Dil öğrenmenin sırrını çözdü 10 dil öğrendi
Gündem
Dil öğrenmenin sırrını çözdü 10 dil öğrendi
2000 yılında Ankara üniversitesinde Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinde Avrupa dilleri üzerine eğitim görürken aile şirketlerinin iflas etmesiyle beş parasız kalan Ferhat Yıldız Antalya'ya gidip iş aradı, Almanca ve Rusçası yeterli değil diye işe alınmayan Ferhat Yıldız hırs yaptı ve 10 dil öğrendi.
Yeni Şafak
Kısa dönem askerlik yerleri öğrenme! e-Devlet kısa dönem askerlik yerleri
Kısa dönem askerlik yerleri öğrenme! e-Devlet kısa dönem askerlik yerleri
Kısa dönem askerlik yerleri belli oldu. Geçtiğimiz günlerde uzun dönem askere gideceklerin yerlerinin belli olmasının ardından bugün de kısa dönem askerlik yerleri telefonlara gelen bilgilendirme SMS’inin ardından belli oldu. e-Devlet girişi yaparak askerlik yerinizi sorgulayabilirsiniz.
Diğer
Diyanet İşleri online Kur'an dersi verecek: 14 yaşın üzerindekiler başvuracak
Hayat
Diyanet İşleri online Kur'an dersi verecek: 14 yaşın üzerindekiler başvuracak
Diyanet İşleri Başkanlığı 14 yaşından üzerindekilere haftada 3 gün, günde 2 saat online Kur'an-ı Kerim dersi verecek. Başvurular Diyanet'in resmi internet sitesinden yapılacak.
AA
Bugün nerede oy kullanacağım? 2017 seçim yeri öğrenme ekranı
Bugün nerede oy kullanacağım? 2017 seçim yeri öğrenme ekranı
Türkiye bugün sandık başına gidiyor. Seçim yerini öğrenmek isteyen vatandaşlar ise nerede oy kullanacaklarını merak ediyor ve YSK resmi sitesi üzerinden sorgulama yapmak istiyor. Sizlere sunacağımız bağlantılar üzerinden sizler de seçim yerinizi öğrenebileceksiniz.
Diğer
LGBT müdürlüğü meclisten döndü
Gündem
LGBT müdürlüğü meclisten döndü
CHP’lilerin İBB’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Şube Müdürlüğü kurulmasına ilişkin teklifi, AK Parti ve MHP’li meclis üyeleri tarafından reddedildi. AK Partililer, “Burada LGBT savunulmaktadır. CHP yönetiminin aile yapımızı parçalamasına izin vermeyiz” diye tepki gösterdi.
Yeni Şafak
Cinsiyet azınlığı inşa teşebbüsleri
Ergün Yıldırım
Cinsiyet azınlığı inşa teşebbüsleri
Azınlıklar, çoğunlukla dini ve ırki boyutlarıyla kabul edilir. Türkiye’de azınlık deyince Hristiyan ve Yahudiler akla gelir. Bizde geleneksel yaklaşım hala etkili. Lozan Antlaşması’nda da azınlık bu manada kullanılır. Bu nedenle Kürtler hiçbir zaman azınlık kabul edilmemiştir. Çünkü onlar Müslümandır, anasır-ı İslam’dır. Birleşmiş Milletler ise ırk, mezhep ve din gibi unsurlara azınlık der. Azınlık kavramını genişletir. Küreselleşme, azınlık haklarını öne çıkarıyor. Onların kolektif haklarının tanınmasını gündeme getiriyor. Çok kültürlülük tezi de bunu destekliyor. Bundan dolayı azınlıklar yoğun bir biçimde politikleşiyor.Azınlık politikalarında hakların bireyselliği yanında kolektif boyutlar da savunulur. İnsan hakları, kolektif düzlemde de gündeme gelir. Kolektif kimlik talepleri bu haklarla birleşir. Sonuçta azınlık olgusu, çeşitli boyutları ile dünyayı ciddi manada meşgul eden bir sorun. Şimdi yeni bir azınlık olgusundan bahsediliyor: Cinsiyet azınlığı.Cinsiyet azınlığı kavramını Birleşmiş Milletler kullanıyor. