Türk coğrafyası beyaza büründü
Hayat
Türk coğrafyası beyaza büründü
Eskişehir'de Türk coğrafyasındaki yaklaşık 33 mimari eserin minyatürlerinin bulunduğu "EsminyaTürk"teki eserler karın yağmasıyla güzel görüntülerin oluşmasına neden oldu.
AA
TBMM İdare Amiri Ali Şahin: Üç inşa coğrafyamız var
Gündem
TBMM İdare Amiri Ali Şahin: Üç inşa coğrafyamız var
AK Parti Gaziantep Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İdare Amiri Ali Şahin, Şahinbey Belediyesi tarafından düzenlenen söyleşide, Anadolu gençliğinin millet, ümmet ve insanlık coğrafyası olmak üzere üç önemli coğrafyası olduğunu ifade etti. Millet coğrafyasının inşa sürecini tamamladıklarını ifade eden Şahin, "Ümmet, medeniyet coğrafyamızın inşasına başladık ve ardından insanlık coğrafyası inşa sürecimiz başlayacak" dedi.
AA
* BAE ve Sudiler tehdit etti, Pakistan zirveden çekildi.. * Terör trafiğinin merkezi BAE, Türkiye ile açık savaş başlattı. Şimdi hesap Libya’da görülüyor! * O ödül, Dahlan’ın değil, BAE’nin, Muhammed B. Zaid’in başına kondu. * Dubai’ye tek füze BAE’yi bitirir, para işe yaramaz. Bu şımarıklığa son verin!
* BAE ve Sudiler tehdit etti, Pakistan zirveden çekildi.. * Terör trafiğinin merkezi BAE, Türkiye ile açık savaş başlattı. Şimdi hesap Libya’da görülüyor! * O ödül, Dahlan’ın değil, BAE’nin, Muhammed B. Zaid’in başına kondu. * Dubai’ye tek füze BAE’yi bitirir, para işe yaramaz. Bu şımarıklığa son verin!
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan Pakistan’ı açıkça tehdit etti ve Kuala Lumpur Zirvesi’ne katılmasını engelledi.Görünüşte ekonomik sebepleri şantaj olarak kullandılar. Bilmediğimiz daha ne tür şantajlar oldu, çok yakında ortaya çıkacaktır.Pakistan’ın sıkıntılarını, açmazlarını, zorluklarını biliyoruz. Ama yine de BAE gibi bir ülkeye boyun eğmesi şaşırtıcı, bir o kadar da üzücü oldu. İki ülke, benzer bir tehdidi Endonezya’ya da yaptı, Endonezya da zirveye katılmadı.ABD ADINA, İSRAİL ADINA, İNGİLTERE ADINA MÜSLÜMANLARLA SAVAŞIYORLAR.İslam dünyasının sorunlarını ve çözüm önerilerini merkeze almak için planlanan zirve, BAE, S. Arabistan ve Mısır tarafından sabote edildi.Bu ülkeler, kendi inisiyatiflerinin dışında bütün oluşum ve çabalara bu şekilde müdahil oluyor, tehditler ve şantajlar kullanıyor.Bu ülkeler, Türkiye’nin olduğu her yere bu şekilde saldırıya geçiyor. Coğrafyanın her yerinde Türkiye ile açık bir savaş yürütüyor.Bu ülkeler, Müslüman dünyayı bir Suudi-Mısır-BAE aralığına hapsetmeye çalışıyor. Kim, kimler adına? ABD adına, İsrail adına, İngiltere adına.. Onlar bu ülkeler adına Müslüman ülkeler ve toplumlarla savaşıyor.SUUDİ, BAE VE MISIR..BU SÖMÜRGE YÖNETİMLERİ COĞRAFYA İÇİN BİRİNCİ TEHDİTSuudi yönetimi, BAE ve Mısır, Müslüman dünya için, kendi halkları için, coğrafyanın ortak konuları için, sorunlar ve çözümler için “dışarıdan” bir iradeyi temsil ediyorlar.Bu üç ülkenin yönetimi, kendi halkları için de, coğrafya için de Müslüman dünya için de tehdit haline geldi.Bu sömürge yönetimleri, özellikle Arap Baharı’ndan sonra Muhammed bin Zaid