müslüman tarih ve jeopolitik bakış açısına sahip yazılarınızı okumaktan zevk alıyorum. Bir süredir, Osmanlıların Kudüs’ü barış içinde nasıl yaşattıklarını düşünmekteydim. Bu konudaki yazınız ve bahsettiğiniz Türk araştırmacıların çalışmaları oldukça aydınlatıcı oldu. Tarih hafızadır ve hafızasız bir millet dalgalarla boğuşan, dümeni kırılmış bir gemi gibidir. Tarihin, ortak geçmişi paylaşanlar arasında bir bağ oluşturduğu kabul edilmektedir. Zira tarih, sıradan insanlara yol gösterecek ve onların taklit edecekleri kahramanlar ile doludur. Maalesef bugün Müslümanlar, İslam’ın öngördüğü evrensel bakış yerine, kendilerini coğrafya ve etnik kabuller ile sınırlamışlardır. Bu da Müslümanların, kolonyalist tarih anlayışına maruz kalmasından kaynaklanmıştır.”

Bu girişten sonra İslam jeopolitiği oluşturmak için önerilerde bulunan okuyucumuz, bunun alt yapısının Osmanlı tarihinde ve bugünkü Türkiye’de olduğunu vurgulamaktadır. Elbette müteşekkir olduğum bu önerilerini daha sonra ele alıp mümkün olanları da paylaşacağım. Ancak şunu da söylemeden geçmeyeceğim. Covid19 salgını sonrası dünyanın yeniden kurulacağı aşikârdır. Muhtemelen içe kapanıp daha çatışmacı bir manzara arz edecek dünyamızın yeni evrensel bir motivasyona ihtiyacı vardır. İslam dünyası ise, dünyanın aksine içe kapanmak yerine, birbiriyle kenetlenecek tarihi potansiyele sahiptir. Bunun yeni stratejiler ve akılcı politikalar ile desteklenmesi elzemdir.

İstanbul Erkek Lisesi’nin ünlü müdürü pek çok insan yetiştirmiştir. Hatıraları zihinlerde hala canlıdır. Ancak onun ve adına yazdığı Cemiyet-i Hayriye-i İslamiye’nin vizyonuna sahip, misyonunu sürdüren öğrencileri var mıdır?

Olmasa ne gam? O görmese de, müşterek tarihin vizyonu bugün Mauritius’da bile ürün vermiştir.

Bazen bana bir akademisyen olarak niçin köşe yazıları yazdığım sorulur. Ben de mesleği gazetecilik olmayanların bu işi yapmasının sorgulanmasını doğru bulurum. Lakin cevabım da hazırdır. Ben gazetecilik yapmıyorum. Ben evrensel mesajları olan Mauritiuslu Dawood Auleear ile Türkiyeli Celal Ferdi’yi buluşturuyorum.

Beytüşşebap'ta 40 milyon yıllık taşta deniz canlılarına ait fosiller bulundu
Gündem
Beytüşşebap'ta 40 milyon yıllık taşta deniz canlılarına ait fosiller bulundu
Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde dere kenarında bulunan 40 milyon yıllık olduğu değerlendirilen taşın üzerinde deniz canlılarına ait fosillere rastlandı.
DHA
* New York’ta terkedilen 100 cenaze, ABD’yi ayakta tutan her şeyi sıfırladı. * 11 Eylül Atlantik Ekseni’ni vurdu. Küresel finans krizi onları vurdu. COVID-19 salgını onları vuruyor? Üçü dünyanın merkezini değiştirdi. * Peki, neden Türkiye Yükselişi? Bizi dünyanın en diri, en enerjik ülkesi yapan ne? * 2023’ün bile ötesinde bir “ortaklık coğrafyası” inşa ettiren güç nasıl kuruluyor?
* New York’ta terkedilen 100 cenaze, ABD’yi ayakta tutan her şeyi sıfırladı. * 11 Eylül Atlantik Ekseni’ni vurdu. Küresel finans krizi onları vurdu. COVID-19 salgını onları vuruyor? Üçü dünyanın merkezini değiştirdi. * Peki, neden Türkiye Yükselişi? Bizi dünyanın en diri, en enerjik ülkesi yapan ne? * 2023’ün bile ötesinde bir “ortaklık coğrafyası” inşa ettiren güç nasıl kuruluyor?

