İznik'te bina yapılacak arsada bulundu: Üzeri özel yöntemle kapatıldı
Gündem
İznik'te bina yapılacak arsada bulundu: Üzeri özel yöntemle kapatıldı
Bursa’nın İznik ilçesinde yıkılan bir evin arsa temelinden Bizans dönemine ait olduğu öğrenilen dev bir küp ve tarihi ev kalıntıları çıktı. Arsada yapılan kazı nedeniyle oluşan derin çukurun çevredeki binaların zarar görmemesi için özel yöntemlerle kapatılacağı öğrenildi.
IHA
Sekiz mezar bulunmuştu, kazı çalışmaları tekrar başlayacak: Tarım arazisi olarak kullanılıyordu
Hayat
Sekiz mezar bulunmuştu, kazı çalışmaları tekrar başlayacak: Tarım arazisi olarak kullanılıyordu
Trabzon'un Akçaabat ilçesinde Bizans dönemine ait 8 mezarda iskeletler, Bizans ve Osmanlı dönemine ait sikkeler ve seramik parçaları ile 19. yüzyıla ait top ve bir kilisenin bulunduğu, tarihi 1100'lü yıllara dayanan Akçakale Kalesi'ndeki kazı çalışmalarının ikinci bölümü başlayacak.
IHA
Binlerce yıllık zehir ve gözyaşı şişelerini üfleyerek yapıyor
Gündem
Binlerce yıllık zehir ve gözyaşı şişelerini üfleyerek yapıyor
Hatay'da yaşayan 58 yaşındaki diş hekimi Şadi Asfuroğlu, aile mirası olan 140 yıllık atölyede unutulmaya yüz tutmuş cam üfleme sanatını yaşatmaya çalışıyor. Asfuroğlu, kendi tasarladığı kalıplarla Roma, Bizans ve Fenike dönemlerine ait parfüm, zehir ve gözyaşı şişelerin aslına uygun kopyalarını yapıyor.
DHA
Ayasofya’yı kitaplardan okumak
Hayat
Ayasofya’yı kitaplardan okumak
86 yıllık bir hasretin son bulduğu Ayasofya Camii için Türkçe eser literatürünün yok denecek kadar azlığı, söylemden, bilgi ve bilince geçemediğimizi göstermektedir. Öyleyse şimdi yeni okumalar yapma ve bilinç oluşturma zamanı…
Yeni Şafak
Kemerinde ’mescit’ bulunan 7 asırlık köprü görenleri kendine hayran bırakıyor
Gündem
Kemerinde ’mescit’ bulunan 7 asırlık köprü görenleri kendine hayran bırakıyor
Ana kemerinde 'mescit' bulunan ve 7 asırdır korunan tarihi Kurt Köprü, geçmiş ile günümüz arasında köprü oluyor.
Samsun'un Vezirköprü ilçesi Tekkekıran Mahallesi'nde İstavroz Çayı üzerinde yer alan ve kemerinde bulunan mescitle dikkat çeken 7 asırlık Kurt Köprü tarihi, mimarisi ve çevresindeki doğal güzelliklerle turizm için önemli mekanlardan bir tanesi olarak vatandaşların ilgisini çekiyor.
IHA
Ayasofya-i Kebir Camiinde sadece bir yere halı serilmedi: İmparatorların tac giyme alanı
Hayat
Ayasofya-i Kebir Camiinde sadece bir yere halı serilmedi: İmparatorların tac giyme alanı
İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Yılmaz, Ayasofya-i Kebir Camii’nde üzerine halı serilmeyen kare şeklindeki alanın, imparatorların taç giyme alanı olduğunu ve tarihi hatırasına binaen boş bırakıldığını söyledi. Yılmaz, "Boş bırakılan alan imparatorların tac giyme alanıdır. Alanla ilgili farklı yorumlar tarihi bilgilerle uyuşmuyor" dedi.
AA
Yunan tarihçi Ahrweiler Türkiye'nin Ayasofya kararını yorumladı: Bizans'ın ikinci çöküşü
Gündem
Yunan tarihçi Ahrweiler Türkiye'nin Ayasofya kararını yorumladı: Bizans'ın ikinci çöküşü
Türkiye'nin tarihi bir kararla Ayasofya'yı camiye çevirmesinin Yunanistan'da etkilediği deprem sürüyor. Atina yönetimi Ankara'ya karşı yaptırım ararken, tarihçi Helene Ahrweiler kararı Bizans İmparatorluğu'nun ikinci kez çöküşü olarak nitelendiriyor.
Diğer
Ayasofya, İstanbul’un fethinin ve Türkiye’nin bağımsızlığının sembolüdür
Ayasofya, İstanbul’un fethinin ve Türkiye’nin bağımsızlığının sembolüdür