ve Muhammed bin Selman öncülüğünde formüle edilen yeni tür vesayetçiliği, yeni tür işgali temsil ediyor.ABD, İngiliz, İsrail çıkarlarına göre seferber oldular çünkü kendilerine iktidar veren bu ülkeler. Coğrafyanın neresinde bir mücadele varsa, patronları adına sabote ediyorlar, onların öncü güçleri, silahlı güçleri gibi bölge insanlarına karşı savaşıyorlar.TERÖR ÖRGÜTLERİNİ FİNANSE EDİYORLAR..BAE BÖLGESEL TERÖR TRAFİĞİNİN MERKEZİ OLDU. Irak işgalinin öncüsü S. Arabistan ve Körfez ülkeleriydi. Yemen’i bu hale getiren S. Arabistan ve BAE.Sudan’da darbe yapan onlar. Suriye’yi böyle bir felakete sürükleyen onlar. Şimdi Libya’yı işgal ve parçalama senaryosunu uygulayan da onlar. Coğrafyamızda işgal hesabı olan hangi ülke varsa ondan ihale alıyorlar. Coğrafyamızda petrol ve doğalgaz gibi talan edilecek ne varsa onlar eliyle yapılıyor.Coğrafyamızda ABD, İsrail ve İngiltere adına, bütün terör örgütlerini onlar finanse ediyor, onlar donatıyor. Batı’nın terör örgütlerinin masraflarını onlar karşılıyor. BAE bu konuda bölgesel terör trafiğinin ana üssüdür. MUHAMMED BİN ZAİD: O BİR SAVAŞ SUÇLUSUDUR. NASIL BİR SONLA YÜZLEŞECEK?Coğrafyanın siyasi, ekonomik ve kültürel yakınlaşmasının, dirilişinin, güçlenmesinin önündeki en büyük engel onlar. Patronlarının bölgemizdeki pis işlerini yürütüyorlar. Bunun karşılığında iktidarları ayakta tutuluyor. Yeni tür işgalin sembolleri, temsilcileri, Truva Atları bu ülkeler.BAE’li Muhammed bin Zaid, ABD, İngiliz, İsrail üçlü istihbarat ağının bölgedeki ana yüklenicisi. Onlar adına hareket ediyor. Onlar adına terör örgütlerini finanse ediyor. Onlar adına örtülü operasyonlar ve suikastlar yapıyor, onlar adına iç savaşlar çıkartıyor.Bir terör suçlusu, bir insanlık suçlusu, bir savaş suçlusudur. Gün gelip kirli dosyaları ortaya saçıldığında nasıl bir sonla yüzleşeceğini tahmin etmek zor değil.Türkiye’de darbeleri destekleyen, Muhammed bin Dahlan gibi kiralık katilleri ve ekibini Türkiye içinde bir takım operasyonlara yönlendiren, Türkiye içinde bir takım siyasi çevreleri fonlayan, Yemende ve Libya’da sivil kıyımlara imza atan bu adam, bütün bölgeyi felakete sürüklüyor.MUHMAMED B. SELMAN’I ‘KAFALAMIŞ’ COĞRAFYAYI FELAKETE SÜRÜKLÜYOR.Suudi Veliaht Muhmamed bin Selman’ı da kafalamış, asıl S. Arabistan’ın parçalanmasının zeminini hazırlıyor. Kudüs’ü teslim anlaşması yapan, Mekke-Medine’yi pazarlık masasına süren, Müslümanların bütün kutsallarını Batılı efendileri için satışa çıkaran bu iki veliaht, daha şimdiden birçok ülkeyi iç savaşlara sürükledi.Ama durdurulamazlarsa, birkaç yıl içinde bütün coğrafyayı felakete sürükleyecekler, açık işgali hazır hale getirecekler, Batılı orduları bütün ülkelere taşıyacaklar.VE BAE TÜRKİYE İLE SAVAŞI BAŞLATMIŞTIRŞu an en büyük savaşı Türkiye’ye karşı yürütüyorlar. Ekonomik alanda, siyasi alanda, güvenlik alanında Türkiye’yi vuruyorlar. Suriye’de, “Terör Koridoru” projesinde, Türkiye’ye saldıran terör örgütlerinin arkasında onlar var.15 Temmuz darbesinden FETÖ’ye desteğe, Dubai’de İran paralarını