Şahin'den CHP'li Yarkadaş'a tazminat davası
Gündem
Şahin'den CHP'li Yarkadaş'a tazminat davası
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Şahin, sosyal paylaşım sitesi hesabından "Şahin'in görevden alınacağı" iddiasında bulunan CHP İstanbul Milletvekili Yarkadaş'a 100 bin liralık manevi tazminat davası açtı.
AA
Balıkçı krizi: Karla mücadele kadar önemli
Gündem
Balıkçı krizi: Karla mücadele kadar önemli
Pazartesi günü binlerce aracın yolda kaldığı akşam saatlerinde İngiliz Büyükelçi Dominick Chilcott ile balıkçı lokantasında buluştuğu için eleştirilen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dün cevap verdi: “Ülkemiz ile İngiltere arasındaki ilişkiler konusunda sohbet ettik. İBB Başkanı’nın karla mücadele kadar dünya ülke temsilcileri ile kuracağı ilişki de görevidir ve sorumluluğudur.”
Yeni Şafak
CHP’li Barış Yarkadaş canlı yayında Esed’in avukatlığını yaptı
Gündem
CHP’li Barış Yarkadaş canlı yayında Esed’in avukatlığını yaptı
Suriye'de onlarca masum insanı acımadan katleden Esed rejimini canlı yayında savunana CHP'li Barış Yarkadaş, Suriye'de sivil halkın öldürülmesinin bir algı operasyonu olduğunu savundu.
Diğer
Herkesin hayatına kimse karışamaz!
Herkesin hayatına kimse karışamaz!
Barış Yarkadaş, şu meşhur 10yearschallenge şeysi kapsamında Lübnanlı bir porno oyuncusunun başı kapalı ve açık fotoğrafı kullanılarak servis edilen “özgürleştim diye linç edilmem değil mi?” kurgusal tweetini dolaşıma sokunca hiç şüphem kalmadı. Bu son zamanlarda BBC eliyle ve twitter marifetiyle yaygınlaştırılan “başımı açınca özgürleştim” kampanyası tam bir operasyondur.Video: Herkesin hayatına kimse karışamaz!Deyin ki bana “niçin Barış Yarkadaş dolaşıma sokunca inandın?” Ben de size “lise öğrencilerinin okuma gruplarından rejim krizi çıkarmaya çabalayan Barış Bey sanırım seviyor böyle işleri” diyerek kapatayım o bahsi.Önce bir konuda anlaşalım. Tesettürün yani bedenin Allah’ın izin verdiği sınırlar dışında kalan bölümlerinin gösterilmemesinin Müslümanlara farz olduğuna inanıyorum. Kadın tesettürünün şekli konusunda ise yaygın ve “gelenekli” olana itibar ediyorum. Yani “bileklerden itibaren eller, yüz, bileklerden itibaren ayaklar dışında kalan beden bölümlerinin mahremi olmayanlara gösterilmemesi” olarak algılıyorum kadın tesettürünü.Anlaştıysak devam edelim. Tesettürün, fakat daha da detayda başörtüsünün, “Müslüman ve özgür kadınların sembolü” olduğunu öğreniyoruz tarihten. İslam tarihinin hiçbir döneminde gayrimüslim, köle ya da cariye kadınların örtünmesi söz konusu değildi. Dolayısıyla başörtüsü bu yanıyla Müslüman ve özgür kadını Müslüman olmayan köle kadından ayırıyordu. Bugün elbette aynı normatif bakışla ilerlemiyor başörtüsü durumu.“Başımı açınca özgürleştim” kampanyasının ise bu kadim durumla hiç ilgisi yok elbette. “Özgürleşme” kavramı daha çok “dini zorunlulukların insanda oluşturduğu manevi baskı ortamından kurtulup dilediğince sekülerleşme” olarak sunuluyor kampanyada. Dans etmek, şarap içmek ve benzeri unsurların bolca kullanıldığı bir kampanya dilinden söz ediyoruz zira.