New York’ta bir cenaze evine ait iki kamyonette 100 ceset bulundu. COVID-19’dan ölen cenazeler, çevredekilerin haber vermesiyle ortaya çıktı.

Sadece bu gerçek bile, ABD’nin 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana dünyaya yayılan hegemonyasını yerle bir etmeye yeter.

Salgın bütün dünyayı vurdu ama bazı ülkeleri resmen çökertti. ABD ise, bütün askeri gücü ile, bütün siyasi gücü ile, bütün ekonomik gücü ile, bütün imaj ve dünyayı efsunlayan gücü ile tam bir hezimet yaşadı.

Virüs Çin’den yola çıktı, ABD’yi kırıp geçirdi. Salgın, sadece bir insani felaket getirmedi, ABD’yi ayakta ve güçlü tutan her şeyi silip süpürdü.

“3. Dünya ülkesi” oldular. Dalga geçtikleri ülkelerde bile böyle manzaralar yok.

Tam bir “Üçüncü Dünya” manzaraları izliyoruz şimdi. Hani o dalga geçtikleri milletler, o fakir ülkeler var ya, oralarda bile böyle görüntüler yok.

Hiçbir şey yapamadılar. Millet olarak acizlikle boğuşurken devlet olarak rezillikle yüzleşiyorlar. Sağlık sisteminin yetersizliğini geçtik, devleti sadece güç olarak algılamanın, öyle yapılandırmanın hezimetini yaşıyorlar şimdi.

Vietnam Savaşı’nda bile bu kadar kayıp vermemişlerdi.

On binlerin ölümü, Bill Gates’in milyar dolarları,Google’ın çipleri,ABD’yi batıracak.

ABD’nin teknolojik üstünlüğü, hastalığı yenmek yerine hastaları izleme üzerine formatlıyor kendini. Hâlâ aynı yolda gidiyorlar. Böyle yaptıkları için bunları yaşadıklarını hâlâ anlamıyorlar.

Onlar için on binlerin ölümü, Bill Gates ve benzeri kişi ve şirketlerin ne kadar güç elde edeceği, Google ve Apple’ın ürettiği çiplerin ne kadar satılacağı yanında anlamsız.

Salgından ne kadar para kazanabiliriz, ne kadar güç elde edebiliriz, hangi şirketlerin hissesi ne kadar yükselir hesapları yapıyorlar. Hangi ilaç firmaların aşı ve ilaç üreteceği ve kazanacağı milyar dolarlar daha önemli onlar için.

Hükümet deviren, rejim değiştiren, yeryüzünü talan eden, “Yeni Amerikan Yüzyılı” ilan eden ABD’ye ne oldu?

Dünyanın her köşesine saldıran, milyonları öldüren, ülkeleri işgal eden, kendine yan bakan her milleti cezalandıran, hemen bütün terör örgütlerini yöneten, bitmek bilmez bir iştahla dünyanın kaynaklarını talan eden, hükümet devirip rejim değiştiren, donanmasıyla okyanusları kontrol eden, bir zamanlar “Yeni Amerikan Yüzyılı” ilan etmeye kalkışan ABD, kendi içinde, evinde vuruldu.

Artık hiçbir zaman, dünyaya öncülük edecek imajı olmayacak. Dünyayı baskı altına alan gücü ve kredisi olmayacak. “Muhteşem Amerika” propagandaları alıcı bulmayacak. Dünyanın, zihinlerdeki Amerika algısını kökten değiştireceği gibi, kendi vatandaşını bile koruyamayan ülke hafızalardan silinmeyecek.