aklamaktan Doğu Akdeniz ve Ege’de Türkiye’yi köşeye sıkıştıranlarla birlikte hareket etmeye, son olarak da Libya’da Türkiye ile hesap görmeye kadar her alanda, her bölgede Türkiye düşmanlığı peşindeler.Görünüşte İran’a karşı bir Arap birliği kurmaya çalışıyorlardı. Ama anladık ki, Türkiye ile savaşmak için bir ittifak kuruyorlarmış. Ve bu savaşı başlattılar. DAHLAN’IN DEĞİL, BAE’NİN, MUHAMMED B. ZAİD’İN BAŞINA ÖDÜL KONULDU!Türkiye, Muhammed Dahlan için kırmızı bültenle arama kararı çıkarttı ve başına ödül koydu. Asıl başına ödül koyduğu BAE’dir, Muhammed bin Zaid’dir, bunu bir yere not edin.Birinci Dünya Savaşı’nda İngiliz cephesinde olanlar bugün Türkiye’ye karşı yine aynı cephede. BAE bu cephenin önünde Türkiye’ye saldırıyor. Tabi patronları adına, onların silahı, onların aklıyla.Biz o hesabı Afrin’de gördük, Fırat Kalkanı’nda gördük. Libya’da da görürüz, başka yerlerde de hesaplaşmayı biliriz.DUBAİ’YE TEK BİR FÜZE BAE’Yİ BİTİRİR. O ZAMAN PARA HİÇBİR İŞE YARAMAZ. Dubai’ye tek bir füze düşse ekonomisi çökecek, kendisi çökecek bir ülke BAE. “Parası yoksa hiçbir şeyi yok” olacak bir ülke. O para tek bir füze ile yok olabiliyorsa, gerisini onların düşünmesi lazım.Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na suikast düzenlemeye, milletimize silah çekmeye, terör örgütleri üzerinden bizimle savaşa kalkışan BAE, artık Türkiye için bir terör örgütü hükmündedir.Bölgedeki bütün terör faaliyetlerini finanse eder duruma gelen bu ülke kendini korumak istiyorsa Muhammed bin Zaid’i devre dışı bırakmalıdır. “Ya Zaid ya kendisi” bir karar vermelidir.SABIRLI VE DAYANIKLI BİR MİLLETİZ. AMA ASLA UNUTMAYAN BİR MİLLETİZ.Arap dünyası, bu kişi ve yönetimler üzerinden büyük bir yıkıma sürükleniyor. Onlar Türkiye’den çok Arap yurduna, Arap milletine acılar yaşatacak. Türkiye hiçbir zaman Arap halklarıyla bir sorun yaşamadı, yaşamayacak. Öyleyse yeni bir dip dalga büyütülmeli, bu felaketin önüne geçilmeli.Otuz yıldır bütün savaşlar Arap topraklarında yaşanıyor. Arap ülkeleri parçalanıyor, işgal gediliyor. Bunların tek sorumlusu bu kişi ve yönetimlerdir. İki Veliaht üzerinden uygulanan son proje, S. Arabistan merkezli, Arap Anavatanının istilası ile sonuçlanacaktır.Biz, sabırlı ve dayanıklı bir milletiz. Ama asla unutmayan bir milletiz.
Dünyanın ayıbı
Dünya
Dünyanın ayıbı
İslam coğrafyasında terör örgütleri ve uluslararası güçlerin bombardımanında on binlerce sivil hayatını kaybetti. Saldırılarda 29 bin 878 sivilin ölümüyle Ortadoğu başı çekerken, bu sayının 3’te birini çocuklar oluşturuyor. Esed güçleri ise Suriye’de bir yılda 12 bin 44 sivili katletti.
Yeni Şafak
Petrol fiyatına piyasa dengesi
Ekonomi
Petrol fiyatına piyasa dengesi
Ortadoğu’daki krizlerin geçmişteki gibi petrole tavan yaptıracağı beklentileri boşa çıktı. Fiyatlardaki düşüş eğiliminin hız kazanmasıyla birlikte, Brent petrolün varili son 12 yılın en düşük seviyesi olan 32 dolara geriledi. Uzmanlar, petrol fiyatlarındaki dengelenmeyi artık üreticinin değil, finansal piyasaların sağladığını belirtiyor.