Amerika’nın, 1492’de işgali, kaynaklarının yağmalanmasına yol açtı. Aynı şeyi Afrika için de, Asya için de yaptı Avrupalılar.

Karşılaştıkları coğrafyaları, kaynaklarını yağmaladılar; o coğrafyalardaki medeniyetlerin, dinlerin hayat damarlarını kesip köklerini kuruttular.

İnsanlığın birikimine saygı duymadılar. Farklı dinlere, medeniyetlere hayat hakkı tanımadılar.

“YA BANA BENZEYECEKSİN YA DA YOK OLACAKSIN!”

Karşılaştıkları medeniyetlerle ve kültürlerle iki aşamalı bir ilişki geliştirdiler tarihleri boyunca. Önce onları kendilerine benzetmeye çalıştılar. Buna asimilasyon stratejisi diyebiliriz. Sonra da eğer asimile olmaya direnmişlerse, yok etme stratejisine başvurdular. Bu da eliminasyon stratejisi.

Greklerden Romalılara, Avrupalılardan Amerikalılara kadar başka medeniyetlerle, dünyalarla bu iki negatif strateji üzerinden ilişki kurmaya çalıştılar. Makedonyalı İskender’den Amerikalı Bush’a kadar bu iki ilkel stratejiye başvurarak yaklaştılar başkalarına.

Sonuç ne?

Özellikle Amerika kıtalarının işgaliyle başlayan ve 1648 Westfalya Anlaşması’yla teorik bir çerçeveye kavuşturulan Batı hegemonyası, önce coğrafyaları işgal ederek talan etti; sonra o coğrafyalardaki medeniyetleri yok etti.

Sonuçta bütün o cafcaflı ideolojilerine, bütün dünyanın beynini yıkayan, postmodern sömürgeciliğin yeni keşif kolu olarak işlev gören “insan hakları, özgürlükler ve demokrasi” söylemlerine rağmen Batılılar farklılıklarla, farklı dinlerle, medeniyetlerle barış ve emniyet içinde nasıl yaşayabileceklerinin bir formülünü geliştirmeyi başaramadılar!

Böyle bir dertleri oldu mu?

Asla!

O yüzden 1492’de Kristof Kolomb, Amerika kıtalarının yağmalanmasının kapılarını sonuna kadar açmış oldu: Bütün Avrupalı emperyalistler, haydut devletler, İspanyol, Portekiz, İngiliz, Fransız, Alman haydutları Amerika’yı yerle bir ettiler, medeniyetlerin köklerini kazıdılar, milyonlarca insanı gözlerinin yaşlarına bakmadan katlettiler kitleler halinde!

Amerika’dan, Hindistan’dan, Afrika’dan çalınan zenginliklerle dünyaya hâkim oldular 1648 yılına gelindiğinde. 1610-1640 yılları arasında sadece İngiltere’nin ekonomisi, 10 misli büyümüştü!