Bir imparatorluğun çöküşünü izliyoruz.

Neden Avrupa böyle oldu? İngiliz kibri ne hale geldi? Soykırımcı Fransa’ya ne oldu?

Peki, Avrupa daha mı iyi?

Üzerinde güneş batmayan imparatorluk İngiltere, benzer bir çaresizliği yaşıyor. O kibir yerle bir oldu. Binlerce ölü, çaresiz bir sağlık sistemi, acizliği örtbas etme çabaları, başaramayınca derin bir suskunluk, içe kapanma.

Yine Fransa, Afrika’yı ve Müslüman ülkeleri sömüren, milyonları öldüren, soykırımlar yapan, daha birkaç gün önce Libya üzerinde uçaklar dolaştıran Fransa, “hasta olan ölsün” demenin ötesinde hiçbir şey yamamıyor. Ne tuhaf, sömürgeci ülkeler ağır bedeller ödüyor.

11 Eylül Atlantik Ekseni’ni vurdu. Küresel finans krizi onları vurdu. COVID-19 salgını onları vuruyor?

Evet, virüs Çin’de ortaya çıktı. Ama neden ABD’yi ve Avrupa’yı böyle şiddetle vurdu? Atlantik ekseni ülkeleri böylesine sarstı? Bu sorular çok önemli. Çünkü cevapları geleceğin dünyasını gösteriyor.

11 Eylül, Atlantik eksenini vurdu. Küresel finans, askeri ve siyasi sembolleri vurdu. 2008 ekonomik krizi, aynı ülkeleri, küresel ekonominin merkez ülkelerini vurdu. COVID-19 salgını yine Atlantik Ekseni ülkelerini, bugüne kadar dünyayı yöneten ülkeleri vuruyor?

Bu üç olayın da çok ciddi jeopolitik sonuçları oldu, olacak. Bu üç olay da çok büyük güç kaymalarına yol açtı, açacak. Güç haritalarını, dünyanın merkezini değiştiriyor değiştirecek. Dünyanın eksenini kaydırıyor, kaydıracak.

“400 yıl sonra Batı için dünyanın sonu”

“400 yıl sonra Batı için dünyanın sonu” derken aslında bunu ifade etmeye çalışıyorum. Batı’nın bir daha asla dünyaya hâkim olamayacağını söylerken bunu anlatmaya çalışıyorum.

Salgın bütün insanlığı tehdit ediyor, mücadele ortak. Ama sonuçlarını tespit etmek, geleceğe doğru bakmak zorundayız. Batı’nın “yalan dünyası”na artık inanamayız, öyle bir beklentiyi devam ettiremeyiz.

Çok ciddi güç yükselişleri bekliyoruz. Bazı ülkelerin yıldızlaşmasını bekliyoruz. Bunun işaretleri salgınla gelmedi, çok önce başladı. Almanya, Türkiye, Rusya, Çin, Hindistan gibi ülkelerin geleceğin küresel iktidar alanında, ekonomik alanında, ulus üstü yönetimlerinde daha da merkezileşeceğini biliyoruz.

Yeni siyasi dalga Türkiye’dir. Afrika’dan ABD’ye, Asya’dan Ortadoğu’ya her yerdeyiz.

Türkiye güçlü bir siyasi dalga oluşturacak. Çok ciddi bir ekonomik dalga oluşturacak. Çok ciddi bir insani dalga inşa edecek. Dünyanın yeni şekillenişine büyük katkılarda bulunacak.

Bu bir temenni, duygusal beklenti, hamaset, fantastik düşünce değil. Zihinsel önyargılardan kurtulan herkes bunu görüyor, görecek.

Türkiye;

Salgınla en iyi mücadele eden ülke oldu. Dünya Sağlık Örgütü’nü bile yer yer dinlemedi kendi tedavi yöntemlerini uyguladı. Başardı..

