Behçet Necatigil'in hayatı sergiyle anlatıldı
Hayat
Behçet Necatigil'in hayatı sergiyle anlatıldı
Türk edebiyatının ünlü şairi Behçet Necatigil'in hayatının anlatıldığı “Sevgilerde Behçet Necatigil 100 Yaşında Sergisi” Beşiktaş Fulya Sanat Merkezi'nde açıldı.
IHA
Necatigil yok şimdi belki bir gün olmuştur
Hayat
Necatigil yok şimdi belki bir gün olmuştur
Edebiyatımızın büyük şairi Behçet Necatigil, 'Sevgilerde/ Behçet Necatigil 100 Yaşında' adlı kapsamlı sergiyle anılıyor. Aile arşivinden derlenen sergi, usta şairin dünyasını yakından tanımak için müthiş bir fırsat.
Yeni Şafak
Sergiden müzeye: Edebiyat Müzesine önsöz
Hayat
Sergiden müzeye: Edebiyat Müzesine önsöz
Türk edebiyatının beş büyük ismi Behçet Necatigil, Cevdet Kudret, Turgut Uyar, Tomris Uyar, Edip Cansever ve Sevim Burak’ın aileleri tarafından bağışlanan özel eşyaları okurla ilk kez Edebiyat Müzesine Önsöz adlı sergide buluştu. Okurlar yazarın mutfağında ağırlanırken bağışta bulunan yazarların aileleri edebiyat müzesinin bir an önce hayata geçirilmesini heyecanla bekliyor.
Yeni Şafak
Rasim Özdenören (20 Mayıs 1940 - 23 Temmuz 2022)
Fatma Barbarosoğlu
Rasim Özdenören (20 Mayıs 1940 - 23 Temmuz 2022)
Behçet Necatigil’in “Kitaplarda Ölmek” şiirini bilir (mi)siniz...“Evvel giden” yazarı ve şairi uğurlarken her defasında Kitaplarda Ölmek’i de hatırlarım. Ömür dediğimiz, parantezin içinde kaydı tutulmuş yıllar mıdır sadece?Kitaplarda ÖlmekAdı, soyadıAçılır parantezDoğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bittiKapanır, parantez.O şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadıBir parantez içinde doğum, ölüm yılları.Ya sayfa altında, ya da az ilerdeEserleri, ne zaman basıldıklarıKısa, uzun bir liste.Kitap adlarıCan ...
Bir radyo oyunu olarak Naîmâ Tarihi
Hayat
Bir radyo oyunu olarak Naîmâ Tarihi
İlk resmi Osmanlı Vakanüvisi olan Naima’nın, Naima Tarihi 1967 yılında Behçet Necatigil tarafından İstanbul Radyosu için radyo oyunu olarak yazıldı. Yirmi altı temsilden oluşan radyo oyunları kitap olarak raflarda yerini aldı.
Yeni Şafak
Necatigil'in şiiri Türkiye’yi birleştirir
Hayat
Necatigil'in şiiri Türkiye’yi birleştirir
Selim İleri’nin edebiyatımızın önemli isimlerinden Behçet Necatigil’in 20’inci ölüm yıl dönümü için kaleme aldığı Kırık İnceliklerin Şairi, bu kez şairin doğumunun 100. yıldönümü vesilesiyle okurla buluştu. Selim İleri, şairin bizi, sorunlarımızı, Doğulu-Batılı meselesini en çok yanıstan isim olduğunu söylüyor. İleri'ye göre Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu birleştirici güce Necatigil şiirleri yardımcı olabilir.
Yeni Şafak
“Bile yazdım adım ile adını”
“Bile yazdım adım ile adını”
Bile/Yazdı, Behçet Necatigil’in, (kendi kelimeleriyle) Türkçenin çok yönlü anlatım olanaklarına tanık, tek sözcükte ya da sözcükler arası anlam kaymalarına yaslanan şiirlerin, şiir uçlarının, Divan şiirindeki müfred’leri, mısra-ı bercesteleri düşündüren dizelerinin yer aldığı kitabının adıdır.Video: “Bile yazdım adım ile adını”Necatigil, okurunu fazla yormak istememiş ya da zamanla Divan şiirine daha çok yabancılaşılacağını gözetmiş olmalı ki, kitabına Bile/Yazdı adını vermesinin nedenini kendisi bizzat şöyle açıklamış:“Bir adda kaç anlam? Görünüşte bir, aslında çok adı var bu kitabın. ‘Bile’ ile ‘yazdı’ arasına o eğri çizgi, birçok anlam aynı anda düşünülsün diye kondu.“‘Bile’ sözcüğünün, dilbilgisinde, belirteç ve bağlaç olarak, eylemin umulmazken olduğunu ya da umulmayan biri tarafından yapıldığını ya da umulmayan bir tümleçle ilgisini belirten örnekler, örneğin Türkçe Sözlük’te ‘Bile’ maddesinde bulunur.“‘Bile’ eski metinlerde ‘birlikte, beraber’ anlamında da kullanılıyordu. Bile ağlardı ağlasan enhâr / Bile inlerdi inlersen kûhsar (Sen ağlasan nehirler de birlikte ağlardı / İnlesen dağlar da beraber inlerdi. –Başka örnekleri için Tanıklarıyla Tarama Sözlüğü’ne bakınız: Cilt 1, 1943, sayfa 99-100). Yani şiir üzerine düşünceler yazma işine bu satırların yazarı da katıldı.