AYASOFYA, BAĞIMSIZLIĞIMIZIN SEMBOLÜ

Avrupalıların dünyanın herhangi bir yerine özgürlük, barış götürdüğünün bir örneği bile yok. Aksine. Dünyanın nasıl cehenneme çevrilebileceğinin, bütün medeniyetlerin kökünün nasıl kazınabileceğinin modelini sundular.

Batılılarla ilgili ezberlerimizi çöpe atmanın zamanı geldi.

Dünya tarihinde farklı dinlerin, medeniyetlerin, kültürlerin huzur, barış ve emniyet içinde nasıl bir arada yaşayabileceklerinin en gelişmiş, en mükemmel örneğini biz sunduk insanlığa Osmanlı medeniyet tecrübesiyle.

Bunu çok iyi biliyor Batılılar. Biz bilmiyoruz. Bilmiyoruz; çünkü fiilen işgal edilmeden zihnen işgal edilen tek ülkeyiz modern tarihte!

Osmanlı gibi keşfedilmeyi bekleyen, muazzam bir adalet, sulh ve merhamet medeniyetini biz armağan ettik insanlığa ama böyle bir tecrübeyi bile inkâr etmeyi, aşağılamayı bir marifet sanıyoruz: Celladına âşık tasmalı çekirgeleri andırıyoruz o yüzden!

Bunun en ürpertici örneklerinden biri Ayasofya Camii’nin müzeye çevrilmesidir. Oysa Ayasofya Camii’nin müzeye çevrilmesi, özelde Osmanlı’nın, genelde tarihimizin müzeleştirilmesi, tarih bilincimizin linç edilmesidir: Böyle bir ülkenin sömürgeciler tarafından fiilen işgal edilmesine ne gerek var ki! Zihnen işgal etmek, epistemik köle hâline getirmek bu kadar kolayken, hem de!

Ayasofya’ya zincir vurulması, Osmanlı’ya zincir vurulmasıdır!

Osmanlı’ya zincir vurulması ne demek, peki?

Farklı dinlerin, medeniyetlerin, kültürlerin adalet, merhamet ve hakkaniyet iklimi içinde nasıl bir arada yaşayabileceklerinin en ileri, en özgürleştirici formülünü geliştiren Osmanlı’nın çocuklarının, Osmanlı’ya düşman edilmesi; Osmanlı’yı “Ortaçağ karanlığının, gerici zihniyetin temsilcisi” olarak aşağılayacak kadar tarih bilinçlerinin linç edilmesi; tarihsiz, köksüz, özgüvensiz sömürgeci bir eğitim sisteminin elinde celladına aşık edilerek epistemik kölelere dönüştürülmesidir.

Ayasofya, İstanbul’un fethinin sembolüdür. Ayasofya’nın cami yapılması, Osmanlı’nın Hristiyanları aşağılamasının bir göstergesi değil, Hristiyanların mülkünde/Doğu Roma coğrafyasında hükümranlığını ilan etmesinin bir göstergesidir. İstanbul’un darülislâm olduğunun tescil edilmesidir. Mesele farklı dinlerin yaşama hakkının yok edilmesi değil, bu toprakların darülsilam’ın toprakları olduğunun ilan edilmesidir. Osmanlı, Batılı haydutlar gibi, fethettiği bir yer olarak Bizans’ın mabedlerini yok etmemiştir; aksine koruması altına almıştır. Sadece Bizans’ta değil bütün fethettiği yerlerde. Balkanlar’ın her yerinde meselâ. Osmanlı’yla bu konuda hiçbir devlet boy ölçüşemez! Bunu bütün tarihçiler kabul eder.

Kısacası, Ayasofya meselesi bir hükümranlık meselesidir.

O yüzden bizim bağımsızlığımızın sembolüdür. Bağımsızlığımızı koruyup koruyamadığımızı görmek istiyorsanız, Ayasofya’ya, Ayasofya’nın konumuna bakacaksınız.

Bunu göremiyorsanız, ya körsünüz ya da zihniniz işgal altında, epistemik kölesiniz, demektir.

Vesselam.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.