Fetih ruhu ve rüyası
Fetih ruhu ve rüyası
Fetih ruhu’nun bu ülkede bir karşılığı var mı, insanları kanatlandırmaya yarar mı, bilmiyorum.Ama Türkiye’nin özellikle seküler aydınlarının fetihle işgali karıştırdıklarını biliyorum. Fetihle işgali karıştıran Müslüman bir toplumun aydınının zihni işgal altındadır, iğdiş edilmiştir, diyorum.Bilim, düşünce, sanat, siyaset ve ahlâkta büyük açılımlar, insanlığın önünü açan çığır açıcı atılımlar nasıl gerçekleştirilir?Fetih ruhuyla...Eşyanın hakikatini keşfetme çabasıyla...Eşyanın hakikatini keşfet...
Tamamlanamayan
Tamamlanamayan
Her şeyin yolunda gittiğini düşündüğümüz zamanlarda bile, hani ortada hiçbir şey yokken birileri bize güzel bir şeyler söylediğinde, şöyle bir geçerken göz ucuyla içimizde açan bir mine çiçeğinin farkına varıverdiğimizde, öyle eflatun, öyle ince, öyle dokunaklı, işte öyle bir anda bile, denizin gelip bizi bulduğu bir esintili öğle sonrasında, sessizliğin yumuşacık bir yorgan gibi gelip üstümüzü örtüverdiğinde, seslerin bütün hoyratlığını, bütün sertliğini gideriverdiğinde neredeyse, bir çocuk yü...
​ Paradan başka bir şey düşünmeyen müzisyen ​
​ Paradan başka bir şey düşünmeyen müzisyen ​

Hayatta iken çok büyük paralar kazanan ünlü Alman besteci ve opera şefi Richard Strauss, bazılarına göre paradan başka bir şey düşünmeyen bir müzisyenmiş.

Öyle ki, bir gün oğlu, “Baba prova için ne kadar para aldın?” diye sorunca, sevinçle gözleri dolan Strauss’ın oğlunu bağrına basarak, “Artık gerçek oğlum olduğunu biliyorum” dediği rivayet edilir.

Bilgiler, VakıfBank Kültür Yayınları, Pulitzer ödüllü müzik eleştirmeni Harold C. Schonberg’in yazdığı “Büyük Besteciler” isimli eserden

Kitapta Wolfgang Amadeus Mozart, Joseph Haydn, Richard Wagner, Pyotr İlyiç Çaykovski, Ludwig van Beethoven, Richard Strauss ve Frédéric Chopin gibi müzik tarihine damgasını vuran onlarca sıra dışı bestecinin sıra dışı hikayeleri yer alıyor.

**

Kitapta ünlü bestecilerle ilgili çok ayrıntılı hikayeler var ancak ben okuyabildiklerimden ve kitabın tanıtım yazısından bana ilginç gelen yanları paylaşayım;

Claudio Monteverdi; İtalyan müzisyeni, opera bestecisi, şarkıcısı;

İtalyan kenti Cremona’da 1567’de doğmuş. Babası doktor.

16 yaşındayken Cremona Katedrali’nde çalışmaya başlıyor.

Parasızlık ve düşük ücretle çalıştırılmak onu asabi mizaçlı yapmış.

46 yaşında döndüğü Venedik’te iyi bir işe, bol paraya ve üne kavuşuyor.

77 yaşında öldükten sonra unutuluyor.

İş için ikinci kez saraya çağrıldığında verdiği cevap haksızlığa maruz kalan milyonlarca ücretlinin duygularının ifadesiydi; “Hakkım olanı istemek için her gün hazinedara gitmek zorunda kalırdım. Tanrı şahidimdir, bana ait olan için hazinedara avuç açmak mecburiyeti doğduğunda hissettiğim alçalmayı hayatım boyunca yaşamadım.”

**

Johann Sebastian Bach Alman besteci ve orgcu. Döneminde orgcu olarak bilinirdi. 19. yüzyıldan beri dünyanın en büyük bestecilerden biri olarak kabul edilir.

