Fırat’ın doğusunda Evanjelik örgüt
Dünya
Fırat’ın doğusunda Evanjelik örgüt
ABD Özel Kuvvetleri’nin eski bir mensubu David Eubank’in elebaşı olduğu Özgür Burma Devriyeleri adlı Evanjelik örgüt, Fırat’ın doğusunda PKK için çalışıyor. Barış Pınarı’na yönelik kara propaganda videoları paylaşan ve “Kürdistan” bayrağı kullanan örgüt, PKK/ YPG’lilere ilk yardım eğitimi veriyor.
Yeni Şafak
İnsan iradesi..
İnsan iradesi..
Bâzı dostlarım, yazılarımda yapmaya çalıştığım değerlendirmelerin maddî şartlara fazlasıyla boyun eğdiğini, insan îrâdesine alan bırakmadığını söyler ve eleştirirler. Hukûkum olan bâzıları daha da ileri giderek, insan irâdesinin dışlamamı peşin hüküm sâhibi olmama; onu da kötümser tabiatıma bağlarlar. Bu eleştiriyi kısmen doğru bulduğumu söyleyebilirim. Evet, teorik olarak bakışım budur. Ama, insan irâdesini, bir peşin hükümle dışladığım iddiasını pek de kâbul edemiyorum. Bu şekilde anlaşılsa da, bu değerlendirmenin bir peşin hüküm değil, bir netice olduğunu söylemeliyim.Video: İnsan iradesi..Geçenlerde, analizlerine çok kıymet verdiğim David Harvey’in bâzı değerlendirmelerini gözden geçirirken bu bakışımı daha net konumlandıracağımı düşündüm. Harvey, kapitalizmin çevrimsel krizlerini bütün boyutlarıyla kavrayan ve kavratan öngörülü çalışmalarıyla tanınıyor. Tespitler tamam. Ama bir adım daha atıp, o kritik soruyu soruyor. “Öyleyse kim, nerede ne yapmalı?..”Harvey bu soruya cevap vermek için , herbir aşaması gerilim yüklü olan sermâyenin dolaşımıyla alâkadar olmak gerektiğini; bunun da bir kaç boyutu olduğunu söyleyerek başlıyor değerlendirmelerine. Kendisinin de bağlı olduğu Marksist değil, Marksgil gelenek îtibârıyla, ilk aşamanın doğrudan değerin ve elbette buna bağlı olarak artı değerin cisimleştiği üretim alanında olduğunu vurguluyor. Bu bilinmedik bir şey değil. Geleneksel Marksist bakış, temel mücâdelenin, herşeyin metâlaştığı üretim alanında olduğunu savunur ve bu alana yoğunlaşır. Harvey bunun yeterli olmadığını, üretilmiş değerin piyasaya aktarılmasının çok daha kritik olduğunu söylüyor. Burada metâlaşma süreci dönüşür ve fiyatlamalar üzerinde parasallaşır. Yâni metâlaşma, parasallaşma olarak billûrlaşır. Süreç de buna bağlı olarak çok daha karmaşıklaşır. Sermâyenin kendi kendisini büyütme ihtirası, ki senede en az %3 olmak zorundadır, üretilen emtiânın tüketilmesini sağlamak zorundadır. Bunun için önce bir piyasa güzellemesi yapılmak ve ekonomizm üzerinden piyasaların tam rekâbete sâhip olduğu ve özgürlük ihtivâ ettiğinin kabûl ettirilmesi gerekir. Tabiî ki bu doğru değildir ve sermâyenin yapısına aykırıdır. Kârın maksimizasyonu olsa olsa merkezîleşmeyle mümkündür ve kaçınılmaz olarak tekelleşmeyle neticelenecektir. Anti- tröst yasaların bunu engelleme şansı yoktur. Rekabetçi kapitalizm ile tekelci kapitalizm ayırımı içi boş, târihsel olarak boşlukta kalan bir ayırımdır.Harvey buna sermâyenin kendisini “gerçekleştirmesi” olarak bakıyor. Yâni sermâye kendisini, üretirken değil, değişim değeri oluştururken ve bunu diyalektik olarak yeniden kullanım değerine