Ayasofya'nın ibadete açılma sürecindeki kilit nokta yaşananları anlattı: Emekli öğretmen Kandemir 15 yıldan beri hukuk mücadelesi veriyor
Gündem
Ayasofya'nın ibadete açılma sürecindeki kilit nokta yaşananları anlattı: Emekli öğretmen Kandemir 15 yıldan beri hukuk mücadelesi veriyor
Hem Türkiye'nin hem de dünyanın merakla beklediği Ayasofya kararı son dakika olarak açıklandı. Haftalardır gündemden düşmeyen tarihi yapının yeniden camiye çevrilip çevirilmeyeceğiyle ilgili milyonlar Danıştay'dan gelecek karara kilitlenmişti. Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti. Bu sürecin başlamasında çok önemli bir role sahip olan Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği’nin kurucu başkanı 75 yaşındaki İsmail Kandemir Yeni Şafak'a konuştu. Henüz 20’li yaşlardayken Ayasofya’ya gidip gizli gizli namaz kıldığını anlatan Kandemir, “Orası benim için bir ideal, bir hedef” ifadelerini kullandı.
Yeni Şafak
Müslümanların 89 yıllık özlemi: Türkiye Ayasofya'yı zincirlerinden kurtaracak kararı bekliyor
Gündem
Müslümanların 89 yıllık özlemi: Türkiye Ayasofya'yı zincirlerinden kurtaracak kararı bekliyor
Ayasofya için karar günü geldi. Danıştay 1934’te müzeye dönüştürülen caminin yeniden ibadete açılıp açılmayacağına karar verecek. Danıştay 10. Dairesi, Türkiye’nin merakla beklediği kararı yasa gereği bugün ya da takip eden 15 gün içerisinde açıklayabiliyor. Bugünkü duruşmada davayı açan “Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği”nin iddiaları dinlenecek. Danıştay, Bakanlar Kurulu Kararı’nı iptal ederse Ayasofya 89 yıl sonra yeniden cami olacak.
Yeni Şafak
Yargıda kritik seçim heyecanı: Mayıs ayı seçim ile geçecek
Gündem
Yargıda kritik seçim heyecanı: Mayıs ayı seçim ile geçecek
Danıştay’ın yeni başkanı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın seçileceği tarih belli oldu. Koronavirüs salgını nedeniyle ertelenen Danıştay’daki seçim 5 Mayıs, Yargıtay’daki seçim ise 12 Mayıs’ta yapılacak.
Yeni Şafak
Danıştay’dan 25 milyarlık karar
Ekonomi
Danıştay’dan 25 milyarlık karar
Danıştay mal alım ihalelerinde aşırı düşük teklif açıklaması yapılmadan ihalenin bitirilemeyeceğine karar verdi. Kamu İhale Kurumu’na da (KİK) bu yönde bir düzenleme yapma zorunluluğu getirdi. Karar, yaklaşık 25 milyar lira büyüklüğündeki mal alım ihalelerini yakından etkileyecek.
Yeni Şafak
'Memur mesai saatleri içerisinde kapıyı kilitleyemez'
Ekonomi
'Memur mesai saatleri içerisinde kapıyı kilitleyemez'
Sağlık Bakanlığı bünyesindeki bir kamu hastanesinde görevli diyetisyen, mesai saati içerisinde odasının kapısını kitleyip, kapıyı tıklatan hastayı içeriye almadı. Telefonlara da cevap vermeyen sağlıkçı, idarenin devreye girmesiyle kapının ikinci kez çalınması üzerine hastayı içeriye aldı. Hakkında idari soruşturma açılan sağlıkçıya uyarı cezası verildi. Cezanın iptalini isteyen diyetisyene mahkemeden "Mesai saatinde memurun odasının kapısını kilitlemesi suçtur" kararı çıktı.
IHA
Memurlar eş ile iş ikileminde bırakılmayacak
Ekonomi
Memurlar eş ile iş ikileminde bırakılmayacak
Hizmet puanı yetersizliği sebebiyle eş durumundan tayin talebi kabul edilmeyen öğretmenlere müjdeli haber Danıştay’dan geldi.