9 yaşında annesini, 10 yaşında babasını kaybedince evin geçimi orgcu abisine kaldı: Kendisi de kilisede hem orgcu hem soprano olarak çalıştı.

30 yaşında üne kavuştu.

İki kez evlendi. 20 tane çocuğu vardı.

Ailenin en zengini olmasına rağmen cimriydi. En ufak harcamada bile ellerinin titrediğini söylüyorlar.

Yaşamının son döneminde gözlerini kaybetti ama çalışma enerjisini kaybetmedi.

65 yaşında öldü. İkinci eşi kimsesizler mezarlığına gömüldü.

**

Müziğin altın çocuğu Mozart (1756-1791)

Henüz üç yaşındayken piyanoda sesleri ayırt edebilen Avusturyalı Wolfgang Amadeus Mozart, beş yaşında yarım saat içinde bir müzik parçası öğrenirdi.

Altı yaşına geldiğinde beste yapmaya başladı.

35 yıllık ömrüne Figaro’nun Düğünü, Saraydan Kız Kaçırma, Klarnet Beşlisi, Requiem ve Türk Marşı’yla birlikte yüzlerce eser sığdırdı.

Art arda, şöhreti de, gözden düşmeyi de, sefaleti de tattı.

**

Ludwig van Beethoven Alman bestecisi (1770-1827)

Yoksul bir ailenin çocuğuydu. Babası çok yetenekli olduğunu görünce, pek küçük olmasına rağmen, eve para getirmeye zorladı. Sekiz yaşında oğluna ilk konserini verdirdi.

Ölümünden 10 yıl önce sağır oldu.

Ünlü 9. Senfoni’yi sağırken yazdı.

Richard Wagner, Alman bestecisi (1813-1883).

Alacaklılarının elinden kurtulmak için Münih’e gidip Bavyera kralının yanına sığındı.

Venedik’te ansızın öldü.

Piotr Çaykovski Rus bestecisi (1840-1893).

Ailesinin hukukçu yapmak istediği Çaykovski kendini müziğe verince yoksulluk çekmeye başladı.

Kader, yoluna zengin bir dul olan Madam von Meck’i çıkardı; Von Meck, Çaykovski’ye on iki yıl rahat geçimini sağlayabilecek bir gelir bağladı. Ama hiç bir zaman besteciyle yüz yüze gelmedi.

**

Avrupa’da soylu ve zengin ailelerin saray ve köşklerinde müzisyen istihdam etme modası vardı.

Aileden zengin ve şehirli olanı da var, aileden yoksul ve köylü doğanı da.

Birçoğu gerçekten doğuştan dahi, bir kısmı da yeteneklerini keşfetmiş ve kendini geliştirmiş.

Gelecek kaygısı ve şöhreti kaldıramama neredeyse hepsinin ortak noktası oldu.

Hepimiz gibi.

Ancak ihtiyaçlar giderildiğinde de çoğu savurgan ve müsrifler.

Yine hepimiz gibi.

Çoğu genç yaşta ölmüş, hayatlarının son dönemleri de yoksulluk içinde geçmiş.

İktisat ve kanaat herkese lazım; para varken de yok iken de.

Orkestrayı yönetmek kolay, parayı yönetmek zordur.

Beethoven sahnede
Hayat
Beethoven sahnede
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, E.C.A. sponsorluğundaki 48. İstanbul Müzik Festivali, 2-25 Haziran tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak. Festival bu yıl Beethoven’ın Aydınlık Dünyası temasıyla bestecinin ikonik eserlerine, yeni eser siparişlerine ve ondan esinlenen yeni projelere yer veriyor. Aynı zamanda müzik festivali Beethoven’in tüm eserlerini yorumlayıp kaydeden dünyadaki tek piyanist İdil Biret’in yanı sıra Evelyn Glennie, Konzerthausorchester Berlin&Vikingur Olafsson, Beethoven&David Bowie ‘Rabel Rabel’, ‘Bebeklere Beatles’, Wiener Akademie, Borodin Quartet gibi heyecan verici konserlere ev sahipliği yapacak.
Yeni Şafak
Adnan Saygun + Hartmann + Stradivarius…
Adnan Saygun + Hartmann + Stradivarius…

Gedik Holding’in finanse ettiği Gedik Eğitim ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı bünyesinde kurulan Gedik Filarmoni Orkestrası hafta başında ilk konserini verdi.