dönüştürerek, yâni tükettirirerek gerçekleştirir. Bu da “ihtiyaç” ve “arzu” arasındaki bulanıklığın derinleştirilmesi manâsına gelir. Bu bulanıklık o kadar derin bir noktaya gelmiştir ki, bugün kavuşmayı arzuladığımız ürünler gerçekten de irâdî olarak ne kadar ihtiyaç duyduğumuz şeylerdir, bilemiyoruz. Bugün ihtiyaçlarımız, bizim muhtaç olduğumuz şeyler değil; muhtaç bırakıldığımız şeyler büyük ölçüde. Diğer taraftan bunların tüketimi reel kazançlar üzerinden değil de, borçlandırılarak yapıldığı için, ihtiyaçlarımız bize hizmet etmiyor, biz ihtiyaçlarımıza göre yaşamak zorunda bırakılıyoruz.Harvey, aşırı fiyatlamaların hüküm sürdüğü, ihtiyaçların türetildiği ve çevrimsiz borçlanmaların hüküm sürdüğü piyasalarda eşitsizliklerin derinleştiğini vurguluyor. Buna misal olarak da ilâç ve konut misallerini veriyor. İlâç fiyâtlarının nasıl şişirildiğini ve gerçekten de ihtiyaç olan bir ilâcın nasıl ulaşılmaz kılındığını anlatıyor. Diğer taraftan New York konut fiyatlarındaki anormal yükselişlerin, büyük çoğunluğu senelik 30.000 Doların altında bir gelire sâhip olan insanlar için nasıl ulaşılmaz olduğunu ve evsizlik meselesinin nasıl bu kadar büyüttüğüne işâret ediyor.Esasta iki temel mesele var: Meselelerden ilki , üretimdeki gerilim alanlarının sınıfsal nitelikle sınırlı kalırken, piyasadaki gerilim alanlarının kitlesel; yâni sınıf aşkın olması. İkincisi ise, üretimdeki gerilimlerin politik-ekonomik bir dilde karşılığını bulurken; piyasadaki gerilimleri açıklamak için ise bunun kâfî olmadığı ve kültürel değişkenlere ihtiyaç duyulması. Hâsılı, ilki politik-ekonomik bir mesele iken, diğeri politik-kültürel bir mesele olarak tecessüm ediyor. Odaktaki sorun ise, herşeyi mallaştıran bir dünyânın dışında ona alternatif mallaştırılmamış bir dünyânın kurulup kurulamayacağı. Dahası bunun öznesinin ne olacağı.Harvey’in buraya kadarki tespitleri son derecede doğru. Ama son iki soruya verdiği cevap son derecede naif. Harvey, yapılması gerekenin, üretim ve onun piyasalardaki billurlaşmasına (realization) karşı tepkilerin küresel ölçekte orkestrasyonu olduğunu belirtiyor. Bunu da “sosyal yeniden üretim” odağında bir başlığa taşıyor. Bu da keskin ve iç dokusu kuvvetli bir irâdî hareketi gerekli kılıyor. İyi ama o zaman soralım, emeğin bu derecede dağıldığı ve örgütsüz kılındığı bir dünyâda nasıl bir sınıf mücâdelesi yürütülecek? Haydi diyelim ki, küresel bir emek örgütlenmesi sağlandı; bu büyük kitleye meselenin kazanç artışı olmadığı; “târihsel kazanım” zannedilen birikimlerin nihâyetinde kapitalist birikimlerin kasasına aktarılan değerler olduğunu, buna kapılmamak gerektiğini kim nasıl anlatacak? Maddî şartları alabildiğine daralmış büyük kitlelere maddî gelir artışı fikrine kapılmamaları nasıl telkin edilecek? İkinci boyutta tablo daha karmaşık. Bu alanda kültürel dirençlerin yoğunlaştığı muhakkak. Ama perakendeci bir tarzda. Hepsi kendi düşmanını bularak içine kapandı. Ne olacak da kültürel dirençlerin kendi şehvetlerine kapılmadan maddî dünyâ ile yüzleşmesi sağlanacak? Nihâyet, direnç göstermek