BAE’den 150 uçak dolusu silah
Dünya
BAE’den 150 uçak dolusu silah
BM, BAE’nin Libya’ya yönelik silah ambargosunu delerek darbeci Hafter’e verdiği destekle ilgili gizli rapor hazırladı. Rapora göre Abu Dabi yönetimi, Ocak-Nisan aylarında Hafter’e Mısır üzerinden Rus kargo uçaklarının kullanıldığı 150 uçuşla silah ve teçhizat gönderdi. Hafter’e deniz yoluyla jet yakıtı da sağlandı.
Yeni Şafak
Sisi’nin muhtaç olduğu meşruiyet baltacılardır, o da Libya’da yok
Yasin Aktay
Sisi’nin muhtaç olduğu meşruiyet baltacılardır, o da Libya’da yok
Kendi ülkesindeki sorunları boyunu aşmış olan Sisi’nin Türkiye’yi hedef alan açıklamalarının, Mısır’ın kendi gerçekliği göz önünde bulundurulduğunda ciddiye alınabilir bir tarafı yok. Mısır’ın kendisi için hiçbir şekilde sorun olmayan Libya topraklarında böyle bir maceraya girmesi aslında zaten pamuk ipliğiyle bağlı Sisi’nin siyasi intiharı anlamına geliyor. O yüzden şimdi soru Sisi’nin böyle bir intiharı neden göze alıp alamayacağı haline gelmiştir.Yine de bu çıkışının sadece kendisiyle ilgili olmadığını, bu çıkıştan hemen sonra Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’dan gelen destek mesajlarıyla anlaşılmış oldu. Aslında her iki ülke öteden beri Sisi’ye Libya konusunda daha aktif olmak konusunda baskı yapıyorlardı. Doğrudan müdahale etmesini ve Libya’yı kendileri adına işgal etmesini istiyorlardı.İslam ülkelerinde işgal ve darbe düzeni maalesef İslam dünyasının bu iki ülkesinin ortaya koyabildikleri tek model ve İslam dünyasının bugün asıl büyük sıkıntısıdır. Demokrasi korkusu onlara İslam dünyasının tamamını kan revan ortamına sürüklemeye azmettirmiş durumda. Sırf demokrasi olmasın, halkların bir iradesi ve hükmü olmasın diye sonuna kadar kaos düzenini tercih edebiliyorlar.Yemen’i ne hale getirdikleri ortada. İran’ın desteklediği Husilerin darbesinden kurtarmak adına giriştikleri kararlılık fırtınası, bir türlü dinmeyen bir kaos ve işgal uygulamasına dönüşmüş durumda. En son Sukatra adası SA’nın gözetiminde BAE’nin işgal birliklerine adeta teslim edilmiş oldu. Masum Yemen halkı ilk zamanlar Husilere karşı kurtarıcı olur diye umutla yaklaştığı bu koalisyonu alkışladığı güne lanet eder hale gelmiş durumda. Şu anda Husi tehlikesi tamamen önemsiz bir tehlike haline gelmiş durumda. Şimdi asıl büyük dert bu kurtarıcıların elinden Yemen halkını kimin kurtaracağı haline gelmiş durumda. Çünkü kurtarma bahanesiyle gelenler şimdi Yemen halkının başbelası olmuş, Yemen topraklarını kendi aralarında paylaşma telaşındalar.Mısır’da zaten Devrimden sonra işlemeye başlayan, halkın iradesinin bir şekilde yönetime yansımaya başladığı bir demokrasi vardı. Ordu içinde generalleri, bağnaz din adamlarını ve bazı bürokratları satın alarak, kendi seçilmiş reislerine ve Mısır halkına ihanet ettirerek yaptırdıkları darbeyle Mısır’ı nasıl bir duruma soktukları ortada. Bugün Sisi ve ortaya koyduğu bütün yönetim zafiyeti, halkıyla, tarihiyle, gelenekleriyle bitmeyen savaşı hep bunların eseri. Bugün Mısır bu ihanet dolayısıyla tarihte olması gereken yerin çok gerisinde.Libya’da kendi ülke gerçekleriyle hiç uyuşmayan bir maceraya girmek için gördüğü baskı başlıbaşına Mısır tarihi için yüzkarası bir durum ortaya koyuyor. Mısır’ın Türkiye ile nasıl bir sorunu olabilir? Bütün nesnel gerçekler Mısır’ın asıl çıkarlarının Türkiye ile anlaşmasında yattığını gösteriyor. Türkiye’ye karşı kışkırtıldığı için Sisi Mısır halkının zararına olacak şekilde Akdeniz’de üstelik imkansız ittifaklara sürükleniyor.