“Bu ‘birlikte’lik üzerinde durunca ‘Bile yazdı’nın bir anlamı da ‘Onları (başka şeyleri) yazarken bunları da yazdı’ olabilir sanıyorum.“Bir de ‘-eyazmak’ var, yani ‘yaklaşma’ fiili. Düşe yazmak, öle yazmak. (Az kaldı düşüyordum, az kalsın ölüyordu). Yazmak fiili burada sözlük anlamından kopuyor ve gövdeye, ilk fiile ‘yakınlık’ anlamı veriyor. İmdi ‘bileyazmak’ta da, bir yandan ‘bilmeye yaklaşmak, neredeyse gerçeği bulmak’ anlamı olduğu hatırlanmalıdır.“Bu beylik bilgiler; sadece, sözcükleri tek anlama almaya, akla ilk gelen, veya en yaygın anlamında kullanmaya, görmeye alışmış olanları biraz uyarmak için tekrarlandı. Bilenler bağışlasınlar!”“Bilenler bağışlasınlar!” Necatigil’in bana ‘pes’ dedirten bu rikkati ve nezaketi karşısında susmam gerektiğini biliyorum. Zaten meselem de ona bir ekleme yapmak, diğer bir söyleyişle yukarıda verdiği bilgileri doğrultmak değil, ancak yaptığı tefsiri vesile edinerek onunla ilgili birkaç hakikate değinme fırsatı bulmuş olmaktır.Her şeyden önce, Necatigil gibi Divan şiirine vakıf bir şairin, ‘bile’ kelimesinin sair örneklerini görmesi için okurunu Tanıklarıyla Tarama Sözlüğü’ne yönlendirmesi bana biraz garip geliyor. Zira, verdiği örnekte Taşlıcalı Yahya’nın (v. 1582) kokusunu (üslûbunu), Divan şiirine vukufiyeti ve Yahya’ya (bana göre) zamansal yakınlığı nedeniyle) önce onun duyması / görmesi gerekmiyor mu?Hadi diyelim, beyitin Yahya’ya ait olduğundan emin olamadı, “bile-yazdı”yı, Yahya’dan yaklaşık bir buçuk asır önce vefat eden Süleyman Çelebi’nin (v. 1422) Mevlid-i Şerif’inden de mi duymadı, görmedi.Bu bana mümkün görünmüyor, zira Yunus Emre’nin Türkçeyi imana getirdiğini söylediğimiz yerde, Süleyman Çelebi’yi aynı düzeyde zikretmemek mümkün değildir; dolayısıyla, Mevlid-i Şerif, zengin kelime haznesiyle şairler için keşfedilmesi gereken en değerli hazinedir.Süleyman Çelebi’nin ‘bile yazdı’yı kullandığı beyit şöyledir:“Zâtıma mir’at edindim zâtını Bile yazdım adım ile adını”Mevlid-i Şerif’in Miraç faslında, Refref’in Ortaya Çıkışı’yla ilgili bölümde yer alan bu beyit, ilk bakışta kolay anlaşılır gibi görünüyorsa da, hitap edenin “Şeş cihetten ol münezzeh zü’l-Celâl” olması bakımından, makro kozmos (âlem) ile mikro komos’un (insanın) yaratılışı esasında metafizik hakikatlerin kendisinde tevhid edildiği bir büyük manayı ihtiva ediyor.Buradaki mir’at kelimesi üzerinden, insanın (O’nun merbubu olarak) Rabbine ayna olmasından, adım ile adını ifadesine göre, Kelime-i Tevhid’i söylerken onda aslında Kelime-i Şehadet’i söylediğimizden hareketle, ilgili tasavvufi yorumlara yelken açabiliriz ama şu sütunun hacmi bunu taşımaz.Bundan dolayı, Necatigil gibi okuruna yardım sağlamıştır umuduyla Hüseyin Vassâf’ın Gülzâr-ı Aşk adlı Mevlid-i Şerif şerhine başvurdum ama, Hazretin bu beyitte fazlaca söz tasarrufunda bulunduğunu gördüm. Belki, beytin yüklendiği yoğun metafizik hakikati, benim gibi cahillerin elinde zarar görmesin diye sakınmış da olabilir Hazret.Bu durumda Necatigil’in şahsında şu soru kalıyor geriye:Necatigil, kendi zamanının din düşmanlığında, kendisine “gerici” denmesin diye Süleyman Çelebi’yi ve Mevlid-i Şerif’ini es geçmiş olabilir mi?Düşünelim ve görelim bakalım, nasıl bir cevaba erişeceğiz?
Necatigil’den 
77 yıllık taze sesler
Hayat
Necatigil’den 77 yıllık taze sesler
Behçet Necatigil’in Vaktin Zulmüne Karşı Yazmak - Düzyazılar III kitabı, yazarın sağlığında kitaplarına girmemiş, süreli yayınlarda, yıllıklarda kalmış yazı, söyleşileri içeriyor. 10 sayfalık kitabın beni en çok heyecanlandıran bölümü, “Bir Adamın Kuruntuları” üst başlığını taşıyan metinler oldu. Necatigil’in kızı Ayşe Sarısayın, “denemeler”, Necatigil’in kendisi ise“lirik (!) nesirler” demeyi uygun görmüş.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.