IHA
Danıştay, kamu kurumlarının memurları modern imha yöntemine dur dedi
Danıştay, kamu kurumlarının memurları modern imha yöntemine dur dedi
Mal beyanı, milyonlarca memurun (aday veya asil) en fazla sıkıntıya düştükleri konuların başında gelmektedir. Kamu kurumunun iyi niyeti veya kötü niyetine göre uygulama değişmektedir. Özellikle de en fazla sıkıntı ek mal beyanında yaşanmaktadır. Birçok memurun Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkında Yönetmelik’te yer alan ince detayları bilmesini beklemek doğru bir yaklaşım değildir. İşte ince detaylardan birisiyle ilgili olarak Danıştay Beşinci Dairesi’nin 09.05.2017 tarihli Kararıyla adeta ezberler bozuldu. Bu yazımızda bu konuyu izah etmeye çalışacağız.Video: Danıştay, kamu kurumlarının memurları modern imha yöntemine dur dediGenel mal beyanı dönemi, kurumlar tarafından memurlara hatırlatılıyorMal Bildiriminde Bulunulması Hakkında Yönetmelik, personelin mal beyanındaki usul ve esasları açıklamaktadır. Bu yönetmeliğin 8’inci maddesinde mal bildiriminin konusu maddeler halinde belirtilmiş ve burada yer alan mal bildirim konularının mal beyannamesi verilmesi gerekli olan sürelerde verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Genel mal beyan dönemi ise sonu (0) ve (5) ile biten yıların en geç Şubat ayı sonudur. Burada belirtilmeyen bir hususun beyana tabi olması söz konusu değildir ve kimse de beyanname isteyemez.Ayrıca, genel mal beyan dönemleri kamu kurumları tarafından çalışanlarına sıklıkla hatırlatılmaktadır. Hatta mal beyanı formları dağıtılarak doldurtulmaya çalışılır. Dolayısıyla genel mal beyanında mal bildiriminde bulunmayan pek kalmaz.Yönetmelikte yer alan ek mal bildirimi ne zaman verilmelidir?Bu yönetmeliğin ek mal bildirimi başlıklı 10 uncu maddesinde ise; “...mal varlıklarında önemli bir değişiklik olduğunda, değişikliği izleyen bir ay içinde yeni edindikleri mal, hak, gelir, alacak ve borçlara münhasır olmak üzere ek mal bildirimi vermek zorundadırlar. 8’inci maddede gösterilen mahiyet ve miktardaki malın iktisabı ile hak, alacak veya gelir sağlanması veya borçlanılması, mal varlığında önemli değişiklik sayılır” hükmüne yer verilmiştir.Yine bu yönetmeliğin 8’inci maddesinde ise; memurların kendilerine ödenen net aylık tutarının beş katından fazla değer ve tutarındaki artışın beyan edileceği hükme bağlanmıştır. Bu hükümler gereğince belirli bir tutarın altında yer alan mal varlıklarının beyan zorunluluğu da bulunmamaktadır. Çünkü, yönetmelikle genel beyan döneminde gayri menkullerin tutarı dikkate alınmaksızın beyan zorunluluğu getirilmişken ek mal beyanında edinilen malın hem mahiyet hem de miktarının birlikte dikkate alınması gerektiğinden net aylık tutarının beş katından az tutardaki mal edinimlerinin beyan zorunluluğu bulunmadığını düşünüyoruz.Ancak, gayrimenkullerin ek bayanı konusunda tartışma olduğunun da bilinmesi gerekmektedir. Konuyu anlamayan bir amirin eline düşülürse durumun vahim olduğu bilinmelidir. Şayet yönetmelik maddesinde geçen “mahiyet ve miktardaki malın iktisabı” ifadesi “mahiyet veya miktardaki malın iktisabı” şeklinde ifade edilmiş olsaydı, o zaman gayrimenkullerle menkuller ayrı ayrı dikkate alınmalıydı. Ancak, böyle bir ayrıma gidilmediği açıkça görülecektir.Süresinde mal bildiriminde bulunmamaktan ne anlaşılmalıdır?Yönetmeliğin süresinde mal bildiriminde bulunmama başlıklı 17. maddesinde zamanında bildirimde bulunmayanlar hakkında nasıl bir süreç izleneceği açıkça belirtilmiştir. Bu maddede görüleceği üzere, devletin istihdam ettiği memurlarının peşine hafiye gibi düşmek ve işte seni şimdi yakaladım demek yerine unutma, mevzuatı bilememe veya tereddüt edilen konular gibi durumlarda kurumların veya soruşturmacının gerekli hatırlatmayı yapması ve belirlenen sürede de beyanda bulunulmaması halinde hem disiplin hem de adli yönden gerekli cezai işlemin yapılması gerekmektedir.Yönetmeliğin geneline bakıldığı takdirde beyanname verilme sürelerinin açıkça belirtilmiş olmasına rağmen ayrıca ihtarda bulunulma müessesesi getirilerek süre verilmesi ve bu süre sonunda da beyanda bulunulmamasının cezalandırılması cihetine gidilmesi cezai işlem uygulamadan önce yapılması gereken önemli bir iyi niyet göstergesi ve durumudur.