meseleyi çözmüyor. Hangi modelde bu orkestrasyon sağlanacak?Evet, mesele Harvey’in işâret ettiği gibi bir orkestrasyon meselesi. Ama bu orkestrasyonun en kakofonik olduğu evredeyiz. Bunun da en berbat maestrosu, tuhaf biçimde sol... Kullandığı teknik de ucuz bir kültürel popülizm… O zaman da bu boşluğu sistem içi başkaları dolduruyor. Tepkileri “renkten renge” sokuyor ve istediği yolda kullanıyor. Gelin de bütün bunlarla berâber, insan irâdesinin târih üzerindeki rolünü tartışın…
Alanyaspor'dan dikkat çeken transfer: Herkesin gözü onda olacak
Spor
Alanyaspor'dan dikkat çeken transfer: Herkesin gözü onda olacak
Alanyaspor Cengiz Aydoğan Tesisleri’nde düzenlenen imza töreninde Portekiz Ligi ekiplerinden Vitoria Guimaraes’te forma giyen 29 yaşındaki Brezilyalı sol kanat oyuncusu Davidson Pereira ile 3, Beşiktaş’tan gelen 22 yaşındaki stoper Fatih Aksoy ile 5, Yeni Malatyaspor’da sözleşmesi biten eski kalesi Ufuk Ceylan ise 1 yıllık sözleşmeyle kendilerini Alanyaspor’un renklerine bağladı.
IHA
Beşiktaş Davide Santon ile anlaşma sağladı: Sözleşme detayları belli oldu
Spor
Beşiktaş Davide Santon ile anlaşma sağladı: Sözleşme detayları belli oldu
Beşiktaş'ta transfer çalışmaları devam ediyor. Siyah-beyazlılar Roma forması giyen Davide Santon ile her konuda anlaşma sağlarken, yıldız oyuncunun sözleşme detayları da belli oldu.
Yeni Şafak
Geldiğinde kimse tanımıyordu, Süper Lig'i salladı: 5 maç 5 gol
Spor
Geldiğinde kimse tanımıyordu, Süper Lig'i salladı: 5 maç 5 gol
Galatasaray’ı deplasmanda 2-1’lik skorla mağlup ederek puanını 13’e yükselten Aytemiz Alanyaspor, haftayı zirvede kapattı. Ligin en çok gol atan takımı konumunda bulunan Akdeniz temsilcisinde sezon başında Portekiz ekibi Vitoria Guimaraes'ten bir milyon euro bonservis bedeliyle transfer edilen Davidson, performansıyla göz doldurdu.
IHA
DSÖ'nün Kovid-19 özel temsilcisi: 2021'de "üçüncü dalga" gelecek
Koronavirüs
DSÖ'nün Kovid-19 özel temsilcisi: 2021'de "üçüncü dalga" gelecek
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yeni tip koronavirüs (Kovid-19) küresel mücadele özel temsilcisi Dr. David Nabarro, Avrupa ülkelerinin salgının ilk dalgasına tepkisiz kalmasının ardından ikinci dalganın yaşandığını belirterek, "Gerekli altyapı şu anda oluşturulmazsa önümüzdeki yılın başlarında üçüncü bir dalga gelecek" uyarısında bulundu. Nabarro ayrıca, Avrupa ve İsviçre'nin pandemiyle mücadelesini ağır şekilde eleştirdi.
AA
Filistin'den ABD Tel Aviv Büyükelçisi Friedman'a kınama
Dünya
Filistin'den ABD Tel Aviv Büyükelçisi Friedman'a kınama
Filisin Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin Tel Aviv Büyükelçisi Friedman'ın " İsrail'in Filistin topraklarını işgali söz konusu değildir" kullandığı skandal sözleri kınadı.
AA
"Kürtler'in dağlar dışında da dostları var"
Dünya
"Kürtler'in dağlar dışında da dostları var"
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski Başkanı General David Petraeus, “Kürtler'in dağlar dışında da dostları olduğunu” söyledi.
Diğer

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.