Şuradan devam edelim. Ülkemizde yetişkin bir birey, başını örtmek-açmak konusunda bütünüyle ihtiyar sahibidir. İsterse açar, dilerse kapatır. İsterse önce açar, ardından kapatır. Dilerse önce kapatır, ardından açar. Üstelik isterse bu kararlarının her birini kamusal alanda çeşitli cümleler eşliğinde paylaşabilir. Dolayısıyla, pek ihtimal vermemekle birlikte, bu kampanyanın etkisiyle samimi olarak aldığı bir kararı toplumla paylaşma gereği duyan biri olduysa onlarla ilgili sorun sayım “sıfır”dır. Bana nedir. Açılsa da bana nedir, kapansa da bana nedir, bunu ilan etse de bana nedir, etmese de bana nedir.Benim derdim, bu kampanyanın tuhaf ötesi dili ve önermeleri iledir.“Kadın özgürleşmesi” kavramının bugün bütün sınırlarını modern/seküler dünyanın belirlediğini ayrıca konuşmaya lüzum yok elbette. 20. yüzyılın bütün bir feminist külliyatı, modern kadın hareketleri ve benzeri unsurlarla belirlenmiş bir alandan söz ediyoruz “kadın özgürleşmesi” derken.Meseleyi biraz daha derinleştirerek devam etmek gerekirse aslında “özgürleşme” kavramının bizatihi kendisi hümanizm ve materyalizmin ilmek ilmek dokuduğu “kutsalsız hayat” fikrinin doğal bir sonucudur. “Baba otoritesini, aile otoritesini, toplumsal normları geçerek ilerlemek; finalde göksel/kutsal otoriteyi ve normları da reddederek özgürleşmek… Dahası da var. Böylesi bir “özgürleşme” tanımının dışında kalan bütün “özgürleşme” tanımlarını da reddetmek, ötekileştirmek ve boğmak.Dağıtmayayım. Derdim şu: Bir kadına başörtüsünü çıkararak özgürleşebileceğini vaz’etmek sekülarizmin çektiği planlı bir numaradır. 2010’lu yıllar boyunca tüm dünyada bütün bir yayın dünyasının başat meselesinin “Müslüman kadınlar ve kadın hakları” olması da boşuna değildir, BBC’nin “açılınca güzelleştik” konulu dosyalar yapması da boşuna değildir, 10yearschallenge şeysi üzerinden “başını açıp şarap içen kız” kodlaması yapılması da boşuna değildir.Dertleri Müslüman kadınlarla, Müslüman erkeklerle falan değildir. Dertleri topyekûn bir “tehdit algısı” olarak gördükleri İslam iledir.Dolayısıyla 10yearschallenge ile “hadis usulü yalan söylemenin yöntemidir” cümlesinin kurulmasını yan yana okumadan doğru anlayamayız meseleyi. Ahundov’u imdada çağıran adamla Aliya’yı yıpratmaya çalışan adamın yapmaya çalıştıklarını yan yana düşünmezsek ıskalamış oluruz meseleyi.Bugün, dünyaya “değişik bir şey” söyleme ihtimali olan yegâne topluluk -hepimiz bunun farkında değilmişiz gibi davransak da- Müslümanlardır ve küresel kapitalist düzen bundan nefret etmekte, bulabildiği her fırsatla ön almaya çalışmaktadır.Küresel kapitalist dünyanın derdi de umuru da başörtüsü değildir. Kendi varlığının devamını “sekülerleşme, daha da sekülerleşme, pür sekülerleşme” olarak belirlemiş bu lanetli düzenin aklı tek bir şeye erer: “Herkes tamı tamına benim onlara kodladığım gibi düşünürse benim gemim asla batmaz.”Barış Yarkadaş’ın, BBC’nin, aptal FETÖ mensuplarının falan alet olduğu düzen işte o düzendir, başkası değil.
CHP de değişir mi?
CHP de değişir mi?