Şimdi Libya’da onu Türkiye’ye karşı kışkırtan aynı irade ve Sisi kendi gerçeklerini, ülke önceliklerini, sorunlarını hiç düşünmeden kendisiyle hiç alakası olmayan bir maceraya girmeye yelteniyor. Bunu yaparken de kendi darbe yolunu andırırcasına bir meşruiyet tarifi yapıyor. Böylece şecaat arzederken sirkatini de ifşa etmiş oluyor.Libya halkını kurtarmaya gideceğiz diyor. İyi de Libya halkının senden böyle bir talebi yok. Uzak dur başka ihsan istemem diyor Libya halkı. Bunun üzerine tam da kendi darbesinde yaşadığı yolu hiç çekinmeden tarif ediyor: “Libya aşiretleri gösteri yapsın, bizim müdahalemizi istesin, bizi kurtarıcı olarak davet etsinler, bizim de Libya’ya girmek için bir meşruiyetimiz olsun”Şu anda Mısır gibi tarihi derinliği, şerefi, onuru olan bir ülkenin başındaki adamın aklı bu. Bir ülkeye daha nasıl bir kötülük yapılabilir? Sisi’nin darbesini destekleyenlerin Mısır’a armağanı bu.Bir ülkeyi işgal etmek için muhtaç olduğu meşruiyeti satın almayı düşündüğü bir kaç aşiret mensubunun düzenleyeceği gösteride bulabileceğini düşünüyor. Kendisi de darbesine böyle meşruiyet bulmuştu ya. BAE ve SA’nın sağladığı finansla yevmiye usulü çalışan baltacı kesimlerinin doldurduğu Tahrir Meydanında düzenlenen gösteriyi kendisine duruma el koymak için davetiye telakki etmişti Sisi. Darbeyi alkışlayanlar ve Sisi’yi davet edenler Mısır’ın baltacılarıydı. Hepsine de yevmiyeleri ödenmişti. Onlar için değişen hiçbir şey yoktu nasılsa. Ha demokrasi olmuş ha diktatörlük, ha Mursi olmuş ha Sisi.Şimdi aynı meşruiyet oyununu Libya’ya taşımaktan bahsediyor, ama Libya’da baltacılar gibi yevmiyeyle çalışan yeterince insan bulabilir mi?Bu da onun sorunu tabi. Ama artık bu oyuna dur demenin zamanı gelmiştir. İslam dünyası bu aptal oyunları hak etmiyor. Hele işgalcilerin bütün fırıldaklarına karşı en akıllı direnişi ortaya koymuş Ömer Muhtar’ın torunlarına bu akıl zulmü reva değildir.
BAE’den
İsrail’e
açık çağrı: Dünyaya açılan kapınız oluruz
Dünya
BAE’den İsrail’e açık çağrı: Dünyaya açılan kapınız oluruz
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yönetimi, Filistin meselesini, İsrail’le yakınlaşmasında araçsallaştırmaya devam ediyor. BAE’nin Washington Büyükelçisi Yusuf el-Uteybe, İsrail arasındaki ilişkileri derinleştirmeyi teklif etti.
Yeni Şafak
Twitter BAE destekli o hesapları kapattı: Türkiye ve Katar aleyhinde yayınlar yapıyorlardı
Teknoloji
Twitter BAE destekli o hesapları kapattı: Türkiye ve Katar aleyhinde yayınlar yapıyorlardı
Twitter aldığı karar ile birlikte Türkiye ve Katar'ın aleyhine yayın yapan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) destekli "sahte Orta Doğu uzmanlarının" hesaplarını kapattı.Kapatılan 19 hesaptan geçen yıl 46 farklı yayın organında 90'dan fazla makale yayınlandığı ortaya çıktı.
AA
BAE'den Türkiye dahil 4 ülkeye uçuş yasağı
Ekonomi
BAE'den Türkiye dahil 4 ülkeye uçuş yasağı
Birleşik Arap Emirlikleri yönetimi, 17 Mart itibariyle Türkiye, Irak, Lübnan ve Suriye'ye yapılacak uçuşların askıya alınacağını duyurdu.
