Hürriyetten esarete: Balfour Deklarasyonu
Dünya
Hürriyetten esarete: Balfour Deklarasyonu
Filistin… Ortadoğu’nun anahtarı. Müslüman coğrafyada yaşanan her bir elim hadise, onun bir yansıması sanki. Filistin’i anlamadan, Filistin’i çözmeden, dünya barışını sağlamak mümkün değil. Ortadoğu’yu ve bütün dünyayı yakan bu sorunu başlatan İngiliz hamlesini mercek altına alıyoruz bugün: Balfour Deklarasyonu. Sadece 67 kelimelik bir mektupla, dünyanın kalbinde derin bir yara açıldı.
Yeni Şafak
İngiliz grup, İsrail işgaline tepki için Filistin'e gitti
Dünya
İngiliz grup, İsrail işgaline tepki için Filistin'e gitti
Filistin işgalini İngiltere desteğiyle başlatan Balfour Deklarasyonu'nun 100'üncü yılını protesto etmek için Londra'dan yola çıkarak Batı Şeria'ya gelen İngiliz grup, halkı adına Filistinlilerden özür diledi
AA
Almanya'daki Filistinlilerden Balfour protestosu
Dünya
Almanya'daki Filistinlilerden Balfour protestosu
Almanya'daki Filistinliler, Balfour Deklarasyonu'nu protesto etti. Berlin'in Platz Meydanı'nda toplanan göstericiler '100 yıl Balfour Deklarasyonu ve Filistin halkının trajedisi sürüyor' ifadelerinin yazılı olduğu pankartlar ile Filistin bayrakları taşıdı.
AA
Utanmadan savundu
Dünya
Utanmadan savundu
Filistin’in işgalinin önünü açan Balfour Deklarasyonu’nun 100. yıldönümünde Londra’da verilen yemeğe İngiltere Başbakanı May ile İsrail Başbakanı Netanyahu katıldı. İşgaldeki İngiliz rolü nedeniyle dünyadan gelen “özür dile” çağrılarına kulak tıkayan May, “İsrail’in kurulmasında oynadığımız öncü rolden gurur duyuyoruz” dedi.
Yeni Şafak
Balfour Deklarasyonu'nun 100. yıl dönümüne çarpıcı bir kısa film
Dünya
Balfour Deklarasyonu'nun 100. yıl dönümüne çarpıcı bir kısa film
Londra merkezli düşünce kuruluşu Filistin'e Geri dönüş Merkezi, Balfour Deklarasyonu'nun 100. yıldönümü için bir kısa film yayımladı. "100 Balfour Road" isimli kısa filmde bu deklarasyon sonucunda yaşananlar kısa ve çarpıcı bir şekilde sergileniyor. Kısa filmin senaristliği Richard Beer, yönetmenliği ise Anas Alkarmi'ye ait.
Diğer
Balfour Deklarasyonu'nun 100.yılında Avrupa'da Filistinliler Konferansı
Dünya
Balfour Deklarasyonu'nun 100.yılında Avrupa'da Filistinliler Konferansı
Hollanda'da Balfour Deklarasyonu'nun 100. yılında düzenlenen 15. Avrupa Filistinlileri Konferansına Avrupa'nın çeşitli yerlerinden 5 bin kişi katılım gerçekleştirdi.
AA
İsrail’in sınırları neresidir?
İsrail’in sınırları neresidir?
Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kurulu’nda çok yerinde ve haklı bir soru sordu: “İsrail’in sınırları neresidir?” Ancak bu sorunun cevabını BM Genel Kurulu da bilmemektedir. Çükü daha başından itibaren Yahudilerden kurtulmak isteyen Batı, onları İslam dünyasının kalbine iterek, orada istediklerini elde etmelerine göz yummuştur. Şimdi ise ne kadar yüksek perdeden sorulsa sorulsun, duymazlıktan; hangi haritalar gösterilirse gösterilsin, görmezlikten gelinmektedir.Video: İsrail’in sınırları neresidir?Müteaddit defalar söyledim, söylemeye de devam edeceğim. İsrail meselesi, hele hele Yahudilik meselesi, İslam dünyasının değil, Batı’nın kendi iç meselesidir. 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren bu meseleden kurtulmanın bir yolu olarak, onlara Filistin coğrafyası açılmıştır. Antisemitizm, yani Batının geliştirdiği Yahudi düşmanlığının bir sonucu olan İsrail ve onu destekleyen ideoloji, bir gün Batı ile hesaplaşacaktır. Ancak geçmişte olduğu gibi şimdi de BM görmezlikten gelerek sorunu ötelemektedir.Batıda defalarca ayrımcılığa maruz kalan Yahudiler; Birinci Dünya Savaşı’nda İngiliz savaş ekonomisini besleyerek, İngiliz hükümetlerinin ayakta kalmasını sağlamışlardır. Bir minnet borcu olarak İngiltere, 1917’de Balfour Deklarasyonu ile Osmanlı engeline takılan Yahudilerin önünü açmıştır. Deklarasyondaki “yurt” ifadesini Yahudiler, “Tevrat’ta kendilerine Vadedilmiş Topraklar “ olarak anlamışlar ve siyasetlerini bunun üzerine