Son seçim sonuçlarının siyasal alan hakkındaki bütün ezberlerimizi yeniden gözden geçirmemizi gerektiren bir değişimi işaret ettiğini söylemiştik.Video: CHP de değişir mi?Nesiller değişiyor, insanlar değişiyor, değerler değişiyor, söylemler, hassasiyetler, husumetler değişiyor. Aslında bütün bu değişimler belki de siyasal alanın tabiatı hakkında hiç değişmeyen ama bizim çoğu zaman idrak etmekten uzaklaştığımız bir yanını hatırlatıyor: Siyasal alan değişimin alanıdır. Bazen rakiplerle, bazen şartlarla, bazen kendimizle etkileşerek değiştiğimiz bir alandır. Bu alanı, bu alandaki aktörlere yakıştırdığımız rollerle sabit zannedip bütün hesabımızı ve siyasetimizi ona göre belirlediğimizde esasen siyasetin kendisini ıskalamış oluruz. Siyaset özü itibariyle metafizik bir alan değil, sürekli değişen bir alandır.Dolayısıyla başlıktaki soruya hemen ve başta cevap verelim: CHP de değişir.Bu değişim kendisi için veya herkes için iyi midir kötü müdür, bunun takdiri apayrı bir konudur. Son seçimlerde metafizik siyaset algımıza ait bütün unsurların nasıl değiştiğini gördük nasılsa. Bir araya asla gelemeyeceği önkabulüne sahip olduğumuz bütün partiler, şaşılacak buluşmalar gerçekleştirip, yepyeni harmanlar oluşturdular.Kürt seçmeni temsil iddiasındaki, hatta varlık sebebi bu zulümler olan HDP, CHP’ye oy devşirdi. O da bir şey mi? PKK ile ilişkisini bildiği halde ulusalcı, üniter devletçi, hatta (en azından birçoğunda) neredeyse Kürt düşmanı boyutunda bir ırkçılığa meyilli CHP seçmeni bu seçimde PKK’nın ve FETÖ’nün açıkça destek çağrısında bulunduğu CHP adayına oy vermekten geri durmadı. Bırakın yetmiş yıl öncesini daha on yıl öncesine kadar başörtüsü zulmüne, katsayı ırkçılığına maruz kaldığı CHP’nin adayına başörtülü muhafazakarlar oy verdi.O cephede bu olurken Cumhur İttifakı’nda durum farklı mı gelişti? MHP ve AK Parti’nin ittifakı 15 Temmuz’a kadar düşünülebilecek bir şey miydi? Ekrem İmamoğlu’nun aslında CHP’yi yeterince temsil etmediği yönünde söylemler var. Doğrudur, bildiğimiz CHP profiline hakikaten uymayan biri ve topladğı oyları büyük ölçüde tam da bu bilinen CHP çizgisinden uzaklaşabilmiş olmasına borçlu. Ama zaten siyasi partileri değiştiren tam da böyle şeyler oluyor. Bugün Kılıçdaroğlu’nun yönettiği CHP’nin de Baykal dönemindeki CHP ile aynı olduğunu kim söyleyebilir?Kabul etmek gerekir ki, CHP iktidara gelmek için bir zamandır büyük çaba sarfediyor, toplumu eskisine nazaran çok daha iyi anlamaya çaba sarf ediyor, topluma yaklaşmaya çalışıyor. Eskiden bildiğimiz, anket yapmak yerine reklam yapmaya çalışan bir Kılıçdaroğlu bile yok. Artık anket de yapıyor, yaptığı anketlere göre de siyasetini de söylemini de ayarlamaya çalışıyor.Açıkçası, CHP bu haliyle kendini fazlasıyla aşıyor. Özellikle İstanbul için aday olarak İmamoğlu gibi, cumalara giden, taziyelerde Kur’an okuyan, muhafazakar kültüre aşinalığı olan birini aday göstermesi bile bu değişim için kendi içinde bir çatışmayı göze aldığını da gösteriyor. Nitekim kendi içinde bu kaçınılmaz kavga çıkıyor, ancak CHP’nin bu kavgayı yaşamadan ve bu yaşanacak bu kavgayı iyi yönetemeden gerçek anlamda değişmesi mümkün olmayacak.CHP’nin iktidara gelebilmek için milleti adam etmek yerine milletin huyuna suyuna gitmeyi öğrenmesi neresinden bakarsanız kötü bir şey değildir. Bir bakıma CHP’yi bu değişime zorlayan, onu bu kulvara sürükleyen aslında AK Parti’den başkası