Yeni Şafak
Hafter ile ilişki kurun!
Hafter ile ilişki kurun!
Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 tarihinde, Libya’da Kaddafi’nin ABD ve Koalisyon güçleri, tarafından gerçekleştirilen operasyonda öldürülmesiyle Libya fiili olarak ikiye bölünmüş iç savaş başlamıştı. Savaşan taraflardan ilki Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Libya’nın meşru temsilcisi Mustafa Fayez El Serrac tarafından yönetilen Ulusal Mutabakat Hükümeti diğeri ise darbeci General Hafter liderliğinde kurulan meşru olmayan ‘Libya Ulusal Ordusu’dur. Günümüz konjonktüründe Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni, AB, Türkiye, İtalya ve Katar desteklerken, illegal Libya Ulusal Ordusu’na ise açıktan Fransa, Suudi Arabistan, Mısır ve BAE, örtülü olarak da ABD ve İsrail destek vermektedir. Rusya ise geçmişte bu illegal blok içinde yar alırken günümüzde Türkiye ile birlikte hareket etmektedir. Darbeci Hafter ABD vatandaşı ve CIA mensubudur. 1993 yılında CIA’nın desteklediği darbe girişimini yönettiği gerekçesiyle idam cezasına çarptırılan Hafter paçayı zor kurtarmıştır. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de dengeleri değiştiren Libya mutabakatlarını imzalamasının ardından çeteci Hafter haddini aşarak kendine bağlı unsurlara “Türk gemilerini batırın” talimatı vermişti. Tobruk’taki Temsilciler Meclisi Başkanı Salih’in dışında birçok ülke, Türkiye ile Libya arasında imzalanan mutabakat zaptını kabul etmediklerini belirterek Birleşmiş Milletler’i baskı altına almalarına rağmen BM Hafter’i tanımadı, Fayez El Serrac’ı tanıma konusunda ısrarcı davrandı. Daha önce de bölge basınında yer alan bazı haberlerde, Hafter’in destekçileri arasında yer alan Mısır, Suudi Arabistan ve BAE’nin Libya’nın eski BAE Büyükelçisi Arif en-Nayid liderliğinde oluşturulacak yeni bir hükümeti Libya’da yönetime getirmeye hazırlandığı ileri sürülmüştü.Libya’da meşru hükümete karşı gelen ve terör eylemleriyle birlikte darbe yapmaya çalışan Hafter’in ipini tutan güçler ve gizli bağlantılar bir bir ortaya çıkıyor. Daha önce Kaddafi’yi devirme operasyonunda da başrol oynayan Hafter, Serrac hükümetini devirmek için de karanlık odaklar tarafından sahneye çıkarıldı. Doğu Akdeniz’de Libya’nın stratejik öneminin yanısıra petrol kaynaklarına da göz diken güçler Hafter’i piyasaya sürdü. Geçmişte CIA ile oldukça sıkı ilişkiler içerisinde bulunan ve hatta 1980’li yıllarda esir düştüğü Çad’dan CIA tarafından kurtarılarak ABD’ye götürülen Hafter, burada CIA’nın Langley’deki genel merkezi ile yakın ilişki kurdu. Birkaç kez başarısızlıkla sonuçlanan Kaddafi’ye suikast girişimini de destekleyen Hafter, bu doğrultuda ABD istihbarat servislerine hizmet etti.2011’de Kaddafi’ye karşı başlayan ayaklanmanın ardından Hafter, doğudaki derme çatma isyan kuvvetinin kilit komutanı olduğu Libya’ya döndü ve Kaddafi’nin iktidardan indirilmesinde önemli bir rol oynadı. Kaddafi’nin çöküşünün ardından kayıplara karışan darbeci isim, 2014 yılında yeniden piyasaya çıktı. Son dönemlerde meşru hükümete karşı yaptığı ayaklanma ile adından sıkça söz ettirdi.FİRARİ FETÖ’CÜ ASKERLERİN HAFTER İLE İLİŞKİSİ VAR MI?Olmaması hayatın doğal akışına aykırı bir durum. Öncelikle yurt dışına kaçan çok sayıda FETÖ’cü asker var. NATO’da görevli olanların neredeyse tamamı Türkiye ile ilgili