bina etmişlerdir. İşte Sayın Cumhurbaşkanı’nın BM Genel Kuruluna haritalarını göstererek sorduğu sorunun hikâyesi böyle başlamıştır. Burada can alıcı ve Cumhurbaşkanının sorusu altında saklı asıl soru “Vadedilmiş Topraklar” neresidir?Arz-ı Mev’ud veya Kitab-i Mukaddes’te Yahudilere Vadedilmiş Toprakların sınırı tartışmalı olsa da Nil ile Fırat arası olduğu iddia edilir. Yani sorulan sorunun cevabı da bu iddianın içindedir. Nitekim bunun güney sınırı Tuz Gölü diye tabir edilen Ürdün’deki Ölüdeniz’dir. Bu yüzden yıllardır İsrail, Yahudi yerleşim alanlarını o tarafa doğru genişletmektedir. İsrail’de yapılan son seçimlerde Netanyahu’nun en iddialı vaadi da Golan’dan sonra güneydeki sınırın ilhak edilmesi olmuştur.Bir utanç belgesi olan Balfour Deklarasyonu, daha önce, özel bir yönetim kurulması planlanan Filistin’de, İngiliz mandası ile taçlandırılmış ve İsrail’in kuruluşuna giden yolu açmıştır. İngiliz mandası altında Yahudilerin Filistin’de arazi almaları kolaylaştırılmış; onlara geniş bir istihdam sağlanarak yönetin tecrübesi elde etmelerine imkân verilmiştir. Bu haksız uygulamalar Arapları isyana teşvik etmiştir. İngilizler, 1936 yılında, başına Lord William Robert Peel’i koydukları bir kraliyet komisyonu kurup sorunu yerinde incelemişlerdir. 1937 yılında ilan edilen ve tarihe Peel Komisyonu Raporu diye geçen belge, İngilizlerin ikinci utanç belgesidir. Zira bu belgeye göre; Filistin, Araplar ile Yahudiler arsında ikiye bölünecek, üçüncü bir bölge de İngiliz idaresinde kalacaktı. BM’de gösterilen haritalardan oldukça farklı olan bu plana göre Yahudiler, Akka, Hayfa, Nasıra ve Yafa’yı içine alan küçük bir toprak parçasında devletlerini kuracaklardı.Aslında zaman başlatıldı ve yirmi yıl içinde, Filistin’de Yahudilere bir sığınma alanı olarak sunulan “yurt”, devlet kurma fikrine dönüştürüldü. Plana göre; Beytüllahim ve Kudüs; İngiliz idaresinde kalacak, geri kalan topraklarda Araplar da devletlerini kuracaklardı. Kudüs’ün statüsü her iki tarafı da memnun etmedi ve bu plan çöpe atıldı, ardından bölgede çatışmalar başladı. Bu tarihten sonra on yıl boyunca, yeni planlar yeni düzenlemeler yapıldı.BM’nin Cemiyet-i Akvamdan devraldığı en önemli problem, Filistin meselesi oldu. Ama nafile. Hiçbir çözüm üretilemedi ve nihayet 1947 taksim planı Araplara dayatıldı. Buna göre; Filistin’de yine üç bölge kurulacaktı. Kudüs ve Beytüllahim BM denetimine geçecek, geri kalan toprakların yüzde 56’sı Yahudilere; yüzde 42’si de Araplara verilecekti. Tabi ki bu adaletsiz taksim de işe yaramadı. Araplar haksızlığa uğradıklarından; Yahudiler de Arz-ı Mev’ud’u sınırladığından karşı geldiler. 1948 yılında İsrail Devleti’nin kurulmasıyla Araplar için yeni bir felaket başladı. BM takip eden yirmi yıl boyunca da yeni bir çözüm üretemedi, daha doğrusu üretmek istemedi. Nihayet 1967 savaşı oldu ve İsrail’e Vadedilmiş Topraklara giden yol tamamen açılmış oldu.Bu konuda yazılacak çok şey var ama acıtacak bir kaç soru ile bitirelim:* BM’nin, 1967 sonrası İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilmesi için aldığı kararlar niye uygulanamamaktadır?* İslam dünyası bu konuda ne yapmaktadır. Özellikle Kudüs için 1969 yılında kurulan İslam İşbirliği Teşkilatı bugüne kadar ne yapmıştır?* Arap Birliği ve genel olarak Arapların, Filistin konusundaki gerçek fikirleri nedir?Arz-ı Mev’ud, Türkiye’nin bir kısım topraklarını da içine aldığına göre; bugüne kadar Türkiye ne tür argümanlar, tedbirler geliştirmiştir?
Filistin İngiltere'ye dava açacak
Dünya
Filistin İngiltere'ye dava açacak
Filistin, İsrail'in kurulmasına ve topraklarını işgal etmesine neden olan Balfour bildirisi için İngiltere'ye dava açacağını açıkladı. Filistin Dışişleri Bakanı İngiltere'ye karşı uluslararası mahkemede dava açacağını söyledi. İsrail Başbakanı Netanyahu ise yaptığı açıklamada davanın başarısızlıkla sonuçlanacağını iddia etti.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.