İlgili kanun ve yönetmeliğin birlikte değerlendirilmesi halinde; beyannameler arasında karşılaştırma yapılması zorunluluğu bulunması ve mal varlığındaki artışların izah edilememesi halinde de yaptırım uygulanması önemli bir husustur. Aksi takdirde en tepedeki yöneticiden tutun da en alt unvandaki personele kadar bu yaptırımla karşılaşmayacak personel yoktur. Ancak, kamu kurumları zaman zaman bu yöntemi imha vasıtası olarak da kullanmaktadır. Zaten bu yöntemle imha edilmeyecek memur da yok gibidir.Danıştay yıllardır yapılan yanlış uygulamaya dur dediDevlet memurlarına herhangi bir hatırlatma yapılmadan ek mal bildiriminde bulunulmadığı gerekçesiyle mezkur yönetmeliğe göre ceza verilemeyeceğini bu köşeden yıllar önce yazmıştık. Ancak, uygulamanın bizim yazdıklarımızın aksine olduğunu belirterek memurların bu konuda dikkatli olmaları gerektiğini de hatırlatmıştık.Danıştay 5. Dairesi’nin verdiği Esas No: 2016/17722 ve Karar No: 2017/12426 No.’lu kararla bizim yazdıklarımızı teyit ederek adeta memurları imhadan kurtardı. Danıştay’ın bu kararında şu ifadelere yer verilmiştir; “…Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, mal bildiriminde bulunulmadığının idarece tespiti halinde bu hususun davacıya ihtar edilmesi gerekliliğinin bir idari usul olarak düzenlenmiş bulunduğu görülmektedir. Bu usul, aynı zamanda davacının suç işleme kastıyla hareket edip etmediğinin açığa kavuşturulması bakımından da önem arz etmektedir.Dolayısıyla, mal bildiriminde bulunmadığı belirlenen davacıya ilk olarak ihtarda bulunulması, ihtara rağmen otuz gün içinde mazeretsiz olarak bildirimde bulunmadığı takdirde şartları varsa disiplin cezası tesis edilmesi yoluna gidilmelidir.Bu durumda, davacının, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında soruşturmayı yürüten müfettiş tarafından mal beyanında bulunmasının istenilmesi üzerine ek mal beyanı ile … plakalı aracı beyan etmesi nedeniyle edindiği malı gizleme maksadı taşıdığı söylenemeyeceğinden, anılan cezanın konuluş amacı göz önünde bulundurularak suç işleme kastıyla hareket etmediği sonucuna ulaşılan davacının oniki ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.”Görüleceği üzere, yönetmelikte yer alan açık hükme rağmen yıllarca memurlar disiplin cezalarıyla perişan edilmiştir. Demek ki bu kadar açık hükmün anlaşılması için birilerinin can yakıcı ceza alması ve mahkemelerde sürünmesi neticesinde Danıştay’ın karar vermesi gerekiyormuş. Ne diyelim, iyi ki Danıştay varmış yoksa birçok masum çalışan verilen cezalarla perişan olacaktı. İnşallah bundan sonra kurumlar yanlışta ısrar etmezler.
Nasyonal sosyalizmin ruhundan yükselen Andımız
Nasyonal sosyalizmin ruhundan yükselen Andımız
Bizim gelenekte gülbanklar var. “Sabahı şerifleriniz hayr ola, şerler def ola, hayırlar feth ola ”. Tekkelerde okunurdu. CHP’nin tek parti ideolojisi bu geleneği tasfiye etti. Ancak öte taraftan sekülerleştirerek taklit etti. Gülbanklar gitti, onun yerine Onuncu Yıl Marşı ve Andımız gibi yeni “seküler gülbanklar” geldi. Gerçi gülbanklar daha mistiktir. Maneviyata ve ruha hitap ederler. Bireyin iç dünyasını temel alan bir pedagojiyle bütünleşirler. Onuncu Yıl Marşı ve Öğrenci Andı için aynı şeyi söylemek zor. Modern ideolojilerin ve ulusçuluğun bütün öfkelerini, kolektivizmlerini ve hayallerini taşırlar üzerlerinde. Maddi bilince hitap ederler. İnsanı