değildir. Bugün CHP’nin içine girdiği bütün arayışlar onu AK Parti’nin yıllardır takip etmekte olduğu modeli ve yolları işaret ediyor.AK Parti’nin Türk siyasetine böylece en ironik katkısı kendi muhalefetini de değiştirmesi yoluyla oluyor. İronik, ama gerçek. AK Parti, kendi aleyhine de olsa nihayet CHP’yi değiştirmiş oldu. İstanbul’da İmamoğlu figürüyle, ister profilin kendi tabiatı itibariyle isterse de özenle çalışarak yakalamaya çalışılan şey AK Parti’nin kuruluşundan beri takip ettiği siyaset. Son seçimde CHP’den gelen atak ve AK Parti’nin sergilediği ihmal ve ihlaller CHP’ye başarı için önemli bir alan bırakmış oldu.CHP’nin bu değişiminin daha milli bir çizgiye yaklaşmak olarak gelişmesi mukadderdir. İstanbul’un yönetiminin 1453’ü zulmün başlangıcı olarak gören bir anlayışla olmayacağını görmesi de bu sayede mukadder olacaktır.CHP mutlaka değişmektedir. Bunun nereye doğru olacağını hep birlikte göreceğiz. Kendi içindeki mücadeleyi kimler kazanacak? Hiç değişmeyen başörtüsü düşmanı İslamofoblar, ırkçılar, yabancı düşmanları, seçkinciler bu değişim iradesine nereye kadar direnebilecekler?Onlardan da CHP içindeki bu değişim seyrine karşı klasik CHP ezberini hatırlatan epey şey göreceğimiz kesin. CHP’li Barış Yarkadaş’ın başörtülü hakimler üzerine söyledikleri gibi. Buradan “CHP’de değişen bir şey yok” ezberine hemen atlayacak da çok.Oysa yapılması gereken, ülke yararına olacak işlerde, vatan, millet, devlet, bayrak ortaklığında ve bilhassa evrensel değerler planında partilerin birbirleriyle olumlu bir rekabet içinde hissetmektir.AK Parti yılların CHP’sini bile değiştirebilmiş bir gücü yakalamışken kendisinin de değişimden muaf olmadığını bilmesi gerekiyor.Ezmanın teğayyuru ile ahkam bile değişirken, şartların değişmesiyle birlikte siyasetlerin, kadroların ve söylemlerin de değişmesi veya güncellenmesi mukadderdir.
CHP'li Barış Yarkadaş'tan Halk TV ekranlarında beyin yakan 'korona' hesabı
Gündem
CHP'li Barış Yarkadaş'tan Halk TV ekranlarında beyin yakan 'korona' hesabı
CHP eski Milletvekili Barış Yarkadaş, Halk TV'de katıldığı programda garip bir iddiada bulundu. Yarkadaş, Türkiye'de gerçek enfekte sayısını, yapılan test sayısının 444 ile çarpılarak bulunabileceğini ve dolayısıyla şu an 40 milyon kişinin koronavirüs olduğunu iddia etti. Üstelik bu iddiasını da konuştuğunu ileri sürdüğü bazı doktorlara dayandırdı. Yarkadaş'ı Prof. Dr. Serdar Savaş bile ikna etmekte zorlanırken, beyin yakan bu hesap sırasında İsmail Saymaz'ın kendini gülmekten alamaması da dikkatlerden kaçmadı.
Diğer
İstanbul Valiliği barış Yarkadaş'ı yalanladı
Gündem
İstanbul Valiliği barış Yarkadaş'ı yalanladı
CHP'li Barış Yarkadaş'ın dün sosyal medya hesabından yaptığı, "İstanbul Valiliği 29 Ekim kutlamalarının yapılmaması talimatını verdi" paylaşımının yalan olduğu ortaya çıktı. Valilik konuyla ilgili açıklamasında, "Her yıl olduğu gibi bu yıl da kutlamalar coşkuyla yapılacaktır" vurgusunda bulundu.
Yeni Şafak
İstanbul Valiliği Barış Yarkadaş'ı yalanladı
Gündem
İstanbul Valiliği Barış Yarkadaş'ı yalanladı
CHP'li Barış Yarkadaş'ın dün sosyal medya hesabından yaptığı, "İstanbul Valiliği 29 Ekim kutlamalarının yapılmaması talimatını verdi" paylaşımının yalan olduğu ortaya çıktı. Valilik konuyla ilgili açıklamasında, "Her yıl olduğu gibi bu yıl da kutlamalar coşkuyla yapılacaktır" vurgusunda bulundu.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.