Video: Adnan Saygun + Hartmann + Stradivarius…

Ama ne konser… Tarihe not düşülecek bir etkinlik olduğunu söylersek abartmış olmayız.

Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı olarak kabul edilen 19 Mayıs 1919’un 100. yıldönümü nedeniyle Orkestra, bu ilk konseri ‘19 Mayıs ruhuna’ armağan ettiğini söylüyor. Keşke bunun iletişimini çok daha köklü yapsalar ve de bu konseri ya da bir başkasını 19 Mayıs civarına yerleştirselermiş…

Konser programının oluşturulmasında belli ki bu ruh etkili olmuş… Bir dönem İstanbul’da yaşayan Franz Liszt’in “Prometheus” adlı senfonik şiiri, önünde dünya otoritelerinin saygıyla eğildiği ve ne hikmetse bizden çok Batı’daki metropollerde eserleri sıklıkla çalınan büyük bestecimiz Ahmed Adnan Saygun’un 1967 yılında bestelediği “Keman Konçertosu” ve Ludwig van Beethoven’ın kahramanlık, özgürlük, eşitlik temalı “3. Senfoni”si (Eroica)…

Özellikle Ahmed Adnan Saygun’un bu eserinin seslendirilmesi çok heyecan verici…

Ahmed Adnan Saygun, en önemli ‘yerli ve millî’ kültür değerlerimizden biri. 1991 yılında kaybettik maalesef… Yalnızca besteci değil, müzik eğitimi ve etnomüzikoloji alanlarındaki çalışmalarıyla, Türk müziğine katkılarıyla da müzik tarihine geçmiş dünya çapında bir kıymet bizim için…

1934 yılında 27 yaşındayken Atatürk’ün talebi üzerine iki ayda bestelediği ilk ulusal operamız olan Özsoy, Yunus Emre Oratoryosu, Kerem, Köroğlu ve Gılgamış operaları, İnci’nin Kitabı adlı piyano süiti en bilinen eserlerinden…

Saygun’un ilk büyük eseri olan Yunus Emre Oratoryosu, bir Türk besteci tarafından bestelenmiş ilk oratoryodur ve tamamı Yunus Emre’nin şiirlerinden oluşur… İngilizce, Fransızca, Almanca ve Macarca’ya çevrilen oratoryo, 1947 yılında Paris’te seslendirilmiş… 1958 yılında da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda çalınmış… Sonra da Budapeşte, Viyana, Bremen, Berlin, Vatikan, Moskova, Astana ve pek çok merkezde…

Ne yazık ki eserlerini ülkemizde çok sık dinleme şansımız olmuyor. Gedik Filarmoni Orkestrası’nın konserinde bu eseri Alman keman virtüözü Rebekka Hartmann seslendirdi.

Rebekka Hanım başlı başına bir fenomen… Saygun’un eserlerini daha önce de sık sık çalmış ve pek çok eserini de kaydetmiş. Saygun’un keman konçertosu için “bir şaheser” diyor. Eserin güçlü, enerjik, ritmik yapısından ve ruhanî derinliğinden çok etkileniyormuş… Hartmann, eseri 1675 yapımı bir Antonio Stradivarius kemanla çaldı. Çok özel bir performanstı…

Gedik Sanat’ın Genel Sanat Yönetmeni Caner Akgün çalışmalarının amacının “Türk bestecilerinin ilk seslendirilişlerini yapmak, yeni eserler sipariş etmek, aynı zamanda da bu eserlerin doğru ve sağlıklı bir şekilde arşivlenmesini sağlamak” olduğunu söylemiş.