kesinliğe çağırırlar. İdeolojik tonları bir hayli yüksektir. Öfke ve kızgınlık duygularını ayaklandırırlar. Bireyi kolektif kimlik içinde yok olmaya ve kendi varlığını yok saymaya inandırırlar.Video: Nasyonal sosyalizmin ruhundan yükselen AndımızÖğrenci Andı da insanı kolektif varlık içinde kendini yitmeye davet eder. Her gün bütün öğrenciler kendilerini kolektif yapıya kurban olmaya ant içer. Bireyselliklerini, şahsiyetlerini unutmak üzere bir kolektif katılım andı bu. Öznenin ölümüdür bu. İnsanın varlığından vazgeçerek kolektif aidiyete katılması. Bunun açık adı faşizmdir. Faşizmde kolektif yapı kutsaldır (seküler kutsallık). Şahıs hiçtir. Özne öldürülür. Ancak bir tane “süper özne” vardır. Tanrı ile birleşen bir süper özne. Siyasal liderdir bu. Ya da siyasal bir toplum muhayyilesi. Öğrenciler coşkuyla onun içinde erimeye çağrılır. İrade, üst süper irade içinde yok olur. Ulus bilinci denir buna.1933 yılında yarısı dönemin Milli Eğitim Bakanı Raşid Galip tarafından yazılan öğrenci andı, 12 Mart rejimi ile yeni bir bölüm eklenir. Öğrenci andına ruh veren duygu, 1930’ların dünyada yaygın olan nasyonal sosyalizminin ruhudur. Şahsiyeti yok eden ve devlet tapıcılığını getiren bir söylem taşır içinde. Türk, burada nasyonalizm sosyalizm ruhuna feda edilir. Elbette ruhtan kast ettiğimiz ideolojidir. Dünyevi, maddi, kolektivist…Türkler, bin yıl boyunca bu topraklardaki aidiyetlerini İslam üzerinde sürdürdüler. Bunu yaparken de şahsiyetlerini her zaman yücelttiler. Onu koruyarak millet oldular. nasyonal sosyalizmin şahsiyeti katleden sonradan gelme ideolojisine katılmaları ise dayatma ile mümkün oldu. Batı ideolojisinin bu ruhunda ne millilik ne de yerlilik var. Sadece nasyonal sosyalizm var. Milliyetçiliğin sosyalizmle ülfetinden doğan kırma bir ideoloji. Bugün de bunun peşinde sol ulusalcıların gitmesi tesadüfi değil. Sol ve milliyetçiliği evlendirme peşinde olanların Andımız için yeniden harekete geçmelerine de şaşmıyoruz.28 Şubatı da aynı ideolojinin bekçileri ve kadroları yapmıştı. Onuncu Yıl Marşı da o zaman yeniden diriltildi. Ak Parti bu zulüm içinden yükseldi. Milletin özgürlük talebinin sesi olarak çıktı. Baskıcı ideolojinin ve millete dayatılan zorbalığın altından kalkmak için demokratik açılımlar yaptı. Reformlarla Türkiye, yeni Türkiye oldu. Buna ilk darbeyi önce FETO, sonra da PKK vurdu. Nasyonal sosyalizm için Yeni Türkiye dayanılmazdı. Çünkü karanlık için bütün ışıklar dayanılmazdır. Ak Parti’nin reform hareketi terör ve güvenlik ile bloke edildi. Hatta darbe girişimleri ile pekiştirildi.Şimdi Eğitim Sen gibi sol, devrimci, ulusalcı bir sendika, öğrenci andının geri getirilmesi için Danıştay’a başvuruda bulundu. Danıştay da buna binaen 2013 yılında alınan kararı bozuyor. Gerekçe olarak andın kaldırılmasında bilimsel kanıt gösterilmediği yönünde. İnsan sormak istiyor: Danıştay bir bilim kurulu mu? Danıştay’ın sivil iradenin ve toplumsal mutabakatın sonucunda ortaya çıkan bir kararı bozma yetkisi var mı? Yargı yeniden yasa mı koymaya yöneliyor? Bu sorular önümüzde duruyor. Türkiye’nin gerçekleştirdiği reformları daha da ileri götürmesi yerine geriye doğru gidilmesi en fazla ürkütücü olan şey. Şimdi bu nasyonal sosyalist zihniyet, acaba başörtüsü serbestliğine de mi yasak getirecek diye insan sormadan edemiyor.Türklerin Anadolu’dan dünyaya açılması ve Türkiye Cumhuriyeti’nin iç sorunlarını köklü bir biçimde çözebilmesi için reformlar şart. Bu reformların ilham kaynağı da ne Avrupa’nın nasyonal sosyalizmidir ne de Amerikan liberalizmi. Bu coğrafyanın ruhundan gelen ve çağdaş dünyaya kendisini açan idraktir. Gençlerimizi coşkuyla ortak millet, ortak akıl ve ortak kalp bilinci içinde hareketlendirecek “modern gülbanklarımız” neden olmasın?

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.