Yeni Şafak
Suriye’deki katil terör estiriyor
Gündem
Suriye’deki katil terör estiriyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam coğrafyasının başta Irak ve Suriye olmak üzere mübarek günlerde dahi kardeşlikten uzak bir görüntü içinde olduğunu söyledi. Erdoğan, “Suriye’de bir devlet terörü estiriliyor. Bir katil iş başındadır. 600 bin insanı ne yazık ki öldürmüştür” dedi.
Yeni Şafak
Dünyamızı
adımlamak
Hayat
Dünyamızı adımlamak
Ortadoğu ve Arap dünyası üzerine çalışmalarıyla tanıdığımız Taha Kılınç gezi yazılarını bir araya getirdi. Ketebe Yayınları etiketi taşıyan Coğrafyamızı Adımlarken Hatırda Kalanlar isimli kitabında Kılınç, bir müslümanın 40 yaşına kadar gezmesi gereken beş coğrafyayı okuruna anlatıyor.
Yeni Şafak
“Gelirlerse gitmezler”
“Gelirlerse gitmezler”
Şerif Hüseyin’in 10 Haziran 1916 sabahı, Mekke’deki ikametgâhının penceresinden Tâif yönüne doğru tüfekle yaptığı sembolik atış, tarihe “Arap İsyanı” adıyla geçecek olan ayaklanmanın başlangıcıydı. İngilizlerin yardım ve desteğiyle, Şerif’in oğulları Faysal, Ali ve Abdullah’ın birlikleri, Hicaz mıntıkasındaki Osmanlı hedeflerine saldırmaya başladılar. Birinci Dünya Savaşı’nın ikinci yarısı boyunca devam eden bu saldırılar, -ateşkesten sonra bile Medine’yi savunmayı sürdüren Fahreddin Paşa’nın şahsî direnişi istisna edilirse- Osmanlı’nın Arap coğrafyasındaki hâkimiyetinin sona ermesine yardımcı oldu. Sebep olmadı, yardımcı oldu. Çünkü coğrafyanın her bölgesindeki Araplar Osmanlı’ya isyan etmediği gibi, İngilizlerle savaşmak için organize olan Araplar da mevcuttu. “Arap İsyanı” isimlendirmesi, bu anlamda, bizi yanıltmamalı.Video: “Gelirlerse gitmezler”Büyük Savaş’tan sonra, Osmanlı hâkimiyetinin yerini İngilizler ve Fransızlar alınca, Arap beldelerinin birçoğunda huzursuzluklar devam etti. 1920’de Irak’ta patlak veren halk isyanı, Filistin’de İngilizlere karşı başlayan silahlı direniş hareketleri, Mısır’da ta Ahmed Urâbî Paşa’dan (1881’de İngilizlere karşı isyan başlatmıştı) beri süren çalkantılar, bu konuda ilk akla gelen örneklerdir. Yani öyle zannedildiği gibi, “Araplar Osmanlı’ya isyan etti, emperyalistler ellerine oyuncak devletler verdiler, onlar da kolayca razı oldu” değil. Bu tür genellemeler, bizi yakın tarihi doğru anlamaktan ve günümüze dair sağlıklı çıkarımlar yapmaktan alıkoyar.Ancak şunu da ifade etmek gerekir: Birinci Dünya Savaşı’na sürüklendiğimiz atmosferde, Osmanlı İmparatorluğu’nun Arap coğrafyasındaki egemenliği, zaten artık büyük oranda kâğıt üzerindeydi. Tabir-i câizse, tarihin verdiği vade artık dolmuş, nöbet değişimi zamanı gelmişti. Savaşa girmeseydik veya “Arap İsyanı” çıkmasaydı, Osmanlı daha ne kadar süre Arap coğrafyasında tutunabilirdi? Bu, üzerinde düşünmeye değer bir sorudur. Dolayısıyla, bu noktada da ezberden kaçınmak gerekir. Hilâfet’in kaldırılmasıyla ilgili tartışmalarda da tekrarladığımız bir ezberdir bu: Gücünün ve kudretinin zirvesinde olan bir devlet veya kurum yıkılmış değildir. Gücünün ve kudretinin zirvesinde olan bir devlet veya kurum yıkılmaz zaten. Yaşadığımız süreci belki, fiiliyatta herkesin gördüğü bitişin adını koymak