Bu sözleri mutlaka duymak, desteklemek ve yaygınlaşmasını sağlamak gerek… Millî kültürümüz, onu korudukça, büyüttükçe ve tanıttıkça gelişecektir…

  • En yerli Coca-Cola (mı?)
  • Ramazan ayına özel bazı ritüeller, dinî gerekliliklerle ilgisi olmasa da bu ayın ayrılmaz birer parçası olmuştur. Mahyâlar mesela… Ramazan pidesi… Güllaç… Bir de kapitalizmin en vahşi gülü Coca-Cola reklamları…
  • Coca-Cola her yıl Ramazan ayında öyle başarılı, mesajı doğru, anlamlı reklamlar yayınlıyor ki bir sene sonra ne yapacaklarını en azından iletişim tekniği açısından merakla bekler olduk. Sermayesinin ne olduğu dahi belli olmayan, ancak Müslüman olmadığından emin olduğumuz bu sapına kadar Amerikan markası, Ramazan ayının anlamını çoğu Müslümandan neredeyse daha iyi anlamış gibi görünüyor.
  • Bu yıl biraz da siyasi atmosfere gönderme yaparak farklılıklara rağmen bir arada olmanın değerini anlatan dostluk, komşuluk, arkadaşlık temalarının altını çizen, bir reklam filmini yayına sokmuşlar. Müzik olarak Ajda Pekkan’ın 1975’te seslendirdiği, bugünkü çocukların bile bildiği “Hoşgör Sen” şarkısını kullanmışlar. Sözleri biraz değiştirilmiş tabii: “Farklılıklar olsa da hiç takılma bunlara, bizi biz yapan bunlardır unutma”…
  • Kitlelerle iletişim kurmak isteyenlerin uyması gereken bazı kurallar var. Mesela, hedef kitlenin değerlerine uygun davranmak, yalın olmak ve duygulara hitap etmek… Bunları doğru düzgün yapmazsanız, iletişimin temel amacı olan ‘davranış değişikliği’ni sağlayamazsınız… Davranış değişikliği dediğimiz şu durumda Coca-Cola satışını artırmak elbette… Tabii bulunduğu her ülkenin kültür ve değerlerine göre pozisyon alarak…

5. Senfoni’yi bir de böyle izleyin
Hayat
5. Senfoni’yi bir de böyle izleyin
Beethoven tarafından bestelenen 5. Senfoni, bilgisayar oyunlarıyla harmanlanınca ortaya dikkat çekici görüntüler çıktı. Bilgisayar oyunundaki karakterin yolculuğunu şekillendiren notalar, izleyenleri ekrana kilitlemekle kalmayıp adeta hipnotize ediyor.
Diğer
Beykozlu Mozart'ın
sesini YÖK duydu
Gündem
Beykozlu Mozart'ın sesini YÖK duydu
YÖK, Beykoz'un 'Mozart'ı otizmli Yunus için harekete geçti. Dünyada Mozart, Beethoven, Chopen gibi sanatçılarda görülen, 'absolut kulağa' sahip 19 yaşındaki Yunus, bir hayırsever tarafından hediye edilen piyanosuyla yeteneğini sergilerken, konservatuvar kapılarının kendisi için de açılacağı günü sabırsızlıkla bekliyor.
Yeni Şafak
Türk’ün şanını Avrupa’ya duyurdu
Hayat
Türk’ün şanını Avrupa’ya duyurdu
Avrupa Müzik Akademisi tarafından düzenlenen “Şan Yarışması”nda en büyük ödül olan “Beethoven Ödülü’’nü kazan ilk Türk Arda Doğan, başarısını 12 yıllık sahne tecrübesine bağlıyor. Doğan “Yarışma sonrası jüri, şarkıcılığımın ve müzikalitemin yanı sıra iyi oyunculuğumun da ödülü almamda etkisi olduğunu söyledi” diyor.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.