gizli ve kritik bilgi ve belgeleri çaldılar. Ve sığındıkları ülke istihbarat birimlerine verdiler. Hatırlanırsa Türkiye’den kaçan firari, FETÖ’cü savcıların yanlarında çok kritik dosyalar ile Almanya başta olmak üzere AB’nin birçok ülkesine sığındıkları medyada dahi yer almıştı. Firariler, bu ülkelerde kabul ve destek gördüler. Türkiye’nin aleyhinde olabilecek her konuda bu ülkelerdeki istihbarat birimleriyle birlikte Türkiye’nin aleyhine çalıştıklarına yönelik güçlü duyumlar alınıyor. Zira Libya ile yapılan mutabakatla Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum kesimi, BAE, Mısır ve İsrail ile birlikte yapabilecekleri Türkiye’nin aleyhine olacak birçok anlaşmanın önüne geçildi. Onun için de bu anlaşma hukuka aykırıdır diye propagandaya başladılar. Fakat Adalet Divanı’nın açılmış olan davalarda bizim pozisyonumuza uygun olarak verilmiş sayısız karar var. Hafter’in “İktidara gelirsem bu mutabakatı iptal edeceğim” sözleri üzerine Doğu Akdeniz’de farklı çıkarları olan ülkeler, Türkiye düşmanlığı üzerinden bir araya geldiler. Tabii onların kontrolünde olan FETÖ de... Bu çok açık. Deniz Kuvvetleri’nin eski yönetim kadrosunda olan firari amiral, kurmay albayların sosyal medya hesaplarından yayınlarla Libya ile ilgi ters algı yaparak bizim haksızlığımızı ortaya koymaya çalışıyorlar. Hafter’in, Yunanistan’ın, Fransa’nın görüşlerini seslendiriyorlar... Bu organizasyonun başında CIA/MOSSAD işbirliği var. İsrail, Mısır, BAE, Fransa ve Pentagon Türkiye’ye karşı FETÖ PKK/PYD başta olmak üzere terör örgütlerini kullanıyorlar. Terör örgütleri neyse de Hafter ile birlikte Türkiye aleyhine neredeyse bire bir aynı söylemleri paylaşan CHP’ye ne demeli? Bir de Ulusal Mutabakat Hükümeti ile ilişki kurarken Hafter ile de ilişki kurun diyen cenaha ne demeli?
Yine fırıldak, yine ihanet…
Abdullah Muradoğlu
Yine fırıldak, yine ihanet…
Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) ile İsrail arasında resmen ilişki kurulacağı ilân edildi. BAE ve İsrail zaten gayriresmi müttefikler. Bu anlaşma Trump yönetiminin gözetimi altında gerçekleşti. İsrail ile resmi ilişki Arap dünyasında Filistin’e ihanet ile eş değer görülürdü. BAE’nin İsrail ile anlaşması artık Arap dünyasının tepkisinin önemsenmediğini, dahası Arap halklarının askerî rejimler ve diğer despot yönetimlerce güçsüzleştirildiğini gösteriyor. Aslında bu ilk değil, yine ABD’nin gözetimi altında Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat 1978’de İsrail ile “Camp David Sözleşmesi”ni imzalamıştı. Bu sözleşme ile ilk kez bir Arap devleti İsrail’i resmen tanımış ve işgal edilmiş topraklar üzerindeki egemenliğini meşru kabul etmişti. Filistinliler ve Arap halklarıysa “ihanet anlaşması” olarak gördükleri sözleşmeye şiddetli tepki göstermişlerdi. ‘Arap Birliği’ Mısır’ı üyelikten çıkarmıştı. Mısır 10 yıl sonra Birliğe dönmüştü.Camp David’ten sonra Mısır’ın askeri rejimi ABD tarafından koruma altına alındı. ABD her yıl askeri rejime 1. 