Evde GDO testi
Ekonomi
Evde GDO testi
Bakanlık desteği ile geliştirilen yeni bir gen cihazı gıda denetimlerinde çığır açacak. Yakında piyasada olacak ürünle, GDO’dan salmonella ve karışık ete kadar birçok testi vatandaş kendisi yapacak
Diğer
Şair haşmet’in oruç borcu
Şair haşmet’in oruç borcu
Sultan Üçüncü Mustafa’nın sadrıazamı Koca Ragıp Paşa, en değerli bir Osmanlı devlet adamı olduğu kadar, güçlü bir şair olarak da bilinmektedir. Paşanın diğer bir özelliği de kitaplara olan düşkünlüğüdür. Laleli’deki Koca Ragıp Paşa Kütüphanesi İstanbul’un en önemli kültür hazinelerinden birini teşkil etmektedir. Süleyman Nazif, bu kütüphane hakkında Servet-i Fünun’da yayımladığı makalenin girişinde şöyle demektedir:Video: Şair haşmet’in oruç borcu“Ey okuyucu, İstanbullu veya başka yerli, nereli olursan ol. Eğer Koca Ragıp Paşa Kütüphanesi’ni ziyaret etmemiş, eğer burada birkaç saat temaşa, murakabe ve tahassüsle vakit geçirmemiş isen muhakkak bil ki, bu belde-i tayyibenin büsbütün yabancısı ve en büyük cahilisin!”İşte bu kütüphanenin hafız-ı kütübü yani müdürü Haşmet de Koca Ragıp Paşa gibi ünlü bir şairdi. Paşa ile Haşmet, tencere kapak misali birbirlerine çok benziyorlardı. Aralarında geçen nükteli konuşmalar, latifeler, fıkralar bugün bile erbabınca kulaktan kulağa, dilden dile dolaşmaktadır. Şimdi müsaade ederseniz, bunlara ait Ramazan ve oruçla ilgili iki nükteyi nakledeyim:Merhum Mehmed Zeki Pakalın’ın “Tarihe Malolmuş Fıkralar” isimli kitabında anlattığına göre, Koca Ragıp Paşa, bir bayram arifesi akşam üzeri yürüyüşe çıkıyor. Vezneciler’deki Kuyucu Murat Paşa türbesinin önünden geçerken yanında bulunan Haşmet: “Bu türbenin son derece öfkeli ve tuhaf bir türbedarı vardır. İçeri girip kendisini biraz kızdıralım, eğlenmiş olursunuz” diyor. Birlikte türbeye giriyorlar. Türbedar ikisini de saygıyla karşılıyor.Koca Ragıp Paşa: “Türbedar efendi! Burada yatan zat, gazi ve mücahid bir vezirdir. Büyük bir devlet adamıdır. Dolayısıyla sandukasına, kavuğuna, sarığına gözün gibi bakman gerekir” diyor. Türbedar: “İktiza eden hassasiyeti gösteriyoruz. Yüce emriniz üzerine bir kat daha dikkat ederiz” cevabını veriyor. Paşa bir kere daha: “Anladın ya türbedar efendi! Kendisi büyük bir devlet adamıdır. Ona göre hizmetini yapmalısın” diye ihtarını tekrarlıyor. Türbedar oruç keyfiyle iyice öfkeleniyorsa da kendini tutmayı başarıyor, hizmette kusur etmeyeceğine dair bir kere daha teminatta bulunuyor. Paşa, yine: “Türbedar efendi! Bak yine tekrar ediyorum. Kavuğunda, sarığında tozdan, topraktan eser bulunmamalıdır” deyince cinleri tepesine çıkan türbedar artık dayanamayıp “Efendim! P…. Yerinden kalkıp yarın bayram alayına gidecek değil ya! Bu kadarı çok bile!” cevabını veriyor. Kahkahayla gülmeye başlayan Koca Ragıp Paşa kendisine gerekli ihsanda ve ikramda bulunuyor.Asıl üzerinde duracağımız oruç fıkrası ise şöyle:Bir Ramazan ayında, Koca Ragıp Paşa’nın huzurunda oruç tutmaktan ve tutamayıp da, daha sonra gününe gün tutmaktan söz açıldığı sırada Paşa, Haşmet’e: “Haşmet! Senin de borcun var mı?” diye soruyor. Haşmet: “Var, efendim” diyor. “Ne kadar?” sorusunu “Mahalle bakkalına bin kuruş borcum var” diye cevaplandırıyor. Koca Ragıp Paşa: “Ben onu sormuyorum, oruç borcunu soruyorum” deyince Haşmet, şu haşmetli cevabı veriyor:Efendim! Oruç borcunu, namaz borcunu Allah sorar. Sizin sormanız gereken borç kul borcudur, bakkal, manav borcudur.Yukarıda da belirttiğim gibi, Koca Ragıp Paşa Üçüncü Mustafa’nın sadrıazamı olup ilmiyle, irfanıyla, şiirleriyle, nükteleriyle tanınmaktadır. Ayrıca mizaha, latifeye düşkün olduğu, devrin meşhur kadın şairlerinden