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi ayırımcılıkla mücadele perspektifine dayanır. Her çeşit ayırımcılığı yasaklayan teminatlar oluşturmaya çalışır. Uygulanan ayırımcılık gerekçelerini listeler. Bu listelerde “diğer statüler” tabirini kullanır. Bu tabiri açık uçlu bırakır. Cinsiyet azınlıkları kavramı da bununla ilişkilendirilir.Cinsiyet azınlıkları ile yeni bir azınlık tarzı meşrulaştırılır. Onun da diğer azınlıklar gibi çeşitli haklara sahip olması gerektiği söylenir. Evrensel haklar içine yerleştirilir. Dünya milletlerine bu haklar deklare edilir ve yine çeşitli paydaşlarla bunun teşviki yapılır. Bu hukuksal ve uluslararası meşruiyet ile piyasaya sürülen cinsiyet azınlıkları, artık dünyada yerini almaya başlar. Kimlerdir bu azınlıklar? Nasıl bir yönelimleri var? Dünyada nasıl bir destek buluyorlar? Devletlerle ve toplumlarla nasıl bir ilişkisi olacak? Bunlar BM ve AB gibi Batı dünya görüşünün cinsiyet politikalarını benimseyen kurumların destekleriyle gündemimizde olacak.Cinsiyet azınlıkları kavramı, “cinsel yönelimleri” eril ve dişil olmanın sınırlarında kalmayanların oluşturduğu gruptur. Yani eşcinseller, lezbiyenler, pedofililer, zoofililer. vs bir azınlık haline getiriliyor. LGBT, bu azınlığın şemsiye yapısı. BM ve AB kurumlarının insan hakları, kadın hakları ve hatta çocuk hakları artık buna göre dönüşüyor. Mesela BM, Çocuk Hakları Komitesi de Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 2. Maddesinde “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” ayrımı yapılarak ayırımcılık yasağı tanımlanmaktadır. Bu konuda yeterli mücadele edilmediğinden bahseder. Hatta bu komite Birleşik Krallık hakkında “uygulamada bazı çocuk grupları, örneğin… lezbiyen, gey, biseksüel ve trans(LGBT) çocukların… ayırımcılık ve toplumsal damgalanma yaşamaya devam etmeleri” hususunda kaygılarını belirtiyor. Böylece çocukların bile eşcinsel, lezbiyen tutumlarını olumlu görmekte ve korumaya çalışmaktadır.Cinsiyet azınlıklarının küresel sermaye tarafından da yoğun bir biçimde çeşitli kampanyalar, propagandalar, filmler, sosyal medya projeleri vs. ile desteklenmesi de oldukça ilginç. Çünkü şimdiye kadar politik, dini ve kültürel azınlıklar konusunda bu şirketlerin hiçbir desteği olmadı. Sadece devletlerin, STK’ların, toplumsal hareketlerin ve entelektüellerin önemli çabaları vardı. Ancak ilginç bir biçimde dünya devi olan sermaye çevreleri şimdi açıktan açığa cinsiyet azınlıklarını destekliyor. Türkiye’de de bunu görüyoruz. Bugüne kadar beyaz burjuvazinin kültürel ve dini azınlıkları destekleyen bir tutumları olmadığı halde son bir yıldır etkili bir biçimde cinsel azınlık inşa etme yönünde büyük kampanyalar yapıyorlar. Toplumda insanların kendilerini cinsellik temelinde ayrı ve farklı bir aidiyet için yerleştirmelerini teşvik ediyorlar. Özellikle gençlerin kendilerini eşcinsel ve lezbiyenlik temelinde bir farklı grup içinde algılamalarını özgürlük ve insan hakları temelinde pazarlıyorlar. Bu yeni azınlık inşası, hem dünyada hem de Türkiye’de önemli sorunlara gebe. Toplumu en içgüdüsel yerde farklılaştırma, çözme ve ayırma stratejisi işlenmekte. Yeni azınlık politikasında en büyük darbeyi aile alıyor. Çünkü aile, cinsel meşruiyet, sadakat, dayanışma, evlilik, beraberlik yeri olma anlamını kaybetmeye başlıyor. Evlilik ve aile kurma cazibesi azalıyor. Cinsiyet azınlıkları, aile yerine geçen farklı bir grup aidiyeti üretmeye başlıyor. Cinsiyete dayalı bir grup bilinci yükseliyor. Cinsiyetçilik, yeni bir aşamaya ulaşıyor. Trans-cinsiyet ve cinsiyet akışkanlığı popülerleşiyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği küresel ideoloji haline geliyor.