3 milyar dolar veriyor. Tabii bu yardım, İsrail’in güvenliği ve askerî rejimin Mısır halkını kontrol altında tutması için veriliyor. Sedat, Camp David Sözleşmesi’nin Filistinliler için ‘iyi’ olduğunu iddia etmişti. Bunun boş bir laf olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor.Trump, ‘Yüzyılın Anlaşması’ olarak nitelediği sözde ‘Ortadoğu Barış Plânı’ için Körfez’deki dostlarının devreye girmesini istiyordu. BAE-İsrail anlaşması bu yolu açmak için bir adım.Trump’ın Evanjelik Eğitim Bakanı Betsy DeVos’un kardeşi Eric Prince BAE Veliaht Prensi Muhammed Bin Zayid ile yakın dostlar. Prince, Trump’ın Başkan seçilmesinden sonra, 11 Ocak 2017’de Veliaht Prensi Şeyseller Adası’nda Rus hükümetine yakın bir işadamıyla görüşmesini de ayarlamıştı. İddialara göre bu gizli buluşma Trump ve Putin yönetimi arasında resmi olmayan bir iletişim kanalı kurmaya yönelik. Bu görüşmede nelerin konuşulduğuysa hâlâ sır. 3 yıl içinde Ortadoğu’daki gelişmelere bakılarak bir tahmin yapılabilir tabii. Trump ABD askerlerinin Irak ve Suriye’den çıkarılmasını istiyor. Trump bunu henüz başaramadı. Suriye ve Libya örneğinde de görüldüğü gibi Rusya’nın Ortadoğu’daki etkinliği arttı. ABD’nin bıraktığı boşluklarda Rusya ilerliyor. Diğer taraftan BAE’nin bölgesel hamleleri daha da arttı.BAE ile İsrail arasında sözde ilişkilerin normalleştirilmesine dönük girişimde Trump’ın damadı ve Başdanışmanı Jared Kushner ile yardımcısı Avi Berkowitz rol oynamış. ABD medyasında yer bulan bilgilere göre Netanyahu Batı Şeria’nın ilhâkını durdurması karşılığında BAE -İsrail ilişkilerinin resmiyet kazanmasını kabul etmiş. Beyaz Saray’ın ilhâkta acele etmemesi için Netanyahu’ya telkinlerde bulunduğu biliniyordu. Netanyahu’nun koalisyon ortağı “Mavi-Beyaz Bloku”ndan Savunma Bakanı Benny Gantz ile Dış İşleri Bakanı Gabi Aşkenazi de acele edilmemesinde yanalar. Ancak sözkonusu görüşmeler Gantz ve Aşkenazi’den gizli tutulmuş.Yine Ortadoğu’da bir fırıldak döndürülüyor. BAE, ‘İsrail girişimi’ni Filistinliler için kazanım olarak gösterme gayreti içinde. Trump’ın anlaşmayı duyurmasının ardından Netanyahu bir açıklama yaparak ilhaktan vazgeçmediklerini, sadece geçici olarak askıya aldıklarını belirtti. Veliaht Prens Muhammed Bin Zayid ise anlaşmanın ilhakını durdurduğunu iddia ediyor. Trump’a göre birçok Arap devleti İsrail ile resmi ilişki kurmak için sırada bekliyor. Ancak Suudi rejiminden anlaşmayla ilgili duyuru yapılmaması dikkat çekici. BAE ve Suudiler’in desteğiyle Mısır’da askeri darbe yapan General Sisi’ ile Bahreyn rejimi de bu girişime destek verdiler.Girişimi ihanet olarak gördüğünü açıklayan Filistin Hükümeti BAE’den elçisini geri çekiyor. Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Yaser Arafat’tan sonra ikinci ismi Ebu İyad, “Filistin”de tasarlanan tüm devrimler Arap başkentlerinde başarısızlığa uğramıştır” demişti. 1970’lerde Filistin Gizli Servisleri’ni yöneten Ebu İyad, İsrail ve Enver Sedat rejiminin Camp David’ten aylar önce Fas’ta gizlice görüştüklerini biliyordu. Öte yandan Sedat, İsrail’e giden ilk Arap Devlet Başkanı’ydı. Sedat’ın Kasım1977’de İsrail’i ziyaret etmesi ve ardından Camp David Sözleşmesi’ni imzalaması Arap dünyasında çok büyük bir hayal kırıklığına yol açmıştı.
Ürdün’de Bin Zayed krizi
Dünya
Ürdün’de Bin Zayed krizi
BAE’nin İsrail anlaşması Ürdün ile ilişkileri de gerdi. Ürdün Kralı Abdullah’ın üvey kardeşi Prens Ali, Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayet’i eleştiren bir yazı paylaşınca iki ülke arasındaki ilişkiler kısa sürede gerildi. Bin Zayed’in, Kral Abdullah’ı arayarak tehditler savurduğu öne sürüldü.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.