Fıtnat Hanım’la şakalaştığı, aralarında bir takım fıkralar geçtiği biliniyor. Bu arada “Menakıb-ı Kethüdazade” isimli eserde onun hakkında bazı ilgi çekici tesbitler ve anekdotlar bulunduğunu da söylemiş olalım. Mesela Kethüdazade Mehmed Arif Efendi’ye göre, Üçüncü Mustafa, Ruslara karşı savaş açmayı çok istiyor. Fakat Ragıp Paşa, padişahın böyle bir savaşta yenileceğini bildiği için onu niyetinden vazgeçirmek için büyük çaba harcıyor. Ama Sultan Mustafa savaşta ısrar etmektedir. Hatta, “Mutlaka savaşacağım. Askerim çok, param çok. Altını gülle (mermi) yapıp atsam yine bitmez!” diye büyük konuşurmuş.Burası doğru ama uzun zamandan beri muharebe olmamış. Devrin şartlarına uyularak orduda gerekli düzenlemeler yapılmamış. Halbuki Ruslar askeri teşkilatlarını düzenleyeli yetmiş, seksen yıl olmuş. Süngülü tüfekleri ve eğitimli askerleri var. İşte bütün bunları çok iyi bilen Ragıp Paşa, Ruslarla böyle bir savaşa girilmemesi için elinden gelen gayreti gösteriyor, padişahı ikna etmek için dil döküp duruyor. Fakat takdir-i ilahi, Koca Ragıp Paşa 1761’de vefat ediyor. Yerine gelen sadrıazamlarda o liyakatte, o kabiliyette olmadığından, olmadıklarından büyük musibet denilen 1768 seferi açılıyor. Ruslara karşı açılan bu savaşta bizimkiler büyük kayıp veriyorlar. Hem çokluğuyla övünülen paralar suyunu çekiyor hem acemi askerler fena halde kırılıyor.Kethüdazade Mehmed Arif Efendi – bakınız – korkunç manzarayı nasıl anlatıyor:Tuna Nehri’nin öte yanından bir süvari beygiri köstekten boşanıyor. Aşağı yukarı koşarken ordunun içinde büyük bir gürültü kopuyor. “Ümmeti Muhammed’i gâvur bastı!” diye kaçan kaçana. Durum böyle olunca asker kendini büsbütün Tuna nehrine atıyor. Binlerce askerimiz Tuna’da boğuluyor. Bu büyük nehrin üzerinde uzun süre topçu poşuları ve asker elbiseleri akıyor. Kısaca söylemek gerekirse, Moskof ordusunun kazandığı bu savaştan hemen sonra Mslüman halktan çok sayıda esir alındığı gibi, büyük toprak kaybı da söz konusu oluyor. Rusların on sekiz bin kişilik eğitimli, donanımlı askeri, bizim 150 bin kişilik başıbozuk ordumuzu büyük bir bozguna uğratıyor. Bu savaşta elli bin şehit veriyoruz.Böylece Koca Ragıp Paşa’nın ne kadar ileri görüşlü bir devlet adamı olduğu bir kez daha anlaşılmış oluyor ama – tabii ki- iş işten geçmiş oluyor. Paşa’nın türbesi, kendi kütüphanesinin içinde bulunmaktadır.Sözü yine oruç borcuna getirecek olursak, Haşmet, Koca Ragıp Paşa’ya, efendim oruç borcunu Cenab-ı Hak sorar, sizin sormanız gereken borç, bakkal borcudur diye verdiği cevapla taşı tam da gediğine koymaktadır. Buradan iki sonuç çıkıyor: Haşmet, muhatabı koskoaca bir paşa bile olsa doğruyu söylemekten çekinmiyor. Diğeri de şu ki, büyük mevkilerde bulunan kimselerin, maiyetlerinde bulunanları maddi açıdan gözetip kollamaları, alacaklarıyla, verecekleriyle yakından ilgilenmeleri gerekir. Bilindiği gibi borçlunun borcunu ödemek, yani ona şu veya bu şekilde yardımcı olmak büyük bir sevaptır. Eskiden bakkallarda “zimem defterleri” adıyla bilinen borç yahut veresiye defterleri varmış. Mesela hem hamiyet, hem servet sahibi bir kimse mahallesindeki bakkala gidip bu defteri istermiş. Listedeki borçların ya bir kısmını veya tamamını sildirirmiş. Borcu ödeyen de, borcundan kurtulan da birbirlerini tanımazlarmış. Böylece hamiyet sahibi o zat nefsine paye verme tehlikesinden uzak kaldığı gibi, borçlu kimse de rencide edilmemiş oluyor. Böylece sağ elin verdiğinden, sol elin haberi olmamış oluyor.İslam güzellikler dinidir. Osmanlı bu güzellikleri ve özellikleri büyük oranda sahiplendiği için büyük devlet oldu ve büyüklük neymiş bütün dünyaya gösterdi.