Dünyanın en iyi sağlık sistemine sahip ülkesi olduğu ortaya çıktı. Hastaneden sağlık ordusuna, solunum cihazından diğer tıbbi yeterliliklere ve toplumsal dayanışma modeline kadar müthiş bir direnç gösterdi.

Altmış ülkeye yardım gönderdi. ABD ve İngiltere dâhil, hemen bütün Avrupa ülkelerine, yardımlar devam ediyor. Uçaklar ardı ardına havalanıyor.

Bosna, Kosova, Makedonya’dan Müslüman ülkelerin büyük çoğunluğuna yardım ulaştırılıyor. Daha dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla Filistin’e yardım gönderildi.

Türk dünyası ile tam bir dayanışma örneği sergiledi. Türk Konseyi ortak çalışması örnek oldu.

Latin Amerika’dan Afrika ülkelerine, Asya’nın birçok ülkesine Türk yardımları ulaştırıldı. Devam ediyor…

Neden Türkiye Yükselişi? Bizi dünyanın en diri, en enerjik ülkesi yapan ne?

Yumuşak Güç’ü (Soft-power) en iyi uygulayan ülke oldu. Dünyanın buhranlı günlerinde bütün insanlık için söylenecek sözü olduğunu, yapacak çok şeyi olduğunu gösterdi. Dünya da bunu gördü.

Türkiye, şu an dünyanın en diri, en enerjik ülkesidir. Salgın sonrasında da en sürpriz yükselişi yapacak ülkedir.

Çünkü Türkiye;

1- Afrika, Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar arasındaki güç boşluğunu dolduracak tek ülkedir. İş buraya doğru gidecek.

2- Dünyanın en büyük tedarikçi ülkelerinden biri haline gelecek.

3- Sağlık sisteminde rol-model olacak. Salgın sonrası olağanüstü bir sağlık turizmi patlayacak.

4- Bazı Avrupa ülkelerinin bıraktığı boşluk Türkiye tarafından doldurulacak.

5- Sadece yumuşak güç ya da ekonomi değil, askeri-güvenlik, jeopolitik anlamda da Türkiye en ciddi güç yükselişini yakalayacak ülke olacak.

6- Artık terörle, içerideki kavgalarla, dışarıdan müdahalelerle, 15 Temmuz benzeri saldırılarda durdurulma ihtimali geçmişte kaldı.

Atlantik’ten Pasifik kıyısına uzanan bir ortak siyasi dil. 2023’ün bile çok ilerisine uzanan ortaklık coğrafyası..

7- Atlantik kıyılarından Pasifik kıyılarına kadar ortak bir siyasi dil, amaç, kaygı, ekonomik ortaklıklar Türkiye tarafından geliştirilecek.

8- Arap dünyasında oluşturulan “Türkiye karşıtı eksen”in zarar verme imkânı daralacak. Kuzey Afrika’dan Irak’a, Orta Asya’dan Güney Asya’ya kadar bir kardeşlik, ortaklık coğrafyası için adımlar atılabilecek.

9- 1. Dünya Savaşı sonrası en büyük bölgesel denklem değişikliği Türkiye tarafından inşa edilecek. Arap rejimlerinde olduğu gibi, vesayet yönetimlerinin gücü büyük oranda zayıflayacak.

10- Türkiye İslâm jeopolitiğini çok etkin biçimde kullanan ülke olacak. Yeni dünya inşa edilirken hem kendisini hem coğrafyasını merkeze taşıyacak.

11- Tam bu sırada “içeride” çok keskin bir direnç son kez sahnelenebilir. İşte bunu aşmak gerekiyor.

12- Salgın küresel, insanlığın ortak sorunu. Ama salgın sonrası nelerin değişeceğinin doğru tespit edilmesi, aralıksız buna hazırlık lazım.

Türkiye de bunu yapıyor zaten. Geleceğe yatırım yapıyor, geleceğin kapılarını aralıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi “2023’teki hedeflerimizden bile çok ilerisinde” bir hedefe ilerliyoruz.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.