olarak isimlendirebiliriz. Koyulan yeni adın niteliğini ve başka alternatiflerin neler olabileceğini / neden olmadığını da tartışmak suretiyle elbette.Osmanlı sonrası dönemde Batılı ve Doğulu emperyalist güçlerin coğrafyaya akını, çeşitli tepki hareketlerini doğurdu. Müslüman Kardeşler Teşkilâtı, Baas Partisi, Filistin Kurtuluş Örgütü, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, Hamas vb. ­—hepsi de çok farklı siyasal projeler olarak— bu tepkiler sonucu sahneye çıktı. Coğrafyaya ve insanlara önerdikleri şeylerin sonuçlarını, bugün hâlâ yaşamaya devam ediyoruz.***Türkiye’den Arap coğrafyasına baktığımızda, vaktiyle yöneten-yönetilen ilişkisi kurduğumuz ülkelerle bugün aramızda bazı psikolojik bariyerlerin olduğunu görüyoruz. Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılan veya çatışma konusu olan üç mıntıka (Hicaz, İran ve Mısır), bugün de sahadaki üç dişli rakibimiz. Coğrafyanın şuur altı, aynı tecrübenin bir daha tekrarlanmaması için, reaksiyon gösteriyor. Bunu, Türkiye’nin bölgeye yönelik bütün atılımlarının “Osmanlılar geliyor!” paniğiyle karşılanmasından da anlayabiliyoruz. Halkın bir bölümü bunu samimi bir dua olarak tekrarlarken, ciddi bir kesimde, bu cümle hayatî bir tehdide karşılık geliyor. Halkların psikolojisi ve fıtratı adına, bu gayet normal.Coğrafyaya vaktiyle hükmetmiş olan, dolayısıyla da tekrar hükmedebileceği düşünülen, ülkenin Müslüman oluşu, Türkiye’ye Osmanlı üzerinden gösterilen direnişin (hatta düşmanlığın) neden ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya gibi gayrimüslim ülkelere gösterilmediğini de büyük ölçüde açıklıyor. Şuuraltında şu kabul mevcut: “Yabancı bir güç gelir ve nihayet bir gün gider. Buralarda ilânihaye tutunamaz. Ama yerli ve Müslüman bir güç gelir ve yerleşirse, söküp atamayız.” Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri gibi şu anda açıktan Türkiye karşıtı cephenin başını çeken ülkelerin hareket noktası, tam olarak bu. Dışarıdan kendilerine verilen sufleler, sadece söz konusu histeriyi daha da körüklemeye yarıyor.Arap coğrafyasındaki Türkiye karşıtı cepheyi okurken, yukarıda bahsettiğim türden psikolojik bariyerleri görmeye çalışmak, bölgenin iç dinamiklerini fark etme açısından oldukça önemlidir. Bunları görüp, buna göre politikalar geliştirildiğinde, daha gerçekçi ve tutarlı adımların da atılması mümkün olacaktır.Eldeki malzemeyi doğru değerlendirmek ve neyle karşı karşıya kaldığımızı net biçimde tartmak, isabetli politikalar geliştirmek için olmazsa olmaz bir şart. Bu şekilde davranmadığımızda hayallerimizin esiri olmak tehlikesiyle karşılaşırız. Bu da, imkânların ve fırsatların israfından başka bir manaya gelmez.***Ortadoğu’nun iç dengeleri bahsinde, işaret edeceğim bir konu daha var: Bölgenin dört önemli ülkesi (Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve İran) arasında yaşanan rekabet ve yarışın, aslında yaşadığımız süreçlerin ana sâiklerinden biri olduğu hakikati... Daha önce çeşitli vesilelerle bahsini ettiğim bu konuyu, nasip olursa çarşamba günü ayrıntılı bir şekilde ele alalım.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.