Erkeğin değişen toplumsal cinsiyeti
Erkeğin değişen toplumsal cinsiyeti
Erkek de bir cinsiyet! Biyolojik, metafizik ve toplumsal bir cinsiyet. Özellikle bizim toplumda erkek nasıl bir toplumsal cinsiyete sahip? Çok önemli bir soru bu. Hep kadınların toplumsal cinsiyetini konuşuyoruz. Boşanma, terk, şiddet, ayrımcılık… Bunlar her zaman toplum içinde gelişiyor. Biz de bunları hep kadınlar üzerinden okuyoruz. Kadın en fazla etkilendiği için meselenin merkezine de o yerleşiyor. Hâlbuki erkek de burada önemli bir payda. Erkeğin toplumsal cinsiyetini anlamadan kadının toplumsal cinsiyetini tek başına anlamak mümkün değil. Çünkü bunlar karşılıklı etkileşimlerle beraber oluşuyor. Birbirini üretiyorlar.Video: Erkeğin değişen toplumsal cinsiyetiTürkiye’de erkeğin toplumsal cinsiyeti kültürel bağlamda oluşur ve belli bir kabullerle kendisini dışa vurur. Erkek gibi ol, erkek ağlamaz, aslan parçası, erkek adamsın, erkek adam evini evirip çevirir… Bütün bu kalıp ifadeler toplum hafızasında sürer ve belli rolleri anlatırlar. Sadece hakları değil, sorumlulukları da içerirler. Özellikle tarım toplumunda ve kırsal yaşamda erkeğe yüklenilen güvenliği sağlama, evi yönetme, ailenin rızkından sorumlu olma gibi mesuliyetlerden geliyor. Erkek aslan parçası olacak ki aileye gelecek çeşitli tehditlere karşı koruyabilsin. Ya da kan davaları varsa, korkmasın ve aslan gibi olsun. Fiziki kudret, erkeğin rollerini oynaması ve görevlerini yerine getirmesi için çok önemli. Toprağına ve suyuna sahip çıkacak erkektir. Davarları otlaklarda yöneten erkektir. Kan davalarında ölüme koşan erkektir. Kadını kaçırarak vurulmayı ve vuruşmayı en fazla göze alan erkektir!Tarım toplumunda erkeğin toplumsal cinsiyeti yönetimi, kudreti, geçinmenin aktörlüğünü ve savaşı gerekli kılıyor. Erkek de böyle kodlanıyor. Buna göre önemseniyor. Erkek, babasına ve ailesine bakmakla yükümlüdür. Bundan dolayı erkek çok değerlidir. Erkek çocuk istenir. Erkek çocukla aile sürdürülür. Devamlılığın toplumsal varlığı erkekle sağlanır. Doğuran kadındır, onu yaşatacak güç de erkek. Kan davalarına, toprak ve su kavgalarına karşı ailenin güvencesi olan erkektir. Erkek, sosyal güvenlik kurumudur! Baba ve anne ihtiyarladığı zaman onlara bakacak ve onlardan sorumlu olacak kişidir. Erkeğin toplum içindeki bu maddi gerçekliği, hayatı ayakta tutan en temel boyutlardan biri. Bu maddi gerçekliği çeşitli değer ve normlarla toplum meşrulaştırır. Üst erkek değerler üreterek bu meşruiyeti sağlar. Zaman içinde bu erkek üstünlüğünün maddi gerçekliği değerlere transfer olur. Bu değerler kanıksanır. Değişmez kurallara döner. Tabulaşır. Toplumsal yapı değişse de bu erkek algısı hemen değişmez. Bu bilincin değişmesi belli bir zamanı gerekli kılar.Türkiye’de erkek artık kente inmiştir. Kan davalarından kurtulmuştur. Toprak ve su kavgalarıyla da boğuşmuyor. Aileyi tek başına geçindirme pratiği de önemli ölçüde kalkmıştır. Erkek anne ve babanın sosyal sigortası da değil. Artık Sosyal Güvenlik Kurumları var! Emeklilik var! Baba ve anne yaşlanınca erkeğin maddi desteğine ihtiyaçları kalmıyor. Bir de huzur evlerini unutmayalım! Toplumda erkek çocuğu üstün görme değeri de bu maddi değişmelerle beraber çözülüyor. Kız çocuğu ve erkek çocuğu yaygın bir biçimde eşit algılanmaya başlanıyor. Çünkü erkeği üstün ve ayrıcalıklı görmenin maddi temeli yok olmuştur. Erkek, yeni toplumsal ilişkiler içinde yeni cinsiyet kimliğine bürünüyor. Kimi alanlarda kadınla eşit hale geliyor, kimi yerlerde de farklılığı devam ediyor. Feminizm ve modernite, “eşitlik” idealiyle eşit toplumsal cinsiyeti de eşitlemek istiyorlar. Çünkü onlar erkeği sadece toplumsal varlık olarak görüyor. Oysa erkek biyolojik ve metafiziksel bir varlıktır aynı zamanda. Bu özellikleri toplumdan kazanmıyor. Toplum sanayileşse de erkeğin fıtratından ve biyolojisinden gelen bu özellikleri devam eder.Şimdi zor olan, erkeğin yeni toplumsal cinsiyeti ile onun fıtri ve biyolojik cinsiyeti arasındaki dengeyi korumak. Örneğin erkek doğuramaz. Erkek yine de erktir ve yönetim işlerinde çoğunlukla bunu göstermeye devam eder. Sanayi ve şehir erkeği yeni toplumsal cinsiyetine uyum sağlıyor zaten. Artık evde işleri bölüşüyor, evin geçimini kadınla paylaşıyor. Türkiye’de erkeğin toplumsal cinsiyeti büyük oranda değişiyor. Önce pratik maddi ilişkiler değişiyor, sonra da onlarla bütünleşen değerler. En fazla direnen değerler kalıp düşünceler ve inanışlar. Ancak bunlar da değişecek zamanla.
Cinsiyetsiz çocuklar yetişiyor
Hayat
Cinsiyetsiz çocuklar yetişiyor
Moda endüstrisi, cinsiyetsiz moda ve LGBT akımlarını destekleyen çıkışları ile de toplumsal yapı üzerinde kalıcı hasarlar veriyor. Hedefte ise çocuklar var. Dünyada ünlü markalar çocuk kıyafetlerinde kız ve erkek etiketlerini kaldırırken reyonlarını da birleştirdi. Bu arada çocuklarını cinsiyet yönelimi yapmadan büyüten Angelina Jolie gibi pek çok ünlü isim ise LGTB’nin cinsiyetsiz modasının destekçisi.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.