Demet Akbağ gözyaşlarına boğuldu
Hayat
Demet Akbağ gözyaşlarına boğuldu
Sunucusu olduğu şaka programında ünlüleri hedef alan Demet Akbağ, kendi programında bu kez kendi şakalandı. Akbağ şakaladığını sandığı Sermiyan Midyat'ın fenalaştığını görünce gözyaşlarını tutamadı.
Diğer
Yılmaz Erdoğan: Konuşacak durumum yok
Hayat
Yılmaz Erdoğan: Konuşacak durumum yok
Geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Erdal Tosun'un evi ziyaretçi akınına uğradı. Taziye ziyaretine, usta oyuncunun 'Bir Demet Tiyatro'da birlikte rol aldığı arkadaşları Yılmaz Erdoğan ve Demet Akbağ başta olmak üzere birçok sanatçı geldi. Yılmaz Erdoğan, gazetecileri mikrofonu uzatması üzerine, 'Konuşacak durumum yok' dedi.
IHA
Bitkiler de göç etmeye başladı: Akdeniz bitki örtüsünü belki de 100 sene sonra Karadeniz'de göreceğiz
Teknoloji
Bitkiler de göç etmeye başladı: Akdeniz bitki örtüsünü belki de 100 sene sonra Karadeniz'de göreceğiz
Küresel iklim değişikliği sadece insanları değil hayvanları ve bitkileri de daha yaşanabilir alanlara göç etmeye zorlarken bu değişimin uzun yıllar sonra fark edilebileceğini belirten İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Ekoloji-Evrim Ana Bilim Dalı Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Demet Biltekin, "Günümüzdeki Akdeniz bitki örtüsünü belki de 100 sene sonra Karadeniz'de göreceğiz" dedi.
AA
MHP’de kongre kazanı kaynamaya başladı
Gündem
MHP’de kongre kazanı kaynamaya başladı
Bahçeli’ye muhalif MHP’lilerin olağanüstü kurultay toplamak için delegelerden ıslak imzalı, noter onaylı imza toplama girişiminde bulundukları öğrenildi. Muhaliflerin önündeki en önemli engel MHP tüzüğü.
Diğer
Türk dilini 220 milyon kişi konuşuyor
Hayat
Türk dilini 220 milyon kişi konuşuyor
Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sinan Kaçalin, 21 Şubat'ta çeşitli etkinliklerle kutlanan Uluslararası Anadil Günü'nün, dillere saygının vurgulandığı, dünyada unutulmaya yüz tutmuş ve az konuşuru olan dillerin tanıtıldığı, halkı bilgilendirme yönü daha ağır basan bir gün olması gerektiğini belirtti.
AA
Suikastta Rusya masası kullanıldı
Gündem
Suikastta Rusya masası kullanıldı
Karlov suikastında yeni detaylar ortaya çıkıyor. Ankara Başsavcılığı’nın iddianamesine göre MİT’te Rusya masasına bakan FETÖ’cü Vehbi Kürşat Akalın, “Uçak krizi sonrası Türkiye-Rusya ilişkileri”ne dair rapor hazırladı. Akalın iki ülkenin yeniden bir araya geleceğini yazınca suikast kararı alındı.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.